<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Son Dakika Ankara Haberleri</title>
    <link>https://sonsoz.com.tr</link>
    <description>Son Dakika Ankara Ulusal haberlerin yankılanan sesi: Sonsöz Gazetesi. Türkiye'nin dört bir yanından en güncel, sıcak, son dakika haberlerini takip edin, gündemi bizimle okuyun, yorumlayın, şekillendirin. Sonsöz, sadece haber değil, bir bilinçtir.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://sonsoz.com.tr/rss/bilim" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 30 Apr 2026 00:45:59 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/rss/bilim"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[INSECSPACE’2026 Ankara’da Başlıyor]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/insecspace2026-ankarada-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/insecspace2026-ankarada-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin uzay ve uydu ekosisteminde güvenlik odaklı en önemli buluşmalardan biri olan INSECSPACE’2026 Konferansı, yarın Ankara’da gerçekleştirilecek. Etkinlikte uzay teknolojilerinden siber güvenliğe, yeni nesil uydu mimarilerinden yapay zekâ ve kuantum tabanlı çözümlere kadar birçok kritik başlık ele alınacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>INSECSPACE’2026 Konferansı, Türkiye Uzay Ajansı (Türkiye Uzay Ajansı (TUA)), TÜRKSAT, TÜBİTAK UZAY, Telekomünikasyon Uydu ve Yayıncılık İş İnsanları Derneği (TUYAD) ve MONIN iş birliğiyle düzenleniyor. Anadolu Ajansı (AA) ise etkinliğe “Global İletişim Ortağı” olarak medya desteği sağlıyor.</p>

<p>Konferans, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK)) Ankara’daki konferans salonunda yapılacak.</p>

<h3><strong>Uzayda güvenlik ve siber tehditler masada</strong></h3>

<p>INSECSPACE’2026 Konferans Başkanı Ali Yazıcı, uzay ve uydu teknolojilerinin artık yalnızca teknolojik ilerlemenin değil, aynı zamanda güvenlik ve stratejik egemenliğin de temel unsuru haline geldiğini vurguladı.</p>

<p>Yazıcı’ya göre günümüzde uzay sistemleri; siber saldırılar, elektronik harp faaliyetleri, sinyal karıştırma girişimleri ve veri güvenliği riskleriyle karşı karşıya. Bu durum, uydu altyapılarının yalnızca performansını değil, güvenilirliğini ve sürdürülebilirliğini de doğrudan etkiliyor.</p>

<h3><strong>Kritik teknolojiler ve yeni nesil yaklaşımlar</strong></h3>

<p>Konferans kapsamında şu başlıklar öne çıkacak:</p>

<ul>
 <li>Yapay zekâ destekli uydu sistemleri</li>
 <li>Kuantum teknolojileri ve uzay uygulamaları</li>
 <li>Çoklu yörünge (multi-orbit) operasyonlar</li>
 <li>Çift kullanım (dual-use) teknolojiler</li>
 <li>Robotik enkaz temizleme çözümleri</li>
 <li>Uydu ömrünü uzatma teknolojileri</li>
 <li>Tedarik zinciri güvenliği</li>
</ul>

<p>Etkinlikte ayrıca “Uydu Sistemlerinde Yenilikçi Teknolojilerin Güvenli Kullanımı” teması çerçevesinde oturumlar düzenlenecek.</p>

<h3><strong>Sektörün tüm paydaşları bir araya geliyor</strong></h3>

<p>Konferans; uydu operatörleri, savunma ve havacılık sanayi temsilcileri, kamu kurumları, politika yapıcılar, akademisyenler ve AR-GE uzmanlarını aynı platformda buluşturmayı hedefliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre INSECSPACE’2026, Türkiye’nin uzay ekosisteminde güvenlik odaklı inovasyon kültürünün gelişmesi ve uluslararası iş birliğinin güçlenmesi açısından stratejik bir rol oynayacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Bilim, Teknoloji</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/insecspace2026-ankarada-basliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 11:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/insecspace2026-ankarada-basliyor.jpg" type="image/jpeg" length="29316"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Midye çiftliklerinde pinalar için umut veren keşif]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/midye-ciftliklerinde-pinalar-icin-umut-veren-kesif</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/midye-ciftliklerinde-pinalar-icin-umut-veren-kesif" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Marmara Denizi'nde, alışılmış yaşam alanlarının dışında midye halatlarına tutunarak çoğalan bebek pinaların, Akdeniz'de yaşanan yok olma tehlikesinin ardından yeni habitatlarda ortaya çıkması bilim insanlarını umutlandırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akdeniz'e özgü, boyu 120 santimetreye ulaşabilen ve 50 yıl yaşayabilen pina, dünyanın en büyük iki kabuklu canlısından biri olarak biliniyor. Pina popülasyonu, 2016-2019 arasında tek hücreli bir parazitin etkisiyle Çanakkale Boğazı'ndan Cebelitarık'a kadar uzanan geniş coğrafyada büyük ölçüde azalarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.</p>

<p>Bu süreçte Marmara Denizi'nde sağlıklı şekilde varlığını sürdüren pinalar ise bilim insanlarınca yakın takibe alındı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü ile Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi işbirliğinde yürütülen PİNA-İZ projesi kapsamında türün dağılımı ve sağlık durumu izlenmeye başlandı.</p>

<p>Saha çalışmalarının ardından gelen ihbarlar ise araştırma ekibini şaşırtan yeni bir tabloyu ortaya çıkardı.</p>

<p></p>

<p>Erdek'teki bir midye çiftliğinden gelen görüntüler üzerine bölgeye giden bilim insanları, üretim halatlarına yoğun şekilde tutunmuş bebek pinalarla karşılaştı.</p>

<p>Henüz birkaç santimetre boyundayken halatlara yerleşen pinaların kısa sürede büyüdüğü, 7 ile 16 santimetreye ulaşarak sağlıklı şekilde yaşamını sürdürdüğü tespit edildi. Yapılan dalışlarda ölü pinalara rastlanmaması dikkati çekti.</p>

<p>Bu durum, Akdeniz'de neredeyse tamamen yok olan tür için Marmara Denizi'nin kritik bir yaşam alanı haline gelmeye başladığını gösterdi. Avrupa ve Kuzey Afrika kıyılarındaki birçok ülke, Marmara'dan taşınan pina larvalarını yakalayabilmek için yoğun çaba harcarken, Marmara'daki doğal çoğalma süreci bilim insanları tarafından 'çok kıymetli' olarak değerlendirildi.</p>

<p>İzleme çalışmalarında yer alan Piri Reis Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı ve Erdek Dalış Kulübü Eğitmeni Osman Benli, AA ekibi ile Erdek'te pinaların midye üretim halatlarına tutunduğu alanda dalış yaparak, incelemelerde bulundu. AA muhabiri su altından anons çekerek, alandaki durumu aktardı.</p>

<p>'Midye halatlarına tutunup büyümüşler'</p>

<p>AA muhabirine açıklama yapan Prof. Dr. Sarı, yürüttükleri PİNA-İZ projesi kapsamında önce Marmara Denizi'nde pinaların dağılım haritasını çıkardıklarını, yeni katılımlar ile sağlık durumlarını izlemeye aldıklarını söyledi.</p>

<p>Sarı, 'PİNA-İZ projesini duyurduktan sonra midye çiftliklerinden, sağdan soldan 'Hocam bizim çiftlikte pina var.', 'Midye halatlarının üstüne tutundu.' şeklinde haberler gelmeye başladı. Çok ilginç geldi bize. Sonra görüntüler attılar. Gelip baktığımızda çok şaşırdık. Çünkü çok yoğun şekilde bebek pinalar, daha küçücükken gelmişler ve midye halatlarına tutunup, orada büyümüşler. Halatların üstünde çok fazla bebek pinaya rastladık, bu bizi çok heyecanlandırdı.' diye konuştu.</p>

<p>Yaptıkları su altı dalışında bazılarının 7, bazılarının 16 santime ulaştığını ve gayet sağlıklı olduklarını tespit ettiklerini aktaran Sarı, hiç ölüme rastlamadıklarını dile getirdi.</p>

<p>'Bu görüntüler bizim açımızdan çok önemli ve kıymetli'</p>

<p>Prof. Dr. Sarı, 2016-2019 yılları arasında Akdeniz'deki bütün pinaların öldüğünü belirterek, şöyle devam etti:</p>

<p>'Fransa, İtalya, İspanya, Fas, Tunus, Slovenya gibi ülkeler Marmara'dan akıntılarla o tarafa giden pinaları yakalamaya çalışıyor. Bizim burada midye halatlarımıza tutunan pinaları onlar çok büyük bütçeler ve yoğun işçilikle yakalamaya çalışıyorlar, dolayısıyla bu görüntüler bizim açımızdan çok önemli ve kıymetli. Midye çiftliklerinde bulunan bu pinaların hasat esnasında dibe tutundukları ipçikleri kopartmadan dikkatlice alıp, çiftliğe yakın uygun habitatlara bilim insanlarının rehberliğinde taşınması lazım. Böyle yaparsak sağlıklı şekilde yaşamaya devam eden pinaları geliştirmiş, korumuş oluruz.'</p>

<p>Sarı, bu bilgiler ışığında projenin devamı kapsamında hem bu çiftlikte hem de diğerlerinde takibe devam edeceklerini ve yapacakları raporlamanın ardından uygun prosedür belirlenerek, pinaların uygun alanlara taşınmasını Bakanlığa tavsiye edeceklerini kaydetti.</p>

<p>Midyelerin hasat zamanında pinalara zarar vermemek için çok hassas bir çalışma yürütülmesi gerektiğini aktaran Sarı, midye hasadından önce bu çiftlikteki pinaları alarak Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü altında Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi Daire Başkanlığının vereceği resmi izinle uygun alanlara taşıyacaklarını söyledi.</p>

<p>Midye çiftliklerine hasat öncesi kontrol çağrısı</p>

<p>Prof. Dr. Sarı, pinaların korunmasının Marmara Denizi için kritik önem taşıdığını vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>

<p>'Dünyadaki son sığınağı olan Marmara Denizi'nde pinanın sağlıklı yaşamına devam ettiğinin en güzel kanıtlarından bir tanesi bizim açımızdan. Eğer biz Marmara'yı kirletmezsek, korursak, Marmara ekosistemini güçlendirirsek, iyileştirirsek, pinalar çoğalacak. Burada çoğalan pinalar, toplu ölüme neden olan hastalıklara yenildikten sonra inanın bütün Akdeniz'e yayılacak. Buradaki pina larvaları bütün Ege'ye, Akdeniz'e yayılacak. Onun için Marmara, esasında bütün dünyanın göz bebeği, son sığınağı ve umudu, bunu korumamız lazım. Marmara'nın umudu pina, çünkü müsilajla boğuşuyor, arıtmadan denize boca ettiğimiz suları pina temizliyor, öbür taraftan da diyoruz ki Akdeniz'in umudu da Marmara çünkü pinalar burada yaşama tutundular. Buradan bütün Akdeniz'e yayılma potansiyeli var.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sarı, Marmara Denizi'nde 50'nin üzerinde midye çiftliği olduğunu belirterek, 'Bunların tahmin ediyorum ki az ya da çok hepsinde pinalar var. Midye çiftliği sahiplerine sesleniyorum. Hasat esnasında halatlarınızı kontrol edin, eğer pina varsa, dikkatli şekilde iplikleriyle toplayın, ipliklerini kopartmadan yakında uygun bir alana transfer edin. Nasıl transfer edecekleri konusunda doğrudan bana, benim ekibimdeki arkadaşlarıma ulaşabilirler.' ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>Muhabir: Şaduman Türkay</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Istanbul, Teknoloji</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/midye-ciftliklerinde-pinalar-icin-umut-veren-kesif</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 16:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/agency/aa/midye-ciftliklerinde-pinalar-icin-umut-veren-kesif.jpg" type="image/jpeg" length="51862"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Piton kanından devrim: Yan etkisiz zayıflama ilacı yolda!]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/piton-kanindan-devrim-yan-etkisiz-zayiflama-ilaci-yolda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/piton-kanindan-devrim-yan-etkisiz-zayiflama-ilaci-yolda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, pitonların kanında bulunan özel bir bileşenin insan metabolizmasını güvenli şekilde etkileyebileceğini keşfetti. Yeni buluş, yan etkisiz zayıflama ilaçlarının geliştirilmesinin önünü açabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Araştırmacılar, pitonların beslenme sonrası metabolizmalarında meydana gelen sıra dışı değişimleri inceleyerek dikkat çekici bir bulguya ulaştı. Yapılan çalışmalarda, piton kanında bulunan özel bir bileşenin yağ yakımını hızlandırdığı ve enerji kullanımını artırdığı tespit edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilim insanlarına göre bu bileşen, insan vücudunda da benzer bir etki oluşturabilecek potansiyele sahip. Özellikle kilo verme sürecinde karşılaşılan yan etkilerin önüne geçilmesi açısından bu keşif büyük önem taşıyor.</p>

<h3><strong>Yeni nesil zayıflama ilaçları geliştirilebilir</strong></h3>

<p>Uzmanlar, mevcut zayıflama ilaçlarının çoğunun kalp, sindirim sistemi ve hormonlar üzerinde istenmeyen etkiler oluşturabildiğine dikkat çekiyor. Piton kanından elde edilen bu doğal bileşenin ise vücut üzerinde daha dengeli ve güvenli bir etki yaratabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Araştırmanın henüz geliştirme aşamasında olduğu ifade edilirken, ilerleyen süreçte klinik çalışmalarla bu bileşenin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin netleşmesi bekleniyor.</p>

<p>Bilim dünyasında heyecan yaratan bu gelişme, obeziteyle mücadelede yeni ve umut verici bir dönemin kapısını aralayabilir.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Şevval Ateş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/piton-kanindan-devrim-yan-etkisiz-zayiflama-ilaci-yolda</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/yilan-1.webp" type="image/jpeg" length="14377"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fiber ve Mobil Abonelikte Büyük Artış: Rakamlar Açıklandı]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/fiber-ve-mobil-abonelikte-buyuk-artis-rakamlar-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/fiber-ve-mobil-abonelikte-buyuk-artis-rakamlar-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’de mobil internet abone sayısının 2025 yılının son çeyreğinde 75,6 milyona ulaştığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) 2025 yılı dördüncü çeyrek İletişim Hizmetleri İstatistikleri Raporu’nu değerlendiren Uraloğlu, dijitalleşme sürecinin hız kesmeden devam ettiğini belirtti.</p>

<h3><strong>Mobil Abone Sayısı 99,7 Milyona Yükseldi</strong></h3>

<p>Uraloğlu, mobil telefon abone sayısının 2025’in son çeyreğinde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5,7 artarak 99,7 milyona ulaştığını bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sabit telefon abone sayısında ise düşüş yaşandı. 2024’ün son çeyreğinde 9,03 milyon olan abone sayısı, 2025’in aynı döneminde 8,4 milyona geriledi.</p>

<h3><strong>İnternet Aboneliği 97,4 Milyon Oldu</strong></h3>

<p>Toplam internet abone sayısının yüzde 1,1 artışla 97,4 milyona yükseldiğini belirten Uraloğlu, mobil internetin en büyük paya sahip olduğunu vurguladı.</p>

<p>Fiber internet kullanımındaki artış da dikkat çekti:</p>

<ul>
 <li>Eve kadar fiber (FTTH) abone sayısı yüzde 26,7 artarak 8,6 milyona ulaştı</li>
 <li>Toplam fiber abone sayısı yüzde 22 artışla 9,8 milyona çıktı</li>
</ul>

<h3><strong>Veri Kullanımı Rekor Kırdı</strong></h3>

<p>Geniş bant internet kullanımındaki artışın sürdüğünü belirten Uraloğlu, toplam veri trafiğinin yüzde 17,1 artarak 24,2 milyon terabayta ulaştığını açıkladı.</p>

<ul>
 <li>Sabit internet trafiği yüzde 15,8 arttı</li>
 <li>Mobil internet trafiği yüzde 23 yükseldi</li>
</ul>

<h3><strong>Mobil Ses Trafiği 76,8 Milyar Dakika</strong></h3>

<p>2025’in son çeyreğinde sabit ses trafiği 1,3 milyar dakika olurken, mobil ses trafiği 76,8 milyar dakika olarak kaydedildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Bilim, Teknoloji</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/fiber-ve-mobil-abonelikte-buyuk-artis-rakamlar-aciklandi</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 06:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/agency/aa/fiber-ve-mobil-abonelikte-buyuk-artis-rakamlar-aciklandi.jpg" type="image/jpeg" length="39820"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Telegram CEO’su Durov’dan Rusya ve İran Açıklaması]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/telegram-ceosu-durovdan-rusya-ve-iran-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/telegram-ceosu-durovdan-rusya-ve-iran-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Telegram’ın kurucusu ve CEO’su Pavel Durov, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Telegram’ın Rusya’da yasaklanmasına rağmen 65 milyon kişinin VPN kullanarak uygulamayı kullanmaya devam ettiğini duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Durov, Rus hükümetinin yıllarca VPN hizmetlerini engellemeye çalıştığını belirterek, bu engelleme girişimlerinin <strong>devasa bir bankacılık krizine yol açtığını</strong> söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>“Dün ülke genelinde kısa bir süreliğine nakit tek ödeme yöntemi haline geldi.”</p>
</blockquote>

<p>Ayrıca Durov, <strong>İran’da da Telegram’ın yasaklandığını</strong>, ancak VPN sayesinde Rusya’dakiyle benzer sonuçlar elde edilebildiğini ifade etti. Durov, kullanıcıların <strong>VPN ve proxy kurarak kısıtlamaları aşmaya devam ettiğini</strong> ve Telegram’ın trafiğinin tespit edilmesini ve engellenmesini zorlaştıracaklarını belirtti:</p>

<blockquote>
<p>“Artık tüm ülke bu saçma kısıtlamaları aşmak için harekete geçti. Binlerce kişi VPN ve proxy kuruyor. Biz de buna ayak uydurmaya devam edeceğiz.”</p>
</blockquote>

<p>Rusya’da dün çok sayıda bankacılık uygulamasına erişim sorunları yaşanırken, ödeme terminalleri kısa süreliğine devre dışı kaldı. Rusya hükümeti, <strong>Telegram’ın yanı sıra WhatsApp ve YouTube gibi uluslararası uygulamalara da erişim engeli</strong> getirmişti.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Moskova, Teknoloji</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/telegram-ceosu-durovdan-rusya-ve-iran-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 05:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/agency/aa/telegram-ceosu-durovdan-rusya-ve-iran-aciklamasi.jpg" type="image/jpeg" length="10968"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Artemis II’den büyüleyen kare: Dünya uzaydan görüntülendi!]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/artemis-iiden-buyuleyen-kare-dunya-uzaydan-goruntulendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/artemis-iiden-buyuleyen-kare-dunya-uzaydan-goruntulendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ay yolculuğundaki Artemis II görevinde, Orion kapsülünden çekilen Dünya görüntüsü paylaşıldı. Kare, insanlı uzay görevlerinde yeni dönemin simgesi oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ay’a doğru ilerleyen Artemis II görevinden ilk dikkat çeken görüntü geldi. Orion uzay aracının penceresinden çekilen fotoğrafta, Dünya’nın karanlık uzay boşluğunda parlayan hali net şekilde görüldü.</p>

<p>Görevde yer alan astronotların paylaştığı bu kare, yalnızca bir görüntü olmanın ötesinde, insanlığın yeniden Ay yolculuğuna dönüşünün güçlü bir sembolü olarak yorumlanıyor. Uzun yıllar sonra gerçekleştirilen bu insanlı görev, uzay çalışmalarında yeni bir sayfa açıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Artemis II kapsamında astronotlar Ay’a iniş yapmayacak ancak Ay yörüngesine kadar ilerleyerek hem sistemleri test edecek hem de gelecekteki insanlı iniş görevleri için kritik veriler toplayacak.</p>

<p>Uzay aracının dar penceresinden görülen Dünya ise sosyal medyada kısa sürede ilgi odağı oldu. Birçok kullanıcı, görüntüyü “insanın evine uzaktan bakması” olarak yorumladı.</p>

<p>Artemis programı, ilerleyen süreçte insanı yeniden Ay yüzeyine indirmeyi ve daha sonra Mars görevlerinin önünü açmayı hedefliyor. Paylaşılan bu kare ise o büyük hedefin en çarpıcı adımlarından biri olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Genel</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/artemis-iiden-buyuleyen-kare-dunya-uzaydan-goruntulendi</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/goruntu-81-2.jpeg" type="image/jpeg" length="47627"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Pembe Ay 1 Nisan’da Gökyüzünde: Ankara'da Pembe Ay Nerelerden İzlenecek?]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/pembe-ay-1-nisanda-gokyuzunde-ankarada-pembe-ay-nerelerden-izlenecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/pembe-ay-1-nisanda-gokyuzunde-ankarada-pembe-ay-nerelerden-izlenecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1 Nisan akşamı görülecek “Pembe Ay” dolunayı, Ankara’da ışık kirliliğinden uzak noktalarda daha net izlenebilecek; bu doğa olayı baharın gelişini simgeliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gökyüzü meraklılarının heyecanla beklediği <strong>“Pembe Ay” dolunayı</strong>, 1 Nisan akşamı izlenebilecek. Baharın gelişini simgeleyen bu özel doğa olayı, Türkiye’nin birçok noktasından olduğu gibi Ankara’da da çıplak gözle gözlemlenebilecek.</p>

<h3><strong> Pembe Ay Nedir?</strong></h3>

<p>“Pembe Ay” adı, Ay’ın renginden değil, ilkbaharda açan pembe <strong>phlox</strong> çiçeklerinden geliyor. Bu nedenle dolunay çoğu zaman klasik parlak sarı-beyaz tonlarında görülüyor. İsim, doğanın uyanışını ve baharın gelişini simgeliyor.</p>

<h3><strong>Pembe Ay Ne Anlama Gelir?</strong></h3>

<p>Pembe Ay, geleneksel olarak <strong>yenilenme, tazelenme ve baharın başlangıcı</strong> ile ilişkilendiriliyor. Özellikle eski tarım toplumlarında ekim sezonunun habercisi olarak kabul ediliyor.</p>

<h3><strong> Ankara’da Pembe Ay Nereden İzlenir?</strong></h3>

<p>Uzmanlara göre, ışık kirliliğinden uzak noktalar tercih edildiğinde çok daha net bir gözlem yapılabiliyor. Ankara’da Pembe Ay’ı izlemek için öne çıkan yerler:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>Atatürk Orman Çiftliği</li>
 <li>Mogan Gölü</li>
 <li>Eymir Gölü</li>
 <li>Seğmenler Parkı</li>
 <li>Elmadağ</li>
</ul>

<p>Bu alanlar, şehir merkezine göre daha az ışık kirliliği sunduğu için gökyüzü gözlemi açısından avantaj sağlıyor.</p>

<p><strong>En iyi gözlem saatleri:</strong> Gün batımından sonraki ilk saatler</p>

<p>Gökyüzünde görsel bir şölen sunacak olan Pembe Ay, doğa ve astronomi tutkunları için kaçırılmayacak bir fırsat olacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Zehra Önen</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Bilim</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/pembe-ay-1-nisanda-gokyuzunde-ankarada-pembe-ay-nerelerden-izlenecek</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 15:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/pembe-ay.png" type="image/jpeg" length="75017"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kahve Posası Atıktan Değere Dönüşüyor]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/kahve-posasi-atiktan-degere-donusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/kahve-posasi-atiktan-degere-donusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kahve atıklarını toplayarak biyomalzeme ve günlük ürünlere dönüştüren Wastespresso, hem karbon emisyonunun hem de plastik kullanımının azaltılmasına katkı sağlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü öncesinde gıda atıkları ve geri dönüşüm çalışmaları yeniden gündeme gelirken, kahve posalarının değerlendirilmesine yönelik yenilikçi projeler dikkat çekiyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 9 milyon ton kahve çekirdeği üretilirken, bu süreçte ortaya çıkan posanın yüzde 98’inin atık haline geldiği belirtiliyor.</p>

<p>Bu alanda faaliyet gösteren Wastespresso, kahve posalarını toplayarak biyomalzemelere ve döngüsel ürünlere dönüştürüyor. Girişimin kurucusu gıda mühendisi Ulaş Kayır, kahve atıklarının büyük bölümünün değerlendirilemeden çöpe gittiğine dikkat çekti.</p>

<h3><strong>“Atık değil, çevresel risk”</strong></h3>

<p>Kayır, kahve posalarının yalnızca israf olmadığını vurgulayarak, “Çöplüklere giden kahve posaları metan gazı oluşturarak iklim krizini derinleştiren bir unsura dönüşüyor” dedi.</p>

<p>Son yıllarda artan kahve tüketimiyle birlikte posaların daha erişilebilir bir kaynak haline geldiğini ifade eden Kayır, bu durumu fırsata çevirerek sürdürülebilir üretim modelini hayata geçirdiklerini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Plastik yerine biyomalzeme</strong></h3>

<p>Kafeler ve kahve zincirlerinden topladıkları posaları işleyerek plastik yerine kullanılabilecek biyomalzemeler ürettiklerini söyleyen Kayır, bu malzemeleri hem ham madde olarak şirketlere sunduklarını hem de son kullanıcıya yönelik ürünler geliştirdiklerini aktardı.</p>

<p>Kayır, “Çok kullanımlık bardaklar ve biyobozunur pipetler gibi ürünler üreterek tek kullanımlık plastiklere alternatif sunuyoruz” diye konuştu.</p>

<h3><strong>Türkiye’de ilk ve tek</strong></h3>

<p>Türkiye’de kahve posasını sistemli şekilde toplayıp dönüştüren ilk girişim olduklarını belirten Kayır, gönüllü çalışmaların dışında ölçeklenebilir bir model geliştirdiklerini ifade etti.</p>

<h3><strong>90 ton atık ekonomiye kazandırıldı</strong></h3>

<p>Girişimin çevresel etkilerine de değinen Kayır, “2,5 yıl içinde 90 ton kahve posasını ekonomiye kazandırdık. Bu sayede yaklaşık 36 ton plastik kullanımını engelledik ve 150 ton karbon eşdeğeri emisyon azaltımı sağladık” dedi.</p>

<p>Kahve atıklarının döngüsel ekonomiye kazandırılmasıyla hem çevresel etkilerin azaltıldığını hem de sürdürülebilir üretimin desteklendiğini belirten Kayır, geliştirilen yöntemle şirketlerin plastik kullanımını yüzde 40’a kadar düşürebildiklerini sözlerine ekledi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Istanbul, Teknoloji</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/kahve-posasi-atiktan-degere-donusuyor</guid>
      <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 11:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/kahve-1.jpg" type="image/jpeg" length="73250"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TAYFUN ve SOM Füzelerinde Seri Üretim Devam Ediyor]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/tayfun-ve-som-fuzelerinde-seri-uretim-devam-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/tayfun-ve-som-fuzelerinde-seri-uretim-devam-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk savunma sanayisinin lider füze, roket ve mühimmat üreticisi ROKETSAN tarafından geliştirilen TAYFUN Balistik Füzesi ve SOM Seyir Füzesi'nin seri üretim ve teslimatları planlanan şekilde devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> ROKETSAN'ın NSosyal hesabından yapılan paylaşımda, 'Üretimden teslimata, sahadaki gücümüz TAYFUN, SOM. Silahlı Kuvvetlerimizin caydırıcı gücü TAYFUN Balistik Füzemizin ve SOM Seyir Füzemizin seri üretim ve teslimatları planlandığı şekilde devam ediyor. Aziz milletimizin güven ve refahı için çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz.' ifadesine yer verildi.</p>

<p>ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de mutlak caydırıcılığın sahada olduğunu belirterek, 'Tasarımdan üretime, her aşamasında Türk mühendisliğinin imzasını taşıyan sistemlerimizin seri üretim ve teslimatlarını sürdürüyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TAYFUN füzesi, derinlikteki hedeflerde etki yaratacak, güvenilirlik seviyesi yüksek bir füze sistemi olarak geliştirildi. Atışa hazır hale gelme süresinin kısa olması ve ateş gücünün süratle kaydırılabilmesi, lojistik kolaylıklar ve harekat esnekliği sağlıyor. Bunun yanı sıra küresel konumlama sistemi karıştırmalarına karşı elektronik harp dayanımı da yüksek seviyede bulunuyor.</p>

<p>TAYFUN, seyir hızı sayesinde hava savunma sistemi tehditlerinden etkilenmiyor</p>

<p>TAYFUN, hipersonik seviyelere ulaşan seyir hızı sayesinde hava savunma sistemi tehditlerinden etkilenmiyor ve yüksek vuruş hassasiyetiyle istenmeyen hasar durumlarının önüne geçiyor.</p>

<p>Türkiye'nin en uzun menzilli ve milli imkanlarla üretilen balistik füzesi unvanını taşıyan TAYFUN, hava savunma füze sistemleri, yumuşak zırhlı ve zırhsız silah sistemleri, komuta kontrol merkezleri, askeri uçak hangarları, kritik askeri tesisler ve stratejik hedeflere karşı etkili oluyor.</p>

<p>SOM ise muharebe sahası derinliklerinde yoğun bir şekilde korunan kara ve hareketli deniz hedeflerine karşı, hava savunma füze sistemlerinin menzili dışında, havadan karaya/satha kullanılan seyir füzesi olarak görev yapıyor.</p>

<p>Menzili 250 kilometre olan, çeşitli harp başlıkları ve donanımlardan konfigürasyonları bulunan SOM, insanlı ve insansız hava platformlarıyla kullanılabiliyor.</p>

<p>SOM, sabit kara hedefleri, su üstü hedefler, stratejik hedefler, sığınaklar, hava savunma bataryaları ve gemilere karşı etkinlik sağlıyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Istanbul, Teknoloji</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/tayfun-ve-som-fuzelerinde-seri-uretim-devam-ediyor</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 07:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/agency/aa/tayfun-ve-som-fuzelerinde-seri-uretim-devam-ediyor.jpg" type="image/jpeg" length="91401"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzay ve Zamanın Efendisi: Einstein’ın Görelelik Devrimi]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/uzay-ve-zamanin-efendisi-einsteinin-gorelelik-devrimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/uzay-ve-zamanin-efendisi-einsteinin-gorelelik-devrimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihte bugün, ünlü fizikçi Albert Einstein 'Görelelik Kuramı'nı yayınladı. Gelin birlikte bu kurama yakından bakalım.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tam 121 yıl önce bu dönemlerde, İsviçre’nin Bern kentindeki bir patent ofisinde sıradan bir memur olarak çalışan genç Albert Einstein, insanlığın evrene bakışını kökten değiştirecek olan o devasa fikrin tohumlarını atıyordu.</p>

<p>Newton’un sarsılmaz sanılan mutlak zaman ve mutlak uzay kavramlarını yerle bir eden <strong>Görelelik Kuramı</strong>, bugün kuantum fiziğinden GPS teknolojilerine kadar modern dünyanın her noktasında hüküm sürmeye devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>BİR PATENT MEMURUNUN DÜŞLERİ</strong></h2>

<p>1905 yılı, fizik tarihinde <strong>"Annus Mirabilis"</strong> (Mucize Yıl) olarak bilinir. 26 yaşındaki Einstein, akademik dünyadan dışlanmış bir şekilde patent başvurularını incelerken boş vakitlerinde teorik fizik üzerine kafa yoruyordu.</p>

<p><img alt="Görelelik Kuramı 2" class="detail-photo img-fluid" height="1188" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/gorelelik-kurami-2.jpg" width="960" /></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>Neden Keşfetti?</strong> Einstein, ışığın doğasına takıntılıydı. Klasik fizik, bir trenin hızının üzerine fırlatılan bir topun hızının ekleneceğini söylüyordu. Ancak James Clerk Maxwell’in elektromanyetik denklemleri, ışık hızının her zaman sabit (yaklaşık 300.000 km/s) olduğunu fısıldıyordu. Einstein bu çelişkiyi çözmek için şu radikal soruyu sordu: <em>"Eğer ışık hızı değişmiyorsa, değişen şey ne olmalı?"</em></li>
 <li><strong>Yanıt:</strong> Cevap sarsıcıydı; değişen şey <strong>zaman</strong> ve <strong>uzay</strong> idi.</li>
</ul>

<h2><strong>ÖZEL VE GENEL GÖRELELİK</strong></h2>

<p>Einstein, devrimini iki aşamada tamamladı:</p>

<h3><strong>Özel Görelelik (1905)</strong></h3>

<p>Işık hızına yaklaştıkça zamanın yavaşladığını (<strong>zaman genişlemesi</strong>) ve nesnelerin boyunun kısaldığını kanıtladı. Işık hızı evrensel bir hız sınırıydı ve hiçbir şey bu hızı aşamazdı.</p>

<h3><strong>Genel Görelelik (1915)</strong></h3>

<p>Einstein burada kütleçekimini yeniden tanımladı. Kütleçekimi gizemli bir kuvvet değil, devasa nesnelerin (yıldızlar, gezegenler) uzay-zaman dokusunu bükmesiydi. Bunu, gergin bir çarşafın ortasına bırakılan ağır bir bowling topunun çarşafı çukurlaştırmasına benzetebiliriz.</p>

<h2><strong>E = mc^2</strong></h2>

<p>Dünyanın en meşhur denklemi olan bu formül, Özel Görelelik Kuramı'nın bir sonucudur.</p>

<p><img alt="Görelelik Kuramı 1" class="detail-photo img-fluid" height="237" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/gorelelik-kurami-1.jpg" width="622" /></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>E (Enerji):</strong> Bir sistemin toplam enerjisi.</li>
 <li><strong>m (Kütle):</strong> Maddenin miktarı.</li>
 <li><strong>c (Işık Hızı):</strong> Sabit bir sayı (299.792.458 m/s).</li>
</ul>

<p><strong>Kısaca Anlamı:</strong> Kütle ve enerji aslında aynı şeyin farklı formlarıdır. Küçücük bir madde miktarı (m), ışık hızının karesi (c^2) gibi devasa bir sayıyla çarpıldığında ortaya inanılmaz bir enerji çıkar. Bu formül, güneşin nasıl parladığından atom bombasının yıkıcı gücüne kadar her şeyi açıklar.</p>

<h2><strong>AZ BİLİNENLER</strong></h2>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>"Güneş Tutulmasıyla Gelen Şöhret"</strong>: Einstein kuramını yayımladığında dünya pek oralı olmamıştı. Ancak 1919 yılındaki güneş tutulması sırasında, yıldız ışığının Güneş'in kütlesi tarafından büküldüğü (Einstein'ın öngördüğü gibi) kanıtlanınca, Einstein bir gecede dünya starı oldu.</li>
 <li><strong>Nobel Şaşkınlığı:</strong> Einstein, dünyayı değiştiren Görelelik Kuramı ile değil, 1921 yılında <strong>Fotoelektrik Etki</strong> üzerine yaptığı çalışmayla Nobel Fizik Ödülü'nü kazandı. Kurul o dönemde Görelelik Kuramı'nı hala çok tartışmalı buluyordu.</li>
 <li><strong>Beyni Çalındı:</strong> 1955'te öldüğünde, otopsiyi yapan doktor Thomas Harvey, Einstein'ın beynini ailesinden izinsiz alarak bir kavanozda saklamış ve üzerinde yıllarca gizli çalışmalar yapmıştır.</li>
 <li><strong>Zaman Yolculuğu:</strong> Görelelik Kuramı, teorik olarak geleceğe gitmenin mümkün olduğunu söyler. Çok hızlı hareket eden bir astronot için zaman dünyadakilere göre daha yavaş akar.</li>
</ul>

<h2><strong>TARİHSEL ÖNEMİ</strong></h2>

<p>Görelelik Kuramı sadece kağıt üzerinde bir matematik değil, günlük hayatın merkezindedir:</p>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li><strong>GPS Teknolojisi:</strong> Uydular ışık hızına yakın ve dünyadan uzak oldukları için zaman onlarda farklı akar. Eğer Einstein’ın formülleriyle düzeltme yapılmasaydı, telefonunuzdaki navigasyon günde yaklaşık 10 kilometre sapma yapardı.</li>
 <li><strong>Karadelikler:</strong> Genel Görelelik, uzay-zamanın sonsuz büküldüğü karadeliklerin varlığını öngördü.</li>
 <li><strong>Büyük Patlama:</strong> Evrenin genişlediği ve bir başlangıcı olduğu fikri bu kuramın denklemlerinden doğdu.</li>
</ol>

<p>Einstein, evrenin Tanrı tarafından oynanan bir zar oyunu olmadığını savunmuş, ancak kuramıyla bize hayal bile edemeyeceğimiz kadar dinamik ve esnek bir gerçeklik bırakmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Teknoloji</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/uzay-ve-zamanin-efendisi-einsteinin-gorelelik-devrimi</guid>
      <pubDate>Fri, 20 Mar 2026 07:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/gorelelik-kurami-3.jpg" type="image/jpeg" length="93065"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gluten Alerjisi Gerçek mi?]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/gluten-alerjisi-gercek-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/gluten-alerjisi-gercek-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Herkes gluteni suçluyor ama bilim aynı fikirde değil. Yeni araştırmalara göre çoğu kişinin sorunu gluten değil, başka şeyler olabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda nereye baksak "glutensiz" ürünler, diyetler ve öneriler görüyoruz.  Pek çok kişi emek, makarna ya da hamur işi yediğinde şişkinlik, gaz ya da karın ağrısı yaşadığını söyleyip "ben glutene hassasım" diyor.</p>

<p><strong>Ama işin aslı düşündüğümüz kadar net değil.</strong></p>

<p>Dünyaca ünlü tıp dergisi <strong>The Lancet’te</strong> yayımlanan kapsamlı bir araştırma, bu konuda ezber bozacak sonuçlar ortaya koydu. Araştırmaya göre toplumda her 10 kişiden 1’i glutene hassas olduğunu düşünüyor.</p>

<p>Ancak kontrollü deneylerde gerçekten glutenden etkilenenlerin oranı sadece yüzde 2-3 civarında. Yani çoğu kişi aslında başka bir şeye tepki veriyor olabilir.</p>

<p><img alt="Görüntü 10-33" class="detail-photo img-fluid" height="237" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/goruntu-10-33.jpeg" width="486" /></p>

<p><strong>Peki o zaman sorun ne?</strong></p>

<p>Uzmanlara göre asıl şüpheli “FODMAP” adı verilen bazı karbonhidratlar. Bunlar bağırsakta zor sindiriliyor ve gaz, şişkinlik gibi şikayetlere yol açabiliyor. Üstelik bu maddeler çoğu zaman gluten içeren gıdalarla birlikte bulunduğu için suç direkt glutene kalıyor.</p>

<p><strong>Bir de işin psikolojik tarafı var.</strong></p>

<p>Araştırmalarda ilginç bir durum ortaya çıkıyor: Bazı insanlar gluten yediğini düşündüğünde, aslında gluten olmasa bile aynı belirtileri yaşıyor. Buna “nocebo etkisi” deniyor. Yani kişi “bu bana dokunacak” diye düşündüğü için gerçekten rahatsız hissediyor.</p>

<p>Öte yandan glutensiz ürünler artık dev bir pazar haline gelmiş durumda. Market rafları bu ürünlerle dolu, sosyal medyada sürekli öneriliyor. Bu da algıyı daha da güçlendiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Ama uzmanlar uyarıyor:<br />
Her şişkinlik gluten demek değil.</strong></p>

<p>Gerçek gluten hastalığı yani çölyak oldukça net ve testlerle teşhis edilebilen bir durum. Onun dışında kalan vakalarda ise kesin bir test yok ve tanı genelde eleme yöntemiyle konuyor.</p>

<p>Kısacası, yaşanan şikayetler gerçek ama suçlu her zaman gluten olmayabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/gluten-alerjisi-gercek-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 13:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/goruntu-12-31.jpeg" type="image/jpeg" length="15578"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Parkinson Hastalarına Umut!]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/parkinson-hastalarina-yeni-t</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/parkinson-hastalarina-yeni-t" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Japonya’da Parkinson hastalığı için geliştirilen kök hücre temelli tedaviye resmi onay verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<article dir="auto" tabindex="-1">
<h3><strong>Kök hücreler dopamin üreten hücrelere dönüştürülüyor</strong></h3>

<p>Yeni tedavide sağlıklı donörlerden elde edilen iPS kök hücreleri laboratuvarda dopamin üreten nöron öncülerine dönüştürülüyor. Daha sonra bu hücreler cerrahi yöntemle hastanın beynine naklediliyor.</p>

<p>Parkinson hastalığında dopamin üreten sinir hücreleri zamanla kaybolduğu için titreme, hareketlerde yavaşlama ve denge sorunları ortaya çıkıyor. Mevcut ilaçlar genellikle bu belirtileri hafifletmeye yönelik olurken, kök hücre yaklaşımı doğrudan kaybedilen hücreleri yerine koymayı amaçlıyor.</p>

<h3><strong>Klinik çalışmalarda umut veren sonuçlar</strong></h3>

<p>Tedavinin geliştirilme süreci <strong>Kyoto Üniversitesi</strong> öncülüğünde yürütülen araştırmalara dayanıyor. İlk klinik çalışmalarda tedavi 7 hasta üzerinde denendi.</p>

<p>Araştırma sonuçlarına göre nakledilen hücrelerin beyinde yaşamaya devam ettiği, dopamin üretmeye başladığı ve bazı hastalarda motor becerilerde belirgin iyileşme görüldüğü bildirildi. Bu bulgular bilim dünyasının saygın yayınlarından <strong>Nature</strong> dergisinde yayımlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Tedavi 2026 yazında hastalara sunulabilir</strong></h3>

<p>Japonya’da verilen onay “koşullu ve süre sınırlı” olarak tanımlanıyor. Bu sistem, tedavinin hastalara daha hızlı ulaşmasını sağlarken aynı zamanda pazar sonrası klinik çalışmalarla etkinliğin izlenmesini öngörüyor.</p>

<p>Yetkililer, tedavinin <strong>2026 yazından itibaren Japonya’da uygulanmaya başlanabileceğini</strong> belirtiyor.</p>

<h3><strong>Dünyada milyonlarca hastayı ilgilendiriyor</strong></h3>

<p>Parkinson hastalığının dünya genelinde yaklaşık <strong>10 milyon kişiyi etkilediği</strong> tahmin ediliyor. Bilim insanları, kök hücre temelli bu yaklaşımın başarılı olması halinde nörodejeneratif hastalıkların tedavisinde büyük bir değişimin kapısını aralayabileceğini ifade ediyor.</p>

<p><strong>Kaynak:</strong><br />
Sumitomo Pharma resmi duyurusu<br />
ScienceAlert<br />
Parkinson’s News Today</p>
</article></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/parkinson-hastalarina-yeni-t</guid>
      <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 11:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/goruntu-99.jpeg" type="image/jpeg" length="15301"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uykusuzluk Alzheimer’ı tetikliyor mu?]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/uykusuzluk-alzheimeri-tetikliyor-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/uykusuzluk-alzheimeri-tetikliyor-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanlarına göre uyku sırasında beyin, zararlı proteinleri temizliyor. Yetersiz uyku ise bu süreci bozarak Alzheimer riskini artırabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, uyku sırasında beynin adeta kendini temizlediğini ortaya koyan yeni bulgulara dikkat çekiyor. Yapılan araştırmalara göre, yeterli uyku alınmadığında beyinde biriken zararlı proteinler temizlenemiyor ve bu durum Alzheimer gibi nörolojik hastalıkların riskini artırabiliyor.</p>

<h3><strong>Beyin uyurken “temizlik” yapıyor</strong></h3>

<p>Bilim dünyasında <strong>“glimfatik sistem”</strong> olarak adlandırılan mekanizma, beyin sağlığında kritik rol oynuyor. Bu sistem, gün içinde biriken metabolik atıkları ve nörotoksik proteinleri temizlemekle görevli.</p>

<p>Araştırmalara göre uyku sırasında beyin hücreleri küçülüyor ve hücreler arasındaki boşluk yaklaşık <strong>yüzde 60 oranında genişliyor</strong>. Bu sayede beyin omurilik sıvısı (BOS), beyin dokusu içinde daha rahat dolaşarak zararlı maddeleri dışarı taşıyor.</p>

<p>Bu süreç, özellikle Alzheimer hastalığıyla ilişkilendirilen <strong>beta-amiloid proteinlerinin</strong> temizlenmesinde önemli rol oynuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Görüntü 16-25" class="detail-photo img-fluid" height="1264" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/goruntu-16-25.jpeg" width="3389" /></p>

<h3><strong>Beyinde ritmik dalgalar oluşuyor</strong></h3>

<p>2024 yılında <strong>Washington Üniversitesi</strong> araştırmacılarının yaptığı çalışmada, bu temizleme sürecinin nasıl gerçekleştiği daha ayrıntılı biçimde incelendi.</p>

<p>Araştırmaya göre nöronlar, uyku sırasında <strong>senkronize elektriksel sinyallerle ritmik dalgalar</strong> oluşturuyor. Bu dalgalar, beyin omurilik sıvısının beyin dokusuna doğru pompalanmasına yardımcı oluyor ve adeta bir “yıkama” mekanizması başlatıyor.</p>

<p>Fareler üzerinde yapılan deneylerde bu dalgalar baskılandığında temizleme sürecinin yavaşladığı, yapay olarak artırıldığında ise hızlandığı gözlemlendi.</p>

<p><img alt="Görüntü 18-22" class="detail-photo img-fluid" height="1934" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/goruntu-18-22.jpeg" width="3753" /></p>

<h3><strong>Yetersiz uyku risk oluşturabilir</strong></h3>

<p>Bilim insanları, düzenli ve kaliteli uykunun beyin sağlığı için hayati önem taşıdığını vurguluyor. Yetersiz uyku, beyindeki toksik proteinlerin birikmesine yol açarak <strong>Alzheimer ve diğer nörodejeneratif hastalıkların riskini artırabilir</strong>.</p>

<p>Uzmanlara göre yetişkinlerin her gece <strong>7 ila 9 saat kaliteli uyku</strong> alması, beynin doğal detoks mekanizmasının sağlıklı çalışmasına yardımcı oluyor.</p>

<p><strong>Kaynaklar:</strong><br />
Science: <a href="https://science.org/doi/10.1126/science.1241224" rel="noopener" target="_blank">https://science.org/doi/10.1126/science.1241224</a><br />
Nature: <a href="https://www.nature.com/articles/s41586-024-07108-6" rel="noopener" target="_blank">https://www.nature.com/articles/s41586-024-07108-6</a></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/uykusuzluk-alzheimeri-tetikliyor-mu</guid>
      <pubDate>Sun, 08 Mar 2026 10:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/goruntu-17-25.jpeg" type="image/jpeg" length="47123"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzun Yaşamın Kapısı Açıldı!]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/uzun-yasamin-kapisi-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/uzun-yasamin-kapisi-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, çıplak köstebek faresinden alınan bir geni farelere aktararak yaşam süresini uzatmayı başardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim dünyasında dikkat çeken bir araştırma, insan ömrünü uzatmaya yönelik önemli bir keşfi gündeme getirdi. ABD’deki Rochester Üniversitesi araştırmacıları, olağanüstü uzun ömürleri ve kansere karşı dirençleriyle bilinen çıplak köstebek farelerinden bir uzun ömür genini laboratuvar farelerine aktardı.</p>

<p>Bilimsel dergi <strong>Nature</strong>’da yayımlanan çalışmaya göre, genetik aktarım yapılan farelerde sağlık göstergelerinde iyileşme ve yaşam süresinde artış gözlemlendi.</p>

<p><img alt="Görüntü 10-29" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/goruntu-10-29.jpeg" width="1920" /></p>

<p>Araştırmanın merkezinde <strong>Hyaluronan sentaz 2 (HAS2)</strong> geni yer alıyor. Bu gen, iltihabı azaltan ve tümörlere karşı koruyucu etkileri olduğu bilinen yüksek molekül ağırlıklı hyaluronanın üretimini artırıyor. Bu jel benzeri madde, aynı zamanda doku bütünlüğünün korunmasına da katkı sağlıyor.</p>

<p>Deneylerde genetik olarak değiştirilmiş farelerde ortalama yaşam süresinin yaklaşık <strong>yüzde 4,4 oranında arttığı</strong> tespit edildi. Ayrıca hem kendiliğinden gelişen hem de deneysel olarak oluşturulan kanser vakalarında düşüş görüldü. Araştırmacılar, yaşlanma sürecinde görülen kronik iltihaplanmanın da azaldığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Görüntü 12-29" class="detail-photo img-fluid" height="1406" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/goruntu-12-29.jpeg" width="2500" /></p>

<p>Çalışmada ayrıca bağırsak bariyer fonksiyonunun yaşa bağlı bozulmalara karşı daha güçlü hale geldiği gözlemlendi. Bilim insanları, yüksek molekül ağırlıklı hyaluronanın yer altında yaşayan bazı memeli türlerinde bol miktarda bulunmasının, uzun ömürle bağlantılı evrimsel bir adaptasyon olabileceğini değerlendiriyor.</p>

<p>Araştırmanın yazarlarından <strong>Vera Gorbunova</strong>, bir sonraki hedeflerinin bu faydayı insanlara aktarabilecek yöntemler geliştirmek olduğunu belirtti.</p>

<p><img alt="Görüntü 14-28" class="detail-photo img-fluid" height="600" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/goruntu-14-28.jpeg" width="1000" /></p>

<p>Bilim insanlarına göre bu çalışma, uzun ömürlü canlılardan elde edilen genetik özelliklerin yaşa bağlı hastalıklarla mücadelede kullanılabileceğini gösteren önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>Kaynak:</strong><br />
Nature dergisinde yayımlanan bilimsel çalışma<br />
<a href="https://nature.com/articles/s41586-023-06463-0" rel="noopener" target="_blank">https://nature.com/articles/s41586-023-06463-0</a></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/uzun-yasamin-kapisi-acildi</guid>
      <pubDate>Sun, 08 Mar 2026 10:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/goruntu-13-22.jpeg" type="image/jpeg" length="75613"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İran’ın hava gücü eksikliği F-35’lere avantaj sağladı]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/iranin-hava-gucu-eksikligi-f-35lere-avantaj-sagladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/iranin-hava-gucu-eksikligi-f-35lere-avantaj-sagladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran'ın caydırıcı hava gücü ve hava savunmasına sahip olmaması, 5. nesil savaş uçağı F-35'in, İsrail komutasında muharebe sahasında ilklerini gerçekleştirmesine imkan veriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> Filosunda F-35 uçaklarını bulunan ABD veya Avrupa ülkeleri, F-35'i genel olarak caydırıcı bir unsur olarak hangarda tutarken İsrail, bu uçağı uzun süredir İran ve İran destekli hedeflere karşı kullanıyor.</p>

<p>Bu etkin kullanım, F-35'in teknolojik üstünlüğüyle birleşince, uçak muharebe sahasındaki ilklerini İsrail komutasında gerçekleştirdi. Mayıs 2018'de Suriye'deki İran bağlantılı olduğu değerlendirilen hedeflere saldırı, dünyadaki ilk operasyonel F-35 kullanımı oldu. Mart 2021'de İran İHA'larının düşürülmesi F-35'in ilk hava-hava zaferi (insansız) olarak kayıtlara geçti. Son olarak Tahran üzerinde Yak-130'un düşürülmesi, F-35'in ilk insanlı uçak düşürme başarısı oldu.</p>

<p>İsrail'e özgün modifikasyonlar sonrası F-35I olarak isimlendirilen uçak, İsrail Hava Kuvvetlerinin İran'a karşı en stratejik unsurlarından birini oluşturuyor.</p>

<p>Öyle ki ABD bile kendi uçaklarını eğitimde tutarken İsrail, 2018'de Suriye semalarında 'ilk muharip görevine' imzasını attı. İran'ın uçak filosunun tehdit oluşturmaktan uzak olması, katmanlı hava savunma yeteneklerinin büyük ölçüde bastırılması, F-35'in düşük görünürlük, derin saldırı gibi kabiliyetleriyle birleştiğinde muharebe sahasındaki güç dengesini önemli ölçüde bozuyor.</p>

<p><strong>Hava savunma bastırıldı, kayıp riski azaldı</strong></p>

<p>Stratejik Araştırmalar Merkezi (STRASAM) Başkanı Hüseyin Fazla, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarında hava unsurlarının nasıl bir role sahip olduğuna ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.</p>

<p>ABD-İsrail ortak hava harekatına katılan hava unsurlarının operasyonun belkemiğini oluşturduğunu vurgulayan Fazla, hava taarruzlarının asli gayesinin, İran hava gücünü tahrip veya tesirsiz hale getirmek olduğunu söyledi.</p>

<p>İran'ın, 1979 yılından bugüne kadar, MiG-29'lar hariç envanterine yeni savaş uçağı kazandırmadığına işaret eden Fazla, şöyle konuştu:</p>

<p>'İran envanterindeki 188 savaş uçağının büyük bir çoğunluğu, ABD-İsrail ikilisine ait modern savaş uçaklarıyla boy ölçüşebilecek gerekli yeteneklerden yoksundur. Bu nedenle ABD-İsrail'in hava unsurları, savaşın başladığı ilk günden itibaren hava üstünlüğü kolayca tesis ederek, seçilmiş hedeflere herhangi bir İran uçağının engellemesine maruz kalmadan, havadan yere taarruzlarını icra etmeye devam edebilmektedirler. ABD'ye ait MQ-9 Reaper gibi gelişmiş insansız hava araçları, anlık hasar tespiti yapmak ve hareketli hedefleri (mobil fırlatıcılar gibi) savaş uçaklarına bildirmek üzere doğrudan İran semalarında 7/24 aktif görev yapmaktadırlar.</p>

<p>ABD ve İsrail, ellerindeki hava varlıklarını farklı coğrafi bölgelerde ve taktiksel ihtiyaçlar doğrultusunda kullanabilmek için koordineli bir iş bölümü çerçevesinde hareket etmektedirler. İsrail (ve bölgedeki müttefik hava sahalarını kullanan) savaş uçakları daha çok İran'ın kuzey ve iç kesimlerindeki hedeflere odaklanırken ABD'nin uçak gemilerinden ve Ürdün'den kalkan hava unsurları, batı ve güney bölgelere yoğunlaşmışlardır.'</p>

<p>Fazla, ABD-İsrail'in savaş uçaklarının ve insansız hava araçlarının hava taarruzlarında üstlendiği temel rollerin başında hava üstünlüğünün korunması ve İran hava savunma sistemlerinin bastırılması (SEAD) geldiğini belirtti.</p>

<p>Operasyonun ilk saatlerindeki en kritik görevin, İran'ın entegre hava savunma sistemlerinin (askeri radar ağları ve karadan havaya füzeler) etkisiz hale getirilmesine odaklandığına işaret eden Fazla, 'Savaş uçakları özellikle İran'ın batısındaki, bilhassa Tebriz civarındaki hava savunma düğümlerini hedef alarak mutlak hava üstünlüğünü kurmayı başarmışlardır. Böylece müttefik uçakları, Tahran gibi büyük şehirlerin ve askeri üslerin üzerinde asgari kayıp riskiyle operasyon yapabilme kapasitesine ulaşmışlardır.' dedi.</p>

<p><strong>Dayanıklılığı test et, misilleme gücünü baskı altında tut</strong></p>

<p>ABD ve İsrail'in, savaşın ana hedefini, İran rejiminin 'başını koparma (decapitation)' olarak belirledikleri için ilk etapta İran lideri Ali Hamaney'i havadan yere taarruzlarla ortadan kaldırmayı amaçladıklarını dile getiren Fazla, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p>'Bu kapsamda dinamik istihbarat kullanımı ile zamana duyarlı hedefleme yöntemini kullanılarak ülkenin başı Hamaney ve kendisiyle birlikte toplantı halindeki siyasi ve askeri kademenin bulunduğu bina kompleksi, havadan bombardımanla yerle bir edilmiştir. İran'ı başsız bırakan bu stratejik hava taarruzu, harbin başından itibaren İran rejiminin dayanıklılığını test etmiştir. Stratejik noktalara taarruzlar neticesinde Tahran'ın merkezindeki istihbarat karargahları, Savunma Bakanlığı binaları ve İran Devrim Muhafızları Ordusuna (IRGC) ait komuta-kontrol merkezleri hassas güdümlü hava mühimmatıyla vurulmuştur.</p>

<p>İran'ın İsrail'e ve Körfez ülkelerindeki ABD üslerine yönelik misilleme gücünü oluşturan, balistik füze altyapısıdır. Bunu dikkate alan ABD-İsrail hava unsurları, yer altı füze şehirlerini, mobil balistik füze fırlatıcılarını (lançerler), mühimmat depolarını ve kamikaze dron fırlatma lançerlerini sürekli uyguladığı bombardımanla baskı altında tutmaya odaklanmışlardır. Füze lançerlerini tespit edip etkisiz hale getirmeyi hedefleyen bu strateji, balistik füzeleri henüz havalanmadan kaynağında yok etmeyi (ofansif savunma) birinci öncelikli görmektedir.'</p>

<p><strong>Füzelere karşı entegre hava savunma ağı</strong></p>

<p>Hava taarruz stratejilerinin yanı sıra İran'ın fırlattığı füzeleri havada karşılayan hava savunma bataryalarının (Arrow 3, Patriot, THAAD, SM3 vb.) çatışmanın diğer kritik halkasını oluşturduğuna işaret eden Hüseyin Fazla, harekatın ilerleyen safhalarında (özellikle 1 ve 2 Mart 2026 tarihlerinde), İran'ın nükleer tesislerini de hedef alan ABD ve İsrail savaş uçaklarının İran'ın nükleer altyapısına doğrudan ve şiddetli taarruzlar icra etmeyi sürdürdüğünü belirtti. Fazla, şunları kaydetti:</p>

<p>'İsfahan, Kum, Kerec ve Kirmanşah'taki nükleer araştırma merkezlerinin yanı sıra stratejik uranyum zenginleştirme tesisleri olan Natanz ve Fordow ağır bombardımana maruz kalmıştır. Aynı şekilde Tahran'daki Nükleer Enerji Kurumu da hava saldırılarının odak noktalarından biri olmuştur. ABD ve İsrail yönetimlerinin ortaklaşa stratejik amacı, İran'ın nükleer silaha sahip olmasını kesin olarak engellemektir. Bu hamle ile İran'ın nükleer programının fiziksel olarak yıllarca geriye götürmeyi amaçlamaktadır.</p>

<p>İran, uğradığı bombardımana misilleme olarak elindeki balistik füze ve İHA stoklarını İsrail topraklarıyla birlikte ABD'nin Körfez'deki üslerine de yöneltmiştir. Bu durum, bölge ülkelerindeki entegre hava savunma ağını doğrudan, eş zamanlı ve yüksek yoğunluklu bir savaş ortamına sokmuştur. Bu bağlamda İran, Bahreyn'de bulunan ABD 5. Filo karargahını, Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki Amerikan üslerini ve Kuveyt'teki askeri tesislerini (Camp Arifjan ve Ali Al Salem) havadan hassas taarruzlarla vurmayı gerekli görmüştür.</p>

<p>İlk askeri verilere göre, Körfez ülkelerine konuşlu hava savunma kalkanı etkili bir performans göstermiştir. Yoğun füze saldırıları bölgesel paniğe yol açsa da ABD-İsrail hava savunma sistemlerinin aktif müdahalesi sayesinde hedef alınan üslerde operasyonel kabiliyeti çökertecek düzeyde bir yapısal hasar veya ağır kayıp yaşanmasının önüne geçilmiştir.'</p>

<p><strong>'İt dalaşına' girme ihtiyacı duymadan hedefini düşürdü</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hüseyin Fazla, bu savaşta hava unsurlarının ilkleri de yaşattığını söyledi.</p>

<p>İsrail'e ait 5. nesil savaş uçağı olan F-35I 'Adir'in 4 Mart'ta YAK-130 savaş uçağını radar güdümlü füze ile uzaktan vurarak düşürdüğünü ifade eden Fazla, şöyle konuştu:</p>

<p>'Tahran semalarında yaşanan bu olay, yalnızca havacılık tarihi açısından ilklerden olmakla kalmayıp ABD ve İsrail'in harekat boyunca uygulamakta oldukları hava stratejisinin sahadaki en net tezahürlerinden biri olarak görülüyor.</p>

<p>F-35I Adir, sahip olduğu düşük görünürlük (stealth) mimarisi ve gelişmiş sensör füzyonu sayesinde YAK-130'u çok uzaktan tespit edebilmiş ve görüş ötesi füzelerinden (muhtemelen AIM-120) birini kullanarak hedefini kolaylıkla vurarak düşürmüştür. YAK-130 karşısında sahip olduğu asimetrik üstünlüğü avantaja çeviren F-35 Adir, it dalaşına (dogfight) girme ihtiyacı duymadan bu uçağı kolaylıkla düşürebilmiştir. Bu durum, 5. nesil savaş uçaklarının 'ilk gören, ilk vuran' felsefesinin gerçek bir savaş ortamındaki en kusursuz ispatı olmuştur. F-35'in Tahran gibi normalde çok katmanlı bir hava savunma şemsiyesiyle (S-300'ler ve yerel sistemler) korunması gereken bir bölgede rahatça operasyon yapabilmesi, İran'ın entegre radar ve füze ağının tamamen çökertildiği değerlendirmelerine yol açmaktadır.'</p>

<p><strong>İran'ın 'çaresizliği'</strong></p>

<p>Fazla, İran Hava Kuvvetleri Tahran üzerinde gerçekleştirdiği YAK-130 devriye uçuşlarıyla düşman dronlarını avlamayı amaçladığına işaret ederek 'Bazılarına göre bu İran'ın sahaya yansıyan çaresizliğidir. Zira YAK-130, bir savaş uçağından ziyade, ses altı (subsonic) hızlarda uçan Rus yapımı bir eğitim ve hafif taarruz uçağıdır (HÜRJET, M-346 muadili). Esasında düşürülen YAK-130, Tahran üzerinde uçan İsrail'e ait insansız hava araçlarını (örneğin Hermes-900) avlamak için envantere kazandırılmıştır.' dedi.</p>

<p>Hüseyin Fazla, bu tarihi olayın, teknolojik ve taktiksel olarak hava sahasını domine eden ABD-İsrail hava unsurları karşısında tutunabilmeyi amaçlayan İran'ın, elinde kalan kısıtlı imkanlarla asimetrik ve orantısız bir hava savunması yapmaya çalıştığını gösterdiğini kaydetti.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Bilim, Teknoloji</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/iranin-hava-gucu-eksikligi-f-35lere-avantaj-sagladi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 12:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/agency/aa/iranin-hava-gucu-eksikligi-f-35lere-avantaj-sagladi.jpg" type="image/jpeg" length="37873"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk zırhlıları yeni milli silahına kavuşuyor]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/turk-zirhlilari-yeni-milli-silahina-kavusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/turk-zirhlilari-yeni-milli-silahina-kavusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zırhlı muharebe araçları sınıfında yurt dışı bağımlılıktan kurtaracak 25 mm TRM Topu'nda sona gelindi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk savunma sanayisinin global pazardaki temsilcilerinden SARSILMAZ Silah Sanayi, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da düzenlenen World Defense Show (WDS) 2026 fuarında, başta 25 mm TRM Topu olmak üzere yeni nesil silah ve silah sistemlerini uluslararası son kullanıcılar ve karar vericilerle buluşturdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>SARSILMAZ İş Geliştirme ve Yurt Dışı Satış Müdürü Oğuz Çetintürk, yurt dışından temin edilirken millileştirilen 25 mm topa ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.</p>

<p>Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) ile SARSILMAZ'ın yüzde 50 ortaklığıyla kurulan TR Mekatronik'in ilk ürünün taarruz ve taktik keşif helikopteri ATAK için geliştirilen burun topu olduğunu ifade eden Çetintürk, oldukça zorlu gereksinimler ve derin mühendislik birikimi gerektiren projede kalifikasyonları tamamladıklarını, Türkiye ile dost ve müttefik ülkelere teslimatları gerçekleştirdiklerini söyledi.</p>

<p>Bu derin birikimin üzerine yol haritalarında bulunan orta kalibre silah sistemlerine sıra geldiğini anlatan Çetintürk, burada ilk ürünün de 25 mm kara ve deniz topu olduğunu belirtti. Çetintürk, şöyle konuştu:</p>

<p>'Dünyada sadece birkaç ülkenin ve şirketin geliştirebildiği bir silah sistemi. 25 mm orta kalibre silah sistemi entegre olduğu platformlarda 2 kilometrenin üzerinde etkili menzili ve 25 mm kalibrenin getirmiş olduğu yüksek balistik tahrip gücüyle özellikle zırhlı tehditleri hedefliyor. Böyle olduğunda da 4x4, 8x8 bir zırhlı aracın üzerine bu silahı entegre ettiğinizde 2 kilometreden gördüğünüz herhangi bir zırhlı aracı etkisiz hale getirme şansınız bulunmakta. Bu da sahada size önemli bir kuvvet çarpanı olarak geliyor. Projemiz oldukça zorlu, Türk ordusuna yakışan kaliteyi yakalamak için Savunma Sanayii Başkanlığının da desteğiyle belirlenmiş en zorlu şartların birçoğunu bitirdi. Yakın zamanda envantere gireceğinin müjdesini vermek için heyecanla bekliyoruz. SARSILMAZ ve TR Mekatronik olarak bu müjdeyi vermenin gururunu yaşıyoruz.'</p>

<p>Çetintürk, silahın ilk olarak Özel Maksat Taktik Tekerlekli Zırhlı Araç Projesi'nde FNSS aracı ve ASELSAN kulesine entegre şekilde yakın zamanda envanterde görüleceğini bildirdi.</p>

<p>Silahın hem kendi başına hem de kule üzerindeki atış testlerinin, kalifikasyonunun birçoğunun tamamlandığını aktaran Çetintürk, silahın kara ve denizdeki hareketli platformlar başta olmak üzere ihtiyaç halinde sabit platformlarda da kullanılabileceğini söyledi.</p>

<p>Oğuz Çetintürk, silahın deniz için farklı bir versiyonu çıkmadığını, boyası ve konnektörleri değiştirilerek yeni bir tasarım ve kalifikasyon sürecine gerek duyulmadan çözüm üretilebildiğini ifade etti. Çetintürk, talep halinde en kısa sürede deniz platformlarına da uyarlanabilir bir silah olduğunu kaydetti.</p>

<p></p>

<p>Muhabir: Göksel Yıldırım</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Teknoloji</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/turk-zirhlilari-yeni-milli-silahina-kavusuyor</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 14:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/02/agency/aa/turk-zirhlilari-yeni-milli-silahina-kavusuyor.jpg" type="image/jpeg" length="34559"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Savunma Sanayiinde Geleceğe Yatırım: GHOST Programı’nda Yenilikçi Projelere Ödül]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/savunma-sanayiinde-gelecege-yatirim-ghost-programinda-yenilikci-projelere-odul</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/savunma-sanayiinde-gelecege-yatirim-ghost-programinda-yenilikci-projelere-odul" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafından yürütülen “Geleceğin Harekat Ortamını Şekillendirecek Teknolojiler (GHOST)” Programı kapsamında geliştirilen yenilikçi çözümler, düzenlenen törenle ödüllendirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>GHOST Programı çerçevesinde düzenlenen yarışmanın ödül töreni, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı Nuri Demirağ Konferans Salonu’nda yapıldı. Törende, geleceğin harekat ortamına yön verecek teknolojik projeler kamuoyuyla paylaşıldı.</p>

<h3><strong>DEPREM ŞEHİTLERİ ANILDI</strong></h3>

<p>Programda konuşan Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümünde hayatını kaybeden vatandaşları rahmetle andı. Görgün, savunma sanayii firmalarının depremden etkilenen illerin yeniden ayağa kalkması ve ekonomik kalkınmasının desteklenmesi amacıyla yürüttüğü yatırımlara da değindi.</p>

<h3><strong>“GELECEĞİN MUHAREBE ORTAMI BUGÜNDEN TASARLANMALI"</strong></h3>

<p>Küresel güvenlik ortamındaki hızlı değişime dikkat çeken Görgün, tehdit algılarının giderek daha karmaşık ve çok boyutlu bir yapıya büründüğünü söyledi. Teknolojide yaşanan hızlı dönüşümlerin karar alma süreçlerini kökten etkilediğini belirten Görgün, bu ortamda güçlü kalmanın yolunun sadece mevcut ihtiyaçlara değil, geleceğin muharebe şartlarına da bugünden hazırlık yapmak olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>GHOST PROGRAMININ HEDEFİ</strong></h3>

<p>Haluk Görgün, GHOST Programı’nın temel amacının, geleceği şekillendirme potansiyeli taşıyan teknolojileri erken aşamada tespit etmek olduğunu ifade etti. Program sayesinde savunma alanında yatırım yapılması gereken kritik teknolojilerin belirlendiğini aktaran Görgün, bugüne kadar yeterince görünürlük kazanmamış yeni teknoloji ve konseptlerin savunma sanayii ekosisteminin gündemine taşındığını dile getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Bilim, Teknoloji</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/savunma-sanayiinde-gelecege-yatirim-ghost-programinda-yenilikci-projelere-odul</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Feb 2026 15:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/02/agency/aa/savunma-sanayiinde-gelecege-yatirim-ghost-programinda-yenilikci-projelere-odul.jpg" type="image/jpeg" length="45494"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Baykar’dan dünya SİHA pazarında liderlik]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/baykardan-dunya-siha-pazarinda-liderlik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/baykardan-dunya-siha-pazarinda-liderlik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Baykar, 2025 yılında 2,2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek dünya SİHA pazarındaki liderliğini sürdürdü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Türkiye'nin milli ve özgün SİHA'larını geliştiren Baykar, 2025 yılında da faaliyet gösterdiği ürün segmentinde dünyanın en büyük ihracatçısı olmaya devam etti.</p>

<p>Geride kalan 3 yılda dünya pazarında lider olan Baykar, 2025'te ulaştığı 2,2 milyar dolarlık ihracat hacmiyle kendi rekorunu tazeledi. Küresel ölçekte başarıyla anılan hava platformları geliştiren Baykar, aynı zamanda Türkiye'nin yüksek teknoloji ihracatının da lokomotifi oldu.</p>

<p>Geçen yıl toplamda 2,5 milyar dolarlık gelir elde eden Baykar, bunun yüzde 88'ini ihracattan sağladı.</p>

<p></p>

<p>Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı tarafından düzenlenen, 5. Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı'nda açıklanan verilere göre, Türk savunma sanayisinin ihracat şampiyonları arasında ikinci sırada yer alan Baykar, insansız hava aracı ihracatında ise açık arayla zirvedeki yerini korudu.</p>

<p>İhracat şampiyonu</p>

<p>Tüm projelerini öz kaynakları ile yürüten Baykar, 2003 yılındaki İHA AR-GE sürecinin başlangıcından itibaren tüm gelirlerinin yüzde 83'ünü ihracattan elde etti. 2023'te 1,8 milyar dolarlık ihracat yapan Baykar, Türkiye'deki tüm sektörlerde en çok ihracat gerçekleştiren ilk 10 firma arasında yer aldı.</p>

<p></p>

<p>Dünya insansız hava aracı ihracat pazarının en büyük firması olan Baykar, 2024 yılında da küresel ölçekteki başarısını sürdürdü ve gelirlerinin yüzde 90'ını ihracattan elde ederek 1,8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi.</p>

<p></p>

<p>2023 ve 2024 yıllarında Türkiye'deki tüm sektörlerde en çok ihracat yapan ilk 10 firma arasına girerek İhracatın Şampiyonları Ödülü alan Baykar, 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu.</p>

<p></p>

<p>2023'te sektör ihracatının üçte birini tek başına yapan Baykar, 2024 yılında da savunma ve havacılık sektörünün toplam ihracatının dörtte birini tek başına gerçekleştirerek Türkiye'yi küresel SİHA ihracat pazarında lider konuma taşıdı.</p>

<p>Dünyanın en büyük insansız hava aracı şirketi olan Baykar, Bayraktar TB2 SİHA için 36, Bayraktar AKINCI TİHA için 16 olmak üzere toplam 37 ülkeyle ihracat anlaşması imzaladı.</p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Bilim, Teknoloji</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/baykardan-dunya-siha-pazarinda-liderlik</guid>
      <pubDate>Sun, 01 Feb 2026 03:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/02/agency/aa/baykardan-dunya-siha-pazarinda-liderlik.jpg" type="image/jpeg" length="71576"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye İnternette Ne Kadar Zaman Geçiriyor?]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/turkiye-internette-ne-kadar-zaman-geciriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/turkiye-internette-ne-kadar-zaman-geciriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de internet kullanım oranları hızla artarken, vatandaşların internette geçirdiği süre günlük ortalama 7 saat 13 dakikaya ulaştı. İnterneti kullanma nedenleri arasında yüzde 71,6 ile “bilgi edinme” ilk sırada yer alırken, sosyal medya kullanımında Instagram yüzde 89,5 ile zirvede bulunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte internet ve sosyal medya kullanımı dikkat çekici seviyelere ulaştı. AA muhabirinin TÜİK, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ve <strong>We Are Social 2025</strong> raporlarından derlediği verilere göre, dijital hizmetlerin kullanımı her geçen yıl artış gösteriyor.</p>

<p>Türkiye nüfusunun 86 milyona yaklaşmasına karşın, mobil abone sayısı 2025 yılının üçüncü çeyreği itibarıyla <strong>99,1 milyona</strong> yükseldi. Bu durum, ülkede birden fazla mobil hat kullanımının yaygınlaştığını ortaya koydu.</p>

<hr />
<h3>Türkiye’de 62,3 Milyon Aktif Sosyal Medya Kullanıcısı</h3>

<p>Ekim 2025 itibarıyla Türkiye’de yaklaşık <strong>62,30 milyon aktif sosyal medya kullanıcısı</strong> bulunuyor. Bu sayı, toplam nüfusun yüzde <strong>70,9’una</strong> karşılık geliyor. Sosyal medya kullanıcılarının, ülkedeki toplam internet kullanıcılarına oranı ise yüzde <strong>80,4</strong> olarak kaydedildi.</p>

<p>Kullanıcılar internette günlük ortalama <strong>7 saat 13 dakika</strong> vakit geçirirken, bunun <strong>4 saat 4 dakikasını cep telefonları</strong>üzerinden harcıyor. Sosyal medyada geçirilen süre ise haftalık ortalama <strong>25 saat 4 dakika</strong> olarak belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h3>İnterneti Kullanma Nedeni: İlk Sırada “Bilgi Edinme”</h3>

<p>Türkiye’de internet kullanım nedenleri arasında yüzde <strong>71,6</strong> ile <strong>“bilgi edinme”</strong> ilk sırada yer aldı. Verilere göre, ülkedeki internet trafiğinin yüzde <strong>76,58’i mobil cihazlar</strong> üzerinden gerçekleşti.</p>

<p>Türkiye’den en çok ziyaret edilen internet sitesi <strong>Google</strong> olurken, en çok aratılan kelimenin <strong>“hava durumu”</strong> olduğu görüldü.</p>

<hr />
<h3>Sosyal Medyada Instagram Açık Ara Önde</h3>

<p>Sosyal medya platformları arasında <strong>Instagram</strong>, yüzde <strong>89,5</strong> kullanım oranıyla ilk sırada yer aldı. Instagram’ı yüzde <strong>88,9</strong>ile <strong>WhatsApp</strong>, yüzde <strong>78</strong> ile <strong>YouTube</strong>, yüzde <strong>68,6</strong> ile <strong>Facebook</strong> ve yüzde <strong>58,7</strong> ile <strong>X (Twitter)</strong> izledi.</p>

<p>Kullanıcı sayısı bazında da Instagram, <strong>62,3 milyon</strong> kullanıcıyla zirvede bulunurken, YouTube <strong>57,9 milyon</strong> kullanıcıyla ikinci sırada yer aldı.</p>

<hr />
<h3>Android ve Google Chrome Liderliğini Koruyor</h3>

<p>Mobil işletim sistemleri pazarında <strong>Android</strong>, yüzde <strong>77,5</strong> payla ilk sırada yer alırken, <strong>iOS</strong> yüzde <strong>22,15</strong> payla ikinci sırada bulundu. Masaüstü işletim sistemlerinde ise <strong>Windows</strong>, yüzde <strong>81,4</strong> pazar payıyla liderliğini sürdürdü.</p>

<p>Web tarayıcı hizmetlerinde <strong>Google Chrome</strong> yüzde <strong>75,81</strong> payla birinci sırada yer alırken, <strong>Safari</strong> yüzde <strong>12,44</strong> payla ikinci oldu. Çevrim içi arama motoru yönlendirme pazarında ise <strong>Yandex</strong> yüzde <strong>50,5</strong> ile ilk sırada, <strong>Google</strong> yüzde <strong>44</strong> payla ikinci sırada yer aldı.</p>

<hr />
<h3>Bakan Uraloğlu: Dijital Platformlarda Düzenleyici Çerçeve Gelişiyor</h3>

<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı <strong>Abdulkadir Uraloğlu</strong>, dijital platformların yaygınlaşmasıyla birlikte <strong>veri güvenliği ve gözetim</strong> konularının önem kazandığını belirtti. Uraloğlu, dijital platformlardaki veri toplama ve analiz süreçlerinin çoğu zaman kullanıcı rızası dışında gerçekleştiğine dikkat çekti.</p>

<p>Kişisel verilerin korunmasının dijital çağın en büyük zorluklarından biri olduğunu vurgulayan Uraloğlu, veri ihlallerinin kimlik hırsızlığı ve finansal kayıplara yol açabildiğini ifade etti. Siber saldırılara karşı güçlü şifreler ve iki faktörlü kimlik doğrulama gibi önlemlerin önemine işaret etti.</p>

<p>Uraloğlu, Türkiye’de dijital platformlara yönelik <strong>kullanıcı odaklı ve küresel standartlara uygun düzenlemelerin</strong>güçlendirildiğini belirterek, siber tehditlere karşı toplumsal farkındalığı artıracak eğitim ve kampanyaların da öncelikli olduğunu söyledi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Bilim, Teknoloji</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/turkiye-internette-ne-kadar-zaman-geciriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 14:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/01/agency/aa/turkiye-internette-ne-kadar-zaman-geciriyor.jpg" type="image/jpeg" length="46456"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp Krizine Bakteriler Yol Açıyor Olabilir mi?]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/kalp-krizine-bakteriler-yol-aciyor-olabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/kalp-krizine-bakteriler-yol-aciyor-olabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni araştırmalar, kalp krizlerinin damar plaklarında gizlenen bakterilerin enfeksiyonlarla tetiklenmesi sonucu gelişebileceğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp krizlerinin nedeni sanıldığından çok daha farklı olabilir. Kolesterol, sigara ve yaşam tarzının başrolde olduğu düşünülen kalp krizleriyle ilgili ezber bozan bir bilimsel çalışma yayımlandı. Yeni araştırmaya göre, bakteriyel enfeksiyonlar kalp krizlerini tetikleyen gizli bir faktör olabilir.</p>

<p>Finlandiya’daki Tampere University ile İngiltere’deki University of Oxford tarafından yürütülen çalışmada, kalbi besleyen koroner damarlardaki yağlı plakların içinde bakteriyel biyofilmler tespit edildi.</p>

<h3><strong> Damar plaklarında gizlenen bakteriler</strong></h3>

<p>Bilim insanları, damar sertliğine yol açan plakların içinde jel benzeri yapıda bakteri topluluklarının yıllarca sessiz ve fark edilmeden kalabildiğini belirledi. Bu biyofilmler, bağışıklık sisteminden ve antibiyotiklerden saklanabiliyor.</p>

<p>Özellikle ağız florasında yaygın olarak bulunan viridans streptokokları, plak dokusunun derinlerine yerleşerek uzun süre tespit edilemiyor.</p>

<p><img alt="Görüntü 5-30" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/01/goruntu-5-30.jpeg" width="864" /></p>

<h3><strong>Risk ne zaman artıyor?</strong></h3>

<p>Araştırmaya göre tehlike, grip gibi viral bir enfeksiyon geçirildiğinde başlıyor. Viral enfeksiyonlar bağışıklık sistemini harekete geçiriyor ve bu durum biyofilmlerin bozulmasına neden olabiliyor. Bozulan biyofilmler içindeki bakteriler yeniden aktif hale gelerek:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Şiddetli iltihaplanmayı artırıyor,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Damar içindeki plakları zayıflatıyor,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Plakların yırtılmasına ve pıhtı oluşumuna yol açıyor.</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu süreç ise ani kalp krizine kadar gidebiliyor.</p>

<h3><strong> Otopsilerde net bulgular</strong></h3>

<p>Araştırmacılar, kalp durması nedeniyle hayatını kaybeden hastalardan alınan damar dokularını inceledi. Özel antikorlar kullanılarak yapılan analizlerde, bakteriyel biyofilmlerin plak yırtılmasıyla doğrudan ilişkili olduğu ortaya kondu.</p>

<p><img alt="Görüntü 3-32" class="detail-photo img-fluid" height="1350" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/01/goruntu-3-32.jpeg" width="1080" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong> Yeni tedavilerin önü açılabilir</strong></h3>

<p>Uzmanlara göre bu keşif, kalp-damar hastalıklarında yeni bir dönemin kapısını aralayabilir. Gelecekte:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Enfeksiyon kaynaklı kalp krizi riskini erken saptayan testler,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hatta bu bakterilere karşı geliştirilecek aşılar gündeme gelebilir.</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu da kalp krizlerinin önlenmesinde yalnızca kolesterolün değil, enfeksiyonların da hedef alınması gerektiğini gösteriyor.</p>

<h3>📌<strong> Kaynak</strong></h3>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Journal of the American Heart Association</strong>, 2025<br />
 <em>Viridans Streptococcal Biofilm Evades Immune Detection and Contributes to Inflammation and Rupture of Atherosclerotic Plaques</em></p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/kalp-krizine-bakteriler-yol-aciyor-olabilir-mi</guid>
      <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 12:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/01/goruntu-6-37.jpeg" type="image/jpeg" length="61508"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
