SARITAŞ: ARTAN MALİYETLER OTOBÜS FİRMALARINI ZOR DURUMA SOKTU

0
126

Ankara Ticaret Odası (ATO) 57’nci Komite Başkanı Muhammet Sarıtaş, son zamanlarda artan fiyatlar nedeniyle otobüs seyahatlerinin düşmesi ve otobüs firmalarının bu durumundan kaynaklı yaşadığı sıkıntıları gazetemize anlattı.

ESMA ALTIN- ATO 57’inci Komite Başkanı Muhammet Sarıtaş, artan girdi maliyetleri nedeniyle otobüs fiyatlarının yükselmek zorunda kaldığını, fiyatların yükselmesi ile vatandaşların otobüs seyahatlerini eskisi kadar sık kullanmadığını ve bundan kaynaklı otobüs firmalarının yaşadığı sıkıntıları anlatmak üzere gazetemize konuk oldu. Otobüs firmalarının çeşitli maliyet kapıları olduğuna dikkat çeken Sarıtaş; “Girdi maliyetlerinin artmasıyla birlikte taşımacılık yapan arkadaşlarımız otobüs bilet ücret ücretlerini artırmak durumunda kaldı. Çünkü şu anda ayakta durmakta güçlük çekiyorlar. Yolcuların azalması bir nebze de olsa buna bağlanıyor. Otobüsçülüğün yürüyebilmesi için temel girdilerinin ekonomik olması lazım. Otobüs fiyatları uçak fiyatları ile başa baş gidiyor deniliyor ama maliyetler ortada. Uçak biletleri ile otobüs biletlerini karşılaştırmak elma ile armudu karşılaştırmak gibi bir şey. Mazot giderleri, terminal giderleri yükseldi, vergiler sürekli artırılıyor. Bunların hepsini bir araya topladığınız zaman bir maliyet dağı oluşuyor. Yani otobüs firmalarının bilet fiyatlarını artırmadan, bilet fiyatlarını yükseltmeden bunları karşılama imkanı yok.” dedi.
‘UÇAK İLE OTOBÜS FİYATLARINI KARŞILAŞTIRMAK ÇOK ANLAMSIZ’


Şehirlerarası karayolu seyahatinde otobüslerin önemli bir yeri olduğunu ancak şu an ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntıları en çok yaşayan kesimlerden birinin de otobüs firmaları olduğunu kaydeden Sarıtaş, otobüs ile uçak fiyatlarının birbiri ile kıyaslanmasını eleştirdi. Otobüslerin tamamen özel sektör içinde vatandaşlara hizmet etmeye çalıştığını belirten Sarıtaş, sözlerine şöyle devam etti; “Daha önce AŞTİ’de ve diğer terminallerde yapılmış bir haber vardı. Burada otobüs ücretleri uçak ücretleri ile yarışıyor, aynı seviyeye geldi, şeklinde bir haber yapılmıştı. Bunun tabi ki çeşitli nedenleri var. Son zamanlarda, son 2-3 ay içerisinde yaşanan ciddi bir ekonomik dalgalanma oldu. Bunun yansımaları halkın çeşitli katmanlarını etkilemeye başladı. Girdi maliyetlerinin artmasıyla birlikte taşımacılık yapan arkadaşlarımız otobüs bilet ücret ücretlerini artırmak durumunda kaldı. Çünkü şu anda ayakta durmakta güçlük çekiyorlar. Yolcuların azalması bir nebze de olsa buna bağlanıyor. Ama esas sorun bu mudur, onu iyi sorgulamak lazım. Burada öncelikle halkın alım gücüyle ilgili bir durum da söz konusu. Çünkü bu ekonomik dalgalanmada insanlar mümkün olduğu kadar çeşitli masraflarını kısmaya gayret ediyorlar. Turizm sektörü bir bütün olarak düşünüldüğü zaman bu tarz krizlerde, bu tarz zamanlarda insanların en rahat vazgeçtikleri şey tatil yapmak, seyahat etmektir. Bu temel ihtiyaçtan kaynaklanan bir durumdur. Bunun sektöre yansıması çok ciddi oluyor. Özellikle otobüsçülük sektörü Türkiye’de çok kaliteli ve çok nizami yapılan bir sektördür. Biz otobüs taşımacılığına biraz ağırlık vermiş bir ülkeyiz. Bu alanda gelişmiş bir ülkeyiz. Bir zamanlar uçak, havaalanı ve uçuşların artmasından önce karayolu yolcu taşımacılığı, toplam seyahat edenlerin yüzde 90’ının üzerindeki insanları taşıyordu. Şu anda bu rakamlar çok da düşmüş değil aslında. Tahminimce en son birkaç yıl önce insanlar yüzde 75-80 civarında karayolu ile seyahat ediyorlardı. Bu rakamların belki 3-5 puan daha düşmüş olabilir. Tabii bu sektörel olarak ciddi bir yapılanmayı, ciddi bir altyapıyı gerektirir.”
Otobüs taşımacılığı sektöründe zorlu rekabet koşulları olduğunu belirten Sarıtaş, şunları ifade etti; “Otobüsçülüğün yürüyebilmesi için temel girdilerinin ekonomik olması lazım. Çünkü sonuçta burada bir ticaret yapılıyor. Devlet ya da belediye gibi sosyal bir proje değil sonuçta. Otobüs zarar etse de burayı devam ettirmek zorundayız şeklinde bir durum söz konusu değil. Sonuçta o devlet vergilerle destekleniyor, bütçeden paylar aktarılıyor vs. Ama şirketlerin böyle bir olanağı olmadığı için belirli bir kârlılık üzerine kurulmuştur. Ya zarar eder kapatır ya da kar eder devam eder. Belli dönemler vardır ki bu dönemlerde kâr etmeyi de artık bir kenara bırakıp sektörün devam edebilmesi için birtakım özverilerde bulunabiliyor sektör aktörleri. Otobüs fiyatları uçak fiyatları ile başa baş gidiyor deniliyor ama maliyetler ortada. Uçak biletleri ile otobüs biletlerini karşılaştırmak elma ile armudu karşılaştırmak gibi bir şey. En başta uçaklar yakıtı 3’te 1 fiyatına daha ucuz alıyorlar ve her şeyden önce ÖTV’siz alıyorlar. İkincisi, devlet destekleri var. Türk Hava Yolları (THY) sonuçta bir devlet kuruluşu. Bizim bununla rekabet etmek gibi bir lüksümüz yok. Otobüslerde her türlü KDV’sinden tutun da bütün vergilerin tamamı istisnasız alınıyor. Mazot temel girdi, son zamanlarda bu oynak kurdan kaynaklanan mazot fiyatlarının her gün yükselmesi. Yakıt fiyatları 11 liraysa 30 kuruş indirilir, 10,70 kuruş yaparlar. Bir hafta sonra 50 kuruş zam gelir ve 11,20 kuruş olur. Maalesef bu şekilde ilerliyor. Bu Türkiye’ye has bir şey değil ama biz bunun etkisini çok şiddetli yaşıyoruz. “TERMİNAL GİDERLERİ HEP OTOBÜSÇÜLERİN SIRTINA BİNDİRİLİYOR’

- Reklam -


Özellikle döviz kurunda yaşanan hareketlilikten otobüs firmalarının direkt etkilendiğini belirten Sarıtaş, şunları dile getirdi; “Şu anda yatırım yapmak için eski otobüslerini seferlerden çekip yeni otobüs almak isteyen firmalar bunun için zorlanıyor. Çünkü yeni sıfır otobüslerin fiyatları 4 milyar TL. Bu öyle hadi deyip de alınacak ve filoya ilave edilecek şeklinde her işletmeciliğin harcı değil. Çünkü önünü görmesi lazım. Gelecekte bu otobüsleri sefere koyduğum zaman bunu ne kadar zamanda amorti edebilirim, bunun hesabını, kitabını yapıyorlar.”
Terminal ücretlerinin otobüs firmaları için ciddi bir maliyetlere sebep olduğunu, özellikle şu anki durumda terminal ücretlerini ödemede sıkıntı çeken firmaların olduğunu söyleyen Sarıtaş, terminal maliyetlerinin otobüs firmalarına yüklediği yükleri şöyle anlattı; “Şimdi öyle terminaller yapılıyor ki sağ olsunlar bize hiç sormuyorlar. Bunu daha çok yerel yönetimler yapıyor. Devletimizin bu işe de el atması lazım. Yerel yönetimler herhangi bir ile kocaman bir terminal yapacağım, bu ilin büyük bir terminali varmış vs. diyecekler şeklinde ortaya bir eser çıkarıyor. Sonrasında da otobüsçüye gelin bu elbiseyi giyin diyorlar. Ama hiç prova yapmadınız ki. Terminallerin ortak giderleri, yakıtı, işletme giderleri, çalışan personel, güvenlikçi, yazıhane kiraları vs. pek çok gider çıkıyor önünüze. Otobüs taşımacılığı zaten kılıf değiştiriyor. Gün geçtikçe zaten alternatif taşımacılık sistemleri gelişiyor. 100 yıllık bir terminal yapılıyor ve burası 100 yıl sonra çöplük olacak. Herhangi bir ilde örneğin; 4 tane otobüs firması var. Ancak oraya 50 tane yazıhanesi olan bir terminal yapılıyor. Bütün bu giderler hep otobüsçünün sırtına yükleniyor.”
‘DÖVİZ KURUNDAKİ DALGALANMA OTOBÜS FİRMALARINI HER ANLAMDA ETKİLEDİ’
Otobüs bakımlarının da yine kurdaki dalgalanmaya bağlı olarak büyük maliyetlere neden olduğuna dikkat çeken Sarıtaş, şunları ekledi; “Otobüs parçaları hep dolar ve euroya endeksli. Bundan kaçma imkanımız yok. Bu otobüsün altına bir yazlık, kışlık lastik alınması lazım. Otobüslerde bir lastik neredeyse bir araba fiyatına yaklaşmış. Bu maliyetler yükseldi. Mazot giderleri, terminal giderleri yükseldi, vergiler sürekli artırılıyor. Bunların hepsini bir araya topladığınız zaman bir maliyet dağı oluşuyor. Yani otobüs firmalarının bilet fiyatlarını artırmadan, bilet fiyatlarını yükseltmeden bunları karşılama imkanı yok. Ayrıca sektörün kendi işletme giderleri var. Bunların hepsini topladığınız da bir bakıyorsunuz bileti Ankara-İstanbul arasında 60 liraya satılıyor. Bu 60 liranın üstüne bir de 40 lira koyup maliyetler karşılanıyor. Çünkü Ankara-İstanbul arası kişi başı maliyetler 100 liraya çıkmış. Bunu nasıl 60 liraya satabilirsiniz ki? İnsanlarımız gelip otobüslerde Ankara-İstanbul arası 160 lira, uçaklarda ise 150 lira oldu diyor. Tamam ama her şey ortada. Bunlar keyfi yapılmış şeyler değil. Bu insanlar ayakta durmaya çalışıyor. Bir taraftan taşımacılığa talep azalıyor, insanlar seyahatlerini rahat bir şekilde iptal edebiliyor. Bir taraftan da Ulaştırma Bakanlığı’nın kıstasları var. bu kıstaslara göre üç kişi bile olsa seferleri devam ettirmek zorundasınız. Yani sistem zara ede ede nereye kadar gelebilecek? Zaten şu anda pek çok firma kapatmış, terk etmiş durumda. AŞTİ’deki işletmelerin yüzde 80’inin kaç aylık kira borçları var. Ödeyemiyorlar. O nedenle bilet fiyatları arttı, fırsatçılık yapılıyor değil. Gerçekten böyle bir şey yok. Sürekli uçak fiyatları ile karşılaştırma yapılıyor ama uçak fiyatları günde 3 defa fiyat değişikliği yapıyor. Ama otobüslerde böyle bir şey yok. Ulaştırma Bakanlığı sen benden fiyat aldın, aldığın fiyatı 4 ay değiştiremezsin diyor. Bu 4 ay içerisinde enflasyon, devalüasyon ne olursa olsun değiştiremezsiniz. Bu şartlar altında otobüsçünün ayakta kalması zor.”
‘HER ŞEYİN FİYATI ARTARKEN BİLET FİYATLARI NEDEN ARTTI DEMEK ÇOK ANLAMSIZ’
Karayolu taşımacılığında otobüslerin ve otobüs firmalarının ciddi bir yere sahip olduğunu, özellikle turizm sektörü için de büyük değer ifade ettiğini vurgulayan Sarıtaş, şu ifadeleri kullandı; “Bu sektör küçümsenemeyecek kadar büyük bir sektör. Türkiye civarında yaklaşık 300 bin kişiyi istihdam eden bir sektör. Yıllık 170-200 milyon kişi taşıyor neredeyse. Dolayısıyla iç turizmin hareketliliğini de sağlıyor. Bunun göz ardı edilmemesi lazım. Giderler maalesef saymakla bitmiyor. Yine otoban, köprü giderleri de var. Örneğin; İstanbul’da 3’üncü köprüden geçmenin 750 lira gibi bir maliyeti var otobüsçüye. Zaman kaybı da cabası. Otobüslerin içerisinde ikramlar veriliyor. En basitinden su veriliyor. Fiyatlar üç katı arttı. Bunların fiyatları artarken bilete neden zam yapıldı, uçak fiyatlarına gelindi demek yanlış. Bu nedenle bilet fiyatları arttı demek çok anlamsız.”
Devletin otobüs firmalarına biraz daha ağırlık verip artan girdi maliyetleri için destek sağlaması gerektiğini savunan Sarıtaş; “Türkiye’de otobüs taşımacılığı bir gerçektir, vardır. Bundan sonra da var olacaktır. Diğer taşımacılık sektörleri entegrasyonu yapılarak, dönüşümü sağlanarak devam etmesi gerekir. Devletin bu konuya biraz daha eğilmesi, biraz daha destek vermesi gerekir. Özellikle pandemi döneminde sektöre yeterli destek sağlanmadı. Kapısını kilitleyip giden otobüsçü kaderine terk edildi. Yatan otobüsünün sigortasını ödedi firmalar. Bu otobüsler 6-7 ay yattı. Bu konuda devletimize pek çok müracaatımız olmasına rağmen sonuç alamadık. Otobüs taşımacılığının üvey evlat statüsünden çıkarılıp öz evlatlarıyla aynı statüye koyması gerekiyor.” şeklinde konuştu.

- Reklam -