Belediye başkanlıkları için parti adayları açıklanıyor. Özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi ağır toplarını en kritik merkezlere koyuyor. Ama gelin görün ki, bir zamanlar kendi memurları, şimdi onların bir anlamda amirleri olacak.

Bunlardan biri de eski Kayseri Büyük Belediye Başkanı ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki. Özhaseki AKP’den Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı adayı yapıldı. Bakanlığı döneminde imar barışı ile gündeme gelen Özhaseki, seçildiği takdirde başkentte ne yapacak? Vaatlerini dinleyeceğiz ama tartışmalardan en başında konutların yatay mı dikey mi yapılacağı geliyor.
Bakanlığı sırasında Özhaseki’nin eski memuru olan Toplu Konut İdaresi Başkanı Murat Kurum yeni dönemde Çevre ve Şehircilik Bakanı olarak atandı. Kurum, Cumhurbaşkanın uyarılarını dinleyerek dikey konuta izin vermeyeceklerini sürekli belirtiyor.
Diyelim ki, Özhaseki, seçildi, kendi bakanlığı döneminde olduğu gibi, hatırını kıramayacağı bir müteahhidin 40 katlı bir projesine ruhsat verdi. Bakanlık “hayır yapamasın” diyebilecek mi? Ya da bazı projeleri Bakanlıktan dönerse eski memuru olan Bakana tepkisi ne olacak? Bakandan “bu özel proje” diye izin koparabilecek mi?
Bize düşmez ama Özhaseki gibi diğer adayların; (kazanmak istiyorlarsa) başkenti bilişim başta olmak üzere sanayi ve teknolojide istihdam yaratacak proje vaatleriyle yola çıkmaları. Tabii, öncelikle Çankaya ve Yenimahalle sakinlerinin gönülleri almak şartıyla.
YILDIRIM’IN VERGİLERİ
İstanbul için adaylığı neredeyse kesinleşen Binali Yıldırım için de aynı konular geçerli. O da kendini İstanbul için yatay, dikey tartışmaları arasında bulacak.
Yıldırım’ın başını ağrıtacak diğer bir konu da emlak vergileri. Başbakanlığı döneminde yüzde 500’lere varan emlak vergilerine karşı çıkan ve bunları “vicdansızlık” diye eleştirip yüzde 50 artış oranı ile sınırlayan Yıldırım, acaba “borç çok, para yok, bu vergiler artırılsın” diyebilecek mi? Ya da en küçük projeleri bile Ulaştırma Bakanlığı’na yaptırıp sonra bunu ben yaptırdım“ diye övünecek mi?
“Olur mu olur” ya da “ben yaptım oldu” anlayışının yaşandığı bu dönemde Yıldırım’ın protokol sorununu aşmak için, yani Valinin arkasında kalmaması gibi, “yerel yönetimler ve yatırımlardan sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcılığı” görevi ihdas edilmesi bekleniyor. Tabii ki seçildikten sonra.
Koca Meclis Başkanı, son Başbakan, yılların Ulaştırma Bakanı, AKP Genel Başkan Vekili, Vali gelince ayağa mı kalksın yani? Ya da İstanbul’da etkinlik yapan Bakanların ayağına mı gitsin? Ya da İçişleri Bakanlığı müfettişleriyle mi uğraşsın? Bu unvanı ile Bakanlar, valiler, kapıda beklesin lütfen.
Yıldırım sempatik kişiliği ile İstanbul’da oyları etkileyebilir. Ancak kazanamaması halinde Meclis Başkanlığı ona dar gelir.
İZMİR SPEKÜLASYONLARI
Eski ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi de İzmir’den AKP adayı. Zeybekçi’nin Denizli’den belediye başkanlığı deneyimi var.
Vatandaş, Zeybekçi’yi, bakanlığı döneminde, doların her yükselişini “bunlar spekülasyon, manipülasyon, operasyon” tekrar kelimelerine bağlamasıyla hatırlıyor. Tahminimiz, Zeybekçi, bu alışkanlığından dolayı kendisine yönelik her eleştiriyi bu sözlerle cevaplandıracaktır.
Dış ticarette de ithalatı görmemezlikten gelip varsa yoksa ihracat diyen Zeybekçi de İzmir’de, Gökçek’in Ankara’da yaptığı gibi bazı ilçeleri, yöreleri delik deşik yollarla cezalandıracak mı? Bu Yıldırım ve Özhaseki için de geçerli.
Üç aday için en önemli kriter aday oldukları kentlerde 24 Haziran’daki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’a verilen oylar.
Eğer “AKP eşittir Cumhurbaşkanı Erdoğan” ise, mevcut ekonomik sıkıntıların yarattığı karamsarlık ortamında iki MHP gelse dahi işleri zor.

FACEBOOK YORUMLARI

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin