Sahte içki sorunu

0
110

Hafta sonu medya gündemini işgal eden konulardan biri de İzmir ve Kırıkkale’de sahte içki kullanımı yüzünden ölen ya da hastahanelik olan vatandaşlarımızdı.

Konu medya gündeminde kendine yer bulacak kadar önemliydi çünkü İzmir ve Kırıkkale’de sahte içki kullandığı iddia edilen onlarca vatandaşımız hastahanelik olmuş ve bazıları da hayatını kaybetmişti. Bu ülkemizdeki ne ilk sahte içki vakasıdır ve eminim ki nede son olacaktır.

Ülkemizde sahte içki sorununu doğuran AKP iktidarının uyguladığı yanlış vergi politikalarıdır. Kendi dünya görüşleri ve yaşam biçimine aykırı olan içki kullanımını, alkollü içecekleri aşırı vergilendirerek cezalandıran, madem içiyorlar ödesinler o zaman kafası ile fahiş vergi koyan AKP iktidarının politikaları alkollü içeceklerin üretimini fabrikalardan merdiven altı kaçak imalathanelere ve evlere taşımış bulunmaktadır.

Evlerde ve kaçak imalathanelerde üretilen alkollü içecekler iki yöntemle üretiliyor; bu yöntemlerden birincisi piyasada hazır olarak satılan, yasal olarak faaliyet gösteren fabrikalarca üretilmiş, gıda olarak tüketime uygun % 99 saf etil alkolü sulandırıp, anason vb aromalar katarak rakı ya da benzeri bir içki üretmektir. Bu yöntem yüzde yüz emniyetli bir yöntemdir ve biraz uğraşarak herkes kendi içkisini kendi damak tadına göre üretebilir. Diğeri ise alkolü evde ya da kaçak bir imalathanede damıtma yöntemdir. Bu yöntem risklidir çünkü alkol damıtılırken içki yapımında kullanılan etil alkol ile birlikte zehirli metil alkolde çıkmaktadır. Eğer bu metil alkol damıtma işlemi sırasında ayırt edilmezse insanları zehirler ve bunu da herkes bilir. Damıtma yöntemi hem daha zor ve zahmetlidir, hem alet edavat, imbik vs gerektirir ve hem de daha bir tecrübe ve uzmanlığa ihtiyaç duyar. Anadolu kültüründe boğma rakı olarak tanımlanan geleneksel içki üretme yöntemi bu şekilde evde damıtma yöntemi ile yapılmaktadır.

Evlerde hazır etil alkol ile içki yapımı artınca iktidar önce bu etil alkole de yüksek bir vergi koydu daha sonra ise etil alkolün içine onu içilemeyecek şekilde acılaştıran bir kimyasal katılmasını şart koştu. Bu uygulama vatandaşları kaçak olarak üretilen ve metil alkol karışmış olma riski de bulunan alkollerin kullanımına itti.

Aslında ülkemizde sahte içki üretimini gerektirecek ne alkollü içecek üretim kapasitesinde bir sorun var ve ne de hukuki bir yasak, tek sorun aşırı, fahiş vergi yükü yüzünden alkollü içecek fiyatlarının satın alınamayacak kadar pahallı bir seviyeye çıkmış olmasıdır.

Bu da tamamı ile AKP iktidarının bu mereti içenler zaten bana oy vermez, o yüzden oy kaybetme korkusu olmadan istediğim kadar vergi koyarak onları cezalandırabilirim, onların tercih ettiği yaşam biçimine dolaylı olarak da olsa istediğim gibi müdahale edebilirim anlayışının bir sonucudur.

Oysa demokratik devletlerde iktidar vatandaşlarına yaşam biçimi dayatması yapmaz, yapamaz tam tersine vatandaşların yaşam biçimine kolaylık sağlayarak, diledikleri gibi yaşamalarının önünü açar.

Ekonomik olarak ise alkollü içecekler tarımsal üretimin katma değeri en yüksek ürünüdür. Bir kilo şaraplık üzüm 2 – 3 lira iken bu üzümden elde edilen bir şişe kaliteli yılanmış şarap en az 250-300 liradır, görüldüğü gibi müthiş bir katma değer artışı.

Bugün 100’lük olarak tabir edilen 1 lt rakı 219 lira, 1 lt ithal viski 250 lira ve 1 lt votka 222 liradır. 50 cc bir kutu bira ise 11 liradan satılmaktadır ve bu fiyatlar vergi yükü yüzünden çok ama çok pahalıdır. Oysa evde yapılan bir litre rakının maliyet fiyatı 20 liranın altında kalmaktadır.

Alkollü içkiler elbette aşırı tüketildiği hallerde sağlık için zararlı bir nesnedir, lakin bu olasılık kişisel tercih özgürlüğü ve hak olma durumunu değiştirmez. Kamu eli ile bu noktada bir yaşam biçimi dayatması kabul edilemez ve zaten sonuçta vermez.

Dini inançlar nedeniyle içki yasağı uygulayan İran, Suudi Arabistan vb ülkelerde de evde ya da merdiven altı kaçak imalathanelerde içki yapımı bol bulamaç devam etmekte değil midir?

Amerika’da geçmişte yaşananlar ise ibretliktir; ABD’de “Prohibition” dönemi, 1919’dan 1933’e kadar On Sekizinci ABD Anayasası Değişikliği doğrultusunda ülke çapında alkolün satılması, üretilmesi ile taşınmasının yasak olduğu dönemdir. Alkol karşıtı hareketin oldukça kuvvetli baskısı altında 18 Aralık 1917’de ABD Senatosu On Sekizinci Anayasa Değişikliği’ni teklif etmiş. 36 eyalet tarafından onaylanmasının ardından 16 Ocak 1919’da tasdik edilmişti. Alkol yasağı bir sene sonra da yürürlüğe girdi.

Sonuç Alkolün yasa dışı olarak üretilmesi ile dağıtılması hızlı bir şekilde yayıldı ve ortalığı mafyalaşan, içki kaçakçısı çeteleri sardı. İçen gene içti ama parayı legal fabrikalar değil mafya ve kaçakçılar kazandı. 5 Aralık 1933’te sonunda hukümet pes etti Yirmi Birinci Anayasa Değişikliği’nin imzalanması ile On Sekizinci Değişikliği yürürlükten kaldırdı.

Vatandaşlarının yaşam biçimi tercihlerini ve hayatlarını korumanın en temel görevi olduğunu hatırlatarak; iktidarı bu fahiş vergilendirme politikalarından vazgeçmeye ve sahte içki vakalarını sona erdirmeye davet ediyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz