Cumhuriyet Halk Partisi tüzük kurultayına hazırlanırken bir yandan da AKP Hükümetine ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a eleştirileri sürüyor. CHP Parti Meclisi Üyesi ve Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu yaptığımız söyleşide Erdoğan’ı da AKP’yi de sert cümlelerle eleştirdi.

Kuşoğlu, “Erdoğan dönemini aşmanın önemli bir maliyeti olacaktır. Aşar mıyız? Aşarız” dedi.

SİZ YURT DIŞINDA VE YURT İÇİNDE SIK DOLAŞAN, HALKIN ARASINDA OLAN VE ÇOK OKUYAN BİR SİYASETÇİSİNİZ. NE OLUYOR TÜRKİYE’DE, NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?

KUŞOĞLU: Siyasetin ve siyasi gelişmelerin altında ekonomi, sosyoloji, tarih, uluslararası ilişkiler, din gibi birçok olgu vardır. Türkiye bu dönemde bu olguları bir arada ve çok yoğun olarak yaşıyor. Köyden kente anormal bir göç yaşadık ve bunun sorunlarıyla çok yoğun olarak karşılaştık.
Teknolojideki gelişmelerin çeşitli boyutlarda şoklarını yaşıyoruz. Sanal alem günlük yaşamımızdan, mahremimize kadar her konumuza girdi. Gerçek dünyadan koptuk. Geçinemiyoruz, borçluyuz, işsiziz. Milli ve manevi değerlerimizi yitirdik, ahlaken zayıfladık, psikolojik sıkıntılar içerisindeyiz. Eğitim seviye ve sistemimiz sorunlarımızı kavramamıza ve aşmamıza yetmiyor.
Toplumsal ve manevi olarak çok zayıfladığımız bu dönemde siyasal iktidar 16 yıldır, geçmişte devlete muhalif olan bir zihniyetin elinde. Bu zihniyet aynı zamanda kenti, moderniteyi henüz hazmedememiş olanları iktidara taşıdı. Devletin kuruluş değerleri ile sorunları var. Devleti ve toplum hayatını değiştirmek istediler ama yerine koyacakları kendilerine ait hiçbir şey yoktu. Sadece devleti ve toplumu tahrip ettiler ve ediyorlar…
Küresel Batılı güçlerinin desteği ile geldiler ama onlarla ittifakları çok sürmedi. Bugün Batı ve Batının yörüngesindeki İslam dünyası ile sorunlu bir durumdalar. Siyasal İslam yada siyaset Müslümanlığı bir kez daha bitmiş durumda. İktidar partisinin ideolojisi tükenmiş ve lider ile ayrışmış durumda.
Ancak, güçlü bir liderlik ve devlet gücü kullanılarak şimdilik iktidara tutunma devam ediyor fakat her geçen gün güç kaybına uğrandığı kesin… Tabi iktidarla beraber ülke de kaybediyor çünkü devleti bu güç ele geçirmiş durumda…
Sonuçta insan yaşamındaki gibi devlet ve toplumların yaşamında da kritik dönemler oluyor. Biz bu dönemlerden en çok kritik olanı yaşıyoruz.

NE DEMEK LİDER VE PARTİ AYRIŞMIŞ DURUMDA?

KUŞOĞLU: O bizim bildiğimiz, 2002’de iktidara gelen Ak Parti artık iktidarda değil. Farklı bir iktidar var. Artık Ak Partiler ve milletvekilleri iktidarda değiller. Sadece iktidara yakın duruşları var. Zihniyet ve düşünceleri yönetime asla yansımıyor. Yani iktidar olan AK Parti değil farklı bir odak.
Erdoğan’ın temsil ettiği garip bir “Saray iktidarı” oluştu. Bu Saray iktidarı sorumsuz ama dış politikadan, tarıma, ekonomiye, yargıya kadar her şey oraya bakılarak icra ediliyor. Bakanlar yaptıklarından, atamalarından emin değiller. Sarayın onaylamadığı hiçbir şey gerçekleşmiyor. Hele kamuoyu tepki gösterirse Saray hemen sanki suç bakanlarda imiş algısı doğurarak müdahale ediyor.
Bu geçiş dönemi, 2019’dan sonra değişir demeyin tam tersine daha da kötü hale gelecek. Çünkü nasıl toplum yapısı kutuplaştırma politikaları ile bozuldu ise devlet çarkı da işlemez hale getirildi. Devlet mekanizması oldukça yavaşladı ve doğal işleyişini yitirdi. 2019’da bu işlemeyen devleti daha net göreceğiz.
Çünkü bu milletin binlerce yıllık ikili yönetim gelenek ve sistemi de bozuldu. Binlerce yıldır cumhurbaşkanı-başbakan ilişkisi bizde padişah-sadrazam, hakan-vezir i azam ikilisi ile süregelmişti. Bir nevi denge ve denetleme mekanizmasıydı. Şimdi o da yok oluyor. Hem de bu devlet geleneğini yok eden kendine “yerli ve milli” diyen 2 parti maalesef…

SİYASAL SİSTEMDE Mİ TOPLUM VE DEVLET YAPISINA PARALEL OLARAK BOZULDU?

KUŞOĞLU: Aynen öyle. Siyaset, liberalizm, muhafazakarlık, sosyal demokrasi, milliyetçilik, sosyalizm gibi siyaset kavramları üzerinden yapılır. Demokrasilerde böyledir. Erdoğan Rejimi ile dikkat edin son yıllarda Ortadoğu’daki siyaset sistemine sahip olduk. Etnik ve mezhepsel siyaset yani.
Bakın TBMM’de 4 parti var; biri Türkçü, biri Kürtçü, biri dindar, biri laik. Erdoğan’ın göstermek istediği algı daima Sünni-Alevi veya dindar-dinsiz şeklinde oldu.
Bu yapıdaki partilere oy verenler diğer partilere oy verir mi? Kendini Kürt hisseden Türk partisine, kendini Sünni veya dindar hisseden alevi veya dinsiz partisine oy verir mi? Hırsızlık yapsa bile partisini değiştirmez, değiştiremez. Projelerin, programların, kadroların önemi olmaz. Türkiye’de bu dönemde yapılan bir yönüyle de budur.
Şimdi de iktidarının devamı için Sünni Türk ile Alevi Kürt ittifaklarını gerçekleştirmeye çalışıyor ki bu kutuplaşma Türkiye’yi gerçek anlamda böler. Çok tehlikeli.

BU ÇOK SIKINTILI BİR SİYASAL YAPI, ERDOĞAN MI SORUMLU? BUNDAN KURTULUP NORMALE DÖNEBİLİR MİYİZ?

KUŞOĞLU: Erdoğan aslında dediği gibi yerli ama oyun onun üzerinden oynandı. BOP eş başkanı olduğunu söylediği dönemde oyunu sanırım kavrayamamıştı.
Hırsına kapılmıştı. Ilımlı İslam projesi ve kutuplaşma onun üzerinden devreye sokuldu. Çünkü yerli ve milliyetçiydi ama milli değildi.
Milli olmak bilinçli, birikimli olmayı ve uluslararası seviyede olmayı gerektirir. 15 Temmuz’da emanet alınmak ve Türkiye bükülmek istendi ama başaramadılar. Çünkü Türkiye’de Cumhuriyetin kuruluş değerleri yerlerinde duruyor. Temel sağlam. Ancak, çok tahribat var.
Normale dönmemiz için çok aklıselim hareket etmemiz gerekiyor. Ak Partililerin, bu işlerin müsebbibi ve simgesi Erdoğan’ı tasfiye etmeleri gerekiyor. Aynı zamanda arkasında bir istihbarat örgütünün olduğu söylenen 15 Temmuzcularla da mücadele şart.
Darbecilerle ve darbe nedenleriyle yeterince mücadele edilmiyor. Madem, arkasında bir istihbarat örgütü var diyorsun, onlar 40 yıllık bir proje diyorsun böyle mücadele olmaz. Erdoğan kendini kolluyor, devleti ve toplumu kollamıyor onlara karşı…

BİRAZDA EKONOMİDEN BAHSEDELİM. SİZ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU ÜYESİSİNİZ. EKONOMİYİ İYİ TAKİP EDİYORSUNUZ. NELER OLUYOR?

KUŞOĞLU: Ekonomi, siyasete ve devletin durumuna paralel bir durum arz ediyor.
Bütçe açığı, dış ticaret açığı, gelir dengesizliği, üretmeyen, istihdam yaratmayan bir ekonomi yapısı var ama henüz döviz girişi de var. Biz de döviz bitmeden ekonominin krizde olduğu kabul edilmez. Yüksek faiz veriyoruz henüz yabancılar geliyor. Riskimiz artıyor, verdiğimiz faizde atıyor. Şimdilik krizde değiliz ama sağlıksız ve güven duyulmayan bir ekonomimiz var.
Ben size bir araştırmadan bahsedeyim; 2015’de bin, 2016’da 6 bin, 2017’de 6 bin 1 milyon dolar ve üstü hesap yurt dışına gitmiş. 3 yılda 13 bin. Kaç milyar dolar bilmiyoruz.
Neden gidiyor bu para? Ülkesine güven duymayanlar özellikle de iktidara yakın olanlar yapıyor bu işi. Ekonomi iyi olsa, iktidara güven duyulsa bu yapılır mı? Dili, becerisi olan beynini, parası olan sermayesini yurt dışına kaçırıyor.
Hepimiz yarınlarımızdan endişeliyiz…

ÇOK KARAMSAR BİR TABLO ÇİZMEDİNİZ Mİ?

KUŞOĞLU: Hayır, karamsar tablo değil. Tespitler bunlar. Ben hiç karamsar değilim. Türkiye bu dönemi çok büyük hasar görmeden atlatırsa demokrasisi de, ekonomisi de çok önemli kazanımlar elde edecektir. Çok daha fazla hasar görmeden atlatabiliriz. Ancak, gerçekçi olmamız lazım. Erdoğan dönemini aşmanın önemli bir maliyeti olacaktır. Aşar mıyız? Aşarız…
Siyasiler, iş dünyası, akademisyenler, kanaat önderlerine büyük iş düşüyor. Devlet geleneği ve birikimimiz burada kendini göstermeli. Aşarız…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz