<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Son Dakika Ankara Haberleri</title>
    <link>https://sonsoz.com.tr</link>
    <description>Son Dakika Ankara Ulusal haberlerin yankılanan sesi: Sonsöz Gazetesi. Türkiye'nin dört bir yanından en güncel, sıcak, son dakika haberlerini takip edin, gündemi bizimle okuyun, yorumlayın, şekillendirin. Sonsöz, sadece haber değil, bir bilinçtir.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://sonsoz.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 03 May 2026 08:05:33 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Yapay Zeka Pankreas Kanserini 3 Yıl Erken Yakalayacak!]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/yapay-zeka-pankreas-kanserini-3-yil-erken-yakalayacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/yapay-zeka-pankreas-kanserini-3-yil-erken-yakalayacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’de geliştirilen yeni sistem, en ölümcül kanser türlerinden biri olan pankreas kanserini yıllar öncesinden tespit edebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD’de doktorlar ve araştırmacılar, pankreas kanserini erken evrede yakalayabilen yeni bir yapay zeka sistemi geliştirdi. Yapılan çalışmalara göre bu sistem, hastalığı mevcut yöntemlere kıyasla yaklaşık 3 yıl daha erken tespit edebiliyor.</p>

<p>Pankreas kanseri, genellikle belirti vermeden ilerlemesi nedeniyle en zor teşhis edilen kanser türleri arasında yer alıyor. Bu nedenle hastalık çoğu zaman ileri evrede fark ediliyor ve tedavi şansı ciddi ölçüde azalıyor.</p>

<p><img alt="Görüntü 47-7" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/05/goruntu-47-7.jpeg" width="864" /></p>

<p>Geliştirilen yapay zeka modeli, hastaların tıbbi verilerini ve görüntüleme sonuçlarını analiz ederek riskli durumları önceden belirleyebiliyor. Uzmanlar, bu sayede erken teşhis oranının artabileceğini ve hayatta kalma süresinin uzayabileceğini vurguluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmayı yürüten ekip, sistemin henüz geliştirme aşamasında olduğunu ancak ilerleyen süreçte hastanelerde yaygın şekilde kullanılmasının hedeflendiğini belirtti.</p>

<p>Uzmanlara göre bu teknoloji, özellikle erken teşhisin hayati önem taşıdığı kanser türlerinde sağlık sistemine önemli katkı sağlayabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/yapay-zeka-pankreas-kanserini-3-yil-erken-yakalayacak</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 03:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/05/goruntu-46-9.jpeg" type="image/jpeg" length="17288"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan Uyarı: Ani Hava Değişimi Hastalıkları Artırdı]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/uzmandan-uyari-ani-hava-degisimi-hastaliklari-artirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/uzmandan-uyari-ani-hava-degisimi-hastaliklari-artirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi’nden Dr. Süleyman İbze, ani hava değişimleri ve artan polen yoğunluğunun üst solunum yolu hastalıklarını artırdığını belirterek, maske kullanımı ve alerjenlerden korunma çağrısı yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akdeniz Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Süleyman İbze, mevsim geçişlerinde yaşanan ani sıcaklık değişimlerinin ve artan polen yoğunluğunun sağlık sorunlarını artırdığını belirterek, özellikle üst solunum yolu hastalıklarında ciddi artış görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Süleyman İbze, hava sıcaklığındaki ani değişimlerin vatandaşların bağışıklık sistemini zorladığını ve acil servislere başvuruların arttığını ifade etti.</p>

<h2><strong>Ani Hava Değişimi Üst Solunum Yolu Hastalıklarını Tetikliyor</strong></h2>

<p>İbze, mevsim geçişlerinde sabah serin, öğle saatlerinde ise sıcak havanın etkili olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<p>“İnsanlar ne giyeceklerine karar veremiyor. Bazen üşüyor, bazen terliyor. Bu durum vücudun adaptasyonunu zorlaştırıyor ve hastalıklara zemin hazırlıyor.”</p>

<p>Uzmanlara göre bu süreçte özellikle grip, soğuk algınlığı, boğaz enfeksiyonu ve öksürük şikayetlerinde artış yaşanıyor.</p>

<h2><strong>Polenler Alerjiyi Tetikliyor</strong></h2>

<p>Bahar aylarında doğanın canlanmasıyla birlikte polen yoğunluğunun arttığını vurgulayan İbze, bunun da alerjik reaksiyonları artırdığını söyledi.</p>

<p>En sık görülen belirtiler şöyle sıralandı:</p>

<ul>
 <li>Burun akıntısı</li>
 <li>Hapşırık</li>
 <li>Gözlerde sulanma</li>
 <li>Kaşıntı</li>
 <li>Sebepsiz öksürük</li>
</ul>

<p>Bu belirtilerin zaman zaman enfeksiyonla karıştırılabildiği belirtildi.</p>

<h2><strong>Maske Kullanımı Faydalı Olabilir</strong></h2>

<p>Dr. Süleyman İbze, dışarı çıkarken maske kullanımının polen ve diğer alerjenlere karşı koruyucu olabileceğini belirtti.</p>

<p>Özellikle alerjiye yatkın bireylerin mümkün olduğunca alerjen temasını azaltması gerektiğini vurgulayan İbze, açık alan dönüşlerinde kıyafet değişimi ve yüz temizliğinin de faydalı olabileceğini kaydetti.</p>

<h2><strong>Astım Hastaları Daha Dikkatli Olmalı</strong></h2>

<p>Astım ve kronik solunum yolu hastalığı bulunan kişilerin bu dönemde daha hassas olduğunu söyleyen İbze, nefes darlığı gelişmesi halinde mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Önce Aile Sağlığı Merkezine Başvurun</strong></h2>

<p>Uzman isim, hafif şikayetlerde ilk başvuru yerinin aile sağlığı merkezleri olması gerektiğini belirterek, acil servislerin yalnızca gerçek acil durumlarda tercih edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<h2><strong>Ev Akarlarına Karşı Temizlik Önerisi</strong></h2>

<p>Mevsimsel alerjilerde yalnızca dış ortam değil ev içi alerjenlerin de etkili olduğunu belirten İbze, özellikle ev akarlarının sık görülen alerjenler arasında yer aldığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle:</p>

<ul>
 <li>Evin düzenli havalandırılması</li>
 <li>Sık temizlik yapılması</li>
 <li>Toz birikiminin önlenmesi</li>
</ul>

<p>gibi önlemlerin alerjik reaksiyon riskini azaltabileceği vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Antalya, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/uzmandan-uyari-ani-hava-degisimi-hastaliklari-artirdi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 10:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/agency/dha/uzmandan-uyari-ani-hava-degisimi-hastaliklari-artirdi.jpg" type="image/jpeg" length="67530"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Her Gebeye Bir Ebe” Uygulaması 601 Bin Anne Adayına Ulaştı]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/her-gebeye-bir-ebe-uygulamasi-601-bin-anne-adayina-ulasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/her-gebeye-bir-ebe-uygulamasi-601-bin-anne-adayina-ulasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı’nın “Her Gebeye Bir Ebe” uygulaması kapsamında Mart 2026 itibarıyla 601 binden fazla anne adayına ulaşıldı, gebeliğin son 3 ayında yapılan ev ziyaretleriyle normal doğum sürecine destek sağlandı ve sezaryen oranlarında düşüş gözlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen “Doğal Olan Normal Doğum Eylem Planı” kapsamında hayata geçirilen “Her Gebeye Bir Ebe” uygulaması, ülke genelinde yaygın şekilde uygulanmaya devam ediyor.</p>

<h2><strong>601 Binden Fazla Gebeye Ulaşıldı</strong></h2>

<p>Mart 2026 itibarıyla uygulama kapsamında 601 bin 263 gebeye ulaşıldığı bildirildi. Proje çerçevesinde gebeliğin son 3 ayında anne adaylarına ev ziyaretleri yapılarak doğuma hazırlık süreci destekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Gebe Okullarının Sayısı Artırıldı</strong></h2>

<p>Eylem planı kapsamında Türkiye genelinde 546 yeni gebe okulu açılırken, bugüne kadar 85 bini aşkın anne adayına eğitim verildi.</p>

<p>Gebe okullarında 1’inci, 2’nci ve 3’üncü basamak sağlık tesislerinde toplam 43 başlıkta ve 195 dakikalık eğitim programları uygulanıyor.</p>

<h2><strong>61 Bin Ebe Görev Yapıyor</strong></h2>

<p>Uygulama kapsamında 61 bin ebe ve 3 bin 400 koordinatör ebe aktif olarak görev alıyor. Her ilk gebelikte, doğuma son 3 ay kala anne adayına bir ebe atanıyor.</p>

<h2><strong>Ev Ziyaretleriyle Doğuma Hazırlık</strong></h2>

<p>Anne adayları, gebeliğin son döneminde evlerinde ziyaret edilerek doğum sürecine hazırlanıyor. Ziyaretlerde normal doğumun anne ve bebek sağlığı açısından önemi anlatılıyor, doğumla ilgili kaygıların azaltılması hedefleniyor.</p>

<h2><strong>Ankara’da Binlerce Anne Adayına Ulaşıldı</strong></h2>

<p>Ankara’da yürütülen çalışmalar kapsamında ilk 3 ayda 6 bin anne adayı gebe okullarından yararlandı. Ayrıca ebe poliklinikleri aracılığıyla 12 binden fazla gebeye hizmet verildi.</p>

<p>Ankara genelinde şimdiye kadar 102 gebeye ev ziyareti gerçekleştirildiği bildirildi.</p>

<h2><strong>Sezaryen Oranlarında Düşüş Hedefi</strong></h2>

<p>Yetkililer, uygulama sayesinde sezaryen oranlarında düşüş gözlendiğini ancak bunun yeterli olmadığını belirtti. Hedefin sezaryen oranlarını azaltmak ve doğurganlık oranlarını artırmak olduğu ifade edildi.</p>

<h2><strong>Dijital Destek ve Takip Sistemi</strong></h2>

<p>Anne adaylarına süreç boyunca destek sağlamak amacıyla “Annelik Yolculuğu” mobil uygulamasının da aktif olarak kullanıldığı bildirildi. Uygulama ile gebelik süreci dijital olarak takip edilebiliyor. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/her-gebeye-bir-ebe-uygulamasi-601-bin-anne-adayina-ulasti</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/agency/dha/her-gebeye-bir-ebe-uygulamasi-601-bin-anne-adayina-ulasti.jpg" type="image/jpeg" length="93511"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı’ndan Eskişehir İçin Önemli Özelleştirme Kararı]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/saglik-bakanligindan-eskisehir-icin-onemli-ozellestirme-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/saglik-bakanligindan-eskisehir-icin-onemli-ozellestirme-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, kentteki bazı sağlık alanlarına ilişkin önemli bir gelişmeyi kamuoyuyla paylaştı. Yapılan açıklamaya göre, Eskişehir’de aktif olarak sağlık hizmeti sunulan bazı alanların özelleştirme kapsamından çıkarılması yönünde karar alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Albayrak, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ile gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda Eskişehir’deki bazı sağlık tesisleriyle ilgili yeni bir karar alındığını belirtti. Buna göre:</p>

<ul>
 <li>Eskişehir Hava Hastanesi</li>
 <li>Eski Devlet Hastanesi</li>
 <li>Sivrihisar’daki sağlık alanları</li>
 <li>Mihalıççık’taki sağlık alanları</li>
</ul>

<p>özelleştirme kapsamından çıkarıldı.</p>

<p>Albayrak açıklamasında, aktif olarak sağlık hizmeti sunulan hastaneler ve sağlık alanlarının satışa konu edilmeyeceğinin altını çizdi.</p>

<h3><strong>“Şehrimizin hassasiyetleri dikkate alındı”</strong></h3>

<p>Gürhan Albayrak, sürece katkı sağlayan isimlere de teşekkür ederek, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ile yapılan görüşmelerin belirleyici olduğunu ifade etti. Ayrıca, süreci yakından takip eden ve destek veren yetkililere de şükranlarını sundu.</p>

<p>Albayrak açıklamasında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Şehrimizin hassasiyetlerini ilgili mercilere doğrudan ileten ve çözüm noktasında büyük gayret gösteren Bakanımız Prof. Dr. Sayın Ayşen Gürcan’a, Valimiz Sayın Erdinç Yılmaz’a ve emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.”</p>

<h3><strong>Eskişehir için ne anlama geliyor?</strong></h3>

<p>Alınan kararın, Eskişehir’de sağlık hizmetlerinin devamlılığı ve kamuya ait sağlık alanlarının korunması açısından önemli bir adım olduğu değerlendiriliyor. Özellikle yerel sağlık altyapısının geleceği konusunda kamuoyunda oluşan belirsizliklerin bu kararla birlikte büyük ölçüde giderildiği ifade ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Kıymetli Hemşehrilerimiz,<br />
<br />
Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ile gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde;<br />
<br />
Eskişehir Hava Hastanesi, eski Devlet Hastanesi, Sivrihisar ve Mihalıççık ilçelerimizdeki sağlık alanlarının özelleştirme kapsamından çıkarılması yönünde irade… <a href="https://t.co/TlLqNyG8PP" rel="nofollow">https://t.co/TlLqNyG8PP</a> <a href="https://t.co/5YAlTZLaSf" rel="nofollow">pic.twitter.com/5YAlTZLaSf</a></p>
— Gürhan Albayrak (@GurhanAlbayrak) <a href="https://twitter.com/GurhanAlbayrak/status/2048807177800892505?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">April 27, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/saglik-bakanligindan-eskisehir-icin-onemli-ozellestirme-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/saglik-bakanligindan-eskisehir-icin-onemli-ozellestirme-karari.jpg" type="image/jpeg" length="11890"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[GETAT yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımlandı]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/getat-yonetmeligi-resmi-gazetede-yayimlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/getat-yonetmeligi-resmi-gazetede-yayimlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[GELENEKSEL ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları (GETAT) Yönetmeliği, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Sağlık Bakanlığınca yapılan düzenlemeyle GETAT uygulamalarının kapsamı genişletilirken, vatandaşların bu hizmetlere erişimi kolaylaştırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakanlıktan yeni yönetmelikle ilgili yapılan bilgilendirmeye göre, 'Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımlandı. 2014 yılında yayımlanan yönetmeliğin yürürlükten kaldırılmasıyla yapılan düzenlemeler çerçevesinde; geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulama ünitesi ve uygulama merkezi açma koşulları kolaylaştırıldı. Böylelikle verilen hizmetin daha etkin ve sürdürülebilir bir yapıya ulaşması hedeflendi.</p>

<p>GETAT UYGULAMALARINDA SAĞLIK HİZMET SUNUMU GENİŞLETİLDİ</p>

<p>GETAT uygulamaları; tedavinin ve iyileşme sürecinin desteklenmesi açısından sağlık hizmet sunumunda önemli bir yere sahiptir. Daha özellikli ve riskli hasta gruplarına hizmet sunabilen GETAT uygulama merkezlerinin devlet hastaneleri ile 100 yatak ve üzeri kapasiteye sahip özel hastanelerde de açılabilmesine imkan sağlanarak; böylelikle hasta grupları dahil olmak üzere GETAT hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması hedeflendi.</p>

<p>GETAT UYGULAMALARINDA BAKANLIĞIN YAYIMLADIĞI 15 KILAVUZ ESAS ALINACAK</p>

<p>GETAT alanında yapılan bilimsel çalışmalar ve uygulama deneyimleri doğrultusunda Bakanlık tarafından 15 ayrı uygulama alanına yönelik kılavuz hazırlanmış ve Haziran 2025'te yayımlanmıştı. Yeni yönetmelikte bu kılavuzlara atıfta bulunularak, uygulamaların bu kılavuzlar doğrultusunda yapılması gerekliliği ortaya konuldu. Bu sayede uygulayıcılar için ortak bir yol haritası oluşturulacak.</p>

<p>DİŞ HEKİMLİĞİ MUAYENEHANELERİNDE DE GETAT UYGULAMASI YAPILABİLECEK</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yönetmelik değişikliği ile GETAT hizmeti verebilecek sağlık kuruluşlarının kapsamı genişletilerek; aile hekimliklerinin yanı sıra sağlık meslek hizmet birimleri ve evde sağlık hizmet birimlerinde GETAT uygulama ünitelerinin açılabilmesi mümkün hale getirildi. Daha önce diş hastaneleri, ağız ve diş sağlığı merkezleri ile polikliniklerinde uygulanan GETAT hizmetleri, yeni düzenlemeyle diş hekimliği muayenehanelerinde de sunulabilecek. Diş hekimleri kendi alanları kapsamında; akupunktur, apiterapi, fitoterapi, hipnoz, sülük, homeopati, kupa, mezoterapi, proloterapi, ozon ve müzikterapi gibi uygulamalarla hizmet verebilecek.</p>

<p>SERTİFİKALI HEKİM VE FİZYOTERAPİSTLER OSTEOPATİ VE KAYROPRAKSİ YAPABİLECEK</p>

<p>Dünyada yaygın şekilde uygulanan, vücudun kendi kendini iyileştirme kapasitesine odaklanan manuel terapi yöntemlerinden osteopati, kayropraksi ve refleksoloji uygulamalarının etkin ve güvenli şekilde yaygınlaştırılması amacıyla yeni düzenlemeler hayata geçirildi.</p>

<p>Düzenlemeye göre, osteopati ve kayropraksi uygulamaları Sağlık Bakanlığınca yetkilendirilmiş GETAT eğitim merkezlerinden sertifika almış hekimler ve fizyoterapistler tarafından uygulanabilecek. Refleksoloji uygulamaları ise sertifikalı sağlık çalışanları tarafından yapılabilecek; yaşlı bakım teknikeri ve evde bakım teknikeri ise uygulamaya yardımcı olabilecek.</p>

<p>Bahsi geçen meslek gruplarınca GETAT eğitim merkezlerinde verilen eğitime katılarak sertifika alınabilecektir. Hekim dışı uygulayıcılar ise hekimin değerlendirme ve yönlendirmesi doğrultusunda hasta üzerinde işlem gerçekleştirebilecek. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/getat-yonetmeligi-resmi-gazetede-yayimlandi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 07:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2025/10/resmi-gazete-3-1.jpg" type="image/jpeg" length="79711"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABB’den Diyabet Hastası Gençlere Sensör Desteği Başvuruları Başladı]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/abbden-diyabet-hastasi-genclere-sensor-destegi-basvurulari-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/abbden-diyabet-hastasi-genclere-sensor-destegi-basvurulari-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Büyükşehir Belediyesi, Tip 1 diyabet hastası gençlerin yaşam kalitesini artırmak ve hastalık yönetimlerini kolaylaştırmak amacıyla hayata geçirdiği “Diyabet Sensörü Destek Programı” için başvuruları yeniden başlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan sağlığını önceleyen sosyal projelerine devam eden belediye, program kapsamında 100 gence 6 ay boyunca düzenli olarak diyabet sensörü desteği sağlayacak. Uygulama ile sağlıkta fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor.</p>

<p><strong>Gençlerin Sağlık Hizmetlerine Erişimi Kolaylaşacak</strong></p>

<p>Program sayesinde özellikle dezavantajlı durumdaki gençlerin sağlık hizmetlerine erişiminin artırılması amaçlanıyor. Verilecek sürekli glikoz ölçüm sensörleriyle gençlerin kan şekeri takibini daha kolay yapabilmesi, olası komplikasyon risklerinin azaltılması ve eğitim hayatlarının desteklenmesi hedefleniyor.</p>

<p><strong>Başvuru Şartları Açıklandı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Destekten yararlanmak isteyen adayların şu kriterleri sağlaması gerekiyor:</p>

<ul>
 <li>19–30 yaş aralığında olmak</li>
 <li>Örgün eğitim kurumuna kayıtlı olmak</li>
 <li>Ankara’da ikamet etmek</li>
 <li>Tip 1 diyabet tanısını sağlık raporuyla belgelemek</li>
 <li>Sosyal yardım alan bireyler (öncelikli)</li>
 <li>Şehit ve gazi birinci derece yakınları (öncelikli)</li>
</ul>

<p>Başvurular ve detaylı bilgilere Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin resmi internet adresi üzerinden ulaşılabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Şevval Ateş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/abbden-diyabet-hastasi-genclere-sensor-destegi-basvurulari-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 01:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/01/abb-2.webp" type="image/jpeg" length="72007"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dr. Fatih Seyran: “Türkiye Sağlık Turizminde Ucuz Destinasyon Algısını Aşmalı”]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/dr-fatih-seyran-turkiye-saglik-turizminde-ucuz-destinasyon-algisini-asmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/dr-fatih-seyran-turkiye-saglik-turizminde-ucuz-destinasyon-algisini-asmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası Sağlık Turizmi Enstitüsü Başkanı Dr. Fatih Seyran, Antalya’da düzenlenen 20. Uluslararası Sağlıkta Kalite, Akreditasyon ve Hasta Güvenliği Kongresi’nde yaptığı sunumda, Türkiye’nin sağlık turizminde eğer odaklı yeni bir konumlanmaya ihtiyaç duyduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sonsöz Gazetesi'nden Goncagül Konaş'ın haberine göre;</strong> 22–25 Mayıs 2026 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilen 20. Uluslararası Sağlıkta Kalite, Akreditasyon ve Hasta Güvenliği Kongresi, sağlık sektörünün önde gelen akademisyenlerini, yöneticilerini ve uzmanlarını bir araya getirdi. Kongrenin ana teması bu yıl “Sağlık Hizmetlerinde Kalite ve Akreditasyon Standartları, Sağlık Finansmanı ve Sürdürülebilirlik ile Yapay Zekâ Entegrasyonu” olarak belirlendi.</p>

<p>Kongre Başkanlığını Prof. Dr. Seval Akgün’ün yaptığı organizasyonda, Uluslararası Sağlık Turizmi Enstitüsü Başkanı Dr. Fatih Seyran da bilimsel oturumlarda yer aldı. Seyran, Prof. Dr. Haydar Sur moderatörlüğünde düzenlenen “Ulusal ve Uluslararası Kalite ve Akreditasyon Standartları” başlıklı oturumda çevrim içi konuşmacı olarak katılarak “Sağlık Turizminde Kalite, İnovasyon ve Küresel Trendler” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi.</p>

<p><strong>“Sağlık Turizmi Artık Stratejik Bir Yumuşak Güç Alanıdır”</strong></p>

<p>Sunumunda sağlık turizminin yalnızca ekonomik gelir sağlayan bir sektör olarak görülmemesi gerektiğini belirten Dr. Seyran, bu alanın ülkelerin uluslararası itibarı, marka değeri ve diplomatik etki kapasitesi açısından stratejik bir güç alanına dönüştüğünü ifade etti.</p>

<p>Seyran, sağlık turizminin tıp, teknoloji, turizm, kültür ve uluslararası hizmet yönetiminin kesişiminde büyüyen çok boyutlu bir ekosistem olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Artık hastalar yalnızca uygun fiyatlı tedavi aramıyor. Şeffaflık, güven, kültürel uyum, hasta güvenliği, etik hizmet sunumu ve yüksek teknoloji beklentisi sağlık turizminin temel belirleyicileri haline gelmiştir.”</p>

<p><img alt="Görüntü-112" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/goruntu-112.png" width="2048" /></p>

<p><strong>Kalite Anlayışı Sertifikaların Ötesine Geçti</strong></p>

<p>Dr. Seyran, sağlık turizminde kalite kavramının artık yalnızca uluslararası akreditasyon belgeleriyle sınırlı değerlendirilemeyeceğini vurguladı. JCI, AACI, TEMOS ve benzeri akreditasyon sistemlerinin önemli olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını belirten Seyran, sağlık turizminde asıl belirleyici unsurun hastanın tüm yolculuğunu kapsayan bütüncül süreç yönetimi olduğunu söyledi.</p>

<p>Bu kapsamda, operasyon öncesi bilgilendirme, doğru yönlendirme, etik pazarlama, hasta güvenliği, veri gizliliği, KVKK ve GDPR uyumu, kanıta dayalı tıp uygulamaları ve operasyon sonrası takip süreçlerinin kalite algısını doğrudan etkilediğini dile getirdi.</p>

<p><strong>Dijitalleşme ve Sağlık 5.0 Yeni Dönemi Şekillendiriyor</strong></p>

<p>Sunumda sağlık turizminin geleceğini belirleyen en önemli başlıklardan birinin dijital inovasyon olduğuna dikkat çeken Seyran, yapay zekâ destekli tedavi planlamaları, IoT tabanlı hasta takip sistemleri, robotik cerrahi uygulamaları ve uzaktan bakım modellerinin sektörde yeni bir dönem başlattığını ifade etti.</p>

<p>Seyran, dijital teknolojilerin sağlık turizminde “sınırsız hastane” anlayışını güçlendirdiğini belirterek şunları kaydetti:</p>

<p>“Hasta tedavi için ülke değiştirse de bakım süreci artık sınır tanımıyor. Dijital teknolojiler sayesinde hasta, ülkesine döndükten sonra da hekimiyle ve sağlık kuruluşuyla kesintisiz iletişim kurabiliyor. Bu durum, sağlık turizminde güven ve sürdürülebilirlik açısından kritik öneme sahiptir.”</p>

<p><img alt="Görüntü-114" class="detail-photo img-fluid" height="600" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/goruntu-114.png" width="900" /></p>

<p><strong>Wellness, Geriatrik Rehabilitasyon ve Kişiselleştirilmiş Sağlık Öne Çıkıyor</strong></p>

<p>Küresel sağlık turizmi trendlerine de değinen Dr. Seyran, klasik tedavi odaklı yaklaşımların yanında wellness, bütüncül sağlık uygulamaları, geriatrik rehabilitasyon, genetik haritalama, bio-hacking ve kişiselleştirilmiş sağlık çözümlerinin giderek daha fazla önem kazandığını ifade etti.</p>

<p>Pandemi sonrası dönemde bireylerin yalnızca hastalık tedavisine değil, sağlıklı yaşlanma, iyi olma hali ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik hizmetlere daha fazla yöneldiğini belirten Seyran, bu değişimin sağlık turizmini doğa temelli terapiler, tamamlayıcı uygulamalar ve modern tıbbı bütünleştiren hibrit modellere taşıdığını söyledi.</p>

<p><strong>“Türkiye Ucuz Destinasyon Algısını Kırmalı”</strong></p>

<p>Sunumunun Türkiye açısından en kritik bölümünde sağlık turizmindeki mevcut algıya dikkat çeken Dr. Fatih Seyran, Türkiye’nin güçlü hekim kadrosu, gelişmiş sağlık altyapısı, teknolojik donanımı ve coğrafi avantajlarına rağmen hâlâ bazı pazarlarda “ucuz destinasyon” algısıyla anıldığını belirtti.</p>

<p>Seyran, Türkiye’nin bu algıyı aşması gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Türkiye, sağlık turizminde yalnızca fiyat avantajıyla değil; klinik kalite, güven, hasta deneyimi, etik hizmet, dijital takip ve sürdürülebilir bakım süreçleriyle öne çıkmalıdır. Ucuz destinasyon algısını kırarak yüksek nitelikli medikal merkez konumuna geçmek zorundayız.”</p>

<p>Bu dönüşüm için üç temel başlığın önemine işaret eden Seyran; klinik kalitenin standartlaştırılması, dijital inovasyonun tüm süreçlere entegre edilmesi ve küresel trendlerin doğru okunması gerektiğini belirtti.</p>

<p><strong>Türkiye İçin Değer Odaklı Yeni Bir Sağlık Turizmi Vizyonu</strong></p>

<p>Kongrede yapılan değerlendirmeler, sağlık turizminin yalnızca büyüyen bir ekonomik pazar olmadığını; aynı zamanda ülkelerin uluslararası marka değerini ve hizmet kalitesi algısını belirleyen stratejik bir alan haline geldiğini ortaya koydu.</p>

<p>Dr. Fatih Seyran’ın sunumu, Türkiye’nin sağlık turizminde sürdürülebilir büyüme sağlayabilmesi için kalite, inovasyon, dijitalleşme, etik hizmet sunumu ve küresel rekabet ekseninde yeniden konumlanması gerektiğine dikkat çekti.</p>

<p>Uluslararası Sağlık Turizmi Enstitüsü’nün bu alandaki çalışmaları, Türkiye’nin sağlık turizminde daha güçlü, güvenilir ve yüksek katma değerli bir marka haline gelmesi açısından önemli bir katkı olarak değerlendirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/dr-fatih-seyran-turkiye-saglik-turizminde-ucuz-destinasyon-algisini-asmali</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 20:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/goruntu-113.png" type="image/jpeg" length="27756"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABB’den Tip 1 Diyabetli Öğrencilere Sensör Desteği!]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/abbden-tip-1-diyabetli-ogrencilere-sensor-destegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/abbden-tip-1-diyabetli-ogrencilere-sensor-destegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Büyükşehir Belediyesi, Tip 1 diyabetli üniversite öğrencileri için “Diyabet Sensörü Destek Programı-2” başvurularını başlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Ankara Büyükşehir Belediyesi, Tip 1 diyabet hastası gençlere yönelik desteklerini sürdürüyor. Belediye, üniversite öğrencilerinin hastalık yönetimini kolaylaştırmak ve yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla “Diyabet Sensörü Destek Programı-2” için başvuru sürecini başlattığını duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Program kapsamında, Tip 1 diyabetli gençlerin sensör desteğine erişimi sağlanarak sağlıkta fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Kontenjanın sınırlı olduğu programda belirlenen kriterleri karşılayan başvurular değerlendirilecek.</p>

<p><img alt="Görüntü 22-28" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/goruntu-22-28.jpeg" width="1080" /></p>

<p>Başvuru şartlarına göre adayların 19–30 yaş aralığında olması, örgün eğitim kurumuna kayıtlı bulunması ve Ankara il sınırları içinde ikamet etmesi gerekiyor. Ayrıca Tip 1 diyabet tanısının sağlık raporuyla belgelenmesi şartı aranıyor. Sosyal yardım alan bireyler ile şehit ve gazi birinci derece yakınlarına ise öncelik tanınacak.</p>

<p>Belediyeden yapılan açıklamada, gençlerin sağlık süreçlerinde desteklenmesinin öncelikli hedefler arasında yer aldığı vurgulanarak, “Gençlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz” mesajı verildi.</p>
</section>

<section dir="auto"></section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/abbden-tip-1-diyabetli-ogrencilere-sensor-destegi</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 17:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/goruntu-22-28.jpeg" type="image/jpeg" length="47209"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diş Hekimliği Sendikası’ndan Bakan Memişoğlu’na Ziyaret! Talepler Masaya Yatırıldı]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/dis-hekimligi-sendikasindan-bakan-memisogluna-ziyaret-talepler-masaya-yatirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/dis-hekimligi-sendikasindan-bakan-memisogluna-ziyaret-talepler-masaya-yatirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diş Hekimliği Sendikası heyeti, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nu ziyaret etti. Görüşmede mali haklar ve çalışma koşulları ele alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diş Hekimliği Sendikası Kurucu Genel Başkanı Banu Yıldırım, Genel Başkan Yardımcıları Dağhan Erbaz ve Kıvanç Kamburoğlu, Kemal Memişoğlu’nu Ankara’da makamında ziyaret etti.</p>

<p>Ziyarette, kamu diş hekimlerinin mali hakları ve çalışma koşullarına ilişkin sorunlar gündeme getirildi. Sendika heyeti, mevcut problemlere yönelik çözüm önerilerini Bakan Memişoğlu’na sundu.</p>

<p>Haklar ve Çalışma Koşulları Masada</p>

<p>Görüşmede, Türkiye’nin ilk ve tek diş hekimliği sendikası olan Diş Hekimliği Sendikası, kuruluş gerekçelerini ve hedeflerini de aktardı.</p>

<p>Ayrıca ağız ve diş sağlığı merkezleri ile hastanelerde düşen dağıtım oranlarının artırılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Gelir ve Ödeme Talepleri</p>

<p>Toplantıda öne çıkan başlıklar arasında:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Diş hekimlerinin ek ödeme katsayılarının artırılması, uzman diş hekimlerinin gelirlerinin iyileştirilmesi, tıp hekimleri ile diş hekimleri arasındaki gelir farkının azaltılması, çalışma koşullarının iyileştirilmesi yer aldı.</p>

<p>İyileştirme Vurgusu</p>

<p>Kemal Memişoğlu ile yapılan görüşmenin, sağlık sisteminde diş hekimlerinin çalışma şartlarının geliştirilmesine yönelik önemli bir adım olduğu ifade edildi.Diş Hekimliği Sendikası’ndan Bakan Memişoğlu’na Ziyaret! Talepler Masaya Yatırıldı</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Gündem, Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/dis-hekimligi-sendikasindan-bakan-memisogluna-ziyaret-talepler-masaya-yatirildi</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 21:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-25-at-211553.jpeg" type="image/jpeg" length="38279"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gebelere çiğ süt uyarısı!]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/gebelere-cig-sut-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/gebelere-cig-sut-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[GEBELİKTE bazı gıdaların enfeksiyon veya toksin riski nedeniyle dikkatli tüketilmesi gerektiğine değinen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ezgi Oktay, 'Çiğ veya az pişmiş et ve yumurta, çiğ süt ve pastörize edilmemiş süt ürünleri, çiğ balık ve sushi gibi gıdalar gebelikte risk oluşturabilir. İyi yıkanmamış sebzeler de bazı enfeksiyonlara yol açabilir. Yüksek cıva içerebilen bazı büyük balıklar da gebelikte sınırlı tüketilmelidir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gebelik sürecinde beslenme düzeninin anne ve bebek sağlığı üzerinde doğrudan etkili olduğunu söyleyen Medical Park TEM Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ezgi Oktay, bu dönemde alınan besinlerin bebeğin gelişiminde önemli rol oynadığını belirtti.</p>

<p>Gebeliğin anne vücudunun hem kendi ihtiyaçlarını hem de gelişmekte olan bebeğin gereksinimlerini karşılamak zorunda olduğu özel bir dönem olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Oktay, 'Bu süreçte alınan besinler bebeğin organ gelişimi, beyin gelişimi, kemik yapısı ve bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan etkilidir' diye konuştu.</p>

<p>Yeterli ve dengeli beslenmenin gebelik sürecinde ortaya çıkabilecek bazı risklerin azaltılmasına yardımcı olduğunu belirten Op. Dr. Oktay, 'Dengeli beslenme düşük doğum ağırlığı, erken doğum ve bazı doğumsal anomalilerin görülme riskini azaltabilir. Aynı zamanda anne adayında gelişebilecek kansızlık gibi sorunların önlenmesine de katkı sağlar' diye konuştu.</p>

<p>'EN SIK YAPILAN HATA İKİ KİŞİLİK YEMEK DÜŞÜNCESİ'</p>

<p>Gebelikte en sık yapılan beslenme hatalarından birinin 'iki kişilik yemek' anlayışı olduğunu belirten Op. Dr. Ezgi Oktay, 'Gebelikte en sık karşılaştığımız hatalardan biri daha fazla yemek ile daha doğru beslenmek arasındaki farkın gözden kaçmasıdır. İki kişilik yemek düşüncesiyle gereğinden fazla kalori almak, protein ve sebze tüketiminin yetersiz olması, şekerli ve paketli gıdaların sık tüketilmesi, demir ve folat açısından zengin gıdaların ihmal edilmesi, öğün atlamak veya uzun süre aç kalmak ve yetersiz sıvı tüketimi en sık karşılaştığımız hatalar arasındadır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Enerji ihtiyacının gebeliğin dönemlerine göre farklılık gösterdiğini ifade eden Op. Dr. Oktay, 'İlk trimesterde genellikle ek kalori ihtiyacı yoktur ya da çok azdır. İkinci trimesterde günlük yaklaşık 300-350 kilokalori, üçüncü trimesterde ise yaklaşık 450 kilokalori ek enerji gereksinimi oluşur. Bu artış büyük bir öğün anlamına gelmez. Küçük ve dengeli ek besinlerle bu ihtiyacın karşılanabilir' dedi.</p>

<p>'BAZI BESİN ÖĞELERİ GEBELİKTE KRİTİK ÖNEME SAHİPTİR'</p>

<p>Gebelik döneminde bazı besin öğelerinin özellikle önemli olduğunu vurgulayan Op. Dr. Oktay, şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>'Protein, demir, kalsiyum ve folik asit gebelikte kritik öneme sahip besin öğeleridir. Protein tüketimi bebeğin doku, kas ve organ gelişimi için gereklidir. Protein aynı zamanda plasenta ve amniyon sıvısının oluşumunda da rol oynar. Demir ihtiyacı gebelikte artabilir. Yetersiz demir alımı annede kansızlığa ve bebeğe giden oksijen miktarında azalmaya yol açabilir. Bazı durumlarda erken doğum riskini de artırabilir. Kalsiyum ise bebeğin kemik ve diş gelişimi için önemlidir. Yeterli kalsiyum alınmadığında bebek ihtiyacını annenin kemiklerinden karşılayabilir. Folik asit özellikle gebeliğin erken döneminde bebeğin sinir sistemi gelişimi için kritiktir. Folik asit eksikliği bazı nöral tüp defektleri ile ilişkilendirilir.'</p>

<p>'BAZI GIDALARA DİKKAT EDİLMELİ'</p>

<p>Gebelikte bazı gıdaların enfeksiyon veya toksin riski nedeniyle dikkatli tüketilmesi gerektiğini söyleyen Op. Dr. Ezgi Oktay, 'Çiğ veya az pişmiş et ve yumurta, çiğ süt ve pastörize edilmemiş süt ürünleri, çiğ balık ve sushi gibi gıdalar gebelikte risk oluşturabilir. İyi yıkanmamış sebzeler de bazı enfeksiyonlara yol açabilir. Yüksek cıva içerebilen bazı büyük balıklar da gebelikte sınırlı tüketilmelidir' dedi.</p>

<p>'ŞEKERLİ VE PAKETLİ GIDALAR RİSK OLUŞTURABİLİR'</p>

<p>Şekerli ve ultra işlenmiş gıdaların genellikle yüksek kalori içerdiğini ancak besin değerlerinin düşük olduğunu belirten Op. Dr. Oktay, 'Bu tür gıdaların aşırı tüketimi gereğinden fazla kilo alımına, kan şekerinde ani yükselmelere ve gebelik diyabeti riskinde artışa yol açabilir' dedi. Ayrıca bu durumun bebeğin normalden büyük doğması olarak tanımlanan makrozomi riskini de artırabileceğini belirten Op. Dr. Oktay, mümkün olduğunca doğal ve işlenmemiş gıdaların tercih edilmesini önerdi.</p>

<p>'KAFEİN TAMAMEN YASAK DEĞİL'</p>

<p>Gebelikte kafein tüketiminin tamamen yasak olmadığını ancak sınırlı olması gerektiğini kaydeden Op. Dr. Oktay, 'Genellikle güvenli kabul edilen sınır günlük yaklaşık 200 miligram kafeindir. Bu miktar yaklaşık olarak bir ila iki fincan filtre kahveye veya iki üç fincan Türk kahvesine karşılık gelebilir. Çay, çikolata ve bazı içeceklerin de kafein içerdiğinin unutulmamalıdır' açıklamasında bulundu.</p>

<p>'TAKVİYELER HEKİM ÖNERİSİYLE KULLANILMALI'</p>

<p>Gebelikte bazı vitamin ve mineral ihtiyaçlarının yalnızca beslenmeyle karşılanamayabileceğini dile getiren Op. Dr. Oktay, 'Bu nedenle çoğu gebelikte hekim önerisiyle bazı takviyeler kullanılabilir. Folik asit, demir, D vitamini ve bazı durumlarda iyot veya omega-3 takviyeleri önerilir. Ancak her takviye herkes için gerekli değildir. Takviye kullanımı mutlaka hekim önerisiyle ve bireysel ihtiyaçlara göre planlanmalıdır' dedi.</p>

<p>'BESLENME BEBEĞİN GELİŞİMİNİ DOĞRUDAN ETKİLER'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yetersiz veya dengesiz beslenmenin bebeğin büyüme ve gelişimini doğrudan etkileyebileceğini belirten Op. Dr. Oktay, 'Yetersiz beslenme düşük doğum ağırlığı, gelişme geriliği, bazı doğumsal anomaliler ve erken doğum riskinde artış gibi sorunlara yol açabilir. Bazı çalışmalar gebelik dönemindeki beslenme alışkanlıklarının çocuğun ilerleyen yaşlardaki metabolik hastalık riskleri üzerinde de etkili olabileceğini göstermektedir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'SAĞLIKLI GEBELİK İÇİN DENGELİ BESLENME ŞART'</p>

<p>Anne adaylarına beslenme konusunda önerilerde bulunan Op. Dr. Ezgi Oktay, 'Sağlıklı bir gebelik için beslenmede temel prensip çeşitlilik ve dengedir. Gün içinde düzenli ve dengeli öğünler tüketmek, protein kaynaklarına her öğünde yer vermek, bol sebze ve meyve tüketmek ve yeterli su içmek önemlidir. Unutulmamalıdır ki gebelikte beslenme yalnızca kilo kontrolü için değil, anne ve bebeğin uzun vadeli sağlığı için önemli bir yatırımdır' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/gebelere-cig-sut-uyarisi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/agency/dha/gebelere-cig-sut-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="74861"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aileyle yenilen yemek çocukların gelişimine fayda sağlıyor!]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/aileyle-yenilen-yemek-cocuklarin-gelisimine-fayda-sagliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/aileyle-yenilen-yemek-cocuklarin-gelisimine-fayda-sagliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AİLEYLE yenilen yemeklerin çocukların gelişimi için önemli olduğunu söyleyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Güzel, 'Haftada en az birkaç kez birlikte yemek çocukların hem akademik hem de sosyal gelişimini olumlu yönde etkiliyor, çocuğun başarısı ve özgüveni artıyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikososyal bir varlık olduğuna vurgu yapan Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi'nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Güzel, aile ortamının bu gelişimde belirleyici olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Güzel, özellikle Türk toplumunda yaygın olan birlikte yemek yeme kültürünün çocuklar için önemli bir fırsat sunduğunu belirtti.</p>

<p>'HAFTADA 5 KEZ AİLEYLE YEMEK ÖNEMLİ'</p>

<p>Haftada beşten fazla aileyle yemek yiyen çocukların sosyal becerilerinin, kendini ifade etme yeteneklerinin ve özgüvenlerinin daha yüksek olduğunu dile getiren Prof. Dr. Güzel, bu ortamın çocukların problem çözme becerilerini de geliştirdiğini aktardı.</p>

<p>Aile içinde kurulan iletişimin çocukların akademik hayatına da yansıdığını ifade eden Prof. Dr. Güzel, 'Çocuklar yaşadıkları sorunları aileleriyle paylaşarak çözüm üretmeyi öğreniyor. Bu da özellikle sınav sisteminde önemli olan anlama ve problem çözme becerilerini güçlendiriyor' diye konuştu.</p>

<p>'ZARARLI ALIŞKANLIKLARI AZALTIYOR'</p>

<p>Aileyle kurulan güçlü bağın çocukları olumsuz alışkanlıklardan da uzaklaştırdığını söyleyen Prof. Dr. Güzel, 'Birlikte yemek yeme alışkanlığı, çocuklarda yalnızlık hissini azaltır. Bu sayede sigara, alkol ve madde kullanımı gibi riskli davranışların yüzde 30 ila 50 oranında azaldığı görülüyor' dedi.</p>

<p>'SOSYAL VE DUYGUSAL GELİŞİMİ DESTEKLİYOR'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocukların kendilerini ifade edebilmesinin ve sosyal ilişkiler kurabilmesinin önemine değinen Prof. Dr. Güzel, aile içi iletişimin bu noktada kritik rol oynadığını belirtti. Prof. Dr. Güzel, 'Çocuklarımızın hem akademik hem de sosyal açıdan güçlü bireyler olması için aileyle birlikte geçirilen zamanın, özellikle de aynı sofrayı paylaşmanın önemini unutmamalıyız' diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/aileyle-yenilen-yemek-cocuklarin-gelisimine-fayda-sagliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 09:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/agency/dha/aileyle-yenilen-yemek-cocuklarin-gelisimine-fayda-sagliyor.jpg" type="image/jpeg" length="80674"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dilek ebenin, kırsaldan başkente uzanan hikayesi göz doldurdu]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/dilek-ebenin-kirsaldan-baskente-uzanan-hikayesi-goz-doldurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/dilek-ebenin-kirsaldan-baskente-uzanan-hikayesi-goz-doldurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dilek Uzunkulakoğlu, Bartın’ın Eskiemirler köyünde yürüttüğü sağlık eğitimleri ve saha çalışmalarına ilişkin deneyimlerini anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Bartın’ın Eskiemirler köyünde 9 yıl önce sağlık evinde göreve başlayan ebe Dilek Uzunkulakoğlu, görev süresince yürüttüğü çalışmalar ve saha deneyimlerini paylaştı. Uzunkulakoğlu’nun şu anda Ankara’da görev yaptığı belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Köyde görev yaptığı dönemde kadınlara Kur’an kurslarında, erkeklere ise kahvehanelerde genel sağlık eğitimleri verdiğini belirten Uzunkulakoğlu, çocuklara yönelik istismar farkındalığı çalışmaları yaptığını ve HPV taramaları için kadınları bilgilendirdiğini ifade etti.</p>

<p>Ev ziyaretleriyle kanser taramalarına katılımı artırmaya çalıştığını aktaran Uzunkulakoğlu, kırsal bölgelerde ulaşım ve altyapı koşullarının zaman zaman zorlayıcı olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Uzunkulakoğlu, görev yaptığı süreçte erken teşhis edilen bir kanser vakasının ardından hastayla daha sonra bir araya gelerek geri bildirim aldığını da aktardı.</p>

<p>6 Şubat depremlerinin ardından gönüllü olarak Hatay’da görev yaptığını belirten Uzunkulakoğlu, sahada farklı illerden gelen ekiplerle koordineli şekilde çalıştıklarını ifade etti.</p>

<p>Ebeler Haftası kapsamında değerlendirmelerde bulunan Uzunkulakoğlu, ebelik mesleğinin doğum süreci ve toplum sağlığı açısından çeşitli sorumluluklar içerdiğini belirterek, meslektaşlarının haftasını kutladı. </p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/dilek-ebenin-kirsaldan-baskente-uzanan-hikayesi-goz-doldurdu</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 13:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/agency/dha/dilek-ebenin-kirsaldan-baskente-uzanan-hikayesi-goz-doldurdu.jpg" type="image/jpeg" length="12742"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Iraklı felçli gazeteci, Türkiye'de yeniden ayakta!]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/irakli-felcli-gazeteci-turkiyede-yeniden-ayakta</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/irakli-felcli-gazeteci-turkiyede-yeniden-ayakta" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Irak'ta omuriliğindeki tümör nedeniyle yıllarca felçli yaşayan gazeteci Miran Sattar Rasool (31), Ankara'da geçirdiği ameliyat ve fizik tedavi sürecinin ardından yeniden ayağa kalktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erbil'de yaşayan gazeteci Miran Sattar Rasool, çocukluk yıllarında omuriliğinde gelişen tümöre bağlı olarak omurilik felci geçirdi. 2021'de şikayetleri artan ve bacaklarındaki güçsüzlük nedeniyle yürüme zorluğu yaşamaya başlayan Rasool, ilerleyen süreçte tam felç noktasına ulaştı ve tekerlekli sandalyeye mahkum oldu. Ülkesinde yapılan tetkiklerde tedaviye yönelik net bir sonuç alamayan Rasool, doktorların yönlendirmesiyle tedavi için Ankara'daki özel hastaneye başvurdu. Omuriliğinde yaklaşık 12 santimlik tümör tespit edilmesi üzerine Rasool, ameliyata alındı. Hastanenin beyin ve sinir cerrahisi ekibi tarafından gerçekleştirilen operasyonla tümörün büyük bölümü çıkarıldı. Rasool, ameliyat sonrası başlatılan fizik tedavi süreciyle yıllar sonra yeniden ayağa kalktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'YENİDEN DOĞMUŞ GİBİ HİSSEDİYORUM'</p>

<p>Miran Sattar Rasool, 2021 yılından itibaren bu hastalıkla mücadele ettiğini anlatarak, 'İlk önce ayaklarım ağırlaştı, hareket ettiremedim. Sonra tam yürüyememe, kalkamama durumu başladı. Erbil'deki doktorlara gittiğimde de herhangi bir tedavi ya da bir ilaçtan fayda görmediğim için en son çare Türkiye'ye başvurdum. Benim ülkemde hastalığıma 'hiçbir şekilde tedavi edilemez' diyorlardı. Bildiğim kadarıyla 12 santimlik bir kitle vardı omuriliğimde. Ameliyat ettiler. Eskiye nazaran şu anda çok çok daha iyiyim. Tedaviyle ayağa kalktım ve yeniden doğmuş gibi hissediyorum şu anda. Bu hissi asla unutamayacağım bir his olarak tanımlıyorum. 3 senedir herhangi bir hareketim yoktu, yürüyemiyordum. Hastaneye başvurduktan sonra, yavaş yavaş yürümeye başladım' dedi.</p>

<p>'ÖZEL BİR ÖRNEK'</p>

<p>Hastanenin Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği'nden Prof. Dr. Ali Dalgıç ise Miran Sattar Rasool'un tetkiklerinde omurilikte tümör olduğunu saptadıklarını söyleyerek, 'Yürüyememesinin, bacaklarındaki kuvvetsizliğin bu tümörden ötürü olduğunu düşünerek kendisine ameliyat teklif ettik. Büyük bir ölçüde de tümörü çıkardık. Ameliyattan sonra bacaklarında hafif bir hareket başladı ve sonrasında fizik tedavi görmek üzere ülkesine gönderdik. Yine bacaklarında yürüyebilecek seviyede bir kuvveti yok ama destekle ayakta durabilecek duruma gelmiş görünüyor. Bundan sonra tekrar fizik tedavi programlarına devam ederse muhtemelen en azından kendi ihtiyacını görebilecek hale gelebilir diye umuyoruz. Miran biraz özel bir örnek. Felç seviyesine gelmiş hastaların bu seviyede toparlanmalarını çok fazla beklemeyiz' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/irakli-felcli-gazeteci-turkiyede-yeniden-ayakta</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 11:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/agency/dha/irakli-felcli-gazeteci-turkiyede-yeniden-ayakta.jpg" type="image/jpeg" length="51433"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bastırılan Öfke Depresyon Riskini Artırabilir]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/bastirilan-ofke-depresyon-riskini-artirabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/bastirilan-ofke-depresyon-riskini-artirabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Klinik Psikolog Aslı Kanizi, öfkenin bastırılmasının fiziksel ve psikolojik sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirterek, depresyon ve anksiyete riskine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Öfkenin doğal bir duygu olduğunu vurgulayan uzmanlar, bu duygunun bastırılması halinde zamanla depresyon ve çeşitli psikolojik sorunlara zemin hazırlayabileceğini ifade ediyor.</p>

<h2></h2>

<h2><strong>Öfke doğal bir duygu olarak ortaya çıkıyor</strong></h2>

<p>Uzman Klinik Psikolog Aslı Kanizi’ye göre öfke, haksızlık, engellenme veya stresli durumlar karşısında ortaya çıkan doğal bir duygusal tepkidir. Bu duygu, hem biyolojik hem de psikolojik süreçleri etkileyerek kişide güçlü tepkiler oluşturabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öfkenin ortaya çıkmasında kişisel deneyimler, öğrenilmiş davranışlar ve çevresel faktörlerin etkili olduğu belirtiliyor.</p>

<h2></h2>

<h2><strong>Öfkenin bastırılması sağlık sorunlarına yol açabiliyor</strong></h2>

<p>Öfkenin ifade edilme biçiminin kişiden kişiye değiştiğini belirten Kanizi, bazı bireylerin özellikle sosyal ve kültürel nedenlerle öfkesini bastırma eğiliminde olduğunu ifade ediyor.</p>

<p>Bu durumun uzun vadede:</p>

<ul>
 <li>Depresyon</li>
 <li>Anksiyete</li>
 <li>Tansiyon problemleri</li>
 <li>İlişki sorunları</li>
</ul>

<p>gibi psikolojik ve fiziksel sorunlara yol açabileceği belirtiliyor.</p>

<h2></h2>

<h2><strong>İlişkilerde ve iş hayatında bastırma eğilimi artıyor</strong></h2>

<p>Öfkenin özellikle iş hayatı ve romantik ilişkilerde daha sık bastırıldığına dikkat çekiliyor. Bireylerin, ilişkileri koruma isteği veya profesyonel imaj kaygısı nedeniyle duygularını ifade etmekten kaçınabildiği ifade ediliyor.</p>

<p>Bu durumun zamanla içsel gerilim ve stres düzeyini artırarak kişinin ruh sağlığını olumsuz etkileyebileceği vurgulanıyor.</p>

<h2></h2>

<h2><strong>Uzmanlardan öfke yönetimi önerileri</strong></h2>

<p>Uzman Klinik Psikolog Aslı Kanizi, öfkenin sağlıklı şekilde yönetilmesi gerektiğini belirterek bazı yöntemleri şöyle sıralıyor:</p>

<ul>
 <li>Öfke günlüğü tutmak</li>
 <li>Nefes egzersizleri yapmak</li>
 <li>Meditasyon uygulamak</li>
 <li>Gerekli durumlarda profesyonel destek almak</li>
</ul>

<p>Kanizi, kişinin kendi duygularını tanımasının ve doğru şekilde ifade etmesinin hem bireysel hem de ilişkisel sağlık açısından önem taşıdığını ifade ediyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ayşe Jülide Özdem</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Keşfet, Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/bastirilan-ofke-depresyon-riskini-artirabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 22:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/yalnizlik.jpg" type="image/jpeg" length="79147"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2050’de Her İki Kişiden Biri Miyop Olabilir: Çocuklarda Artış Endişe Veriyor]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/2050de-her-iki-kisiden-biri-miyop-olabilir-cocuklarda-artis-endise-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/2050de-her-iki-kisiden-biri-miyop-olabilir-cocuklarda-artis-endise-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre miyopi dünya genelinde hızla yaygınlaşıyor. Araştırmalar, 2050 yılına kadar dünya nüfusunun yaklaşık yarısının miyop olabileceğini ortaya koyarken, artan ekran kullanımı çocuklarda riski büyütüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde özellikle çocuklar arasında giderek yaygınlaşan miyopi, erken yaşta kontrol altına alınmadığında ilerleyen yıllarda ciddi görme sorunlarına yol açabiliyor.</p>

<h2></h2>

<h2><strong>2050 yılı için dikkat çeken öngörü</strong></h2>

<p>Uzmanların paylaştığı verilere göre, 2050 yılına kadar dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 50’sinin, yani 5 milyar kişinin miyop olacağı tahmin ediliyor. Yüksek miyopi oranının ise 1 milyar kişiye ulaşabileceği öngörülüyor.</p>

<p>Türkiye’de de benzer bir eğilimin gözlendiği belirtilirken, özellikle büyük şehirlerde yaşayan çocuklarda miyopi görülme sıklığının her geçen yıl arttığı ifade ediliyor. Bu durumun, çocukların akademik başarısı ve günlük yaşam kalitesi üzerinde doğrudan etkili olabileceği vurgulanıyor.</p>

<h2></h2>

<h2><strong>Artan ekran kullanımı risk faktörleri arasında</strong></h2>

<p>Uzmanlar, miyopinin ortaya çıkmasında yalnızca genetik faktörlerin değil, yaşam alışkanlıklarının da önemli rol oynadığını belirtiyor.</p>

<p>Özellikle şu faktörlerin miyopi riskini artırdığı ifade ediliyor:</p>

<ul>
 <li>Uzun süreli ekran kullanımı</li>
 <li>Yoğun yakın mesafe aktiviteleri</li>
 <li>Açık havada geçirilen sürenin azalması</li>
</ul>

<p>Miyopinin yalnızca bir görme kusuru olmadığına dikkat çeken uzmanlar, ilerleyen yaşlarda retina dekolmanı, katarakt ve glokom gibi ciddi göz hastalıkları riskini artırabileceğini belirtiyor.</p>

<h2></h2>

<h2><strong>Erken tanı ve düzenli takip kritik önem taşıyor</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre miyopinin erken dönemde tespit edilmesi ve düzenli kontrol edilmesi, ilerleme hızının azaltılmasında önemli rol oynuyor.</p>

<p>Son yıllarda miyopi yönetimine yönelik geliştirilen yeni teknolojiler arasında özel optik tasarımlı gözlük camlarının da yer aldığı belirtiliyor. Bu camların, net görüş sağlamanın yanı sıra miyopinin ilerleme hızını azaltmaya yönelik tasarlandığı ifade ediliyor.</p>

<p>Klinik çalışmalarda bazı yeni nesil cam teknolojilerinin miyopi ilerleme hızını ortalama yüzde 60 oranında yavaşlatma potansiyeline sahip olduğuna dair veriler bulunduğu belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2></h2>

<h2><strong>Çocukların yaşam tarzı düzenlenmeli</strong></h2>

<p>Uzmanlar, miyopiyle mücadelede yalnızca optik çözümlerin değil, yaşam tarzı değişikliklerinin de önemli olduğuna dikkat çekiyor.</p>

<p>Özellikle şu öneriler öne çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>Çocukların açık havada daha fazla zaman geçirmesi</li>
 <li>Ekran kullanım süresinin sınırlandırılması</li>
 <li>Düzenli göz muayenelerinin ihmal edilmemesi</li>
 <li>Yakın mesafe çalışmalarında molalar verilmesi</li>
</ul>

<p>Bu önlemlerin, çocukluk çağında başlayan miyopinin ilerleme hızını azaltmada etkili olabileceği ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ayşe Jülide Özdem</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Keşfet, Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/2050de-her-iki-kisiden-biri-miyop-olabilir-cocuklarda-artis-endise-veriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 21:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/cocuk-msyop.jpg" type="image/jpeg" length="83041"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sosyal Medya Güzellik Trendleri Tehlike Saçıyor]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/sosyal-medya-guzellik-trendleri-tehlike-saciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/sosyal-medya-guzellik-trendleri-tehlike-saciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal medyada hızla yayılan cilt bakım trendleri, güzelleştirmek yerine ciddi cilt sorunlarına yol açabiliyor. Özellikle çocuklar ve gençler arasında kontrolsüz şekilde kullanılan asitli ürünler ve maskeler, kalıcı hasar riskini artırıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’nden Dermatoloji Uzmanı Makbule Dündar, viral içeriklerin bilinçsiz kullanımının cilt sağlığını tehdit ettiğini belirterek önemli uyarılarda bulundu.</p>

<h3><strong>Çocuklarda Tehlikeli Trend: Asitli Ürün Kullanımı</strong></h3>

<p>Dr. Dündar, sosyal medyanın etkisiyle çok küçük yaş gruplarının bile cilt bakım ürünlerine yöneldiğini söyledi.<br />
“5-6 yaşındaki çocukların bile asitli maskeler kullandığını görüyoruz. Bu durum oldukça riskli. Her ürün her cilt tipine uygun değildir” dedi.</p>

<h3><strong>Yanlış Ürün, Ciddi Hasar</strong></h3>

<p>Kontrolsüz kullanılan ürünlerin özellikle akneli ve hassas ciltlerde durumu daha da kötüleştirdiğini vurgulayan Dündar, yoğun içerikli kozmetiklerin yanlış kullanımının cilt yanıkları ve ileri seviye akne problemlerine yol açabileceğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>“Önce Cilt Analizi Şart”</strong></h3>

<p>Cilt bakımında en önemli adımın doğru analiz olduğunu belirten Dündar, şu uyarıyı yaptı:<br />
“Dermatoloji uzmanına başvurmadan ürün kullanımı önerilmez. Cilt tipi ve riskler belirlenmeden yapılan uygulamalar gözenek tıkanıklığına ve zor tedavi edilen nodüler aknelere neden olabilir.”</p>

<h3><strong>Viral Maskelere Dikkat</strong></h3>

<p>Glikolik asit ve laktik asit gibi içeriklerin bilinçsiz kullanımının ciddi cilt yanıklarına yol açabileceğini belirten uzmanlar, sosyal medyada popüler olan her ürünün güvenli olmadığını vurguluyor.</p>

<p>Uzmanlar, sağlıklı bir cilt için bilinçli hareket edilmesi ve mutlaka dermatolojik danışmanlık alınması gerektiğinin altını çiziyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/sosyal-medya-guzellik-trendleri-tehlike-saciyor</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/agency/dha/sosyal-medya-guzellik-trendleri-tehlike-saciyor.jpg" type="image/jpeg" length="61480"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Çocuklar Ekranda Kayboluyor mu?” Oyun Bağımlılığı ve Dijital Tehlikelerin Görünmeyen Etkileri]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/cocuklar-ekranda-kayboluyor-mu-oyun-bagimliligi-ve-dijital-tehlikelerin-gorunmeyen-etkileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/cocuklar-ekranda-kayboluyor-mu-oyun-bagimliligi-ve-dijital-tehlikelerin-gorunmeyen-etkileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Telefon, tablet ve bilgisayar oyunları çocukların günlük yaşamının vazgeçilmez parçası hâline geldi. Uzmanlar, özellikle kontrolsüz ekran kullanımı ve sakıncalı oyun içeriklerinin çocukların psikolojik gelişimini olumsuz etkileyebileceği konusunda aileleri uyarıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün oyun bağımlılığını hastalık olarak tanımlaması ise riskin boyutunu gözler önüne seriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda çocukların internet ve mobil oyunlara ayırdığı süre dikkat çekici şekilde artarken, uzmanlar bu durumun yalnızca zaman kaybı değil, ciddi bir psikolojik risk oluşturabileceğine dikkat çekiyor. Özellikle çevrim içi ve çok oyunculu oyunlarda geçirilen uzun saatlerin, çocuklarda dikkat eksikliği, uyku bozukluğu ve sosyal izolasyon gibi sorunları beraberinde getirdiği belirtiliyor. Araştırmalar, oyun bağımlılığı belirtilerinin erken fark edilmemesi durumunda çocukların hem akademik hem de sosyal gelişiminde kalıcı etkiler oluşabileceğini ortaya koyuyor.</p>

<h3></h3>

<h2><strong>Çocuklar Neden Oyunlara Bu Kadar Bağlanıyor?</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre dijital oyunların tasarımında kullanılan ödül sistemi, çocukların oyuna bağlanmasının en önemli nedenlerinden biri. Oyunlarda kazanılan puanlar, açılan yeni seviyeler ve sürpriz ödüller, beynin ödül merkezini harekete geçirerek dopamin salgısını artırıyor.</p>

<p>Bu durum, özellikle küçük yaş grubunda “bir kez daha oynama” isteğini tetikliyor. Örneğin bir çocuğun oyun sırasında yeni bir karakter kazanması veya zorlu bir bölümü geçmesi, kısa süreli mutluluk hissi yaratıyor. Ancak bu his tekrarlandıkça oyun, alışkanlık olmaktan çıkıp bağımlılığa dönüşebiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, özellikle sosyal etkileşim içeren çevrim içi oyunların çocuklarda “gruptan kopmama” isteğini artırdığını ve bunun da ekran başında geçirilen sürenin uzamasına yol açtığını belirtiyor.</p>

<h3></h3>

<h2><strong>Oyun Bağımlılığı Artık Resmi Bir Hastalık Olarak Tanımlanıyor</strong></h2>

<p>Dünya Sağlık Örgütü tarafından yayımlanan Uluslararası Hastalık Sınıflandırması’nda oyun bağımlılığı, resmi bir sağlık sorunu olarak tanımlanmış durumda.</p>

<p>Bu tanı; oyun oynama isteğinin kontrol edilememesi, günlük sorumlulukların ihmal edilmesi ve sosyal ilişkilerin zarar görmesi gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Uzmanlar, özellikle ders başarısında düşüş yaşayan ve oyun dışındaki aktivitelere ilgi göstermeyen çocukların risk grubunda olabileceğini vurguluyor.</p>

<p>Örneğin bazı aileler, çocuklarının yemek saatlerinde bile oyunu bırakmak istemediğini veya gece geç saatlere kadar ekran başında kaldığını ifade ediyor. Bu durumun uzun vadede dikkat sorunlarına ve akademik başarısızlığa yol açabileceği belirtiliyor.</p>

<h3></h3>

<h2><strong>Sakıncalı Oyun İçerikleri Çocuk Psikolojisini Nasıl Etkiliyor?</strong></h2>

<p>Uzmanlar, her oyunun aynı risk seviyesine sahip olmadığını ancak şiddet içeren veya uygunsuz iletişim ortamları barındıran oyunların çocuklar üzerinde daha güçlü etkiler yaratabildiğini ifade ediyor.</p>

<p>Araştırmalar, yoğun şiddet içeriğine maruz kalan çocuklarda öfke kontrolü sorunları ve agresif davranışların daha sık görülebildiğini ortaya koyuyor. Ayrıca çevrim içi oyun ortamlarında yabancılarla iletişim kurulabilmesi, çocukların siber zorbalık veya uygunsuz içeriklerle karşılaşma riskini artırabiliyor.</p>

<p>Bazı vakalarda çocukların oyun içi sohbetlerde hakaret veya tehdit içerikli mesajlara maruz kaldığı ve bunun kaygı seviyelerini yükselttiği bildiriliyor. Bu nedenle uzmanlar, ebeveynlerin çocukların oynadığı oyunların içeriklerini yakından takip etmesi gerektiğini vurguluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3></h3>

<h2><strong>Uyku Bozuklukları ve Dikkat Sorunları Alarm Veriyor</strong></h2>

<p>Uzun süre ekran karşısında kalan çocuklarda en sık görülen sorunlardan biri uyku düzensizliği. Özellikle gece saatlerinde oynanan oyunlar, beynin dinlenme sürecini geciktirerek uyku kalitesini düşürüyor.</p>

<p>Uyku eksikliği yaşayan çocuklarda gün içinde dikkat dağınıklığı, öğrenme güçlüğü ve halsizlik gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Örneğin gece geç saatlere kadar oyun oynayan bir öğrencinin sabah okula gitmekte zorlanması ve derslere odaklanamaması sık karşılaşılan bir durum olarak gösteriliyor.</p>

<p>Uzmanlar, düzenli uyku saatlerinin korunmasının çocukların zihinsel gelişimi için kritik önem taşıdığını belirtiyor.</p>

<h3></h3>

<h2><strong>Aile Ortamı ve Ebeveyn Tutumları Belirleyici Rol Oynuyor</strong></h2>

<p>Araştırmalar, aile içi iletişimin güçlü olduğu ortamlarda oyun bağımlılığı riskinin daha düşük olduğunu ortaya koyuyor. Çocukların duygusal ihtiyaçlarının karşılanmaması veya yeterli sosyal aktiviteye yönlendirilmemesi, ekran kullanımını artıran önemli faktörler arasında yer alıyor.</p>

<p>Örneğin birlikte zaman geçirilen ailelerde çocukların ekran başında geçirdiği sürenin daha kontrollü olduğu görülüyor. Buna karşılık yalnız geçirilen uzun saatlerin, oyunlara yönelimi artırdığı belirtiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, ebeveynlerin yalnızca yasak koymak yerine alternatif etkinlikler sunmasının daha etkili bir yöntem olduğunu ifade ediyor.</p>

<h3></h3>

<h2><strong>Hangi Davranışlar Alarm Niteliğinde?</strong></h2>

<p>Uzmanlar, bazı davranışların oyun bağımlılığı açısından erken uyarı işareti olabileceğini belirtiyor. Bunlar arasında:</p>

<ul>
 <li>Oyunu bırakmak zorunda kaldığında öfke nöbetleri yaşamak</li>
 <li>Derslere ve sosyal aktivitelere ilgisizlik</li>
 <li>Sürekli ekran başında olmak istemek</li>
 <li>Aile ve arkadaş ilişkilerinden uzaklaşmak</li>
</ul>

<p>gibi belirtiler öne çıkıyor. Bu davranışların uzun süre devam etmesi durumunda profesyonel destek alınması öneriliyor.</p>

<h3></h3>

<h2><strong>Uzmanlardan Ailelere Öneriler</strong></h2>

<p>Uzmanlar, çocukların dijital dünyadan tamamen uzak tutulmasının mümkün olmadığını ancak doğru yönlendirme ile risklerin azaltılabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Önerilen bazı temel adımlar şunlar:</p>

<ul>
 <li>Günlük ekran süresi sınırı belirlemek</li>
 <li>Oyun içeriklerini kontrol etmek</li>
 <li>Çocukları spor, sanat ve sosyal etkinliklere yönlendirmek</li>
 <li>Aile içinde düzenli iletişim kurmak</li>
</ul>

<p>Bu adımların, çocukların hem dijital dünyayla sağlıklı ilişki kurmasına hem de psikolojik gelişimlerinin korunmasına katkı sağlayabileceği ifade ediliyor.</p>

<p><br />
Dijital oyunlar çocukların hayatında giderek daha fazla yer kaplarken, kontrolsüz kullanım ciddi riskler doğurabiliyor. Uzmanlar, erken fark edilen belirtilerin önlenebilir olduğunu ve ailelerin bilinçli yaklaşımının çocukların sağlıklı gelişimi için belirleyici rol oynadığını vurguluyor. Özellikle oyun süresi, içerik seçimi ve aile içi iletişim, bu sürecin en kritik üç unsuru olarak öne çıkıyor.</p>

<p>
<audio autoplay="" crossorigin="anonymous"></audio>
</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ayşe Jülide Özdem</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Teknoloji, Yaşam</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/cocuklar-ekranda-kayboluyor-mu-oyun-bagimliligi-ve-dijital-tehlikelerin-gorunmeyen-etkileri</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 20:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/oyun.jpg" type="image/jpeg" length="76579"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kortizon kullanımına dikkat!]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/kortizon-kullanimina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/kortizon-kullanimina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vücutta kortizol hormonunun fazla üretilmesiyle ortaya çıkan Cushing sendromu, ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğini söyleyen Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Fatih Kılıçlı, özellikle kortizon içeren ilaçların kontrolsüz kullanımının bu tabloya neden olabileceğini belirterek uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi'nden Prof. Dr. Mehmet Fatih Kılıçlı, Cushing sendromunun vücutta kortizolhormonunun aşırı üretimi sonucu ortaya çıkan önemli bir sağlık sorunu olduğunu söyledi. Kortizol fazlalığının en sık nedenlerinden birinin kortizon içeren ilaçların yaygın ve yüksek dozda kullanımı olduğunu belirten Kılıçlı, bunun dışında başta hipofiz bezinde veya böbrek üstü bezinde olmak üzere nadiren de farklı organlarda gelişen tümörlerin de hastalığa neden olabileceğini ifade etti.</p>

<p><strong>'TÜMÖRLERE BAĞLI DA GELİŞEBİLİYOR'</strong></p>

<p>Cushing sendromunun en yaygın nedeninin kortizon içeren ilaçların hatalı kullanımı olduğunu belirten Prof. Dr. Kılıçlı, 'Cushing sendromu, vücutta kortizol fazlalığına bağlı ortaya çıkan bir klinik tablodur. Bunun en sık sebebi kortizon içeren ilaçların yaygın kullanımıdır. Özellikle akciğer hastalıkları ve romatolojik hastalıklarda kullanılan bu ilaçlar gereğinden fazla ve yüksek dozda kullanıldığında bu tabloya yol açabilir. Sadece ilaç kullanımına bağlı ortaya çıkmaz. Cushingsendromu hipofiz bezinde veya böbrek üstü bezinde gelişen tümörlere bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Bu iki organ dışında az da olsa başka organlarda da görülebilmektedir. Çoğunlukla iyi huylu tümörler söz konusudur ancak nadiren kötü huylu tümörlere bağlı da görülebilir' diye konuştu.</p>

<p><strong>'OBEZİTE VE CİLT ÇATLAKLARI DİKKAT ÇEKİYOR'</strong></p>

<p>Hastalığın çeşitli belirtilerle ortaya çıkabileceğini ifade eden Prof. Dr. Kılıçlı, 'Cushing sendromunda obezite oldukça sık görülen bir bulgudur. Bunun yanında karın bölgesinde oluşan çatlaklar, yüzde pembeleşme, ense bölgesinde yağ birikimi ve karın bölgesinin genişleyip kol ve bacakların incelmesi gibi belirtiler de görülebilir' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'TANI İÇİN İLERİ TESTLER YAPILIYOR'</strong></p>

<p>Hastalığın tanısının ileri testlerle konulduğunu belirten Prof. Dr. Kılıçlı, 'Klinik olarak şüphelendiğimiz durumlarda bazı dinamik testler yapıyoruz. Bu testler sonucunda kortizolfazlalığının kaynağını tespit etmeye çalışıyoruz. Eğer bir tümör saptanırsa öncelikle cerrahi yöntemle bu odağı ortadan kaldırmayı hedefliyoruz' dedi.</p>

<p><strong>'KORTİZON KONTROLLÜ KULLANILMALI'</strong></p>

<p>Kortizonun birçok hastalıkta önemli bir tedavi seçeneği olduğunu ancak dikkatli kullanılmasının gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Kılıçlı, 'Kortizon hem faydası hem de zararı olabilen bir ilaçtır. Gereğinden fazla ve yüksek dozda kullanıldığında Cushing sendromuna neden olabilir. Kortizolfazlalığı diyabet, tansiyon, kemik erimesi ve iyileşmeyen yaralar gibi birçok sistemik hastalığa yol açabilir. Bu nedenle tedavi sürecinin mutlaka doktor kontrolünde yürütülmesi gerekir. Cushing sendromunun nedeninin doğru belirlenmesitedavi açısından büyük önem taşıyor. Eğer tümöre bağlı bir durum varsa doğru odağı bulup cerrahi olarak ortadan kaldırdığımızda hastalığın tamamen düzelme şansı oldukça yüksektir' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/kortizon-kullanimina-dikkat</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 09:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/agency/dha/kortizon-kullanimina-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="23710"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Otizmli gençler için acil yol haritası]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/otizmli-gencler-icin-acil-yol-haritasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/otizmli-gencler-icin-acil-yol-haritasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Otizmli bireylerin iş gücüne katılımını artırmak amacıyla Ankara’da düzenlenen çalıştayda siyasi parti temsilcileri, kamu kurumları, üniversiteler, belediyeler ve sivil toplum kuruluşları aynı masada buluştu. Eğitimden istihdama geçişte yaşanan sorunların ele alındığı toplantıda, yerel düzeyde kalıcı politika üretimi ve kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesi çağrısı yapıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni Hayat Engelsiz Yaşam Derneği tarafından, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü desteğiyle düzenlenen “Otizmli Bireylerin İstihdama Katılımının Artırılması: Ankara Yerel Politikalar Çalıştayı”, Ankara Dikmen Hakimevi’nde gerçekleştirildi.</p>

<p><strong>Sonsöz Gazetesi’nden Sümer Taşkıran’ın haberine göre; </strong>çalıştayda, otizmli bireylerin çalışma hayatına katılımının önündeki engeller ve çözüm yolları masaya yatırıldı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 04 17 At 16.34.12 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-17-at-163412-1.jpeg" width="1200" /></p>

<p><strong>“MAĞDURİYETİ GİDERMEK ADINA YOLA ÇIKTIK”</strong></p>

<p>Çalıştayın açılışında konuşan Yeni Hayat Engelsiz Yaşam Derneği Başkanı Meltem Yücel, derneğin otizmli çocuklara sahip aileler tarafından kurulduğunu belirtti. Eğitim hayatı sonrasında bireysel çözüm üretemeyen ailelerin büyük zorluk yaşadığını ifade eden Yücel, “Bu mağduriyeti gidermek adına yola çıktık. Bu gençler hayata dahil olabilir, istihdama katılabilir. Yeter ki fırsat verilsin.” dedi.</p>

<p><strong>SORUNUN BİR DİĞER KAYNAĞI YAPISAL MESELE</strong></p>

<p>Proje Koordinatörü Coşkun Gök yaptığı konuşmada, sorunun yalnızca bireylerden değil, yapısal eksikliklerden kaynaklandığını söyledi. Engellilik ile yoksulluk arasındaki ilişkiye dikkat çeken Gök, kalıcı çözüm için bütüncül politikalar gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalıştayın iki aşamalı olduğunu belirten Gök, saha araştırmasıyla işverenler ve otizmli bireylerin mevcut durumunun incelendiğini, ikinci aşamada ise Ankara’ya özgü yerel politika önerileri geliştirileceğini ifade etti. Gök, “Küçük adımlar önemli ama asıl ihtiyaç büyük bir dönüşüm.” dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 04 17 At 16.34.13 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-17-at-163413-1.jpeg" width="1200" /></p>

<p><strong>“SORUN POLİTİKA DEĞİL, SİSTEM EKSİKLİĞİ”</strong></p>

<p>Bartın Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Tahir Mete Artar ise Türkiye’de yıllardır çok sayıda çalıştay yapıldığını ancak kararların sahaya yeterince yansımadığını söyledi. Artar, “Ulusal düzeyde kararlar alınıyor ancak bütüncül bir sistem kurulmadığı için sürdürülebilir sonuç üretilemiyor.” değerlendirmesinde bulundu. Artar, okulların özel gereksinimli bireyleri yetişkinliğe ve üretken yaşama hazırlamakta zorlandığını belirterek kariyer eğitiminin erken yaşta başlaması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 04 17 At 16.34.14 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="970" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-17-at-163414-2.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>ATÖLYE MODELLERİ VE İŞ KOÇLUĞU ÖNE ÇIKTI</strong></p>

<p>Çalıştayda, okul ile istihdam arasındaki boşluğu dolduracak atölye modellerinin önemine dikkat çekildi. İşe zamanında gelme, görev takibi, çalışma disiplini ve sosyal uyum gibi temel becerilerin bu alanlarda geliştirilebileceği ifade edildi.</p>

<p>GEN İlaç Firması İş Koçu ve Uzman Psikolog Berkay Muti, destekli istihdam modelinin birey, aile ve iş yeri arasında köprü görevi gördüğünü söyledi. Muti, mülakat süreçlerinin yeniden düzenlenmesi, soyut beklentilerin somutlaştırılması ve duyusal hassasiyetlerin dikkate alınmasının büyük maliyet gerektirmediğini belirtti. En büyük engelin önyargılar olduğunu vurgulayan Muti, “‘Yapamaz’ algısını kırmamız gerekiyor” dedi.</p>

<p><strong>Haberin daha geniş ve detaylı halini Sonsöz Gazetesi’nde okuyabilirsiniz.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/otizmli-gencler-icin-acil-yol-haritasi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 16:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-17-at-163413-2.jpeg" type="image/jpeg" length="13229"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yapay Kalbiyle Yaşama Tutundu!]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/yapay-kalbiyle-yasama-tutundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/yapay-kalbiyle-yasama-tutundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[4 yıldır yapay kalp destek cihazıyla yaşamını sürdüren 44 yaşındaki Mehmet Gökhan Taşkın, nakil sırası beklerken umudunu kaybetmiyor. “Bu cihazla her yere gidiyorum, tek hayalim denizi görmek” diyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara'da kalp yetmezliği nedeniyle nakil sırasında bekleyen emekli güvenlik görevlisi Mehmet Gökhan Taşkın (44), 4 yıldır yanından ayırmadığı çantasındaki yapay kalp destek cihazıyla yaşamını sürdürüyor. Taşkın, 'Nakil bekliyoruz. Sığınacak dalım umut şu anda. Bu cihaz 2,5 kilo, her yerde benimle. Nakil gerçekleşince yapmak istediğim ilk şey; denize gitmek' dedi.</p>

<p>Emekli güvenlik görevlisi 4 çocuk babası Mehmet Gökhan Taşkın, 2022 yılında kalp krizi geçirdi. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Kalp-Damar Hastanesinde 4 yıldır kalp yetmezliği tedavisi gören Taşkın, acil kalp nakli listesine alındı. Taşkın'a uygun bir bağışçı çıkıncaya kadar yaşamını sürdürebilmesi için yapay kalp destek cihazı (LVAD) takıldı. Taşkın, yaklaşık 4 yıldır omuzundaki çantada taşıdığı yapay kalbiyle yaşamını sürdürüyor. Hastanede kontrollerini sürdüren Taşkın, nakil olacağı günü umutla bekliyor.</p>

<p><strong>'ORGAN BAĞIŞI İSTİYORUZ'</strong></p>

<p>Taşkın, kalp krizi geçirdikten sonra emekli olduğunu, zor dönemler yaşadığını söyleyerek, '50 kiloya kadar düşmüştüm krizden sonra. Hatta ailem umudu kesmişti benden. Tabii bu cihazdan önce. Taktıktan sonra düzelmeye başladım. Nakle uygun değildim. Doktorum cihaz takılınca değerlerimin düzeleceğini, nakle uygun hale gelebileceğimi söyledi. Öyle de oldu. Bu cihazla yaşamak, normal bir insan için çok zor. Ama bizim gibi insanlar için mecburiyet. Cihazı iyi ki taktım. Nakil bekliyoruz aslında insanlarımızdan. Çok az bizim memlekette nakil olayı. O yüzden insanlarımızın nakle olumlu bakmasını istiyoruz. Çok kötü olan arkadaşlarımız var burada. Nakil bekliyorlar. Son evre artık. İnsanlarımızdan biraz daha duyarlı olmalarını istiyoruz. Organ bağışını istiyoruz. Umut bekleyen insanlara umut olmalarını istiyoruz. Umutsuz insan yaşayamıyor. Nakil gerçekleşince yapmak istediğim ilk şey denize gitmek' dedi.</p>

<p>Taşkın, yapay kalp cihazını 4 yıldır yanında taşıdığını belirterek, 'Cihazdan dolayı herkes bize acıma gözüyle bakıyor. Ondan kurtulmak istiyorum. Gezmek istiyorum nakil olunca. Cihazın yaşamımızda kısıtlamaları var elbette. 2,5 kilo sürekli taşıyorsun yanında. Çıkaramıyorsun banyoda. Gezerken otururken her yerde seninle. Yani senin bir uzvun gibi. Ama işte çaresizliğin çaresi. Türkiye'de bu cihazı takıp da 11-12 yıldır yaşayanları biliyorum. O kalbimizin çalışmayan kısmını bununla çalıştırmaya çalışıyorlar' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>'CİHAZLARI NAKİLE KADAR YAŞATMAK İÇİN KULLANIYORUZ'</strong></p>

<p>Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Yüksek İhtisas Kalp Yetmezliği Kliniği Eğitim Sorumlusu ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanı Prof. Dr. Ümit Kervan ise yapay kalp cihazlarının hastalara kardiyojenik şokta, kritik dönemde takıldığını söyleyerek, 'İlaçlar fayda vermediğinde biz bu cihazlarla hastalarımızı kalp nakline kadar yaşatmak için kullanıyoruz. Bu cihazların teknolojisi dünyada nasıl gelişmişse ülkemizde de aynı teknoloji gelişmiş durumda. Bizim kullandığımız cihazlarla artık hastalar evlerine taburcu olabiliyorlar. Kalp nakli listesinde bekliyorlar. Dünyanın da en büyük sorunlarından birisi yeterince organ bağışının olmaması. Nakil bekleyen listedeki hasta sayımızın çok fazla olması; ancak yeterince bağışın olmamasından dolayı hastalarımızın maalesef bir kısmını kaybediyoruz. Bir kısmını uzun süre yapay kalp cihazlarıyla, bu destek sistemleriyle takip ediyoruz. Onların da kendine göre komplikasyonları var. Olabildiğince bu cihazlardan kurtarmaya çalışıyoruz' diye konuştu.</p>

<p><strong>'1500'ÜN ÜZERİNDE KALP NAKLİ BEKLEYEN HASTA VAR'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Kervan, Türkiye'de 1500'ün üzerinde kalp nakli listesinde bekleyen hasta olduğunu, ancak yılda yaklaşık 80-90 civarında kalp nakli yapabildiklerini aktararak, 'Bu da listede bekleyen hastaların ihtiyacını karşılamakta çok yetersiz. Bizim ülkemizde son 10 yılda çok büyük bir organizasyon yapısı gelişti. Özellikle donör bakımı, hastaların beyin ölümüyle ilgili teşhislerinde, doğru teşhislerin yapılmasında, seçilmesinde, bakılmasında müthiş bir sistem gelişmiş durumda. Ancak bizim en büyük engelimiz şu anda ailelerimizin bağışı yeterince kabul etmemesi. Sağlık Bakanlığı'mız geçen yıl çok önemli bir düzenleme yaptı. Bu düzenleme ile birlikte kişiler bağışta bulunduğunda e-Nabız sistemine kayıt düşüyor. Ancak biz hekimler bunu göremiyoruz. Ne zaman ki bir hastaya beyin ölümü tanısı konulursa o zaman sistem bize bu bilgiyi açıyor. Bu önemli bir adım. Avrupa'nın bazı ülkelerinde organ bağışı bir askerlik gibi bir vatan görevi gibi görülüyor. Bizim gibi manevi duyguları yüksek olan bir ülkede bunun daha da ileri seviyede olması gerekir' dedi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/yapay-kalbiyle-yasama-tutundu</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 15:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/agency/dha/yapay-kalbiyle-yasama-tutundu.jpg" type="image/jpeg" length="77818"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
