SANA DEĞMEYEN YILANI BİN YAŞATIRSAN BİRGÜN İLLAKİ SENİDE SOKACAKTIR!!!

0
8

Martin Niemöller (1892), Birinci Dünya Savaşında Alman ordusunda denizaltı komutanıydı. Savaş sonrası ilahiyat okudu, din adamı oldu. 1933 yılında Nazilerin iktidara gelişini büyük sevinçle karşıladı. Geçen 14 yıllık Cumhuriyet dönemini karanlık yıllar olarak niteledi.


Aradan çok geçmedi…
Nazilerin dini avuçlarının içine alma niyetleri ortaya çıktı. Hitler kiliseyi parçalıyor, egemenliği altına alıyordu…
Nazi rejimine boyun eğmeyen Papaz Niemöller 1937 yılı Temmuz’unda tutuklandı, 7 ay hapis yattıktan sonra tahliye edildi. Ancak mahkemeden çıkarken Gestapo tarafından tekrar tutuklandı, toplama kampına sürüldü. İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar toplam 7 yıl Dachau ve Sachsenhausen kamplarında kaldı. Müttefik askerlerince 1945 yılında kurtarıldı ve Şu sözleriyle de tarihe geçti :


“Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkartmadım; çünkü ben sosyalist değildim.
Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim.
Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim.
Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.”
Hayat böyle müthiş bir dinamiktir işte verdiğini sana geri sunmadan bitmez!!!
Papaz Martinin hikayesi günümüzde aslında bize hiçte yabancı olmayan bir durum ne dersiniz?
Baktığımızda kimileri düzenin yanında ve menfaatleri tek ölçütleri, diğerleri de düzene karşı onlarında tek ölçütleri menfaatleri!!!
Herkes bir şekilde menfaatini yürütme çabasında ,düzenden nemalanma yarışında!!!
Bir de ne orada ne burada olmayan bir grup daha var ki baktığınızda herkes her şeyin farkında, herkes bir şeylere tepkili, herkes haksızlıklardan adaletsizliklerden muzdarip ,fakat iş bunları dile getirmeye hak aramaya geldiğinde yada söyleyeceği bir mecrada olduğunda da aynı tepki !!!Herkes sus pus!!!


Bana değmeyen yılan bin yaşasın yahudi öğretisi başlara tac edilirken İslam Peygamberinin “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” hadisi sanki hiç duyulmamış yada Hz Ali “Haksızlık önünde eğilmeyiniz çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz “ dememiş gibi hala insanlarımız bal tutarken parmağını yalama veya su akarken testisini doldurma yarışında!!!

Her şey o kadar kanıksatılmış ki insanlara artık haksızlıkları dile getirenlerden rahatsız olunur hale gelmişiz!!! Sırf ucu dokunmuyor diye yanlışın yanında olmak olağan kabul edilirken bir gün gelip kendinin veya çoluk çoğunun o yanlışlıklara maruz kalabileceğini düşünememekte insanımız, eleştiri yaparken insanlara indirgenip kişiler üzerinden değerlendirmeler yapılarak “o şucu bu bucu “ beni ilgilendirmez diye düşünüp At gözlükleriyle etrafta dolaşmaktalar !!! Oysa olaylar değerlendirilerek doğruluk yanlışlık haksızlık veya adalet kavramları bir kere daha çek edilse gerçekler gün yüzüne çıkacak ve sanki gelecek daha aydınlık olacaktır değil mi sevgili okurlar!


Kim bilir belki insanlarımızın kendi sağlam hissi ölü,düşünme mekanizmaları bağlı zihinleri bağımlı dünyaları karanlık kalpleri umutsuz olmaktan kurtulacak örnek bir toplum ortaya çıkacaktır…
Akif ‘in dizelerini de yazımda paylaşmadan geçemedim ;
Kanayan bir yara gördüm mü yanar taa ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim çifte yerim.
Adam Aldırma da geç git! Diyemem aldırırım!!!
Çiğnerim,çiğnenirim Hakkı tutar kaldırırım!!
Sevgiyle kalınız….

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz