ŞAHBAZ: EDEBİYATI, SUYUN DOĞADAKİ GÜCÜNE BENZETİYORUM

0
11
- Reklam -

Edebiyat alanında öykü ve roman dallarında çeşitli eserler kaleme almış ve birden fazla kitabı yayınlanmış yazar aynı zamanda Biyoloji Öğretmeni olan Kenan Şahbaz, gazetemize konuştu.

Esma ALTIN/ANKARA

Asıl mesleği biyoloji öğretmenliği olan aynı zamanda edebiyatın pek çok dalıyla da ilgilenen, aktif olarak eserler kaleme alan ve yayınlanmış birden fazla kitabı bulunan öğretmen, yazar Kenan Şahbaz, edebiyatın hayatına nasıl nüfuz ettiği ve bu alanda neler ürettiği hakkında gazetemize konuştu. İnsanın kendini ifade edebileceği yollardan birinin de edebiyat dalları olduğunu belirten Şahbaz; “İnsan kendini ifade edecek yollar arıyor sürekli. Bu yollardan biri müzikse diğeri edebiyattı benim için. Şiir yazmaya odaklandım bir süre. Eski yazdıklarımı düzenledim. İlk kez bir şiirim edebiyat dergisinde yayımlandığında sanırım o yolu bulmuştum. Sonrasında öyküler yazmaya başladım. Öykü ve romanlarla birlikte şiirden de uzaklaşmış oldum. Şiir okurum ama bir şair olarak başarılı olamadım sanırım.” dedi.

- Reklam -

‘EDEBİYAT BENİM İÇİN KENDİNİ İFADE EDEBİLME YOLLARINDAN BİRİDİR’

Sanatçı bir ruha sahip olan ve sanatın pek çok dalında faaliyet gösteren Şahbaz, şunları anlattı; “Gazi Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Biyoloji bölümünü bitirdim. Gazi Eğitim Fakültesinden aldığım pedagojik formasyon eğitimi sonrasında 1996 yılında İstanbul’da öğretmenliğe başladım. Halen Ankara’da öğretmenlik mesleğini sürdürüyorum. Ortaokul yıllarında kendimce şiirler yazar, bestelerdim. O dönem arabeskin etkisi yoğundu. İlk şiirlerimde bunun etkisi olmuştur. Sonrasında bağlama eğitimi aldım ve müzik, yaşamıma kalıcı biçimde girmiş oldu. Üniversite ve öğretmenliğim süresince amatör ve profesyonel olarak müziği yaşamımın merkezinde tuttum. Uzun süre sahnelere çıktım. Çocuklarım doğduktan sonra sahne süreci daha yorucu olmaya başladı, biraz geri çekilme ihtiyacı duydum.”

Edebiyatın, insanın kendini ifade edebileceği yollardan biri olarak gördüğüne ifade eden Şahbaz sözlerine şöyle devam etti; “İnsan kendini ifade edecek yollar arıyor sürekli. Bu yollardan biri müzikse diğeri edebiyattı benim için. Şiir yazmaya odaklandım bir süre. Eski yazdıklarımı düzenledim. İlk kez bir şiirim edebiyat dergisinde yayımlandığında sanırım o yolu bulmuştum. Sonrasında öyküler yazmaya başladım. İlk öykü kitabım Sahibi Aynı Kuyular 2018 yılında yayımlandı. Ardından 2019’da Kanadı Güvercin ve 2021’de Bir Yokmuş Bir Varmış isimli romanlarım yayımlandı. Öykü ve romanlarla birlikte şiirden de uzaklaşmış oldum. Şiir okurum ama bir şair olarak başarılı olamadım sanırım.”

DESTEKLER OLMASAYDI O YOLU AÇAMAMIŞ OLABİLRİDİM’

Ortaokul yıllarında müzik korosuna seçilmenin kendisinde önemli bir iz bıraktığını ve pek çok kişiden aldığı desteğin faydasına dikkat çeken Şahbaz şunları dile getirdi; “Müzik öğretmenim Selma Uğur’un bana dokunması yaşamımın en önemli hadisesi diyebilirim. Müziğin tınısı, kendi bestelerimi yapma isteği bu ilgiyi başlatan en önemli unsurdur. Sonrasında müzik yaşamından uzaklaştıktan sonra eşim Deniz’in ‘neden yazmıyorsun?’ sorusu, şair dostum Berdar Doğan’ın önerisiyle edebiyat dergilerine eser göndermem, aynı okulda çalıştığım öğretmen yazar Sadık Güvenç’in desteği adım adım edebiyatın içine taşıdı beni. Kendi iç dinamiklerim olsa da bu destekler olmasaydı o yolu açamamış olabilirdim.

Bir sanatçının kendini tek bir kavramın içinde tanımlaması görüşünde olmadığına değinen Şahbaz konu ile ilgili şu ifadelere yer verdi; “Bir edebi kişiliğim oluştu mu, var mı, emin değilim. Bu soruyu kendi adıma cevaplayamam. Edebi kişiliği tanımlayan çok sayıda kavram vardır. Kendimi bir yere yerleştirmem doğru olmaz. Ben tüm yaşamımı bir arayış olarak görüyorum. Edebiyat yolculuğum da bir arayış aslında. Kendimi tanıma arayışı.”

‘ŞİİRDEN ROMANA, ÖYKÜDEN İNCELEMEYE…”

Edebiyatın içinde yer alan pek çok dalda eserler kaleme aldığını ve sonrasında daha çok öykü ve roman ağırlıklı eserler ürettiğini söyleyen Şahbaz şunları kaydetti; “Şu ana kadar şiirden romana, öyküden incelemeye, çok farklı türlerde yazdım. Edebiyat dergileri ve internet sitelerinde roman haricinde çoğunu yayımladım. Biri öykü, ikisi roman olmak üzere üç tane kitabım var. Kitaplaştırma açısından değerlendirecek olursam öykü ve roman yazıyorum diyebilirim.”

Yayınlanmış kitapları hakkında bizlere bilgi veren Şahbaz şunları aktardı; “İlk kitabım Sahibi Aynı Kuyular, on altı öyküden oluşan bir kitap. Buradaki öykülerde daha çok ezilen, ötekileştirilen bireyleri ele aldım. Farklı kimliklerden, farklı topraklardan kahramanların ortaklaşan acıları Sahibi Aynı Kuyular’ın ortak noktası oldu. İkinci kitabım Kanadı Güvercin, Masum isimli karakterin kıskançlıkla büyük bir aşkı nasıl kirletebildiğini anlatan bir roman. Kavramlar ne kadar yüce olursa olsun onu taşıyan insanların masumiyetlerinin o yüceliği taşıyamadığına bir vurgu. Son romanım Bir Yokmuş Bir Varmış ise kadınların üreyebildiği, erkeğin olmadığı bir dünyanın nasıl dinamiklere sahip olabileceğini anlatan distopik bir kurmaca. Bir Yokmuş Bir Varmış romanımın yazım sürecinden bahsetmek istiyorum. Her şey bir soruyla başladı. ‘Kamçıkuyruklu kertenkelelerin üreme biçimi, bunu belirleyen genler insanda olsaydı ya da transfer edilseydi ve erkeklerin yok olduğu dünyada kadınlar üreyebilseydi ne olurdu?’ Bu soru, zihnimi iki yıl kurcaladı. Kısa öykü yazdım, yetmedi. Devamını yazayım derken roman kendini dayattı. Önceki romanda yapmadığım haritalamayı kullandım. Adım adım planlayarak bölümleri yazdım.”

Yazarken belli bir hedef kitle gözetmenin yazarın üretmesi için faydalı olmayacağını vurgulayan Şahbaz; “Hedef kitle meselesine gelirsek, yeterince kitap okunmayan bir toplumda belli bir kitleyi hedef alarak yazmayı doğru görmüyorum. Yazarken böylesi kaygılar gözetmenin esere katacağı bir şey yok. Kurmaca okuyan herkes bu kitapların hedefidir aynı zamanda. Her okuyanın kendi adına bulacağı, eleştireceği bir şey vardır diye düşünüyorum.” dedi.

‘SANAT HER ŞEYDİR, SINIRSIZDIR’

Toplumsal olayların edebiyat ile arasında nasıl bir ilişki olduğunu yorumlayan Şahbaz şunları söyledi; “ ‘Sanat sanat için midir, toplum için midir?’ sorusuna ‘sanatı bir şeye tabii kılmak onu sınırlar. Oysa sanat her şeydir, sınırsızdır,’ diye cevaplarım. Genel anlamıyla sanat, özelde edebiyat her geçen gün sınırlarını genişleten bir evren. Yaşamla ilgili olan her şey aynı zamanda edebiyatla da ilişkilidir. Özellikle baskı dönemlerinde sesi kısılan alanların da sesi olacak güce ve büyük bir özgürlük alanına sahiptir. Edebiyatın toplumu dönüştürecek, büyük bir gücü vardır. Bu gücün farkında olan siyasal akımlar toplumda karşılık bulabilmek adına edebiyata sarılırlar. Bu muhalif sanatın en büyük gücüdür. Egemen sınıf bunu bastırmak istese de kendi saflarına çekmeye çalışmaktan geri durmaz. ‘Kendi sanatını’ oluşturma, sanatçı devşirerek bu algıyı oturtma çabasına girer. Haliyle toplumsal olaylar edebiyatın öncelikli konusu haline gelir. Toplumsal olayları ele alışındaki estetik yapı ise onu benzersiz kılar.”

Kendi eserlerini de yapı olarak toplumsal boyutları ile değerlendiren Şahbaz; “Öyle bir çağda yaşıyoruz ki yaşanan toplumsal travmalara arkamızı dönmemiz mümkün değil. Geleceğe sadece tarih anlatımı kalmayacak. Edebiyat, zamanı derinleştirecek önemli bir unsur. Yazarken toplumlardan, olaylardan doğal olarak etkileniyorum ancak bunu doğrudan şunun için yazıyorum, diyemem. Özel amaçla yazıldığında eserde zorlamalar, edebi niteliğinde kayıplar oluşur.” ifadelerini kullandı.

‘YAZMAK, KEYİF ALDIĞIM BİR YOLCULUK’

Edebiyatın içinde yer almanın ve yazılar yazmanın kendisi için neler ifade ettiğini açıklayan Şahbaz şunları belirtti; “Yazmak az önce de belirttiğim gibi bir yolculuk, bir arayış. Başlangıçta kendimi ifade ettiğimi düşünürken ‘ben kimim?’ sorusunun cevabını bulmadan kendimi ifade etmiş olamayacağını anladım. ‘Yazma serüveni’ derler ya, biraz öyle. Yolculuk.  Oldukça keyif aldığım bir yolculuk. Gerek yarattığım karakterlerle gerekse gerçek hayatta karşıma çıkan yazar ve okur dostlarla genişlettiğim bir dünyanın yolculuğu.”

Eserlerinde nasıl bir yazma süreci yaşadığına da değinen Şahbaz şunları anlattı; “Öyle yoğun bir yazma süreci geçirdim ki kitapların yazım süreçlerinde zaman zaman kesişmeler ve birikmeler oluyor. Bir kitaba odaklanıp onu yazan yazarlara hayran olmamak elimde değil. Biraz ayran gönüllüyüm sanırım. Hemen her şeye bulaştım. Bir kitabı yazarken zihnimi kuşatan başka bir fikrin ilk karalamalarını yaparım. Birlikte yazdığım süreçler olsa da birinin uzun dinlenme döneminde diğerini yazmışımdır. Son kitabım yayımlanalı üç ay oldu. Yayımlanmadan önce dört yıla yakın zamandır çalıştığım başka bir roman dosyam vardı. Onun taslağını tamamlamıştım. Onu dinlendirmeyi sürdürüyorum. Yayımladığım ve yayımlamadığım çok sayıda öyküm var. Geçen yıl onlardan bir dosya oluşturdum. Ama hangi dosyayı önce yayımlarım, bilmiyorum. Yazdığım her yazıda olduğu gibi mutlaka fikrine, okur ve yazarlığına güvendiğim birkaç kişiye okuturum.  Tüm bu süreç üç aşağı beş yukarı böyledir. Sadece yazma süreçlerinde farklılıklar oluyor. Yazı kendini dayatınca yaptığınız tüm planlar bozulabiliyor.”

‘SANAT HER ANLAMDA ÇOK KIYMETLİ’

Edebiyatın genel olarak sanatın iletişim anlamındaki büyük gücüne dikkat çeken Şahbaz şunlara vurgu yaptı; “Edebiyatı insanların duygu ve düşüncelerini ifade edebildiği bir araç olarak tanımlamak yanlış olmaz ama öyle bir güce ve sınırları aşma potansiyeline sahip ki bir ifade aracından çok yaratım olarak değerlendirilebilir. Realiteyi aşan dünyalar kurma becerisine sahip. Bildiğimiz hiçbir ifade aracında böyle bir güç yok. Bu açıdan edebiyat genel ifadeyle sanat çok kıymetli.”

Eserlerini kaleme alırken kaleme aldığı amaçlar ile edebiyata nasıl bir faydası olabileceğini belirten Şahbaz şunları dile getirdi; “Eserlerim kendimi arayış yolculuğumun parçaları. Buna özel bir misyon yüklemek haddim değil. Toplumsal sorunlardan etkilenerek yazmış olmam eserleri toplumun yani esas olanın önüne geçiremez. Bunu okurlar değerlendirerek toplumsal açıdan bir değer biçebilirler. Bunu ben yaparsam topluma, edebiyat emekçilerine haksızlık etmiş olurum. Yazdıklarımın değil ama yazmanın ve genel anlamıyla edebiyatın topluma katacağı çok şey vardır. Toplumun kültürel gelişiminin en önemli ayaklarından birini edebiyat oluşturur. Ben buna küçük bir katkı verebilmişsem, ne mutlu bana.”

Edebiyatın, sanatın toplumu iyileştirmede, dönüştürmede önemli bir güce sahip olduğunu vurgulayan Şahbaz; “Sanatın, özelde edebiyatın toplumu dönüştürme gücü var. Bunu suyun doğadaki gücüne benzetiyorum. Doğayı şekillendirme, yıkma ve yeniden yapma gücüne sahip. Sanatın genişleyen sınırlarla su kadar değerli olduğunu söylesek abartmış olmayız. Toplumumuzu Ortadoğu toplumlarının önüne geçiren en önemli unsur sanattır. Sanat ve sanatçıya verilen değer arttıkça kültür ve medeniyetin gelişmesi kaçınılmaz. Atatürk’ün dediği gibi ‘Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.’” şeklinde konuştu.

- Reklam -