Seçilmiş Dinciler

0
119

Türkiye Cumhuriyeti tarihine şöyle bir baktığımızda herhalde üzerinde en fazla konuşula gelmiş konunun “Din “olduğunu görebiliriz. Sağcısı da solcusu da ,dindar da ateisti de ,siyasetçisi de halkı da kısacası kime sorarsanız herkes din hakkında bilgi sahibidir otoritedir kendi bildiğinden gayrısı sapkınlıktır yalandır bidattır!!!


Daha da acısı şayet herhangi bir dini konuyu tarikat önderi şeyhi temsilcisi söylüyorsa bu ilahiyat profesörünün fikrinden evladır derhal uygulanmalı zinhar karşı çıkılmamalıdır!!
Acaba halk olarak nedenini hiç sorguladık mı bu anlayışımızın ??
Neden bu kadar özelde yaşanan bir duygu birilerinin sürekli olarak kaşıdığı yara yada birilerinin rant kaynağı olabilmiştir nasıl olurda gencecik dimağlar tazecik beyinler böylesine (tabi ki içlerinde samimi olarak Kuran eğitimi verenler müstesna ) ne idüğü belirsiz kime neye hizmet ettiğini bilmediğimiz pek çoğu uydurma dini kaynaklardan beslenerek insanların beyinlerini yıkayan tarikat cemaat topluluk adına her ne derseniz artık bu tarz kişilere sorgulamadan emanet edilebiliyor?


Bu kadar ucuz mu bu ülkenin çocukları???
Peygamberimizin üzerine basa basa ifade ettiği bende sizler gibi bir insanım ifadelerine rağmen neredeyse haşa uluhiyet atfederek kerametler icat ederek gün yüzüne dahi çıkmayan bu kişileri bu derece yüceltmek İslam dininin hangi öğretisinde vardır ?
Tarikat yol demektir Allaha yakınlaştıran yoldur yöntemdir aslı nitekim buralardan Yunus Emreler Hacı Bektaşi Veliler Mevlanalar ve daha niceleri dergahlarda yetişmiştir insanlara hizmet etmiş doğruyu hakkı savunmuşlardır fakat günümüzde suistimale en açık alanlardan biri haline geldiği de aşikardır ne yazık ki!!
Buradan tarikatlar silinsin yok edilsin ,elbette demiyoruz insanları Allaha yakınlaştıran huzura kavuşturan onlardan düşünme yetilerini almayan Allah’la aralarına rabıta adı altında başka insanlar koymayan siyasetle işleri olmayan salt din eğitimi veren şeffaf topluluklara sözümüz yok fakat çevrelerine topladıkları insan kalabalığına mukabil devlete paralel oluşumlar haline gelen dini öğretmekten çok dini anlayışlarını empoze eden insanların karar verme düşünme melekelerini egale eden onları kıyafetleri ve söylemleri şekil şemalleri de dahil istedikleri gibi programlayarak yarı robotlaştıran topluluklara derhal devlet eliyle müdahale edilmelidir.
Buradaki asıl mesele devletin din eğitimini çocuklarımıza belli bir yaştan itibaren pedogojik ve mesleki yeterliliklerini ispatlamış kişilerce verilmesinin sağlanması ve Kuran-ı Kerim öğretme amacıyla açılan özel kurslarında çok yönlü olarak denetim altında tutmasıdır.

Diyanet İşleri Başkanlığının asıl görevi kılıçla hutbe okumak değil, İslâm dininin inançları, ibadet ve ahlâk esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmektir. Günümüze baktığımızda cemaatlerin diyanet işleri yerine bu işi üstlendiğini üzülerek görmekteyiz.
Bizim devletimiz çok güçlüdür kurumları da tüm devlet işlerinde olduğu gibi din işlerinde de uzmandır.
Bu köşede halkın sesi olmaya gayret gösteren bir yazar olarak yetkililerden özellikle dini eğitim konusunda daha fazla denetim ve özen bekliyor, dinci ile dindar ayrımını gözeterek çocuklarımıza gençlerimize ve topluma önce kendimiz samimiyetle yaşayıp örnek olmayı sonrada gerçek anlamda tüm hayatları boyunca uygulayabilecekleri bir dini anlayışlarının oluşması yönünde bir dini eğitim aldırmalarını naçizane öneriyor ve arzuluyorum.
Selametle…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz