<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Son Dakika Ankara Haberleri</title>
    <link>https://sonsoz.com.tr</link>
    <description>Son Dakika Ankara Ulusal haberlerin yankılanan sesi: Sonsöz Gazetesi. Türkiye'nin dört bir yanından en güncel, sıcak, son dakika haberlerini takip edin, gündemi bizimle okuyun, yorumlayın, şekillendirin. Sonsöz, sadece haber değil, bir bilinçtir.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://sonsoz.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 19 Jun 2026 20:17:15 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser Hastalarına “Zayıflama İğnesi” Uyarısı]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/kanser-hastalarina-zayiflama-ignesi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/kanser-hastalarina-zayiflama-ignesi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana Sağlık Grubu Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Deniz Arslan, halk arasında “zayıflama iğneleri” olarak bilinen GLP-1 reseptör agonistleri hakkında önemli uyarılarda bulundu. Arslan, bu ilaçların obezite ve tip 2 diyabeti bulunan kanser hastalarında kullanımının mutlaka kişiye özel değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, bazı hastalarda hızlı kilo kaybının tedavi sürecini olumsuz etkileyebileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Arslan, kanser tedavisi sürecinde kilo yönetimi, beslenme durumu ve metabolik faktörlerin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. Obezite ve diyabetin yalnızca metabolik hastalıklar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Arslan, bu durumların kanser süreciyle doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çekti.</p>

<h3><strong>Obezite ve diyabet birçok kanser türüyle ilişkili</strong></h3>

<p>Arslan, obezitenin meme, kolorektal, rahim, pankreas, karaciğer ve böbrek kanseri gibi birçok kanser türüyle ilişkili olduğunu belirtti. Diyabetin ise enfeksiyon riskini artırabildiğini ve bazı hastalarda tedavi süreçlerini zorlaştırabileceğini ifade ederek, “Bu nedenle obezite ve diyabetin kontrol altında tutulması kanser hastalarında önemli bir başlıktır” dedi.</p>

<h3><strong>“Hızlı kilo kaybı tedaviyi olumsuz etkileyebilir”</strong></h3>

<p>GLP-1 reseptör agonistlerinin bağırsaklardan salgılanan doğal bir hormonun etkisini taklit ederek iştahı azalttığını, mide boşalmasını yavaşlattığını ve kan şekeri kontrolüne katkı sağladığını aktaran Arslan, bu ilaçların bazı hastalarda faydalı olabildiğini ancak kanser hastalarında dikkatli kullanılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Arslan, “Kanser tedavisi sırasında ortaya çıkan istemsiz kilo kaybı ve kas kitlesindeki azalma tedavi sürecini etkileyebilir. Özellikle hızlı kilo kaybı kas kütlesinde azalmaya neden olabilir ve bu durum tedavi toleransını düşürebilir” ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>“Tedavi kişiye özel planlanmalı”</strong></h3>

<p>Özellikle medüller tiroid kanseri öyküsü bulunan kişiler, MEN-2 sendromu olan hastalar ve bazı pankreas hastalıkları olan bireylerde daha dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Arslan, her hastanın klinik durumunun farklı olduğunu belirtti.</p>

<p>Arslan, sosyal medya ve internet üzerinden edinilen bilgilerle ilaç kullanımına karar verilmemesi gerektiğini de ifade ederek, kontrolsüz kullanılan ürünlerin ciddi sağlık riskleri oluşturabileceği uyarısında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Uzmanlardan ortak yaklaşım çağrısı</strong></h3>

<p>GLP-1 reseptör agonistlerinin uygun hastalarda faydalı olabileceğini belirten Arslan, tedavi kararlarının onkoloji, endokrinoloji ve beslenme uzmanlarının ortak değerlendirmesiyle verilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Uzmanlara göre kanser hastalarında kilo yönetimi ve diyabet kontrolü, her hasta için ayrı planlanması gereken kritik bir süreç olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/kanser-hastalarina-zayiflama-ignesi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 10:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/06/z-a-y-i-f-l-a-m-a-i-g-n-e-s-i.webp" type="image/jpeg" length="46369"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kene Tutunursa Ne Yapılmalı? Sağlık Bakanlığı Açıkladı]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/kene-tutunursa-ne-yapilmali-saglik-bakanligi-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/kene-tutunursa-ne-yapilmali-saglik-bakanligi-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürü Erdoğan Öz, kene tutunması durumunda vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyardı. Öz, kenenin vücuttan en kısa sürede ve doğru yöntemlerle çıkarılması gerektiğini belirterek, çıplak elle müdahale edilmemesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı hakkında açıklamalarda bulunan Erdoğan Öz, hastalığın kene temasıyla veya kenenin tutunmasıyla bulaşabildiğini ifade etti. KKKA’nın ayrıca hastalığı taşıyan hayvanların ya da hasta kişilerin kan ve vücut sıvılarıyla temas yoluyla da geçebileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Hastalığın bazı kişilerde belirti göstermeden ilerleyebildiğini belirten Öz, bazı vakalarda ise ağır enfeksiyonlara neden olabildiğini söyledi.</p>

<h2><strong>Kene Riski Kırsal Alanlarda Artıyor</strong></h2>

<p>Kenelerin özellikle kırsal bölgeler, otluk ve çalılık alanlar, orman kenarları, tarla, bağ, bahçe ve piknik alanlarında görülebildiğini belirten Öz, hayvanların bulunduğu ortamlarda kene riskinin arttığını vurguladı.</p>

<p>Kene tutunması halinde paniğe kapılmadan hareket edilmesi gerektiğini belirten Öz, şu uyarılarda bulundu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Kene vücuda temas ettiği zaman telaşlanmamak gerekiyor. Kesinlikle çıplak elle temas etmememiz gerekiyor. Keneyi çıkaracaksak ince uçlu bir cımbızla, cilde en yakın noktadan sabit bir kuvvetle çıkarmalıyız.”</p>

<p>Öz, cımbız bulunmaması halinde eldiven, poşet veya bez kullanılarak müdahale edilebileceğini belirterek, kenenin vücutta kaldığı sürenin hastalık riskini artırabileceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Kenenin Üzerine Kolonya ve Alkol Dökülmemeli</strong></h2>

<p>Kenenin ezilmesi, parçalanması veya patlatılmasının doğru olmadığını vurgulayan Öz, kenenin üzerine kolonya, alkol, gaz yağı dökülmesi ya da sigara, kibrit gibi yöntemlerle çıkarılmaya çalışılmaması gerektiğini söyledi.</p>

<h2><strong>Kırsal Alan Sonrası Vücut Kontrolü Önemli</strong></h2>

<p>Tarla, bahçe, piknik alanı ve kırsal bölgelerden dönüşte vücudun dikkatlice kontrol edilmesi gerektiğini belirten Öz, özellikle:</p>

<ul>
 <li>Kulak arkası</li>
 <li>Koltuk altı</li>
 <li>Kasık bölgesi</li>
 <li>Diz arkası</li>
 <li>Saçlı deri</li>
</ul>

<p>bölgelerinin incelenmesini önerdi.</p>

<p>Çocukların da aynı şekilde kontrol edilmesi gerektiğini belirten Öz, kene çıkarıldıktan sonra 10 gün boyunca ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ve baş ağrısı, ishal, bulantı ve kusma gibi belirtilerin takip edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Bu belirtilerin görülmesi halinde sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade eden Öz, kene riski bulunan bölgelere giderken vücudu örten kıyafetlerin tercih edilmesinin korunmada önemli olduğunu kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/kene-tutunursa-ne-yapilmali-saglik-bakanligi-acikladi</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/06/kene-tutunursa-ne-yapilmalisaglik-bakanligi-acikladi.jpg" type="image/jpeg" length="83514"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Aylarında Çocuklarda İdrar Yolu Enfeksiyonu Riski Artıyor]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/yaz-aylarinda-cocuklarda-idrar-yolu-enfeksiyonu-riski-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/yaz-aylarinda-cocuklarda-idrar-yolu-enfeksiyonu-riski-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında yetersiz su tüketimi, çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu ve böbrek sorunlarına davetiye çıkarıyor. Çocuk Ürolojisi Uzmanı Prof. Dr. Mesrur Selçuk Sılay, özellikle sıcak havalarda günlük sıvı tüketiminin artırılması gerektiğini belirterek aileleri asitli içecekler, aşırı tuzlu gıdalar ve hijyen konusunda uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Çocuk Ürolojisi Uzmanı Prof. Dr. Mesrur Selçuk Sılay, yaz aylarında yetersiz sıvı tüketiminin çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu riskini artırdığını bildirdi.</p>

<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Sılay, artan hava sıcaklıkları, havuz ve deniz aktiviteleriyle değişen beslenme alışkanlıklarının çocukların böbrek sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p><strong>Sılay, yaz aylarında yeterli su tüketiminin hayati önem taşıdığını, asitli içeceklerden uzak durulması ve havuz sonrası hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:</strong></p>

<p>'Özellikle okul çağındaki çocukların günlük sıvı tüketimine dikkat edilmesi gerekiyor. Havaların ısınmasıyla çocuklarımız daha fazla terliyor ve daha hareketli oluyor. Bu durum sıvı ihtiyacını artırıyor. Okul çağındaki çocuklarımızın günlük sıvı alımını 1,5-2 litre hatta mümkünse daha da üzerinde tutmakta fayda var. Yetersiz sıvı tüketimi, idrar yolu enfeksiyonu riskini artırabiliyor. Bu nedenle su tüketiminin gün içine yayılarak düzenli şekilde yapılması gerekiyor.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sılay, çocukların yaz aylarında serinlemek amacıyla sıklıkla tercih ettiği bazı içeceklerin sağlık açısından risk oluşturabileceğini aktararak, kola, gazoz, buzlu çay gibi içeceklerin mesanede istemsiz kasılmalara neden olabileceğini vurguladı.</p>

<p>Bu durumun işeme bozukluklarına ve idrar yolu enfeksiyonlarına zemin hazırlayabildiğine işaret eden Sılay, 'Bu nedenle çocuklarımızın su, ayran, limonata ve taze meyve suyu gibi daha sağlıklı içecekleri tercih etmesi gerekiyor.' tavsiyesinde bulundu.</p>

<p> <strong>'Havuz veya deniz sonrasında çocukların uzun süre ıslak kalmamasını öneriyoruz'</strong></p>

<p>Tatillerde hazır gıda ve fast food tüketiminin arttığına dikkati çeken Sılay, yüksek tuz içeren besinlerin böbrekler üzerinde ek yük oluşturduğunu belirtti.</p>

<p>Sılay, çocukların daha dengeli ve sağlıklı beslenmeye yönlendirilmesi gerektiğini ifade ederek, özellikle yaz döneminde beslenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesinin önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><strong>Prof. Dr. Sılay, havuz ve deniz kullanımında hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğine işaret ederek, şu tavsiyelerde bulundu:</strong></p>

<p>'Özellikle kız çocukları risk altında bulunuyor. Havuz veya deniz sonrasında çocukların uzun süre ıslak kalmamasını öneriyoruz. Ayrıca çok kalabalık havuzlardan da mümkün olduğunca uzak durulmalı. Okulların kapanmasıyla çocuklar zamanını daha fazla dışarıda geçirecek. Çocukların yanlarında mutlaka su şişesi bulundurması gerekiyor. Güneşin yoğun olduğu öğle saatlerinde uzun süre dışarıda kalınmamalı, mümkün olduğunca gölge alanlar tercih edilmeli. Çocuklarımızın yaz tatilini sağlıklı geçirebilmesi için su tüketimi, dengeli beslenme ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi büyük önem taşıyor.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/yaz-aylarinda-cocuklarda-idrar-yolu-enfeksiyonu-riski-artiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/06/goruntu-155-1.jpeg" type="image/jpeg" length="66002"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kavurucu Sıcaklar Kalbi Vuruyor!]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/kavurucu-sicaklar-kalbi-vuruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/kavurucu-sicaklar-kalbi-vuruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz mevsiminin başlamasıyla birlikte hava sıcaklıklarının yükseldiğini belirten Medical Park TEM Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr.Ender Özal havaların kalp sağlığını doğrudan etkilediğine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan sıcaklık ve nemin kalp-damar sistemi üzerinde ciddi yük oluşturabileceğine dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ender Özal, 'Özellikle sıcaklık ve nem oranındaki artış kalp krizi, tansiyon problemleri ve kalp yetmezliği gibi hastalıkların görülme sıklığını artırabilir. Beklenmeyen göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, baygınlık hissi veya ani tansiyon değişiklikleri yaşanması halinde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaz mevsiminin başlamasıyla birlikte hava sıcaklıklarının yükseldiğini belirten Medical Park TEM Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ender Özal, sıcak havaların yalnızca günlük yaşam konforunu değil, kalp sağlığını da doğrudan etkilediğine dikkat çekti. Özellikle sıcaklık ve nem oranındaki artışın kalp krizi, tansiyon problemleri ve kalp yetmezliği gibi hastalıkların görülme sıklığını artırabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Özal, yaz aylarında kalp hastalarının daha dikkatli davranması gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>'YAZ AYLARINDA KALP KRİZİ VAKALARINDA ARTIŞ GÖRÜLÜYOR'</strong></p>

<p>Yapılan araştırmaların yaz döneminde kalp krizi vakalarının arttığını gösterdiğine değinen Uzm. Dr. Özal, 'Sıcak havalarda vücut ısısını dengelemek amacıyla terleme artar. Terleme ile birlikte su, tuz ve elektrolit kaybı meydana gelir. Bu durum damarlarda dolaşan sıvı hacminin azalmasına neden olur. Kanın yoğunluğu arttıkça pıhtılaşma eğilimi yükselir ve kalp krizi riski ortaya çıkabilir' diye konuştu.</p>

<p>Sıvı kaybının yalnızca kalbi değil, böbrekleri de etkilediğini ifade eden Uzm. Dr. Özal, 'Vücuttaki sıvı miktarının azalması böbreklere giden kan akımını düşürebilir. Organizma bunu telafi etmek için bazı hormonları devreye sokar. Ancak bu mekanizma damarların büzüşmesine ve ani tansiyon yükselmelerine yol açabilir. Tüm bu süreçler kalp-damar sistemi üzerinde ciddi yük oluşturur' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>'KALBİN İŞ YÜKÜ ARTIYOR'</strong></p>

<p>Sıcak havalarda damarların genişleyerek vücut sıcaklığını düşürmeye çalıştığını söyleyen Uzm. Dr. Özal, 'Vücut ısısını dengeleyen en önemli sistemlerden biri kan dolaşımıdır. Sıcaklık arttığında damarlar genişler ve kalbin daha fazla çalışması gerekir. Kalbin pompaladığı kanın büyük kısmı cilde yönelirken diğer organların dolaşımı etkilenebilir. Bu durum özellikle kalp yetmezliği bulunan kişiler için risk oluşturabilir' dedi.</p>

<p><strong>'HİPERTANSİYON HASTALARI DAHA DİKKATLİ OLMALI'</strong></p>

<p>Hipertansiyon hastalarının yaz aylarında tansiyon değişiklikleri açısından daha yakından takip edilmesi gerektiğini kaydeden Uzm. Dr. Özal, şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>'Özellikle idrar söktürücü ilaç kullanan hastalarda sıvı kaybı daha belirgin hale gelebilir. Sıvı kaybı arttığında vücut tansiyonu yükselten mekanizmaları devreye sokabilir. Bunun yanında kullanılan bazı tansiyon ilaçları nedeniyle ani tansiyon düşmeleri de görülebilir. Bu nedenle tansiyon değerlerinde ciddi dalgalanmalar yaşanabilir. Yüksek tansiyonu olan kişilerin yazın gelmesiyle doktor kontrollerini yaptırmaları ve kullandıkları ilaçların sıcak hava koşullarına göre yeniden düzenlenip düzenlenmeyeceğinin değerlendirilmesi önemlidir. Yaz aylarında kalp yetmezliği bulunan bireyler de risk grubunda yer alır. Vücut sıcaklığını düşürmek için dolaşım sistemi daha yoğun çalışır. Kalbin iş yükü artarken sıvı kaybı da eklenince kalp yetmezliği olan hastalarda şikâyetler ağırlaşabilir. Bu nedenle sıcak havalarda dikkatli olunmalı ve sıvı dengesi korunmalıdır.'</p>

<p><strong>'KLİMALI ORTAMA ANİ GEÇİŞ TEHLİKELİ OLABİLİR'</strong></p>

<p>Aşırı sıcak bir ortamdan aniden çok soğuk ve klimalı bir ortama geçmenin de risk oluşturabileceğini belirten Uzm. Dr. Özal, 'Ani sıcaklık değişiklikleri damarların hızla büzüşmesine neden olabilir. Bu durum tansiyon yükselmesi, ritim bozuklukları ve kalp krizi açısından tetikleyici rol oynayabilir. Özellikle kalp hastalarının bu konuda dikkatli olması gerekir' dedi.</p>

<p><strong>'SUSAMAYI BEKLEMEDEN SU İÇİN'</strong></p>

<p>Sıcak havalarda yeterli sıvı tüketiminin hayati önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Özal, 'Su içmek için susamayı beklememek gerekir. Özellikle yaz aylarında günlük en az 2,5 litre su tüketilmesini öneriyoruz. Kaybedilen sıvının yerine konulması kalp krizi riskini azaltan en önemli önlemlerden biridir' diye konuştu.</p>

<p><strong>'YAZ AYLARINDA KALBİ KORUMAK İÇİN ÖNERİLER'</strong></p>

<p><strong>Kalp ve tansiyon hastalarının yaz aylarında bazı basit önlemlerle risklerini azaltabileceklerini belirten Özal, şu önerilerde bulundu:</strong></p>

<p>'Su ihtiyacı öncelikle su ile karşılanmalıdır. Alkol ve kafeinli içecekler suyun yerini tutmaz. Günün en sıcak saatleri olan öğle saatlerinde mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalıdır. Açık havada bulunulacaksa şapka, güneş gözlüğü ve güneş koruyucu kullanılmalıdır. Açık renkli, ince ve pamuklu kıyafetler tercih edilmelidir. Beslenmede aşırı yağlı, kızartılmış ve tuzlu yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Düzenli tansiyon takibi yapılmalı, ilaçlar hekim önerisine uygun şekilde kullanılmalı ve mümkün olduğunca serin, iyi havalandırılan ortamlarda bulunulmalıdır.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/kavurucu-sicaklar-kalbi-vuruyor</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 09:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/kalp-krizinde-devrim-gibi-tedavi.jpg" type="image/jpeg" length="72213"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Konya’da Riskli Gebelikte Başarılı Operasyon: Anne ve Bebek Sağlığına Kavuştu]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/konyada-riskli-gebelikte-basarili-operasyon-anne-ve-bebek-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/konyada-riskli-gebelikte-basarili-operasyon-anne-ve-bebek-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Plasenta akreata spektrumu nedeniyle hayati risk taşıyan gebelik süreci geçiren 35 yaşındaki Fadime Borozan, Konya’da gerçekleştirilen başarılı operasyonla sağlıklı bir şekilde doğum yaptı. Zorlu ameliyatın ardından anne ve "Barlas" adı verilen bebek taburcu edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir’de yaşayan Fadime Borozan’ın gebelik kontrolleri sırasında, plasentanın rahim duvarını aşarak çevre dokulara ilerlediği ve ciddi risk oluşturabilecek düzeyde yapışıklık geliştiği tespit edildi. Bunun üzerine Borozan, ileri düzey takip ve tedavi için Konya’daki Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne yönlendirildi.</p>

<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Acar ve ekibi tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda doğumun planlı bir operasyonla gerçekleştirilmesine karar verildi.</p>

<h2>Anne ve Bebeğin Sağlığı Öncelikli Tutuldu</h2>

<p>Gebeliğin uygun haftaya ulaşmasının ardından gerçekleştirilen ameliyatta, hem annenin yaşamını korumaya hem de bebeğin sağlıklı şekilde dünyaya gelmesini sağlamaya yönelik özel bir yöntem uygulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yoğun damarlanmanın bulunduğu riskli bölgelerde kanama kontrolü sağlanırken, operasyon başarıyla tamamlandı. Dünyaya gelen erkek bebeğe “Barlas” adı verildi. Tedavi süreçlerinin ardından anne ve bebeğin sağlık durumlarının iyi olduğu belirtilerek taburcu edildikleri açıklandı.</p>

<h2>“Bu Tür Vakalar Son Derece Riskli”</h2>

<p>Operasyon süreci hakkında bilgi veren Prof. Dr. Ali Acar, plasenta akreata spektrumunun anne adayları açısından ciddi riskler taşıdığına dikkat çekti. Plasentanın rahim dışına ilerleyerek çevre organlara yapışabildiğini belirten Acar, bu durumun dünyada anne ölümlerinin önemli nedenlerinden biri olarak kabul edildiğini ifade etti.</p>

<p>Uzun yıllardır bu tür vakalara müdahale ettiklerini belirten Acar, uyguladıkları yöntemlerle birçok hastada rahmin korunabildiğini ve anne ile bebeğin sağlığının güvence altına alınabildiğini söyledi.</p>

<h2>Sezaryen Oranlarındaki Artışa Dikkat Çekti</h2>

<p>Hastanın oldukça ileri düzey bir vaka olduğunu belirten Acar, plasentanın idrar torbası, bağırsaklar ve büyük damarlar gibi kritik bölgelere kadar ilerlediğini kaydetti.</p>

<p>Son yıllarda plasenta akreata vakalarının dünya genelinde artış gösterdiğini ifade eden Acar, bunun en önemli nedenlerinden birinin sezaryen doğum oranlarındaki yükseliş olduğunu vurguladı. Normal doğumun uygun olduğu durumlarda tercih edilmesinin bu tür risklerin azaltılmasına katkı sağlayabileceğini belirtti.</p>

<h2>“Her Geçen Gün Daha İyi Hissediyorum”</h2>

<p>İkinci çocuğunu dünyaya getiren Fadime Borozan ise gebelik sürecinde karşılaştığı riskli durum nedeniyle zor günler geçirdiğini söyledi. Sağlık çalışanı olması nedeniyle yaşadığı sürecin ciddiyetinin farkında olduğunu belirten Borozan, operasyonun ardından sağlık durumunun her geçen gün daha iyiye gittiğini ifade etti.</p>

<p>İlk günlerde ağrılarının yoğun olduğunu dile getiren Borozan, artık yürüyebildiğini ve normal beslenmeye başladığını belirterek kendisini tedavi eden sağlık ekibine teşekkür etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Konya, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/konyada-riskli-gebelikte-basarili-operasyon-anne-ve-bebek-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/06/eskisehir-28.jpg" type="image/jpeg" length="68921"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Ultraviyole ışınları korneaya zarar verebilir']]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/ultraviyole-isinlari-korneaya-zarar-verebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/ultraviyole-isinlari-korneaya-zarar-verebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan güneş ışınlarının yalnızca cilt sağlığını değil, göz sağlığını da tehdit ettiğini belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Uğur Tunç, 'Özellikle öğle saatlerinde ultraviyole ışınlarına maruz kalmak korneada hasara yol açabilir' dedi. Dr. Öğr. Üyesi Tunç, çocuklar ve göz hastalığı bulunan kişiler için uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan güneş ışınlarının yalnızca cilt sağlığını değil, göz sağlığını da tehdit ettiğini belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Uğur Tunç, 'Özellikle öğle saatlerinde ultraviyole ışınlarına maruz kalmak korneada hasara yol açabilir' dedi. Dr. Öğr. Üyesi Tunç, çocuklar ve göz hastalığı bulunan kişiler için uyarılarda bulundu.</p>

<p></p>

<p>Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi'nden Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Uğur Tunç, ultraviyole ışınlarının korneada hasara yol açabileceğini belirterek özellikle çocukların ve göz hastalığı bulunan kişilerin dikkatli olması gerektiğini söyledi.</p>

<p></p>

<p>Uzun süre güneşe maruz kalmanın göz yüzeyinde çeşitli hasarlara yol açabileceğini ifade eden Dr. Tunç, 'Ultraviyole ışınları korneada bazı hasarlara neden olabilir. Bu nedenle özellikle öğle saatlerinde dışarı çıkılması gerekiyorsa ultraviyole korumalı güneş gözlükleri kullanılmalı. Plajda, açık havada ya da uzun yolculuklarda gözlerin korunması büyük önem taşıyor' dedi. Güneş gözlüğünün yalnızca konfor amaçlı değil, göz sağlığını korumak için de gerekli olduğunu belirten Dr. Tunç, kaliteli ve ultraviyole filtreli gözlüklerin tercih edilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p></p>

<p>'EKRAN KULLANIMI SONRASI IŞIĞA KARŞI DUYARLILIK ARTABİLİR'</p>

<p>Bazı kişilerde kornea sinirlerinin daha hassas olabildiğini belirten Dr. Tunç, uzun süre ekran kullanımı sonrasında ışığa karşı duyarlılığın artabileceğini söyledi. Dr. Tunç, 'Gün boyunca bilgisayar, telefon veya tablet ekranlarına uzun süre maruz kalmak kornea sinirlerinde hassasiyet oluşturabilir. Bu kişiler dışarı çıktıklarında hava kapalı olsa bile ışığın gözlerini rahatsız ettiğini hissedebilirler. Bu durumda koruyucu gözlüklerin yanı sıra fotokromik camlar da faydalı olabilir. Ayrıca ışık hassasiyetini artıran önemli nedenlerden bir diğeri ise göz alerjileridir' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>'ÇOCUKLAR ÖĞLE SAATLERİNDE GÜNEŞTEN KORUNMALI'</p>

<p>Yaz aylarında çocukların uzun süre denizde ve güneş altında vakit geçirdiğine dikkat çeken Dr. Tunç, özellikle 11.00 ile 14.00 saatleri arasında güneşe maruz kalmanın sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Dr. Tunç, 'Çocuklar öğle saatlerinde mümkün olduğunca doğrudan güneş altında bırakılmamalı. Dışarı çıkmaları gerekiyorsa şapka ve güneş gözlüğü kullanılmalı. Deniz ortamında kullanılabilecek ultraviyole korumalı yüzücü gözlükleri de tercih edilebilir. Bu hem genel sağlıkları hem de göz sağlıkları açısından önemli bir koruma sağlar' ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>'DOĞRUDAN BUZ UYGULANMASI DOĞRU DEĞİL'</p>

<p>Gözlerde ışık hassasiyeti yaşayan kişiler için serin uygulamaların rahatlatıcı olabileceğini ancak doğrudan buz uygulanmasının doğru olmadığını belirten Dr. Tunç, 'Göz çevresine direkt buz uygulamak zararlı olabilir. Bunun yerine buzdolabının üst bölümünde bekletilmiş göz maskeleri veya serin bezlerle kısa süreli uygulamalar yapılabilir. Ancak uygulama sırasında rahatsızlık hissediliyorsa işlem sonlandırılmalıdır' dedi.</p>

<p></p>

<p>Gözlerde yanma, ışık hassasiyeti, sulanma veya alerji belirtilerinin uzun süre devam etmesi halinde bir göz hastalıkları uzmanına başvurulması gerektiğini belirten Tunç, erken değerlendirmenin olası göz sorunlarının önüne geçebileceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/ultraviyole-isinlari-korneaya-zarar-verebilir</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 10:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/06/agency/dha/ultraviyole-isinlari-korneaya-zarar-verebilir.jpg" type="image/jpeg" length="80796"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bebeklerde gözyaşı kanalı tıkanıklığı nasıl düzelir]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/bebeklerde-gozyasi-kanali-tikanikligi-nasil-duzelir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/bebeklerde-gozyasi-kanali-tikanikligi-nasil-duzelir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medipol Mega Üniversite Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Şenay Aşık, bebeklerde gözyaşı kanalı tıkanıklığının doğru masajla yüzde 95'e varan oranda cerrahiye gerek kalmadan tedavi edilebildiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medipol Sağlık Grubundan yapılan açıklamaya göre, bebeklerde doğumdan sonraki ilk haftalarda görülen göz sulanması ve çapaklanma, çoğu zaman ciddiye alınmasa da altta yatan neden doğuştan gözyaşı kanalı tıkanıklığı olabiliyor.</p>

<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Aşık, söz konusu belirtilerin çoğunlukla doğuştan gözyaşı kanalı tıkanıklığından kaynaklandığını belirterek, zamanında müdahalenin önemine dikkati çekti.</p>

<p>Gözyaşının normalde göz pınarındaki küçük deliklerden gözyaşı kesesine, oradan da burun boşluğuna aktığını kaydeden Aşık, bebeklerde bu kanalın burun tarafında ince bir zarla kapalı olabileceğini ifade etti.</p>

<p>Söz konusu durumun gözyaşının dışarı akmasına ve zamanla çapaklanmaya yol açtığını vurgulayan Aşık, bazı bebeklerde gözyaşı kesesi bölgesinde şişlik de görülebileceğini aktardı.</p>

<p>Tedavinin temelini doğru uygulanan masajın oluşturduğunu aktaran Aşık, 'Göz pınarının hemen iç kısmında bulunan gözyaşı kesesine, günde en az 10 kez, yaklaşık 1 dakika boyunca bastırarak yapılan masaj sayesinde bebeklerin yaklaşık yüzde 95'inde kanal kendiliğinden açılabiliyor. Masaj, kesede basınç oluşturarak alttaki zarın açılmasını sağlıyor. İki göz etkilenmişse masaj her iki tarafa da uygulanabilir.' değerlendirmesini yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- Enfeksiyonda antibiyotikli damla ve merhem de kullanılmalı'</p>

<p>Bazı bebeklerde gözyaşı kesesinin enfekte olabileceğini ve bu durumun yoğun çapaklanma, şişlik ve göz kapaklarında kızarıklığa yol açabileceğini kaydeden Aşık, tedavide masajın yanı sıra antibiyotikli damla ve merhemlerin gözü rahatlatacağını ifade etti.</p>

<p>Masajla düzelmeyen ve sık enfeksiyon geçiren bebeklerde 'probing' adı verilen sondalama işleminin uygulanabildiğini belirten Aşık, şunları kaydetti:</p>

<p>'Bu işlem, genel anestezi altında yaklaşık 10 dakika sürüyor ve başarı oranı yüzde 95'lere ulaşabiliyor. Bazı olgularda silikon tüp entübasyonu da gerekebilir. Tedavi, 1 yaşından sonraya bırakılmamalı. Masajı doğru uygulayan ailelerde 1 yaşına kadar beklemek, uygun. Ancak kontrol aksatılırsa kanal yapısındaki zar kalınlaşabilir ve tedavi zorlaşabilir. Bu nedenle bebeklerin düzenli göz kontrollerinin ihmal edilmemesi büyük önem taşıyor.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/bebeklerde-gozyasi-kanali-tikanikligi-nasil-duzelir</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/06/agency/aa/bebeklerde-gozyasi-kanali-tikanikligi-nasil-duzelir.jpg" type="image/jpeg" length="46201"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yok Edildi Sanılıyordu, Kabus Geri Döndü: ABD'de "Et Yiyen Sinek" Alarmı!]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/yok-edildi-saniliyordu-kabus-geri-dondu-abdde-et-yiyen-sinek-alarmi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/yok-edildi-saniliyordu-kabus-geri-dondu-abdde-et-yiyen-sinek-alarmi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'de onlarca yıl önce kökünün kazındığı ilan edilen, canlı doku ve etle beslenen "Vida Kurdu Sineği" Teksas'ta yeniden ortaya çıktı! Bölgede acil durum ilan edilerek 20 kilometrelik karantina uygulandığı bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri'nden korkutan bir biyogüvenlik haberi geldi. Onlarca yıl önce kökünün kazındığı ve tamamen yok edildiği ilan edilen, canlı doku ve etle beslenen tehlikeli <strong>"Vida Kurdu Sineği"</strong> yeniden ortaya çıktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgilere göre, ülkenin en büyük sığır üreticisi eyaletlerinden biri olan Teksas'ta tespit edilen bu sinek türü, tıp ve hayvancılık dünyasında büyük bir endişe yarattı.</p>

<h3><strong>20 Kilometrelik Karantina Bölgesi İlan Edildi</strong></h3>

<p>Canlı hayvanlar ve insanlar için ciddi tehdit oluşturan et yiyen sineğin tespit edilmesinin ardından yetkililer hızla harekete geçti:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Acil Durum İlanı:</strong> Sineğin görüldüğü bölgede vakit kaybetmeden acil durum ilan edildi.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Karantina Uygulaması:</strong> Yayılımı durdurmak amacıyla bölgede <strong>20 kilometrelik bir karantina hattı</strong> oluşturuldu.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Hayvancılık Tehdit Altında:</strong> Eyaletin en büyük gelir kaynaklarından biri olan sığır yetiştiriciliğinin bu istiladan ciddi şekilde etkilenmesinden korkuluyor.</p>
 </li>
</ul>

<p>Uzmanlar, canlı dokularda derin yaralar açarak beslenen bu parazit türünün yayılmasını engellemek için bölgedeki hayvancılık tesislerinde denetimleri en üst seviyeye çıkardı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkez,</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/yok-edildi-saniliyordu-kabus-geri-dondu-abdde-et-yiyen-sinek-alarmi</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 20:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/06/goruntu-93-4.jpeg" type="image/jpeg" length="37920"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye Sağlıkta Yeni Döneme Hazırlanıyor: Bakan Memişoğlu Hedefi Açıkladı]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/turkiye-saglikta-yeni-doneme-hazirlaniyor-bakan-memisoglu-hedefi-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/turkiye-saglikta-yeni-doneme-hazirlaniyor-bakan-memisoglu-hedefi-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye'nin sağlıkta yalnızca hizmet sunan değil, teknoloji ve bilgi üreten bir merkez haline gelmesi gerektiğini belirterek, "Savunma sanayisinde elde edilen başarının daha fazlası sağlık sanayisinde de yakalanabilir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye'nin sağlık alanında yalnızca hizmet sunan değil, aynı zamanda teknoloji ve bilgi üreten bir ülke haline gelmesi gerektiğini belirterek, "Türkiye bugün savunma sanayisinde elde ettiği başarının daha fazlasını sağlık sanayisinde de elde edebilir" dedi.</p>

<h2><strong>Lokman Hekim Üniversitesi'nde Simülasyon Merkezi Açılışı</strong></h2>

<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Ankara'da düzenlenen Lokman Hekim Üniversitesi Vital Simülasyon Merkezi'nin açılış törenine katıldı. Burada konuşan Memişoğlu, Türkiye'nin son yıllarda sağlık alanında önemli bir gelişim gösterdiğini vurgulayarak, bu başarının temelinde sağlık çalışanlarının bilgi birikimi ve insan kalitesinin bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Sağlık sektörünün özünde insan hayatına dokunmak olduğunu ifade eden Memişoğlu, sağlık çalışanlarının fedakârlıklarının toplum adına büyük değer taşıdığını belirtti.</p>

<h2><strong>"Sağlıkta Bilgi ve Teknoloji Üreten Bir Türkiye Hedefliyoruz"</strong></h2>

<p>Türkiye'nin sağlık alanında yeni bir vizyon ortaya koyması gerektiğini dile getiren Bakan Memişoğlu, yalnızca sağlık hizmeti sunmanın yeterli olmadığını, aynı zamanda sağlık teknolojileri geliştiren ve bilgi üreten bir ekosistem oluşturulması gerektiğini kaydetti.</p>

<p>Memişoğlu, "Bizim Sağlık Bakanlığı olarak en büyük hedeflerimizden biri, Türkiye'nin sadece sağlık hizmeti veren değil, sağlığın teknolojisini ve bilgisini üreten bir merkez haline gelmesidir. Bunun için üniversitelerimizin, araştırmacılarımızın, bilim insanlarımızın, gençlerimizin, yatırımcılarımızın ve sanayicilerimizin birlikte hareket etmesi gerekiyor" dedi.</p>

<h2><strong>"Savunma Sanayisindeki Başarı Sağlıkta da Yakalanabilir"</strong></h2>

<p>Türkiye'nin son yıllarda savunma sanayisinde elde ettiği başarıların sağlık alanında da mümkün olduğunu ifade eden Memişoğlu, güçlü sağlık altyapısı ve nitelikli insan kaynağının bu hedef için önemli avantajlar sunduğunu belirtti.</p>

<p>Sağlık alanında üretim odaklı bir yapının oluşturulmasının önemine dikkat çeken Bakan Memişoğlu, Türkiye'nin sağlık teknolojileri ve biyomedikal ürünler geliştiren ülkeler arasında üst sıralara çıkabileceğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>TÜSEB'den Yenilikçi Fikirlere Destek</strong></h2>

<p>Konuşmasında Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı'nın (TÜSEB) yürüttüğü çalışmalara da değinen Memişoğlu, yenilikçi fikirlerin desteklenmesi amacıyla yeni bir sistem oluşturduklarını açıkladı.</p>

<p>"uretensaglik.gov.tr" platformu üzerinden fikir sahibi herkesin projelerini paylaşabileceğini belirten Memişoğlu, bu fikirlerin fikri mülkiyet haklarının korunarak ürünleşmesi ve ticari değere dönüşmesi için destek mekanizmaları oluşturduklarını ifade etti.</p>

<h2><strong>"Bilim Uzun Vadeli Bir Yatırımdır"</strong></h2>

<p>Bilimsel çalışmaların sabır gerektirdiğini vurgulayan Memişoğlu, sağlık teknolojilerinde başarıya ulaşmanın kısa sürede gerçekleşmeyeceğini söyledi.</p>

<p>"Bilim bugünden yarına yapılacak bir şey değildir. Uzun vadeli bir yatırımdır. Ancak Türkiye'nin bilim insanları, üniversiteleri ve sanayisiyle birlikte bu hedefe ulaşacağına inanıyoruz" diyen Memişoğlu, eğitim ve araştırma merkezlerinin önemine dikkat çekti.</p>

<h2><strong>Gençlere ve Sosyal Medyaya Mesaj</strong></h2>

<p>Konuşmasının sonunda gençlere seslenen Memişoğlu, bireysel gelişimin önemini vurgulayarak gençlerin kendi hedeflerine odaklanmaları gerektiğini söyledi.</p>

<p>Sosyal medyanın doğru kullanılması gerektiğine de değinen Bakan Memişoğlu, "Sosyal medya bizi yönetmesin, biz sosyal medyayı yönetelim. Doğru bilgiyi, iyiliği, empatiyi ve bilimi öne çıkaran bir dijital kültüre ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Memişoğlu, Türkiye'nin en büyük zenginliğinin insan kaynağı olduğunu belirterek, nitelikli insan gücünün artırılması için eğitim yatırımlarının sürdürüleceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Genel, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/turkiye-saglikta-yeni-doneme-hazirlaniyor-bakan-memisoglu-hedefi-acikladi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 19:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/06/agency/dha/turkiye-saglikta-yeni-doneme-hazirlaniyor-bakan-memisoglu-hedefi-acikladi.jpg" type="image/jpeg" length="91558"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıklı Hayat Merkezlerine 4 Ayda 96 Bin Başvuru]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/saglikli-hayat-merkezlerine-4-ayda-96-bin-basvuru</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/saglikli-hayat-merkezlerine-4-ayda-96-bin-basvuru" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 2026 yılının ilk dört ayında Sağlıklı Hayat Merkezlerine 96 bini aşkın vatandaşın başvurduğunu açıkladı. Memişoğlu, aile sağlığı merkezlerinde yapılan taramalarla 10,6 milyon kişinin kronik hastalık riskinin erken dönemde tespit edildiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, '2026 yılının ilk 4 ayında Sağlıklı Hayat Merkezlerimize 96 bini aşkın başvuru gerçekleşti' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sanal medya hesabından birinci basamak sağlık hizmetlerine ilişkin açıklama yaptı. Bakan Memişoğlu, 'Hastalanmadan önce sağlığı korumak' vizyonuyla çalışmaları sürdürdüklerini belirterek, '8 bin 350 Aile Sağlığı Merkezi, 973 Toplum Sağlığı Merkezi ve 348 Sağlıklı Hayat Merkezi ile Türkiye'nin dört bir yanını kapsayan güçlü bir hizmet ağı oluşturduk. Sağlıklı Hayat Merkezlerimizde; beslenme danışmanlığından fiziksel aktivite programlarına, kanser taramalarından psikososyal desteğe kadar 17 farklı alanda hizmet veriyoruz. 2026 yılının ilk 4 ayında, Sağlıklı Hayat Merkezlerimize 96 bini aşkın başvuru gerçekleşti. Aile sağlığı merkezlerinde gerçekleştirdiğimiz 158 milyondan fazla tarama ile kronik hastalıkların yönetiminde proaktif bir süreç başlattık. 10,6 milyon vatandaşımızın obezite, diyabet ve hipertansiyon gibi risklerini erken aşamada tespit ederek gerekli tedavi ve takip süreçlerini planladık. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde; koruyan, geliştiren ve üreten sağlık vizyonumuzla 'Sağlıklı Türkiye Yüzyılı'nı hep birlikte inşa edeceğiz. Bu süreçte, başta ülkemizin dört bir yanında özveriyle hizmet veren 31 bin aile hekimimize ve sağlık ordumuzun her bir çalışanına şükranlarımı sunuyorum' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/saglikli-hayat-merkezlerine-4-ayda-96-bin-basvuru</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 18:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/06/agency/dha/saglikli-hayat-merkezlerine-4-ayda-96-bin-basvuru.jpg" type="image/jpeg" length="40126"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["'Üreten Sağlık' modelimizle güçlü bir ekosistem inşa ediyoruz"]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/ureten-saglik-modelimizle-guclu-bir-ekosistem-insa-ediyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/ureten-saglik-modelimizle-guclu-bir-ekosistem-insa-ediyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memişoğlu, 'Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun taşıyıcı kolonlarından biri olan 'Üreten Sağlık' modelimizle, teknolojisini geliştiren, bilgisini ürüne dönüştüren ve ürettiklerini insanlığın yararına sunan güçlü bir ekosistem inşa ediyoruz.' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçekleştirilen Uluslararası Sağlık Teknolojileri Değerlendirme Birliği (HTAİ) Kongresi'ne katıldı. Burada konuşan Memişoğlu, tıp ve sağlık bilimlerinde tarihin en hızlı dönüşüm evrelerinden birine tanıklık edildiğini belirterek, yapay zeka, genomik araştırmalar, hedefe yönelik tedaviler, kişiselleştirilmiş tıp uygulamaları ve dijital sağlık çözümlerinin, insanların yaşam kalitesini artırmak adına çok değerli fırsatlar sunduğunu söyledi.</p>

<p>Kemal Memişoğlu, 2002'den bu yana sağlıkta büyük bir gelişim kaydettiklerini belirterek, 'Aile hekimliği sistemimizden ileri teknolojiyle donatılmış şehir hastanelerimize kadar çok güçlü bir altyapı oluşturduk. Son 24 yılda sağlık tesislerimizi fiziki yapılarından içindeki sağlık teknolojilerine kadar her yönüyle modernleştirdik. Bugün ülke genelinde 271 bine ulaşan toplam yatak kapasitemiz ve 1,5 milyonluk nitelikli insan kaynağımızla vatandaşlarımıza her gün milyonlarca sağlık hizmetini kesintisiz olarak sunabiliyoruz.' bilgisin paylaştı.</p>

<p>Birçok ülke tarafından dikkatle takip edilen şehir hastanelerini de yurdun dört bir köşesinde kararlılıkla inşa etmeye devam ettiklerini aktaran Memişoğlu, 27 şehir hastanesinde 39 bini aşkın yatak kapasitesiyle bütüncül teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmeti verdiklerini ifade etti.</p>

<p>'Türkiye, güçlü ve örnek gösterilen sağlık altyapılarından birine sahiptir'</p>

<p>Bakan Memişoğlu, 'Bugün Türkiye, güçlü ve örnek gösterilen sağlık altyapılarından birine sahip. e-Nabız ile hastalarımızın geçmiş tıbbi öyküsünden tetkik sonuçlarına kadar sağlık verilerini güvenli ve entegre biçimde yönetiyoruz. Gelişmiş Merkezi Hekim Randevu Sistemimizle 79 farklı branşta hekim ve sağlık tesisi randevu süreçlerini dijital kanallar üzerinden yürütüyoruz. Sadece geride bıraktığımız son bir yılda MHRS üzerinden 702 milyonun üzerinde randevu işlemi başarıyla gerçekleştirilmiştir.' diye konuştu.</p>

<p>Tıp dünyasının yalnızca hastalıkları tedavi eden reaktif bir anlayıştan riskleri öngören, hastalanmadan önce koruyan ve sağlığı geliştiren proaktif bir vizyona doğru evirildiğini kaydeden Memişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>'Sağlıklı Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda koruyan sağlık anlayışını sistemimizin merkezine aldık. Sağlık teknolojilerinde doğru adımları atabilmek, kaynak tahsisini ve politikaları kanıta dayalı yönetebilmek adına bir başka önemli çalışmayı da Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı bünyesinde yürütüyoruz. Yaşam Kalitesi Ölçeği'nin Türkiye Değer Seti'ni oluşturuyoruz. Sağlık sistemimizin önceliklerine ve sürdürülebilirlik ilkelerine uygun yeni geri ödeme modelleri üzerinde de kararlılıkla çalışıyoruz. Bu kapsamda 'Geri Ödeme Modelleri Proje Çağrısı' ile kamu-özel işbirliğini destekleyen, yenilikçi tedavilere erişimi güçlendiren ve sistem sürdürülebilirliğini gözeten modeller geliştirmeyi hedefliyoruz.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Çok daha ileri bir seviyeye taşıma gayesindeyiz'</p>

<p>Türkiye'nin, ihtiyaç duyan tüm insanlara şefkat elini uzatabilen bir ülke olduğunu dile getiren Memişoğlu, 'Bizler ulaştığımız bu noktayı bir varış çizgisi olmaktan öte, yeni bir eşik olarak nitelendiriyoruz. Sahip olduğumuz bu gücü, yerli üretim sağlık teknolojileri hamlemizle çok daha ileri bir seviyeye taşıma gayesindeyiz. Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun taşıyıcı kolonlarından biri olan 'Üreten Sağlık' modelimizle, teknolojisini geliştiren, bilgisini ürüne dönüştüren ve ürettiklerini insanlığın yararına sunan güçlü bir ekosistem inşa ediyoruz.' ifadesini kullandı.</p>

<p>Memişoğlu, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) bünyesinde fikri olanı finansmanla, araştırmayı sanayiyle buluşturduklarını vurgulayarak, 2 yıl içinde toplam 5 bin 800 yenilikçi proje başvurusu aldıklarını aktardı.</p>

<p>Bakan Memişoğlu, bilim insanlarının, sağlık çalışanlarının ve 'Yeni bir fikrim var' diyen herkesin önerisine değer verdiklerini, bunları insanlığın sağlığına fayda sağlayacak somut ürünlere dönüştürdüklerini kaydetti.</p>

<p>Bu emeklerin 'gurur verici sonuçlarını sahada' gördüklerini vurgulayan Memişoğlu, şöyle devam etti:</p>

<p>'Yerli ilaç, aşı, molekül, tanı kiti ve tıbbi cihaz alanlarında somut sonuçlar almaya başladık. Dünyada sınırlı sayıda ülkenin geliştirebildiği yapay zeka destekli endoskopik kapsül görüntüleme cihazına ilişkin klinik araştırmalarımızı başarıyla sürdürüyoruz. Kısa süre önce yerli renkli Doppler Ultrasonografi cihazımız için geliştirme ve üretim aşamasına geçtik. Tıp dünyası artık veriyi kullanarak öngören ve hastaya özel, kişiselleştirilmiş hizmetler sunan bir yapıya evrilmekte. Bugün Türkiye, hematolojik kanserlerde kişiselleştirilmiş tedavinin en ileri örneklerinden biri olan CAR-T hücre tedavisini tamamen yerli imkanlarla geliştiren ve başarıyla uygulayan nadir ülkelerden biri. Tüm bu teknolojik ve bilimsel birikimi yalnızca ulusal bir başarı olarak değil, küresel sağlık sistemine katkı sunacak stratejik bir kapasite olarak görüyoruz.'</p>

<p>'Birçok alanda ortak çalışmalar yürütmeye açığız'</p>

<p>Türkiye olarak uluslararası kuruluşlar, akademi, özel sektör ve tüm paydaşlarla işbirliklerini geliştirmekte katarlı olduklarına dikkati çeken Memişoğlu, ''Health Türkiye' markamız altında sağlık turizminden dijital sağlık sistemlerine, ilaç ve tıbbi cihaz üretiminden tedarik zincirlerinin güçlendirilmesine kadar birçok alanda ortak çalışmalar yürütmeye açığız. Evrensel kardeşlik hukukuyla, insanlığın ortak yararı adına sağlıkta dönüşüm tecrübemizi, Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonumuzu, şehir hastaneleri modelimizi, aile hekimliği sistemimizi, sağlık teknolojileri üretim kapasitemizi uluslararası işbirlikleriyle paylaşmaya, ortak projeler geliştirmeye hazırız.' dedi.</p>

<p>Memişoğlu, 'İnsanlık için yeni bir fikrim var' diyen tüm araştırmacıları ve 'üretim kapasitem var' diyen tüm girişimcileri 'uretensaglik.gov.tr' adresinde buluşmaya davet etti.</p>

<p>Bakan Memişoğlu, 'Gelin, yenilikçi fikirleri ortak akılla olgunlaştıralım ve insanlığın iyiliği için geleceğin sağlık teknolojilerini hep birlikte geliştirelim. Bu çağrımız, ülkelerimiz adına geleceğe daha güvenle bakabilmemiz için samimi bir davettir. Gayemiz ortak, insanlık için hizmet etmek.' değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Kongreye, İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, yurt içi ve yurt dışından sağlık alanındaki davetliler katıldı.</p>

<p><br />
 </p>

<p>Muhabir: Şaduman Türkay</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/ureten-saglik-modelimizle-guclu-bir-ekosistem-insa-ediyoruz</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 13:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/06/agency/aa/ureten-saglik-modelimizle-guclu-bir-ekosistem-insa-ediyoruz.jpg" type="image/jpeg" length="67025"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[8 Haziran Dünya Okyanus ve Marmara Denizi Günü: Evde Su Tasarrufu İçin 5 Altın Kural]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/8-haziran-dunya-okyanus-ve-marmara-denizi-gunu-evde-su-tasarrufu-icin-5-altin-kural</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/8-haziran-dunya-okyanus-ve-marmara-denizi-gunu-evde-su-tasarrufu-icin-5-altin-kural" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bugün 8 Haziran. Dünyada "Okyanus Günü", Türkiye'de ise müsilaj felaketinin ardından ilan edilen "Marmara Denizi Günü" olarak kutlanıyor. Peki, binlerce kilometre uzaktaki okyanusların ve yanı başımızdaki Marmara’nın kaderinin, mutfağımızdaki musluktan akan suyla doğrudan bağlantılı olduğunu biliyor musunuz? İşte evimizde alacağımız küçük önlemlerle mavi gezegeni kurtarma rehberi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyamızın yüzde 70’inden fazlasını kaplayan okyanuslar, soluduğumuz oksijenin en az yüzde 50’sini üreterek gezegenimizin akciğeri görevini görüyor. Türkiye’de ise 2021 yılında yaşanan derin müsilaj (deniz salyası) krizinin ardından ilan edilen 8 Haziran Marmara Denizi Günü, iç denizlerimizin ne kadar hassas bir dengede olduğunu bizlere her yıl yeniden hatırlatıyor. Çevre kirliliği, küresel iklim krizi ve aşırı su tüketimi deniz ekosistemlerini yok olma eşiğine getirirken, bu gidişatı durdurmanın yolu sanıldığı gibi sadece büyük sanayi tesislerinden değil, evlerimizdeki günlük alışkanlıklarımızdan geçiyor.</p>

<h2></h2>

<h2><strong>Mavi Gezegenin Geleceği Musluğumuzun Ucunda</strong></h2>

<p>Çoğu zaman okyanuslardaki plastik kirliliğini veya Marmara Denizi'ndeki ekolojik tehlikeleri televizyon ekranlarından uzak birer sorun gibi izliyoruz. Oysa ki kentlerin kanalizasyon ağları, lavabolarımıza döktüğümüz her kimyasal ve israf ettiğimiz her damla temiz su, en nihayetinde nehirler aracılığıyla denizlerimize ve okyanuslarımıza ulaşıyor.</p>

<p>Deniz ekosistemlerini korumak ve su krizinin önüne geçmek, bireysel su ayak izimizi azaltmakla başlıyor. Evinizde uygulayacağınız basit ama etkili su tasarrufu yöntemleri ile hem bütçenizi koruyabilir hem de Marmara’dan okyanuslara uzanan bu devasa can simidine bir nefes olabilirsiniz.</p>

<p></p>

<h2><strong>Denizlerimizi ve Geleceğimizi Kurtaracak 5 Evsel Önlem</strong></h2>

<p></p>

<p><strong>1.Mutfak Lavabosunda Kimyasal Devrim: Atık Yağları Asla Dökmeyin: </strong></p>

<p><em><strong>Deniz yaşamını koruma adımı.</strong></em></p>

<p>1 litre atık yağın, 1 milyon litre temiz suyu kirlettiğini biliyor muydunuz? Lavaboya dökülen bitkisel atık yağlar, kanalizasyon sistemlerini tıkayarak denizlere ulaştığında suyun yüzeyini kaplar. Bu durum deniz canlılarının oksijensiz kalmasına ve Marmara'da gördüğümüz müsilaj gibi felaketlerin tetiklenmesine neden olur. Atık yağlarınızı biriktirerek geri dönüşüm merkezlerine teslim edin.</p>

<p></p>

<p><strong>2.Aparat Mucizesi: Musluklara Perlatör Takın: </strong></p>

<p><em><strong>Fiziksel su tasarrufu adımı.</strong></em></p>

<p>Evdeki tüm muslukların ucuna takabileceğiniz ve piyasada oldukça uygun fiyata bulabileceğiniz perlatörler (tasarruf aparatları), suyu hava ile karıştırarak akıtır. Bu sayede suyun basıncı düşmeden, su kullanımınızı yüzde 50 oranında azaltabilirsiniz.</p>

<p></p>

<p><strong>3.Bilinçli Temizlik: Beyaz Eşyaları Tam Doldurmadan Çalıştırmayın: </strong></p>

<p><em><strong>Günlük alışkanlık değişimi.</strong></em></p>

<p>Bulaşık ve çamaşır makinelerini tam doldurmadan çalıştırmak hem enerji hem de ciddi su israfına yol açar. Ayrıca bulaşıkları makineye koymadan önce elde durulamak yerine sadece sıyırmak, yılda ortalama 20-30 ton suyun boşa akmasını engeller.</p>

<p></p>

<p><strong>4.Gizli Su Hırsızlarını Yakalayın: Sızıntıları Onarın:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em><strong>Ev bakımı ve kontrol adımı.</strong></em></p>

<p>Evde sürekli damlayan tek bir musluk, günde onlarca litre; arızalı bir klozet sifonu ise günde yüzlerce litre suyun doğrudan israf olmasına neden olur. Evinizdeki tesisat sızıntılarını düzenli olarak kontrol edin ve bekletmeden onarın.</p>

<p></p>

<p><strong>5.Kişisel Bakımda Süre Sınırı: Duş Süresini 1 Dakika Azaltın:</strong></p>

<p><em><strong>Kişisel su ayak izini azaltma adımı.</strong></em></p>

<p>Duşta geçirilen süreyi sadece 1 dakika kısaltmak, kişi başı yılda yaklaşık 4-5 ton su tasarrufu anlamına gelir. Ayrıca banyo yaparken veya diş fırçalarken suyun boşa akmasına izin vermemek, denizlerimize bırakılan atık su yükünü doğrudan hafifletir.</p>

<p></p>

<h2><strong>Gelecek Nesillere Bırakacağımız En Büyük Miras: Temiz Su</strong></h2>

<p>8 Haziran Dünya Okyanus Günü ve Marmara Denizi Günü vesilesiyle bir kez daha anlamalıyız ki; su sonsuz bir kaynak değildir. Doğanın bize sunduğu bu eşsiz ekosistemi korumak, sadece kıyı temizliği etkinliklerine katılmaktan ibaret değil; hayat tarzımızı "su dostu" hale getirmektir. Bugünden itibaren musluğu her açtığımızda Marmara’yı, deniz kaplumbağalarını ve soluduğumuz havayı düşünerek hareket etmek hepimizin vatandaşlık ve insanlık görevidir.</p>

<p>Unutmayın; evinizde kurtaracağınız her damla, okyanusta bir hayata can verir!</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ayşe Jülide Özdem</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre, Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/8-haziran-dunya-okyanus-ve-marmara-denizi-gunu-evde-su-tasarrufu-icin-5-altin-kural</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 05:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/06/okyanus.png" type="image/jpeg" length="44391"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Obezite Türkiye’de sessiz bir krize dönüştü]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/obezite-turkiyede-sessiz-bir-krize-donustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/obezite-turkiyede-sessiz-bir-krize-donustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de obezite oranları alarm veriyor. Diyetisyen Neslihan Aktepe, obezitenin yalnızca fazla kilo sorunu olmadığını belirterek, hareketsiz yaşam, yanlış beslenme, stres ve uyku düzensizliğinin toplum sağlığını tehdit eden sessiz bir krizi büyüttüğünü söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>GONCAGÜL KONAŞ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’de giderek yaygınlaşan obezite, uzmanlara göre artık bireysel bir sağlık sorununun ötesine geçerek ciddi bir halk sağlığı tehdidine dönüşmüş durumda.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 07 At 13.36.51" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-07-at-133651.jpeg" width="1066" /></p>

<p>Sonsöz Gazetesi’nden Goncagül Konaş’ın haberine göre; diyetisyen Neslihan Aktepe, her 5 kişiden 1’inin obez olduğuna dikkat çekerek, asıl riskin obeziteye doğru hızla ilerleyen ve çoğu zaman bunun farkında olmayan geniş kitlelerde bulunduğunu vurguladı. Modern yaşam alışkanlıklarının, duygusal yeme davranışlarının ve uyku düzensizliğinin obeziteyi tetiklediğini belirten Aktepe, kalıcı çözümün kısa süreli diyetlerde değil, sürdürülebilir yaşam tarzı değişikliklerinde olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>“RİSK ALTINDAKİLERİN ÇOĞU DURUMUN FARKINDA DEĞİL”</strong></p>

<p>Toplumun büyük bir kesiminin farkında olmadan obeziteye doğru ilerlediğini belirten Aktepe, “Aslında mesele sadece obez bireyler değil. Mesele, obeziteye doğru ilerleyen büyük bir kitlenin farkında olmadan risk altında yaşamasıdır.” dedi. Obezitenin ortaya çıkışında modern yaşam koşullarının önemli rol oynadığını söyleyen Aktepe, şehir hayatının insan sağlığını olumsuz etkileyen birçok unsuru beraberinde getirdiğini kaydetti.</p>

<p><strong>“MODERN YAŞAM VÜCUDUN DOĞASINA TERS DÜŞÜYOR”</strong></p>

<p>Günlük yaşam alışkanlıklarının obeziteyi tetiklediğine dikkat çeken Aktepe, “Günün büyük bir kısmını oturarak geçirmek, fiziksel aktivitenin neredeyse sıfıra inmesi, hızlı ve pratik olduğu için tercih edilen paketli gıdalar, yüksek şeker ve kalori içeren besinlerin kolay ulaşılabilir olması bu tablonun en önemli nedenleri arasında yer alıyor.” diye konuştu. Ancak sorunun yalnızca fiziksel faktörlerle açıklanamayacağını belirten Aktepe, psikolojik etkenlerin de kilo artışında önemli rol oynadığını vurguladı.</p>

<p><strong>“ARTIK SADECE AÇ OLDUĞUMUZ İÇİN YEMİYORUZ”</strong></p>

<p>Günümüzde birçok kişinin duygusal nedenlerle yemek tükettiğini ifade eden Aktepe, “Günümüz insanı artık sadece aç olduğu için yemek yemiyor. Stres, kaygı, yorgunluk ve hatta sıkılma gibi duygular da yeme davranışını doğrudan etkiliyor. Bu durum, duygusal yeme dediğimiz ve fark edilmesi oldukça zor olan bir süreci beraberinde getiriyor.” dedi. Kişilerin çoğu zaman aç olmadıklarını bilmelerine rağmen yemeye devam ettiklerini belirten Aktepe, bunun uzun vadede ciddi kilo artışlarına yol açtığını söyledi.</p>

<p>Haberin daha geniş ve detaylı halini Sonsöz Gazetesi’nde okuyabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/obezite-turkiyede-sessiz-bir-krize-donustu</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 14:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-07-at-133652.jpeg" type="image/jpeg" length="49637"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Yumaklı: “Yılda 1,3 milyon gıda denetimi yapıyoruz”]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/bakan-yumakli-yilda-13-milyon-gida-denetimi-yapiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/bakan-yumakli-yilda-13-milyon-gida-denetimi-yapiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yılda ortalama 1,3 milyon gıda denetimi gerçekleştirdiklerini belirterek, sofralara ulaşan her ürünün izlenebilir ve güvenilir olması için çalışmaların sürdüğünü ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yılda ortalama 1,3 milyon gıda denetimi gerçekleştirdiklerini belirterek, amaçlarının yalnızca üretim değil, sofralara ulaşan her ürünün izlenebilir ve güvenilir olması olduğunu söyledi.</p>

<h3><strong>“Gıda güvenliği en öncelikli konumuz”</strong></h3>

<p>7 Haziran Dünya Gıda Güvenilirliği Günü dolayısıyla NSosyal hesabından açıklama yapan Bakan Yumaklı, gıda yönetiminde üretici emeği, bilimsel yaklaşım ve denetim ekiplerinin titiz çalışmasının bir arada yürütüldüğünü ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yumaklı, gelişmiş laboratuvar altyapısıyla gıda güvenliği standartlarının sürekli yükseltildiğini belirtti.</p>

<h3><strong>“1,3 milyon denetim gerçekleştiriyoruz”</strong></h3>

<p>Türk Gıda Kodeksi kapsamında önemli düzenlemeler yapıldığını vurgulayan Yumaklı, vatandaşların sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşmasının şeffaf bir şekilde sağlandığını dile getirdi.</p>

<p>Bakan Yumaklı, “Amacımız sadece üretmek değil, soframıza gelen her bir ürünün izlenebilir ve uluslararası standartlarda güvenilir olmasını sağlamaktır. Bu hassasiyetle yılda ortalama 1,3 milyon gıda denetimi gerçekleştiriyoruz” dedi.</p>

<h3><strong>“Vatandaş da sürece dahil”</strong></h3>

<p>Gıda güvenliğinde şeffaflığı artırmak için “Güvenilir Gıda” mobil uygulamasını hayata geçirdiklerini hatırlatan Yumaklı, vatandaşların da denetim sürecine katılım sağladığını belirtti.</p>

<p>Gıdanın korunmasının geleceğin korunması anlamına geldiğini vurgulayan Yumaklı, Dünya Gıda Güvenilirliği Günü’nü üreticiler ve tüm çalışanlarla birlikte kutladıklarını ifade etti.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Zehra Önen</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/bakan-yumakli-yilda-13-milyon-gida-denetimi-yapiyoruz</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 13:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2025/08/gidaa.jpg" type="image/jpeg" length="49541"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk Cerrahtan Dünya Tıp Tarihinde Bir İlk]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/turk-cerrahtan-dunya-tip-tarihinde-bir-ilk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/turk-cerrahtan-dunya-tip-tarihinde-bir-ilk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Oktar Asoğlu, İngiltere’de düzenlenecek 10’uncu Portsmouth Kolorektal Kongresi’nde canlı robotik kanser ameliyatı gerçekleştirecek. Operasyonun dünyanın farklı ülkelerinden cerrahlar tarafından online olarak izlenmesi bekleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Antalya, Dünya, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/turk-cerrahtan-dunya-tip-tarihinde-bir-ilk</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2025/11/ameliyathane.jpg" type="image/jpeg" length="75920"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan Kritik Uyarı: Güneş Kremi Düzenli Kullanılmalı]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/uzmanlardan-kritik-uyari-gunes-kremi-duzenli-kullanilmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/uzmanlardan-kritik-uyari-gunes-kremi-duzenli-kullanilmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medipol Sağlık Grubu Dermatoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Makbule Dündar, güneş kremi kullanımının cilt kanserine karşı en önemli koruyucu yöntemlerden biri olduğunu belirterek, özellikle çocukluk dönemindeki güneş yanıklarının ilerleyen yıllarda ciddi sağlık risklerine yol açabileceğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medipol Sağlık Grubu Dermatoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Makbule Dündar, güneş kremi kullanımının cilt kanserine karşı en önemli koruyucu adımlardan biri olduğunu belirterek, özellikle korunmasız güneş maruziyetinin ciddi sağlık riskleri taşıdığına dikkat çekti.</p>

<h3><strong>“Çocuklukta Güneş Yanığı, İleride Ciddi Risklere Yol Açabilir”</strong></h3>

<p>Uzm. Dr. Makbule Dündar, çocukluk döneminde yaşanan güneş yanıklarının ilerleyen yıllarda cilt kanseri riskini artırabileceğini vurgulayarak, “Çocukların güneş yanığından korunması çok önemli. Çünkü çocukluk çağındaki güneş hasarı ilerleyen yıllarda ciddi sonuçlara yol açabiliyor” dedi.</p>

<p>Güneş koruyucuların gün içinde tek sefer sürülmesinin yeterli olmadığını ifade eden Dündar, özellikle deniz ve havuz kenarında ürünün iki saatte bir yenilenmesi gerektiğini söyledi. Yüz bölgesinde ise “iki parmak kuralı” ile yeterli miktarda güneş kremi kullanılmasının önemine dikkat çekti.</p>

<h3><strong>UVA ve UVB Koruması Birlikte Olmalı</strong></h3>

<p>Güneş koruyucu seçiminde yalnızca SPF değerine bakılmaması gerektiğini belirten Dündar, UVA ve UVB ışınlarının cilt üzerindeki farklı etkilerine değindi.</p>

<p>Uzm. Dr. Dündar, “UVB bronzlaşma ve yanıklara neden olurken, UVA ışınları cilt yaşlanması ve kırışıklıklardan sorumludur. Bu nedenle kullanılacak ürünün hem UVA hem UVB koruması içermesi gerekir” dedi.</p>

<p>Yaz aylarında en az SPF 30 güneş koruyucu önerildiğini belirten Dündar, güneş hassasiyeti olan kişilerde SPF 50 ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca ekran karşısında uzun süre vakit geçirenler için mavi ışık koruması içeren ürünlerin de faydalı olabileceğini söyledi.</p>

<h3><strong>Cilt Tipine Göre Güneş Kremi Seçimi Önemli</strong></h3>

<p>Güneş koruyucu seçiminde cilt tipinin belirleyici olduğunu vurgulayan Dündar, kuru ciltlerde daha yoğun ve nemlendirici ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini, yağlı ve akneye eğilimli ciltlerde ise hafif, jel veya likit formdaki ürünlerin daha uygun olduğunu belirtti.</p>

<h3><strong>Çocuklarda Mineral Filtreli Güneş Kremi Önerisi</strong></h3>

<p>Atopik ve hassas cilde sahip çocuklarda mineral filtreli güneş kremlerinin tercih edilmesi gerektiğini söyleyen Dündar, güneş koruyucunun düzenli kullanımının hayati önem taşıdığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Güneş kreminin gün içinde yalnızca bir kez sürülmesi yeterli değildir. Özellikle deniz ve havuz kenarında güneş koruyucu mutlaka iki saatte bir yenilenmeli” diyen Dündar, yüz bölgesinde doğru miktarda kullanım için “iki parmak kuralı”nın uygulanması gerektiğini hatırlattı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/uzmanlardan-kritik-uyari-gunes-kremi-duzenli-kullanilmali</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/06/agency/dha/uzmanlardan-kritik-uyari-gunes-kremi-duzenli-kullanilmali.jpg" type="image/jpeg" length="48738"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alerji Vakalarında Artış: Uzmanlardan Erken Tanı ve Korunma Uyarısı]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/alerji-vakalarinda-artis-uzmanlardan-erken-tani-ve-korunma-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/alerji-vakalarinda-artis-uzmanlardan-erken-tani-ve-korunma-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mevsim geçişleri, polen yoğunluğu ve çevresel faktörlerin etkisiyle alerjik rahatsızlıklarda artış yaşanıyor. Uzmanlar, alerji belirtilerinin hafife alınmaması ve gerekli önlemlerin alınması gerektiğini vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bahar ve yaz aylarının gelmesiyle birlikte alerjik hastalıklara bağlı şikayetlerde artış görülüyor. Özellikle polenler, ev tozu akarları, hayvan tüyleri ve bazı gıdalar nedeniyle ortaya çıkan alerjiler, günlük yaşamı olumsuz etkileyebiliyor. Uzmanlar, alerjinin basit bir rahatsızlık olarak görülmemesi gerektiğini belirterek erken tanının önemine dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Polenler İlk Sırada</strong></p>

<p>Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında havaya yayılan polenler, alerjik reaksiyonların en yaygın nedenleri arasında yer alıyor. Burun akıntısı, hapşırık, gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtiler, polen alerjisinin en sık görülen semptomları arasında bulunuyor. Rüzgarlı günlerde dışarıda geçirilen sürenin azaltılması ve eve dönüldüğünde kıyafetlerin değiştirilmesi öneriliyor.</p>

<p><strong>Alerji Yaşam Kalitesini Düşürebiliyor</strong></p>

<p>Uzmanlar, alerjik hastalıkların uyku düzenini bozabildiğini, okul ve iş performansını olumsuz etkileyebildiğini ifade ediyor. Kontrol altına alınmayan alerjilerin bazı kişilerde astım gibi daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği belirtiliyor.</p>

<p><strong>Korunmak Mümkün</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alerjiden korunmak için alerjenlerden uzak durmanın en etkili yöntem olduğu vurgulanıyor. Evlerin düzenli olarak havalandırılması, toz tutan eşyaların azaltılması, polen yoğunluğunun yüksek olduğu saatlerde pencerelerin kapalı tutulması ve doktor önerisi olmadan ilaç kullanılmaması tavsiye ediliyor.</p>

<p><strong>Uzmanlar Uyarıyor</strong></p>

<p>Uzmanlar, uzun süren burun akıntısı, sık hapşırık, gözlerde kaşıntı ve nefes darlığı gibi belirtilerin görülmesi halinde sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini belirtiyor. Erken tanı ve uygun tedaviyle alerjik hastalıkların kontrol altına alınabileceği ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/alerji-vakalarinda-artis-uzmanlardan-erken-tani-ve-korunma-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 01:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/06/alerji.jpg" type="image/jpeg" length="54538"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Attan düşen kadının organları, nakil bekleyen 4 hastaya umut oldu]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/attan-dusen-kadinin-organlari-nakil-bekleyen-4-hastaya-umut-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/attan-dusen-kadinin-organlari-nakil-bekleyen-4-hastaya-umut-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Manisa’nın Salihli ilçesinde attan düşerek ağır yaralanan ve 4 gün süren yaşam mücadelesinin ardından beyin ölümü gerçekleşen Nihal Gürel’in bağışlanan organları, nakil bekleyen 4 hastaya umut oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Manisa'nın Salihli ilçesinde attan düşüp ağır yaralanan ve kaldırıldığı hastanede 4 gün sonra beyin ölümü gerçekleşen Nihal Gürel'in (62) bağışlanan organları, nakil bekleyen 4 hastaya umut oldu.</p>

<p>Salihli'de yaşayan 2 çocuk annesi Nihal Gürel, 30 Mayıs'ta saat 19.00 sıralarında arkadaşlarıyla Adala Mahallesi'ndeki bir at çiftliğine gitti. Gürel, burada bindiği attan dengesini kaybedip, düştü. Başını çarpıp, ağır yaralanan Gürel, ambulansla Salihli Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Yoğun bakımda tedaviye alınan Gürel'in, dün saat 22.30 sıralarında beyin ölümü gerçekleşti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>YARIN TOPRAĞA VERİLECEK</strong></p>

<p>Hastane yetkilileri, Gürel'in organlarının bağışlanması için ailesiyle görüşme gerçekleştirdi. Ailenin onay vermesi ile Salihli Devlet Hastanesi'nde yapılan operasyonla Gürel'in karaciğeri, böbrekleri, kalbi ve korneaları ameliyatla alındı. Alınan organların nakil bekleyen hastalara ulaştırılmak üzere ilgili sağlık merkezlerine gönderildiği bildirildi. Öte yandan Gürel'in cenazesini yarın toprağa verileceği öğrenildi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Manisa, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/attan-dusen-kadinin-organlari-nakil-bekleyen-4-hastaya-umut-oldu</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 18:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/06/agency/dha/attan-dusen-kadinin-organlari-nakil-bekleyen-4-hastaya-umut-oldu.jpg" type="image/jpeg" length="12104"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anadolu Genç Eczacılar Derneği resmen kuruldu]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/anadolu-genc-eczacilar-dernegi-resmen-kuruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/anadolu-genc-eczacilar-dernegi-resmen-kuruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eczacılık mesleğinin gelişimine katkı sunmak amacıyla kurulan Anadolu Genç Eczacılar Derneği, faaliyetlerine resmen başladı. Dernekten yapılan açıklamada, mesleğin köklü değerlerini koruyarak güncel sorunlara bilimsel ve akılcı çözümler üretmenin hedeflendiği belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Derneğin, eczacılığı bütüncül bir bakış açısıyla ele alacağı vurgulanan açıklamada, geleneksel eczacılık anlayışının modern teknolojiyle birleştirileceği ifade edildi. Mesleki dayanışmayı merkeze alan çalışmalar kapsamında, eczacıların kariyer gelişimini destekleyecek akademik programlar ve projelerin hayata geçirileceği kaydedildi.</p>

<p>Açıklamada, dünyadaki bilimsel gelişmelerin yakından takip edilerek Türkiye’de uygulanmasına öncülük edileceği belirtilirken, Türk eczacılığının uluslararası standartların üzerine çıkarılmasının hedeflendiği aktarıldı. Bu doğrultuda özellikle yapay zekâ teknolojilerinin eczacılık uygulamalarına entegre edilmesi için çalışmalar yürütüleceği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Derneğin bir diğer önceliğinin ise eczacılar arasındaki iletişim ve dayanışmayı güçlendirmek olduğu ifade edildi. Sağlık profesyonelleri arasında multidisipliner iş birliklerinin artırılmasının amaçlandığı açıklamada, toplum sağlığını koruyucu ve geliştirici projelerin de hayata geçirileceği vurgulandı.</p>

<p>Anadolu Genç Eczacılar Derneği’nin, eczacıların akademik ve pratik yetkinliklerini öne çıkaran çalışmalarıyla mesleki gelişime katkı sunmayı hedeflediği belirtilerek, tüm eczacılar “daha güçlü bir gelecek için birlik olmaya” davet edildi.</p>

<p>Açıklamada, “Türk eczacılığının yarınlarını inşa etmek ve mesleğimizi hak ettiği noktaya taşımak adına attığımız bu adımın tüm camiamıza hayırlı olmasını diliyoruz” ifadelerine yer verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/anadolu-genc-eczacilar-dernegi-resmen-kuruldu</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 13:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/06/genc-eczacilar-2.png" type="image/jpeg" length="22178"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TÜİK Verileri Alarm Verdi: Türkiye'de Obezite Oranı Yükseldi]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/tuik-verileri-alarm-verdi-turkiyede-obezite-orani-yukseldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/tuik-verileri-alarm-verdi-turkiyede-obezite-orani-yukseldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK'in 2025 Türkiye Sağlık Araştırması sonuçlarına göre, Türkiye'de 15 yaş ve üzeri bireylerde obezite oranı yüzde 21,8'e yükseldi. Araştırma, fiziksel aktivite yetersizliğinin sürdüğünü, tütün ve alkol kullanımının arttığını ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2025 Türkiye Sağlık Araştırması sonuçlarına göre, 15 yaş ve üzeri bireylerde obezite oranı son üç yılda artış gösterdi. Araştırma, fiziksel aktivite yetersizliği, tütün ve alkol kullanımındaki yükseliş ile çocuklarda en sık görülen hastalıkları da ortaya koydu.</strong></p>

<h2><strong>Obezite Oranı Yüzde 21,8'e Yükseldi</strong></h2>

<p>TÜİK'in açıkladığı verilere göre, 15 yaş ve üzeri bireylerde obezite oranı 2022 yılında yüzde 20,2 seviyesindeyken, 2025 yılında yüzde 21,8'e yükseldi.</p>

<p>Cinsiyet bazında değerlendirildiğinde, kadınların yüzde 24,8'inin obez, yüzde 32,2'sinin ise fazla kilolu olduğu görüldü. Erkeklerde ise obezite oranı yüzde 18,7 olarak belirlenirken, fazla kilolu bireylerin oranı yüzde 43,1'e ulaştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Fiziksel Aktivite Yapmayanların Oranı Yüzde 86,6</strong></h2>

<p>Araştırma sonuçları, Türkiye'de fiziksel aktivite düzeyinin düşük olduğunu da ortaya koydu.</p>

<p>Fiziksel aktivite yapmayan erkeklerin oranı 2022 yılında yüzde 85,3 iken, 2025 yılında yüzde 83,5'e geriledi. Kadınlarda ise aynı dönemde oran yüzde 92,7'den yüzde 89,7'ye düştü.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği haftalık 150 ila 300 dakika orta şiddette fiziksel aktiviteyi gerçekleştirenlerin oranı ise oldukça düşük seviyede kaldı. Buna göre 2025 yılında erkeklerin yüzde 4,1'i, kadınların ise yüzde 2,7'si önerilen düzeyde fiziksel aktivite yaptı.</p>

<h2><strong>Merdiven Çıkmakta Zorlananların Oranı Yüzde 6</strong></h2>

<p>Fiziksel işlevlerde yaşanan zorluklar incelendiğinde, merdiven inip çıkmada güçlük yaşayanların oranı kadınlarda yüzde 8,3, erkeklerde ise yüzde 3,7 olarak belirlendi.</p>

<p>Öğrenme ve hatırlamada zorluk yaşayanların oranı kadınlarda yüzde 5,4, erkeklerde yüzde 2,8 olurken, yürümede zorluk yaşayanların oranı kadınlarda yüzde 5,6, erkeklerde yüzde 2,8 olarak kaydedildi.</p>

<h2><strong>Çocuklarda En Sık Görülen Hastalık Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu</strong></h2>

<p>Araştırmaya göre 0-6 yaş grubundaki çocuklarda son 6 ay içinde en sık görülen hastalık yüzde 28,5 ile üst solunum yolu enfeksiyonu oldu.</p>

<p>Bu hastalığı yüzde 24 ile ishal ve yüzde 5,2 ile alt solunum yolu enfeksiyonu takip etti.</p>

<p>7-14 yaş grubunda da ilk sırada yüzde 24,6 ile üst solunum yolu enfeksiyonu yer aldı. Ardından yüzde 16,4 ile ishal ve yüzde 8,2 ile ağız ve diş sağlığı sorunları geldi.</p>

<h2><strong>Yetişkinlerde En Yaygın Sağlık Sorunu Bel Ağrısı</strong></h2>

<p>15 yaş ve üzeri bireylerde son 12 ay içinde görülen sağlık sorunları arasında bel bölgesi problemleri ilk sıradaki yerini korudu.</p>

<p>Bel bölgesi rahatsızlıkları 2025 yılında yüzde 24,3 oranında görülürken, bunu yüzde 16,9 ile hipertansiyon, yüzde 16,7 ile boyun bölgesi problemleri, yüzde 11,9 ile diyabet ve yüzde 10,1 ile yüksek kan lipidleri takip etti.</p>

<h2><strong>Tütün Kullanımı Artış Gösterdi</strong></h2>

<p>Araştırma sonuçlarına göre her gün tütün mamulü kullanan 15 yaş ve üzeri bireylerin oranı 2022 yılında yüzde 28,3 iken, 2025 yılında yüzde 30,1'e yükseldi.</p>

<p>Tütün kullanım oranı erkeklerde yüzde 42,9, kadınlarda ise yüzde 17,5 olarak kaydedildi.</p>

<p>Tütün ürünü kullanmayanların oranı ise aynı dönemde yüzde 68'den yüzde 66,8'e geriledi.</p>

<h2><strong>Alkol Kullanımında Yükseliş</strong></h2>

<p>Son 12 ay içinde alkol kullandığını belirten 15 yaş ve üzeri bireylerin oranı 2022 yılında yüzde 12,1 iken, 2025 yılında yüzde 12,6'ya çıktı.</p>

<p>Alkol kullanım oranı erkeklerde yüzde 18,7, kadınlarda ise yüzde 6,6 olarak belirlendi.</p>

<p>Alkol kullanmayanların oranı ise yüzde 87,9'dan yüzde 87,4'e düştü.</p>

<h2><strong>Mamografi Taramalarında Artış Yaşandı</strong></h2>

<p>Araştırma sonuçlarına göre son bir yıl içinde mamografi çektiren 40 yaş ve üzeri kadınların oranı 2022 yılında yüzde 10,8 iken, 2025 yılında yüzde 16,7'ye yükseldi.</p>

<p>Buna karşın 40 yaş ve üzerindeki kadınların yüzde 42,4'ünün hayatında hiç mamografi çektirmediği tespit edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/tuik-verileri-alarm-verdi-turkiyede-obezite-orani-yukseldi</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/06/agency/dha/tuik-verileri-alarm-verdi-turkiyede-obezite-orani-yukseldi.jpg" type="image/jpeg" length="73186"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
