Korona virüs salgını öncesi 50 bin kitap hedefiyle çalışmalarına devam eden Okuyacak Çocuklar Derneği, pandemi sürecinde köy okullarına kitap gönderemese de Ankaralı çocuklarla dezenfekte edilmiş bin kitabı buluşturdu.

Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nden mezun olan eğitimci Ali Murat Karabağ salgın öncesi köylerde kütüphanesi bulunmayan okullara tek başına 25 bin kitap gönderdiğini ifade ederek korona virüs sebebiyle kitap göndermeye ara verdiklerini ancak kurdukları stantlarla bin kitap dağıttıklarını söyledi. Karabağ verilen arayı sosyal medya hesaplarından yapılan söyleşilerle kapatmaya çalıştıklarını belirterek pandemi sürecinde ki dernek faaliyetlerini ve yapılan sınavları öğrenciler açısından değerlendirdi.

Salgında kitap göndermeye ara verdik

Çocuklara virüs bulaşmasının önüne geçebilmek için salgın sürecinde kitap göndermeye ara verdiklerini ifade eden Karabağ “Bilindiği üzere bir salgın sürecinden geçmekteyiz. Bu süreçte öğrencilerimize onların sağlığını düşündüğümüz için kitap gönderemedik. Biz kitaplarımızı dezenfekte etsek bile yolda ne olacağını bilemeyiz. Bundan dolayı kitap gönderme faaliyetlerimize bir süre ara vererek çalışmalarımıza sosyal medya hesaplarımız üzerinden devam ediyoruz.” dedi.

Ankara’nın ilçelerinde stant kurduk

Pandemi sürecinde valilikten izin alarak Ankara’nın Etimesgut ve Sincan ilçeleri bölgesinde stant açarak ücretsiz kitap dağıttıklarını söyleyen Karabağ “Okullara hiçbir şekilde kitaplarımızı yollamadık. Kitaplarımız depolarımızda beklemekte. Salgın süreci sona erdiğinde kitaplarımızı ihtiyacı olan okullara göndermeye devam edeceğiz. Salgın sürecinde çalışmalarımıza Ankara’nın ilçeleri olan Sincan, Etimesgut’ta stantlar açarak devam ettik. Valilikten izin alarak yaptığımız ücretsiz kitap dağıtımı ilgi gördü. Dağıtacağımız kitapları dezenfekte ederek bir gün beklettik ve eldiven, maske kullanarak dağıttık. Salgın sürecinde bin kitabı çocuklarımızla buluşturduk. Daha önce koymuş olduğumuz hedeflere salgın nedeniyle doğal olarak ulaşamadık. Bütün kitaplar elimizde kaldı.” şeklinde konuştu.

Sosyal medya hesaplarımızdan söyleşiler yapıyoruz

Pandemiyi olumlu bir şekilde değerlendirebilmek için sosyal medya hesaplarından yayın yaptıklarını belirten Karabağ “Salgın sürecinde sosyal medya hesaplarımızdan söyleşilere başladık. Her Cuma akşamı 21.30 gibi söyleşilerimize devam ediyoruz. Söyleşi yaptığımız kişiler profesörler ve alanında uzman kişilerden oluşuyor. Konularımız genel olarak çocuk, sanat, kültür, eğitim alanında oluyor. Uzman kişiler bizi takip eden insanları bilgilendirici açıklamalarda bulunuyor.” ifadelerini kullandı.

“Köyde Sanat” projesini hayata geçireceğiz

Daha önce planladıkları “Köyde Sanat” projesini hayata geçirmek istediklerini vurgulayan Karabağ “Bu sene hayata geçiremediğimiz “Köyde Sanat” projesini salgın sonrasında faaliyete geçirmeyi hedefliyoruz. Türkiye genelindeki ressam ve sanatçılardan bizlere gelen resimleri köy okulunda bir sanat atölyesi kurarak sergilemek istiyoruz. Şuanda onun çalışmalarını yürütmekteyiz. Ekim ya da Kasım ayında “Köyde Sanat” projesini hayata geçireceğimizi düşünüyorum.” diye konuştu.

Çocuklar salgında sıkıntılı bir süreçten geçti

Sınava hazırlanan öğrencilerin salgında sıkıntılı bir süreçten geçtiğini söyleyen Karabağ “YKS bilindiği üzere korona virüsü sebebiyle öne çekildi. Bu tarihin devlet tarafından daha uygun olacağı düşünüldü. Sınavla ilgili olarak çocukların aklında “Virüse yakalanır mıyız, yakalanmaz mıyız?” soru işareti kalmasın diye devlet gerekli tüm önlemleri aldı. Özel okullarda bu süreçte gerekli bütün önlemleri aldı. Bu konuda çocukların fazla stres yapması istenmedi. Ne kadar önlem alınsa da sınava girenlerin çocuk olduğunu unutmamak gerekiyor. Yapılan sınavlar normal süreçte de çocuklar için bir baskı unsuruydu. Virüs de çocuklarımızın daha sıkıntılı bir süreçten geçmesine sebep oldu.” dedi.

Sınav sonuçları sürecin olumlu yönetildiğine işaret

Milli Eğitim Bakanlığı’nın süreci olum yönettiğine işaret eden Karabağ “Sınavın yapılmasının tek avantajı çocuklar için konuların az olması oldu diyebiliriz. Konu kapsamı daha dar olunca çocuklarımız belli konulara daha çok çalışarak eksiklerini kapatabildi. Bu da öğrenciler için büyük bir avantaj oldu. Çocuklarımız yine salgın sürecinde online eğitimlere katılarak sosyal süreci yaşadılar. Bilindiği üzere okul sosyal bir ortam. Çocuklar okula geldiğinde arkadaşları ile sohbet ederek onlarla oyun oynuyorlar. Süreci uzun online çalışmalar ile çocuklarımız atlatabildi. Sınav sonuçlarına baktığımızda Türkiye genelinde birçok çocuk tam puan aldı. Sonuçlar sürecin olumlu bir şekilde yürütülebildiğinin bir göstergesi oldu.” diye konuştu.

Okullar Eylül ayında açılmalı

Okulların açılmasının uzaması çocukları olumsuz etkileyeceğini ifade eden Karabağ “Evde olmak, okulda olmamak ve korona virüsüne rağmen zor olan Matematik ve Türkçe sorularında birçok öğrenci başarı gösterdi. Öğrencilerin başarısı hem onların hem de Milli Eğitim Bakanlığı’nın başarısıdır. Bundan sonrasına biraz değinecek olursak Eylül ayı itibariyle okullar açılmalı ki çocuklar biriktirdiği enerjilerini rahatça boşaltabilsinler. Yoksa sürek çok uzayacak gibi görünüyor. Uzarsa da çocuklar sıkıntıya girmeye başlayacak. Okulun çocuklara verdiği sosyalleşme sokaktakinden çok daha farklı. Okullarda kontrollü, denetimli ve eğitimle içselleştirilmiş bir hareketlilik var. Bu durum çocuğun daha sağlıklı gelişimine katkı sağlıyor. Ağustos sonunda okulların açılmasını dört gözle bekliyoruz.” dedi.

25 bin kitabı tek başıma gönderdim

25 bin kitabı tek başına toplayıp gönderdiğini belirten Karabağ “25 bin kitabı tek başıma toplayıp gönderdim. Dernek olursak daha çok kişiye ulaşabileceğimi düşündüm ve Ağustos ayında dernekleştik. Okuyacak Çocuklar Derneği yeni bir dernek. Derneğin üyelerinin çoğu yine eğitimci ve bu tarz işler ile uğraşan arkadaşlardan oluşuyor. Onların tanıdığı öğretmen arkadaşlar üzerinden yola çıkarak okullara kitapları yollamaya devam ediyoruz.” dedi.

Aldığım geri dönüşlerden çok etkilendim

Gazi Üniversitesi’nden mezun olan Karabağ Türkiye’deki okullara kitap dağıtmaya bir öğretmen arkadaşının mesajı ile başladığını belirterek “Arkadaşım benden kitap istedikten sonra her şey çorap söküğü gibi geldi. Kitapları yolladım ve onun başka bir arkadaşı benden kitap istedi ve faaliyetlerimiz başlamış oldu. O dönemde birkaç köy okuluna daha kitap yolladım. Aldığım geri dönüşlerden çok etkilenince yardımlara devam ettim. Hikaye bir mesaj ile başlayarak bende bağımlılığa dönüştü.” dedi.

3 yıl ev ev dolaşarak kitap topladım

Karabağ, dernekleşmeden önce tamamen kendi imkânlarıyla kitap topladığını,   kitapları belli sınıflara ayırdığını söyleyerek, şunları kaydetti: “Yaklaşık 3 yıl tek başıma ev ev dolaşarak Ankara’da kitap topladım. Sosyal medya hesaplarımdan şu tarihlerde şu bölgeleri gezeceğim diyerek açıklamalarda bulunuyordum ve kendime bir güzergah belirliyordum. Topladığım kitapları evimin bir bölümüne yığdım. Daha sonra bu kitapları çocukların yaşlarına göre sınıflandırmaya çalıştım. Çocuklara uygun olmayan yayınları ya da yasaklı yayınları kitapların içerisinden eleyerek göndermeye hazır bir hale getiriyordum. Ayrıca kitapları ayıklayarak düzenleyip çocukların düzeylerine göre okullara yollamaya başladım.” dedi.

Başımdan ilginç olaylar geçti

Başından çok ilginç olayların geçtiğini belirten Karabağ “Geçtiğimiz sene bir velim bana burada bir kişinin numarasını vererek görüşmemi istedi. Bende bir şekilde verilen numaradaki kişi ile görüşemedim. Daha sonra ulaşmak için aradığımda yiğeninin lösemi olduğunu öğrendim ve akşamında vefat haberini aldım. O gün içerisinde 800 kitabı ayıkladım ve vefat eden çocuğun anısına yollayacağım.” dedi.

Kitaplar dolaplara kitlenmesin okutulsun

Biz dernek olarak güvenmediğimiz ya da tanımadığımız hiç kimseye kitap yollamıyoruz, yollamadıkta. Çünkü gönderilen kitapları bir kenara koyarak, üstünü kitleyip ben kütüphane kurdum diyebiliyor. Biz öğretmenin kitapları dolaba kitlemesini değil okutmasını istiyoruz. Bundan dolayı idealist öğretmenlerimize kitaplarımızı yollamayı tercih ediyoruz.

Zorlukları sponsorlar ile aştım

Kitap dağıtma işlemlerine başladığında birçok sıkıntı ile karşı karşıya geldiğini belirten Karabağ “Kargo konusunda büyük sıkıntılarım vardı. Tek başıma kitapları kutulayarak arabaya yüklüyordum ve postaneye taşıyordum. Gerçekten benim için çok zor olan bir durumdu. Ancak son iki gönderimde sponsorlar sayesinde kargo istediğimiz yere kadar gelerek paketleri alıyor ve gidiyor. Bu durumdan oldukça memnunum.” dedi.

1 çocuk bile kitap okumayı sevse hedefime ulaşacağım

Kitap gönderdikleri okullarda çocukların tepkilerinin çok güzel olduğunu da belirteren Karabağ “Benim hedefim; 1000 kitapta 1 öğrenciyi yakalamak. 1 öğrenci bile oradaki kitaplardan 5-6 tanesini okursa onun hayatı değişecek. Onun için 1000 kitapta 1 çocuk hedefim var. 1 tane çocuk kitap okumayı sevme kıvamına gelse bile ben hedefime ulaşacağımı düşünüyorum.” dedi.

Derneğin bir başka amacı; sonsuz bir paylaşma kültürü yaratmak

Karabağ, derneğin diğer amacının da paylaşma kültürünü yeniden topluma aşılamak olduğunu belirterek, “Sonsuz bir paylaşma kültürü yaratmak istiyoruz. Bu kültür içerisinde ben paylaşırım diyen herkese kapımız açık” dedi.

Derneğe destek olmak isteyenler, kitap bağışında bulunabilir

Karabağ, derneğe destek olmak ve kitap bağışında bulunmak isteyen kişilere sosyal medya hesapların aktif olduğunu söyleyerek,  şunları söyledi: “Sosyal medyadan ulaşmak isteyenler bize her daim ulaşabilir. Şu anda İnstagram’a ağırlık veriyoruz.    

Sosyal medyadan bize mesaj gönderenlere biz olabildiğince kısa süre içinde geri dönüş yapıyoruz. Kişinin iletişim bilgilerini istiyoruz. Öğretmen olduğuna dair bir yazı ya da belge istiyoruz. Bunun yanı sıra okulun kütüphanesinin görseli ya da videosunu istiyoruz. O dokümanları biz değerlendiriyoruz ona göre karar veriyoruz.” diyerek sözlerine son verdi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz