<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Son Dakika Ankara Haberleri</title>
    <link>https://sonsoz.com.tr</link>
    <description>Son Dakika Ankara Ulusal haberlerin yankılanan sesi: Sonsöz Gazetesi. Türkiye'nin dört bir yanından en güncel, sıcak, son dakika haberlerini takip edin, gündemi bizimle okuyun, yorumlayın, şekillendirin. Sonsöz, sadece haber değil, bir bilinçtir.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://sonsoz.com.tr/rss/bilim" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 14 Jun 2026 17:13:19 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/rss/bilim"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Etimesgut Havalimanı 15 Haziran'da Açılıyor!]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/etimesgut-havalimani-15-haziranda-aciliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/etimesgut-havalimani-15-haziranda-aciliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, gelecek ay yapılacak NATO Zirvesi'nde de kullanılacak Etimesgut Havalimanı'nın 'Ankara Havalimanı' olarak 15 Haziran Pazartesi günü açılacağını bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> Uraloğlu, NSosyal hesabından, Ankara Havalimanı'nın açılışına ilişkin bilgi verdi. Başkentin ev sahipliği yapacağı 7-8 Temmuz'daki NATO Zirvesi'nde de dünya liderlerinin karşılanacağı havalimanını yeni ismiyle duyuran Uraloğlu, 'Başkent hazır, Türkiye hazır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımlarıyla Ankara Havalimanı'nı hizmete açıyoruz.' ifadesini kullandı.</p>

<p>Uraloğlu, paylaşımda yer verdiği görselde, törenin 15 Haziran Pazartesi günü gerçekleştirileceğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
 </p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Bilim, Teknoloji</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/etimesgut-havalimani-15-haziranda-aciliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 13:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/06/agency/aa/etimesgut-havalimani-15-haziranda-aciliyor.jpg" type="image/jpeg" length="74597"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de kuraklık riski devam ediyor]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/turkiyede-kuraklik-riski-devam-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/turkiyede-kuraklik-riski-devam-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İTÜ'lü iklim bilimci Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, son yağışlara rağmen Tekirdağ'da kuraklık riskinin sürdüğünü, Konya Kapalı Havzası'nda ise yer altı suyu kullanımının kritik seviyelere ulaştığını belirterek uzun vadeli su yönetimi konusunda uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, son dönemde etkili olan yağışlara rağmen Türkiye'nin bazı bölgelerinde kuraklık riskinin devam ettiğini belirterek özellikle Tekirdağ, Konya ve Eskişehir için dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün (MGM) mayıs ayına ilişkin Standartlaştırılmış Yağış İndeksi (SPI) haritalarını değerlendiren Kadıoğlu, kuraklığın yalnızca kısa süreli yağışlarla değerlendirilemeyeceğini, uzun dönemli su açığının dikkate alınması gerektiğini söyledi.</p>

<h2><strong>Tekirdağ Kurak Görünümünü Koruyor</strong></h2>

<p>Türkiye genelinde son aylarda etkili olan yağışların birçok bölgede kuraklık şiddetini azalttığını ifade eden Kadıoğlu, buna rağmen Tekirdağ'ın halen dikkatle takip edilmesi gereken iller arasında yer aldığını belirtti.</p>

<p>Kadıoğlu, "Ülke genelinde son aylarda birçok bölge yağışlarla rahatlamış olsa da Tekirdağ'ın kısa vadeli ölçekte bile kurak görünümünü sürdürdüğünü görüyoruz. Bu durum bölgenin yeterince toparlanamadığını gösteriyor. Tarımsal üretim açısından büyük önem taşıyan Trakya Bölgesi'nin yakından izlenmesi gerekiyor" dedi.</p>

<h2><strong>Konya Kapalı Havzası'nda Su Yönetimi Kritik Öneme Sahip</strong></h2>

<p>Türkiye'nin en önemli tarım merkezlerinden biri olan Konya Kapalı Havzası'nın su kaynakları açısından hassas konumunu koruduğunu vurgulayan Kadıoğlu, bölgede asıl sorunun yalnızca yağış eksikliği olmadığını söyledi.</p>

<p>Son yağışlarla birlikte koşulların kısmen iyileştiğini ancak altı aylık değerlendirmelerde hafif kuraklık izlerinin devam ettiğini kaydeden Kadıoğlu, "Konya'da temel sorun yer altı suyu kullanımı. Tarımsal üretimin yoğun olduğu bölgede su bütçesinin dikkatli yönetilmesi gerekiyor. Birkaç aylık yağış, yıllardır oluşan su açığını kısa sürede kapatamaz" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Eskişehir ve İç Batı Anadolu İçin Kuraklık Sinyali</strong></h2>

<p>İç Batı Anadolu Bölgesi'nde de kuraklık belirtilerinin sürdüğünü belirten Kadıoğlu, Eskişehir'in uzun vadeli kuraklık haritalarında öne çıkan illerden biri olduğunu söyledi.</p>

<p>Eskişehir ve çevresinde uzun dönemli yağış eksikliğinin dikkat çektiğini ifade eden Kadıoğlu, bölgedeki su kaynakları planlaması ve tarımsal faaliyetlerde kuraklık riskinin göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguladı.</p>

<h2><strong>Doğu Anadolu Türkiye'nin Doğal Su Deposu Konumunda</strong></h2>

<p>Türkiye'nin doğusunda ise farklı bir tablonun görüldüğünü belirten Kadıoğlu, Erzurum başta olmak üzere Doğu Anadolu'nun büyük bölümünde nemli koşulların hakim olduğunu söyledi.</p>

<p>Özellikle son altı aylık dönemde bölgenin genelinde nemli ve bazı alanlarda aşırı nemli koşulların görüldüğünü aktaran Kadıoğlu, "Doğu Anadolu, kar örtüsü ve yağış birikimi açısından Türkiye'nin doğal su deposu niteliğinde. Bu nedenle ülkenin su güvenliği açısından stratejik öneme sahip" değerlendirmesinde bulundu.</p>

<h2><strong>Kuraklık Değerlendirmesinde Uzun Vadeli Veriler Önemli</strong></h2>

<p>Kuraklığın yalnızca meteorolojik bir olay olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Kadıoğlu, yağışların normale dönmesinin tek başına yeterli olmadığını ifade etti.</p>

<p>Yer altı su seviyelerinin, baraj doluluk oranlarının ve toprak neminin toparlanmasının zaman aldığını vurgulayan Kadıoğlu, "Kuraklığı yönetirken kısa süreli yağışlara değil, uzun vadeli göstergelere odaklanmak gerekiyor. SPI haritaları, belirli dönemlerde gerçekleşen yağış miktarını uzun yıllar ortalamalarıyla karşılaştırarak kuraklık ve yağış fazlasını bilimsel olarak ortaya koyuyor. Bu veriler, hangi bölgelerde su açığının sürdüğünü objektif şekilde gösteriyor" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Istanbul, Teknoloji</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/turkiyede-kuraklik-riski-devam-ediyor</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsoz.com.tr/vendor/te/assets/images/placeholder.png" type="image/jpeg" length="76059"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ROKETSAN’dan ALKA Açıklaması]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/roketsandan-alka-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/roketsandan-alka-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ROKETSAN tarafından geliştirilen ALKA yönlendirilmiş enerji silah sistemi, dron tehditlerine karşı kritik tesislerin korunmasında aktif rol oynuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ROKETSAN Silah Sistemleri ve Entegrasyon Direktörü Koray Dayanç, dron tehditlerine karşı geliştirilen yönlendirilmiş enerji silah sistemleri kapsamında ALKA’nın gelinen son noktasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Dayanç, sistemin kritik tesisler ve askeri birliklerin korunmasında aktif olarak görev yaptığını belirtti.</p>

<h2><strong>ALKA Sistemi Dron Tehditlerine Karşı Geliştirildi</strong></h2>

<p>ROKETSAN bünyesinde 2018-2019 yıllarında başlatılan çalışmaların, dron tehditlerine karşı kritik altyapıların korunması amacıyla geliştirildiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dayanç, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda açılan projede ASELSAN ve TÜBİTAK BİLGEM ile rekabet edilerek tek dron imha edebilen çözümün geliştirilmesiyle ALKA sisteminin ortaya çıktığını ifade etti.</p>

<h2><strong>Soft Kill ve Hard Kill Kabiliyeti</strong></h2>

<p>ALKA sisteminin zaman içinde geliştirilerek farklı güç seviyelerine ulaştığını belirten Dayanç, sistemin 2,5 kilovattan başlayarak 5 ve 10 kilovat seviyelerine çıkarıldığını söyledi.</p>

<p>Dron tehditlerinin zamanla değiştiğini ve daha karmaşık hale geldiğini belirten Dayanç, sistemin hem elektronik karıştırma (soft kill) hem de fiziksel imha (hard kill) kabiliyetine sahip olduğunu vurguladı.</p>

<h2><strong>Envantere Girdi, Sahada Aktif Kullanılıyor</strong></h2>

<p>ALKA’nın halihazırda envantere girdiğini ve operasyonel olarak kullanıldığını belirten Dayanç, sistemin özellikle sürü dron tehditlerine karşı kritik rol oynadığını ifade etti.</p>

<p>Radar ve tespit kabiliyetlerinin sürekli geliştirildiğini belirten Dayanç, yapay zeka destekli algoritmalarla komuta kontrol süreçlerinin hızlandırıldığını da söyledi.</p>

<h2><strong>1–5 Saniyede Etkisiz Hale Getirme</strong></h2>

<p>Sistemin hedefleri çok kısa sürede etkisiz hale getirebildiğini belirten Dayanç, dronların özelliklerine bağlı olarak 1 ila 5 saniye içinde devre dışı bırakılabildiğini ifade etti. Güç arttıkça bu sürenin daha da kısaldığını söyledi.</p>

<h2><strong>“Çelik Kubbe’nin Parçası Olacak”</strong></h2>

<p>Dayanç, ALKA’nın Türkiye’nin katmanlı hava savunma sistemi olan Çelik Kubbe konsepti içinde önemli bir rol üstleneceğini belirterek, sistemin özellikle son savunma katmanı olarak görev yapacağını ifade etti.</p>

<p>ROKETSAN’ın ALKA üzerinde geliştirme çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Dayanç, gelecekte enerji gücünün çok daha yüksek seviyelere çıkarılacağını ve sistemin yeni nesil tehditlere karşı sürekli güncelleneceğini söyledi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Bilim, Teknoloji</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/roketsandan-alka-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 12:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/06/agency/aa/roketsandan-alka-aciklamasi.jpg" type="image/jpeg" length="99455"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Göklerdeki Sarsılmaz Çelik Kanatlar: Türk Hava Kuvvetleri]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/goklerdeki-sarsilmaz-celik-kanatlar-turk-hava-kuvvetleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/goklerdeki-sarsilmaz-celik-kanatlar-turk-hava-kuvvetleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihte bugün, Kıtaat-ı Fenniye ve Mevaki-i Müstahkame adı altında Türk Hava Kuvvetleri kuruldu. Gelin birlikte gökyüzünün çelik kanatlarına yakından bakalım.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çelik kanatlarıyla asırlardır vatan semalarını koruyan, dünyada askeri havacılık teşkilatını ilk kuran öncü devletlerden biri olan <strong>Türk Hava Kuvvetleri</strong>, bugün resmi kuruluşunun 115. yıl dönümünü gururla kutluyor.</p>

<p>1911 yılında Osmanlı İmparatorluğu'nun vizyoner kurmayları tarafından atılan o ilk temel, bugün Türkiye'yi sadece bölgesel bir güç değil, kendi milli muharip uçağını uçuran küresel bir hava gücü seviyesine ulaştırdı.</p>

<p>Mustafa Kemal Atatürk’ün <em>"İstikbal göklerdedir"</em> vizyonuyla şekillenen, Trablusgarp çöllerinden Kıbrıs Barış Harekatı’na ve modern sınır ötesi nokta operasyonlara uzanan bu epik tarihi tüm askeri, diplomatik ve teknolojik detaylarıyla inceliyoruz.</p>

<h2><strong>İSTİKBALİN İLK KIVILCIMI</strong></h2>

<p>20. yüzyılın hemen başında Avrupa'da uçakların askeri birer keşif ve saldırı unsuru olarak kullanılmaya başlanması, Osmanlı Harbiye Nezareti'nin gözünden kaçmadı.</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>
 <p><strong>1 Haziran 1911 (Havacılık Komisyonu):</strong> Dönemin Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa'nın talimatıyla, Kurmay Yarbay Süreyya (İlmen) Bey yönetiminde <strong>Harekât Şubesi Havacılık Komisyonu</strong> kuruldu. Bu tarih, Türk askeri havacılığının resmi doğum günü kabul edildi.</p>
 </li>
</ul>

<p><img alt="Türk Hava Kuvvetleri 1" class="detail-photo img-fluid" height="600" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/06/turk-hava-kuvvetleri-1.jpg" width="800" /></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>İlk Savaş Tecrübesi (Trablusgarp ve Balkan Savaşları):</strong> Türk havacıları dünya sahnesine çok zorlu şartlarda çıktı. 1911-1912 Trablusgarp Savaşı'nda İtalyan uçaklarına karşı hava savunma önlemleri geliştirilmeye çalışılırken, asıl aktif uçuşlar Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı'nda (Çanakkale, Kafkasya, Filistin cepheleri) gerçekleştirildi.</li>
 <li><strong>Kurtuluş Savaşı ve Yeniden Doğuş:</strong> Osmanlı'nın yıkılışıyla dağılan havacılık teşkilatı, Kuva-yı Milliye ruhuyla Ankara'da yeniden kuruldu. Elde kalan birkaç eski, parça pürçük uçakla kurulan <strong>Kuva-yı Havaiye Şubesi</strong>, Büyük Taarruz'da (1922) Yunan keşif uçaklarını avlayarak ve kritik istihbaratlar toplayarak zaferde hayati bir rol oynadı.</li>
</ul>

<h2><strong>TARİHİN AKIŞINI DEĞİŞTİREN KARTALLAR</strong></h2>

<p>Türk Hava Kuvvetleri, tarihi boyunca jeopolitik kırılma noktalarında caydırıcılığını ve operasyonel dehasını defalarca kanıtladı:</p>

<p><img alt="Türk Hava Kuvvetleri 2" class="detail-photo img-fluid" height="600" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/06/turk-hava-kuvvetleri-2.jpg" width="800" /></p>

<h3><strong>Kıbrıs Barış Harekâtı (1974)</strong></h3>

<p>Adadaki Türk varlığına yönelik katliamları durdurmak amacıyla başlatılan harekatta Türk jetleri, Rum mevzilerini ve lojistik hatlarını tam isabetle vurarak amfibi (denizden çıkarma) birliklerinin adaya güvenle ayak basmasını sağladı. Bu harekat sırasında mühimmatı bitene kadar savaşan ve uçağı vurulunca esir alınarak şehit edilen <strong>Yüzbaşı Cengiz Topel</strong>, modern Türk havacılık tarihinin en büyük kahramanlık sembollerinden biri oldu.</p>

<p><img alt="Türk Hava Kuvvetleri 3" class="detail-photo img-fluid" height="727" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/06/turk-hava-kuvvetleri-3.jpg" width="1217" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Sınır Ötesi ve Terörle Mücadele Operasyonları</strong></h3>

<p>1990’lardan bu yana Kuzey Irak ve Suriye'ye düzenlenen sınır ötesi harekatlarda (Zeytin Dalı, Fırat Kalkanı, Barış Pınarı) Türk Hava Kuvvetleri, coğrafi zorluklara rağmen imkansız denilen sığınak ve tünelleri "akıllı mühimmatlar" kullanarak imha etti. Son yıllarda yerli İHA/SİHA (İnsansız Hava Araçları) ekosistemiyle entegre edilen bu operasyonel yapı, dünya askeri literatüründe "yeni nesil savaş doktrini" olarak incelenmektedir.</p>

<h2><strong>TEKNOLOJİK EVRİM VE GÜNÜMÜZ</strong></h2>

<p>Soğuk Savaş döneminde tamamen NATO standartlarına geçen ve jet çağını yakalayan Türk Hava Kuvvetleri, günümüzde küresel ölçekte en disiplinli ve en yüksek beka kabiliyetine sahip hava ordularından biridir.</p>

<p><img alt="Türk Hava Kuvvetleri 4" class="detail-photo img-fluid" height="626" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/06/turk-hava-kuvvetleri-4.jpg" width="1210" /></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>Ana Muharip Güç F-16’lar:</strong> Envanterin omurgasını modernizasyonları TUSAŞ (Türk Havacılık ve Uzay Sanayii) tarafından yerli olarak gerçekleştirilen <strong>F-16 Fighting Falcon</strong> (Blok 30, 40, 50 ve 50+) jetleri oluşturmaktadır.</li>
 <li><strong>Milli Kanatlar: KAAN dönemi:</strong> Türkiye, dışa bağımlılığı tamamen bitirmek adına kendi 5. nesil milli muharip uçağı olan <strong>KAAN</strong>'ı geliştirmiştir. İlk uçuşunu başarıyla tamamlayan ve seri üretim aşamasına hazırlanan KAAN, Türk Hava Kuvvetleri'ni dünyada bu teknolojiyi üretebilen sadece birkaç seçkin devletten biri haline getirdi.</li>
</ul>

<p><img alt="Türk Hava Kuvvetleri 5" class="detail-photo img-fluid" height="557" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/06/turk-hava-kuvvetleri-5.jpg" width="1198" /></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>Lojistik ve Havada Yakıt İkmali:</strong> Türk Hava Kuvvetleri, bünyesindeki KC-135R tanker uçakları sayesinde jetlerine havada yakıt ikmali yapabilmektedir. Bu stratejik yetenek, Türk savaş uçaklarının üslerine dönmeden okyanus aşırı mesafelerde kesintisiz görev yapabilmesini sağlamaktadır.</li>
</ul>

<h2><strong>AZ BİLİNENLER</strong></h2>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td>
   <p><strong>Konu</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong>Detaylar</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong>Dünyanın İlk Kadın Savaş Pilotu: Sabiha Gökçen</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p>Atatürk’ün manevi kızı <strong>Sabiha Gökçen</strong>, 1936 yılında Eskişehir Askeri Hava Mektebi’ne girerek askeri pilot eğitimi aldı. 1937 yılındaki Dersim Harekatı’nda bizzat bombardıman uçuşlarına katılarak dünya tarihinin <strong>ilk kadın savaş pilotu</strong> unvanını kazandı ve adını küresel havacılık tarihine altın harflerle yazdırdı.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong>"Filo" İsimlerinin Gizli Dünyası</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p>Hava Kuvvetleri'ndeki her jet filosunun kendine has efsanevi bir çağrı adı (kodu) ve amblemi vardır. Örneğin Merzifon'daki 151. Filo <strong>"Tunç"</strong>, Bandırma'daki 161. Filo <strong>"Yarasa"</strong> (gece görüş yeteneği nedeniyle), Diyarbakır'daki 181. Filo ise <strong>"Pars"</strong> olarak anılır. Bu isimler telsiz muhaberatında resmi kod olarak kullanılır.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong>İlk Hava Şehitlerimiz ve Şehir İsimleri</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p>1914 yılında İstanbul’dan Kahire’ye düzenlenen tarihi "İstanbul-Kahire Hava Seferi" sırasında uçakları düşen <strong>Yüzbaşı Fethi Bey</strong> ve <strong>Üsteğmen Sadık Bey</strong> ilk hava şehitlerimizdir. Fethi Bey’in anısını yaşatmak için Muğla’nın "Meğri" olan ilçe adı değiştirilerek bugün hepimizin bildiği <strong>Fethiye</strong> yapılmıştır.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong>Kıbrıs Üzerindeki Sonik Patlama Stratejisi</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p>1964 Kıbrıs krizinde (Erenköy Direnişi), henüz resmi bir askeri çıkarma kararı yokken Rum çetelerini psikolojik olarak çökertmek için Türk jetleri adanın üzerinden <strong>ses hızını aşarak (Sonic Boom)</strong> çok alçaktan uçmuştur. Çıkan bomba etkisindeki patlama sesleri Rum mevzilerinde büyük bir paniğe ve kaçışa neden olmuştur.</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong>Milli Mühimmat Devrimi:</strong> Geçmişte yabancı devletlerin ambargolarıyla sık sık karşı karşıya kalan Türk Hava Kuvvetleri, günümüzde TÜBİTAK SAGE, Roketsan ve Aselsan tarafından üretilen <strong>GÖKTUĞ</strong> (Hava-Hava), <strong>SOM</strong> (Seyir Füzesi) ve <strong>HGK</strong> (Hassas Güdüm Kiti) gibi tamamen yerli ve milli mühimmatları kullanmaktadır.</p>

<p><img alt="Türk Hava Kuvvetleri 6" class="detail-photo img-fluid" height="765" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/06/turk-hava-kuvvetleri-6.jpg" width="1206" /></p>

<p>115 yıllık tarihi boyunca her türlü jeopolitik sınamadan alnının akıyla çıkan Türk Hava Kuvvetleri; çelikleşmiş disiplini, yüksek teknolojili caydırıcılığı ve canını vatanı için feda etmekten çekinmeyen kahraman pilotlarıyla, mavi vatan semalarında dostuna güven, düşmanına dehşet vermeye devam ediyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Bilim &amp; Teknoloji, Teknoloji, Yaşam</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/goklerdeki-sarsilmaz-celik-kanatlar-turk-hava-kuvvetleri</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 01:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/06/turk-hava-kuvvetleri-7.jpg" type="image/jpeg" length="60956"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akupunktur İşe Yarıyor mu?]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/akupunktur-ise-yariyor-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/akupunktur-ise-yariyor-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnsan vücudunda “interstisyum” olarak adlandırılan bağ dokusu ağının, sıvı hareketinde rol oynayan yeni bir yapı olabileceği ortaya kondu. Sosyal medyada “gizli otoyol” olarak tartışılan bu bulgunun, akupunkturla ilişkilendirilmesi ise bilim dünyasında temkinli karşılanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan vücudunda daha önce “boşluk” olarak bilinen bazı yapıların yeniden incelenmesi, bilim dünyasında dikkat çeken tartışmalara yol açtı. 2018 yılında yayımlanan çalışmalarla gündeme gelen “interstisyum” adlı yapı, bazı iddialara göre vücudun içinde sıvı taşıyan geniş ve sürekli bir ağ sistemi olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Sosyal medyada “gizli süper otoyol” olarak da nitelendirilen bu yapı, bağ dokuları arasında yer alan sıvı dolu boşluklardan oluşuyor. Araştırmalara göre interstisyum; kollajen lifleri ve hiyalüronik asit içeren jel benzeri bir yapı içinde, dokular arasında sıvı ve moleküllerin hareketine katkı sağlıyor.</p>

<p><strong>Dövme çalışmaları dikkat çekti!</strong></p>

<p>Araştırmalarda incelenen bazı deri biyopsilerinde, dövme pigmentlerinin yalnızca yüzeyde değil, daha derin bağ dokularına kadar ilerleyebildiği gözlemlendi. Bu durum, vücut içi dokular arasındaki bağlantıların daha kapsamlı incelenmesi gerektiği yönünde değerlendirmelere neden oldu.</p>

<p><strong>Akupunktur ile ilişki iddiası</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>En çok tartışılan konu ise interstisyumun, Geleneksel Çin Tıbbı’nda yer alan “meridyenler” ile ilişkili olup olmadığı oldu. Bazı deneylerde, belirli noktalara enjekte edilen boyar maddelerin vücut içinde belirli hatlar boyunca ilerlediği öne sürülürken, bu bulguların akupunktur meridyenlerini doğrudan kanıtlamadığı ifade ediliyor.</p>

<p>Uzmanlar, bu sonuçların dikkat çekici olmakla birlikte henüz kesin bir bilimsel doğrulama anlamına gelmediğini vurguluyor.</p>

<p><strong>Bilim insanları temkinli</strong></p>

<p>Araştırmacılar, interstisyumun varlığının kabul edildiğini ancak bunun “yeni bir dolaşım sistemi” ya da “akupunkturun biyolojik kanıtı” şeklinde yorumlanmasının erken olduğunu belirtiyor. Yapının, vücuttaki sıvı dengesinin anlaşılmasına katkı sağlayabilecek bir bağ dokusu ağı olduğu değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>Tartışmalar sürüyor</strong></p>

<p>İnterstisyumun; bağışıklık sistemi, kanser hücrelerinin yayılımı ve metabolik süreçler gibi birçok alanda etkili olabileceği yönünde çeşitli hipotezler bulunsa da, bu iddialar henüz kesinleşmiş bilimsel sonuçlarla desteklenmiş değil.</p>

<p>Bilim dünyasında devam eden araştırmalar, insan vücudunun mikro düzeyde işleyişine dair yeni bilgiler ortaya koymaya devam ederken, interstisyum konusu da tartışmaların merkezinde yer almayı sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/akupunktur-ise-yariyor-mu</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 13:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/05/akapuntur.jpg" type="image/jpeg" length="47702"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Palantir’in İsrail ve ABD Ordusuyla İşbirliği Tartışması Gündemde]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/palantirin-israil-ve-abd-ordusuyla-isbirligi-tartismasi-gundemde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/palantirin-israil-ve-abd-ordusuyla-isbirligi-tartismasi-gundemde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD merkezli Palantir Technologies’in İsrail ve ABD ordusuyla yürüttüğü yapay zeka destekli işbirlikleri, askeri operasyonlarda kullanım iddiaları ve insan hakları tartışmalarıyla gündeme geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD merkezli veri analizi şirketi Palantir Technologies’in İsrail ordusu ve ABD savunma kurumlarıyla yürüttüğü yapay zeka destekli işbirlikleri yeniden tartışma konusu oldu.</p>

<p>Şirketin, Ocak 2024’te İsrail ile işbirliğini derinleştirme kararı aldığı ve bu kapsamda İsrail ordusuna hedef belirleme ile veri analizi odaklı yapay zeka sistemleri sağladığı belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Palantir’in “Gotham”, “Foundry”, “AIP” ve “Skykit” gibi platformlarıyla farklı veri setlerini entegre ederek istihbarat ve operasyonel analiz süreçlerine destek sunduğu ifade ediliyor.</p>

<h3><strong>Savunma alanındaki sözleşmeler dikkat çekiyor</strong></h3>

<p>Şirketin ABD ordusu ile yaptığı büyük ölçekli anlaşmalar ve Pentagon bünyesindeki “Maven” programındaki rolü, yapay zekanın askeri alanda kullanımını yeniden gündeme taşıdı. Palantir’in ayrıca “TITAN” ve “Army Vantage” gibi projelerle veri temelli askeri karar alma süreçlerinde yer aldığı biliniyor.</p>

<h3><strong>İsrail ile işbirliği ve iddialar</strong></h3>

<p>Şirket yöneticilerinin 2024’te Tel Aviv’de İsrail yetkilileriyle görüşmeler gerçekleştirdiği ve askeri işbirliği konusunda mutabakata varıldığı aktarıldı. Palantir’in İsrail’e sağladığı teknolojilerin kapsamına ilişkin detaylar ise kamuoyuyla paylaşılmadı.</p>

<p>Bazı uluslararası raporlar ve değerlendirmelerde, bu teknolojilerin Gazze, Lübnan ve İran’a yönelik askeri operasyonlarda kullanıldığı öne sürülürken, şirket bu iddiaları reddediyor ve faaliyetlerinin müttefik ülkelere sağlanan genel destek kapsamında olduğunu savunuyor.</p>

<h3><strong>İnsan hakları ve yapay zeka tartışması</strong></h3>

<p>Uzmanlar, yapay zekanın savaş alanında kullanımının hedef belirleme süreçlerini hızlandırdığını ancak hata riskini artırabileceğini belirtiyor. Palantir gibi şirketlerin sunduğu sistemlerin sivil ve askeri alan arasındaki sınırları bulanıklaştırdığı ve hukuki sorumluluk tartışmalarını derinleştirdiği ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Bilim, Teknoloji</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/palantirin-israil-ve-abd-ordusuyla-isbirligi-tartismasi-gundemde</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/05/agency/aa/palantirin-israil-ve-abd-ordusuyla-isbirligi-tartismasi-gundemde.jpg" type="image/jpeg" length="96837"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[INSECSPACE’2026 Ankara’da Başlıyor]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/insecspace2026-ankarada-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/insecspace2026-ankarada-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin uzay ve uydu ekosisteminde güvenlik odaklı en önemli buluşmalardan biri olan INSECSPACE’2026 Konferansı, yarın Ankara’da gerçekleştirilecek. Etkinlikte uzay teknolojilerinden siber güvenliğe, yeni nesil uydu mimarilerinden yapay zekâ ve kuantum tabanlı çözümlere kadar birçok kritik başlık ele alınacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>INSECSPACE’2026 Konferansı, Türkiye Uzay Ajansı (Türkiye Uzay Ajansı (TUA)), TÜRKSAT, TÜBİTAK UZAY, Telekomünikasyon Uydu ve Yayıncılık İş İnsanları Derneği (TUYAD) ve MONIN iş birliğiyle düzenleniyor. Anadolu Ajansı (AA) ise etkinliğe “Global İletişim Ortağı” olarak medya desteği sağlıyor.</p>

<p>Konferans, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK)) Ankara’daki konferans salonunda yapılacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Uzayda güvenlik ve siber tehditler masada</strong></h3>

<p>INSECSPACE’2026 Konferans Başkanı Ali Yazıcı, uzay ve uydu teknolojilerinin artık yalnızca teknolojik ilerlemenin değil, aynı zamanda güvenlik ve stratejik egemenliğin de temel unsuru haline geldiğini vurguladı.</p>

<p>Yazıcı’ya göre günümüzde uzay sistemleri; siber saldırılar, elektronik harp faaliyetleri, sinyal karıştırma girişimleri ve veri güvenliği riskleriyle karşı karşıya. Bu durum, uydu altyapılarının yalnızca performansını değil, güvenilirliğini ve sürdürülebilirliğini de doğrudan etkiliyor.</p>

<h3><strong>Kritik teknolojiler ve yeni nesil yaklaşımlar</strong></h3>

<p>Konferans kapsamında şu başlıklar öne çıkacak:</p>

<ul>
 <li>Yapay zekâ destekli uydu sistemleri</li>
 <li>Kuantum teknolojileri ve uzay uygulamaları</li>
 <li>Çoklu yörünge (multi-orbit) operasyonlar</li>
 <li>Çift kullanım (dual-use) teknolojiler</li>
 <li>Robotik enkaz temizleme çözümleri</li>
 <li>Uydu ömrünü uzatma teknolojileri</li>
 <li>Tedarik zinciri güvenliği</li>
</ul>

<p>Etkinlikte ayrıca “Uydu Sistemlerinde Yenilikçi Teknolojilerin Güvenli Kullanımı” teması çerçevesinde oturumlar düzenlenecek.</p>

<h3><strong>Sektörün tüm paydaşları bir araya geliyor</strong></h3>

<p>Konferans; uydu operatörleri, savunma ve havacılık sanayi temsilcileri, kamu kurumları, politika yapıcılar, akademisyenler ve AR-GE uzmanlarını aynı platformda buluşturmayı hedefliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre INSECSPACE’2026, Türkiye’nin uzay ekosisteminde güvenlik odaklı inovasyon kültürünün gelişmesi ve uluslararası iş birliğinin güçlenmesi açısından stratejik bir rol oynayacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Bilim, Teknoloji</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/insecspace2026-ankarada-basliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 11:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/insecspace2026-ankarada-basliyor.jpg" type="image/jpeg" length="16520"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Midye çiftliklerinde pinalar için umut veren keşif]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/midye-ciftliklerinde-pinalar-icin-umut-veren-kesif</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/midye-ciftliklerinde-pinalar-icin-umut-veren-kesif" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Marmara Denizi'nde, alışılmış yaşam alanlarının dışında midye halatlarına tutunarak çoğalan bebek pinaların, Akdeniz'de yaşanan yok olma tehlikesinin ardından yeni habitatlarda ortaya çıkması bilim insanlarını umutlandırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akdeniz'e özgü, boyu 120 santimetreye ulaşabilen ve 50 yıl yaşayabilen pina, dünyanın en büyük iki kabuklu canlısından biri olarak biliniyor. Pina popülasyonu, 2016-2019 arasında tek hücreli bir parazitin etkisiyle Çanakkale Boğazı'ndan Cebelitarık'a kadar uzanan geniş coğrafyada büyük ölçüde azalarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.</p>

<p>Bu süreçte Marmara Denizi'nde sağlıklı şekilde varlığını sürdüren pinalar ise bilim insanlarınca yakın takibe alındı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü ile Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi işbirliğinde yürütülen PİNA-İZ projesi kapsamında türün dağılımı ve sağlık durumu izlenmeye başlandı.</p>

<p>Saha çalışmalarının ardından gelen ihbarlar ise araştırma ekibini şaşırtan yeni bir tabloyu ortaya çıkardı.</p>

<p></p>

<p>Erdek'teki bir midye çiftliğinden gelen görüntüler üzerine bölgeye giden bilim insanları, üretim halatlarına yoğun şekilde tutunmuş bebek pinalarla karşılaştı.</p>

<p>Henüz birkaç santimetre boyundayken halatlara yerleşen pinaların kısa sürede büyüdüğü, 7 ile 16 santimetreye ulaşarak sağlıklı şekilde yaşamını sürdürdüğü tespit edildi. Yapılan dalışlarda ölü pinalara rastlanmaması dikkati çekti.</p>

<p>Bu durum, Akdeniz'de neredeyse tamamen yok olan tür için Marmara Denizi'nin kritik bir yaşam alanı haline gelmeye başladığını gösterdi. Avrupa ve Kuzey Afrika kıyılarındaki birçok ülke, Marmara'dan taşınan pina larvalarını yakalayabilmek için yoğun çaba harcarken, Marmara'daki doğal çoğalma süreci bilim insanları tarafından 'çok kıymetli' olarak değerlendirildi.</p>

<p>İzleme çalışmalarında yer alan Piri Reis Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı ve Erdek Dalış Kulübü Eğitmeni Osman Benli, AA ekibi ile Erdek'te pinaların midye üretim halatlarına tutunduğu alanda dalış yaparak, incelemelerde bulundu. AA muhabiri su altından anons çekerek, alandaki durumu aktardı.</p>

<p>'Midye halatlarına tutunup büyümüşler'</p>

<p>AA muhabirine açıklama yapan Prof. Dr. Sarı, yürüttükleri PİNA-İZ projesi kapsamında önce Marmara Denizi'nde pinaların dağılım haritasını çıkardıklarını, yeni katılımlar ile sağlık durumlarını izlemeye aldıklarını söyledi.</p>

<p>Sarı, 'PİNA-İZ projesini duyurduktan sonra midye çiftliklerinden, sağdan soldan 'Hocam bizim çiftlikte pina var.', 'Midye halatlarının üstüne tutundu.' şeklinde haberler gelmeye başladı. Çok ilginç geldi bize. Sonra görüntüler attılar. Gelip baktığımızda çok şaşırdık. Çünkü çok yoğun şekilde bebek pinalar, daha küçücükken gelmişler ve midye halatlarına tutunup, orada büyümüşler. Halatların üstünde çok fazla bebek pinaya rastladık, bu bizi çok heyecanlandırdı.' diye konuştu.</p>

<p>Yaptıkları su altı dalışında bazılarının 7, bazılarının 16 santime ulaştığını ve gayet sağlıklı olduklarını tespit ettiklerini aktaran Sarı, hiç ölüme rastlamadıklarını dile getirdi.</p>

<p>'Bu görüntüler bizim açımızdan çok önemli ve kıymetli'</p>

<p>Prof. Dr. Sarı, 2016-2019 yılları arasında Akdeniz'deki bütün pinaların öldüğünü belirterek, şöyle devam etti:</p>

<p>'Fransa, İtalya, İspanya, Fas, Tunus, Slovenya gibi ülkeler Marmara'dan akıntılarla o tarafa giden pinaları yakalamaya çalışıyor. Bizim burada midye halatlarımıza tutunan pinaları onlar çok büyük bütçeler ve yoğun işçilikle yakalamaya çalışıyorlar, dolayısıyla bu görüntüler bizim açımızdan çok önemli ve kıymetli. Midye çiftliklerinde bulunan bu pinaların hasat esnasında dibe tutundukları ipçikleri kopartmadan dikkatlice alıp, çiftliğe yakın uygun habitatlara bilim insanlarının rehberliğinde taşınması lazım. Böyle yaparsak sağlıklı şekilde yaşamaya devam eden pinaları geliştirmiş, korumuş oluruz.'</p>

<p>Sarı, bu bilgiler ışığında projenin devamı kapsamında hem bu çiftlikte hem de diğerlerinde takibe devam edeceklerini ve yapacakları raporlamanın ardından uygun prosedür belirlenerek, pinaların uygun alanlara taşınmasını Bakanlığa tavsiye edeceklerini kaydetti.</p>

<p>Midyelerin hasat zamanında pinalara zarar vermemek için çok hassas bir çalışma yürütülmesi gerektiğini aktaran Sarı, midye hasadından önce bu çiftlikteki pinaları alarak Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü altında Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi Daire Başkanlığının vereceği resmi izinle uygun alanlara taşıyacaklarını söyledi.</p>

<p>Midye çiftliklerine hasat öncesi kontrol çağrısı</p>

<p>Prof. Dr. Sarı, pinaların korunmasının Marmara Denizi için kritik önem taşıdığını vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>

<p>'Dünyadaki son sığınağı olan Marmara Denizi'nde pinanın sağlıklı yaşamına devam ettiğinin en güzel kanıtlarından bir tanesi bizim açımızdan. Eğer biz Marmara'yı kirletmezsek, korursak, Marmara ekosistemini güçlendirirsek, iyileştirirsek, pinalar çoğalacak. Burada çoğalan pinalar, toplu ölüme neden olan hastalıklara yenildikten sonra inanın bütün Akdeniz'e yayılacak. Buradaki pina larvaları bütün Ege'ye, Akdeniz'e yayılacak. Onun için Marmara, esasında bütün dünyanın göz bebeği, son sığınağı ve umudu, bunu korumamız lazım. Marmara'nın umudu pina, çünkü müsilajla boğuşuyor, arıtmadan denize boca ettiğimiz suları pina temizliyor, öbür taraftan da diyoruz ki Akdeniz'in umudu da Marmara çünkü pinalar burada yaşama tutundular. Buradan bütün Akdeniz'e yayılma potansiyeli var.'</p>

<p>Sarı, Marmara Denizi'nde 50'nin üzerinde midye çiftliği olduğunu belirterek, 'Bunların tahmin ediyorum ki az ya da çok hepsinde pinalar var. Midye çiftliği sahiplerine sesleniyorum. Hasat esnasında halatlarınızı kontrol edin, eğer pina varsa, dikkatli şekilde iplikleriyle toplayın, ipliklerini kopartmadan yakında uygun bir alana transfer edin. Nasıl transfer edecekleri konusunda doğrudan bana, benim ekibimdeki arkadaşlarıma ulaşabilirler.' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Muhabir: Şaduman Türkay</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Istanbul, Teknoloji</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/midye-ciftliklerinde-pinalar-icin-umut-veren-kesif</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 16:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/agency/aa/midye-ciftliklerinde-pinalar-icin-umut-veren-kesif.jpg" type="image/jpeg" length="32551"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Piton kanından devrim: Yan etkisiz zayıflama ilacı yolda!]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/piton-kanindan-devrim-yan-etkisiz-zayiflama-ilaci-yolda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/piton-kanindan-devrim-yan-etkisiz-zayiflama-ilaci-yolda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, pitonların kanında bulunan özel bir bileşenin insan metabolizmasını güvenli şekilde etkileyebileceğini keşfetti. Yeni buluş, yan etkisiz zayıflama ilaçlarının geliştirilmesinin önünü açabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Araştırmacılar, pitonların beslenme sonrası metabolizmalarında meydana gelen sıra dışı değişimleri inceleyerek dikkat çekici bir bulguya ulaştı. Yapılan çalışmalarda, piton kanında bulunan özel bir bileşenin yağ yakımını hızlandırdığı ve enerji kullanımını artırdığı tespit edildi.</p>

<p>Bilim insanlarına göre bu bileşen, insan vücudunda da benzer bir etki oluşturabilecek potansiyele sahip. Özellikle kilo verme sürecinde karşılaşılan yan etkilerin önüne geçilmesi açısından bu keşif büyük önem taşıyor.</p>

<h3><strong>Yeni nesil zayıflama ilaçları geliştirilebilir</strong></h3>

<p>Uzmanlar, mevcut zayıflama ilaçlarının çoğunun kalp, sindirim sistemi ve hormonlar üzerinde istenmeyen etkiler oluşturabildiğine dikkat çekiyor. Piton kanından elde edilen bu doğal bileşenin ise vücut üzerinde daha dengeli ve güvenli bir etki yaratabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Araştırmanın henüz geliştirme aşamasında olduğu ifade edilirken, ilerleyen süreçte klinik çalışmalarla bu bileşenin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin netleşmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilim dünyasında heyecan yaratan bu gelişme, obeziteyle mücadelede yeni ve umut verici bir dönemin kapısını aralayabilir.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Şevval Ateş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/piton-kanindan-devrim-yan-etkisiz-zayiflama-ilaci-yolda</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/yilan-1.webp" type="image/jpeg" length="23106"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fiber ve Mobil Abonelikte Büyük Artış: Rakamlar Açıklandı]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/fiber-ve-mobil-abonelikte-buyuk-artis-rakamlar-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/fiber-ve-mobil-abonelikte-buyuk-artis-rakamlar-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’de mobil internet abone sayısının 2025 yılının son çeyreğinde 75,6 milyona ulaştığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) 2025 yılı dördüncü çeyrek İletişim Hizmetleri İstatistikleri Raporu’nu değerlendiren Uraloğlu, dijitalleşme sürecinin hız kesmeden devam ettiğini belirtti.</p>

<h3><strong>Mobil Abone Sayısı 99,7 Milyona Yükseldi</strong></h3>

<p>Uraloğlu, mobil telefon abone sayısının 2025’in son çeyreğinde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5,7 artarak 99,7 milyona ulaştığını bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sabit telefon abone sayısında ise düşüş yaşandı. 2024’ün son çeyreğinde 9,03 milyon olan abone sayısı, 2025’in aynı döneminde 8,4 milyona geriledi.</p>

<h3><strong>İnternet Aboneliği 97,4 Milyon Oldu</strong></h3>

<p>Toplam internet abone sayısının yüzde 1,1 artışla 97,4 milyona yükseldiğini belirten Uraloğlu, mobil internetin en büyük paya sahip olduğunu vurguladı.</p>

<p>Fiber internet kullanımındaki artış da dikkat çekti:</p>

<ul>
 <li>Eve kadar fiber (FTTH) abone sayısı yüzde 26,7 artarak 8,6 milyona ulaştı</li>
 <li>Toplam fiber abone sayısı yüzde 22 artışla 9,8 milyona çıktı</li>
</ul>

<h3><strong>Veri Kullanımı Rekor Kırdı</strong></h3>

<p>Geniş bant internet kullanımındaki artışın sürdüğünü belirten Uraloğlu, toplam veri trafiğinin yüzde 17,1 artarak 24,2 milyon terabayta ulaştığını açıkladı.</p>

<ul>
 <li>Sabit internet trafiği yüzde 15,8 arttı</li>
 <li>Mobil internet trafiği yüzde 23 yükseldi</li>
</ul>

<h3><strong>Mobil Ses Trafiği 76,8 Milyar Dakika</strong></h3>

<p>2025’in son çeyreğinde sabit ses trafiği 1,3 milyar dakika olurken, mobil ses trafiği 76,8 milyar dakika olarak kaydedildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Bilim, Teknoloji</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/fiber-ve-mobil-abonelikte-buyuk-artis-rakamlar-aciklandi</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 06:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/agency/aa/fiber-ve-mobil-abonelikte-buyuk-artis-rakamlar-aciklandi.jpg" type="image/jpeg" length="62837"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Telegram CEO’su Durov’dan Rusya ve İran Açıklaması]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/telegram-ceosu-durovdan-rusya-ve-iran-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/telegram-ceosu-durovdan-rusya-ve-iran-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Telegram’ın kurucusu ve CEO’su Pavel Durov, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Telegram’ın Rusya’da yasaklanmasına rağmen 65 milyon kişinin VPN kullanarak uygulamayı kullanmaya devam ettiğini duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Durov, Rus hükümetinin yıllarca VPN hizmetlerini engellemeye çalıştığını belirterek, bu engelleme girişimlerinin <strong>devasa bir bankacılık krizine yol açtığını</strong> söyledi:</p>

<blockquote>
<p>“Dün ülke genelinde kısa bir süreliğine nakit tek ödeme yöntemi haline geldi.”</p>
</blockquote>

<p>Ayrıca Durov, <strong>İran’da da Telegram’ın yasaklandığını</strong>, ancak VPN sayesinde Rusya’dakiyle benzer sonuçlar elde edilebildiğini ifade etti. Durov, kullanıcıların <strong>VPN ve proxy kurarak kısıtlamaları aşmaya devam ettiğini</strong> ve Telegram’ın trafiğinin tespit edilmesini ve engellenmesini zorlaştıracaklarını belirtti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>“Artık tüm ülke bu saçma kısıtlamaları aşmak için harekete geçti. Binlerce kişi VPN ve proxy kuruyor. Biz de buna ayak uydurmaya devam edeceğiz.”</p>
</blockquote>

<p>Rusya’da dün çok sayıda bankacılık uygulamasına erişim sorunları yaşanırken, ödeme terminalleri kısa süreliğine devre dışı kaldı. Rusya hükümeti, <strong>Telegram’ın yanı sıra WhatsApp ve YouTube gibi uluslararası uygulamalara da erişim engeli</strong> getirmişti.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Moskova, Teknoloji</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/telegram-ceosu-durovdan-rusya-ve-iran-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 05:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/agency/aa/telegram-ceosu-durovdan-rusya-ve-iran-aciklamasi.jpg" type="image/jpeg" length="79482"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Artemis II’den büyüleyen kare: Dünya uzaydan görüntülendi!]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/artemis-iiden-buyuleyen-kare-dunya-uzaydan-goruntulendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/artemis-iiden-buyuleyen-kare-dunya-uzaydan-goruntulendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ay yolculuğundaki Artemis II görevinde, Orion kapsülünden çekilen Dünya görüntüsü paylaşıldı. Kare, insanlı uzay görevlerinde yeni dönemin simgesi oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ay’a doğru ilerleyen Artemis II görevinden ilk dikkat çeken görüntü geldi. Orion uzay aracının penceresinden çekilen fotoğrafta, Dünya’nın karanlık uzay boşluğunda parlayan hali net şekilde görüldü.</p>

<p>Görevde yer alan astronotların paylaştığı bu kare, yalnızca bir görüntü olmanın ötesinde, insanlığın yeniden Ay yolculuğuna dönüşünün güçlü bir sembolü olarak yorumlanıyor. Uzun yıllar sonra gerçekleştirilen bu insanlı görev, uzay çalışmalarında yeni bir sayfa açıyor.</p>

<p>Artemis II kapsamında astronotlar Ay’a iniş yapmayacak ancak Ay yörüngesine kadar ilerleyerek hem sistemleri test edecek hem de gelecekteki insanlı iniş görevleri için kritik veriler toplayacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzay aracının dar penceresinden görülen Dünya ise sosyal medyada kısa sürede ilgi odağı oldu. Birçok kullanıcı, görüntüyü “insanın evine uzaktan bakması” olarak yorumladı.</p>

<p>Artemis programı, ilerleyen süreçte insanı yeniden Ay yüzeyine indirmeyi ve daha sonra Mars görevlerinin önünü açmayı hedefliyor. Paylaşılan bu kare ise o büyük hedefin en çarpıcı adımlarından biri olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Genel</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/artemis-iiden-buyuleyen-kare-dunya-uzaydan-goruntulendi</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/04/goruntu-81-2.jpeg" type="image/jpeg" length="55262"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Pembe Ay 1 Nisan’da Gökyüzünde: Ankara'da Pembe Ay Nerelerden İzlenecek?]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/pembe-ay-1-nisanda-gokyuzunde-ankarada-pembe-ay-nerelerden-izlenecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/pembe-ay-1-nisanda-gokyuzunde-ankarada-pembe-ay-nerelerden-izlenecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1 Nisan akşamı görülecek “Pembe Ay” dolunayı, Ankara’da ışık kirliliğinden uzak noktalarda daha net izlenebilecek; bu doğa olayı baharın gelişini simgeliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gökyüzü meraklılarının heyecanla beklediği <strong>“Pembe Ay” dolunayı</strong>, 1 Nisan akşamı izlenebilecek. Baharın gelişini simgeleyen bu özel doğa olayı, Türkiye’nin birçok noktasından olduğu gibi Ankara’da da çıplak gözle gözlemlenebilecek.</p>

<h3><strong> Pembe Ay Nedir?</strong></h3>

<p>“Pembe Ay” adı, Ay’ın renginden değil, ilkbaharda açan pembe <strong>phlox</strong> çiçeklerinden geliyor. Bu nedenle dolunay çoğu zaman klasik parlak sarı-beyaz tonlarında görülüyor. İsim, doğanın uyanışını ve baharın gelişini simgeliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Pembe Ay Ne Anlama Gelir?</strong></h3>

<p>Pembe Ay, geleneksel olarak <strong>yenilenme, tazelenme ve baharın başlangıcı</strong> ile ilişkilendiriliyor. Özellikle eski tarım toplumlarında ekim sezonunun habercisi olarak kabul ediliyor.</p>

<h3><strong> Ankara’da Pembe Ay Nereden İzlenir?</strong></h3>

<p>Uzmanlara göre, ışık kirliliğinden uzak noktalar tercih edildiğinde çok daha net bir gözlem yapılabiliyor. Ankara’da Pembe Ay’ı izlemek için öne çıkan yerler:</p>

<ul>
 <li>Atatürk Orman Çiftliği</li>
 <li>Mogan Gölü</li>
 <li>Eymir Gölü</li>
 <li>Seğmenler Parkı</li>
 <li>Elmadağ</li>
</ul>

<p>Bu alanlar, şehir merkezine göre daha az ışık kirliliği sunduğu için gökyüzü gözlemi açısından avantaj sağlıyor.</p>

<p><strong>En iyi gözlem saatleri:</strong> Gün batımından sonraki ilk saatler</p>

<p>Gökyüzünde görsel bir şölen sunacak olan Pembe Ay, doğa ve astronomi tutkunları için kaçırılmayacak bir fırsat olacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Zehra Önen</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Bilim</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/pembe-ay-1-nisanda-gokyuzunde-ankarada-pembe-ay-nerelerden-izlenecek</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 15:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/pembe-ay.png" type="image/jpeg" length="73795"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kahve Posası Atıktan Değere Dönüşüyor]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/kahve-posasi-atiktan-degere-donusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/kahve-posasi-atiktan-degere-donusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kahve atıklarını toplayarak biyomalzeme ve günlük ürünlere dönüştüren Wastespresso, hem karbon emisyonunun hem de plastik kullanımının azaltılmasına katkı sağlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü öncesinde gıda atıkları ve geri dönüşüm çalışmaları yeniden gündeme gelirken, kahve posalarının değerlendirilmesine yönelik yenilikçi projeler dikkat çekiyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 9 milyon ton kahve çekirdeği üretilirken, bu süreçte ortaya çıkan posanın yüzde 98’inin atık haline geldiği belirtiliyor.</p>

<p>Bu alanda faaliyet gösteren Wastespresso, kahve posalarını toplayarak biyomalzemelere ve döngüsel ürünlere dönüştürüyor. Girişimin kurucusu gıda mühendisi Ulaş Kayır, kahve atıklarının büyük bölümünün değerlendirilemeden çöpe gittiğine dikkat çekti.</p>

<h3><strong>“Atık değil, çevresel risk”</strong></h3>

<p>Kayır, kahve posalarının yalnızca israf olmadığını vurgulayarak, “Çöplüklere giden kahve posaları metan gazı oluşturarak iklim krizini derinleştiren bir unsura dönüşüyor” dedi.</p>

<p>Son yıllarda artan kahve tüketimiyle birlikte posaların daha erişilebilir bir kaynak haline geldiğini ifade eden Kayır, bu durumu fırsata çevirerek sürdürülebilir üretim modelini hayata geçirdiklerini belirtti.</p>

<h3><strong>Plastik yerine biyomalzeme</strong></h3>

<p>Kafeler ve kahve zincirlerinden topladıkları posaları işleyerek plastik yerine kullanılabilecek biyomalzemeler ürettiklerini söyleyen Kayır, bu malzemeleri hem ham madde olarak şirketlere sunduklarını hem de son kullanıcıya yönelik ürünler geliştirdiklerini aktardı.</p>

<p>Kayır, “Çok kullanımlık bardaklar ve biyobozunur pipetler gibi ürünler üreterek tek kullanımlık plastiklere alternatif sunuyoruz” diye konuştu.</p>

<h3><strong>Türkiye’de ilk ve tek</strong></h3>

<p>Türkiye’de kahve posasını sistemli şekilde toplayıp dönüştüren ilk girişim olduklarını belirten Kayır, gönüllü çalışmaların dışında ölçeklenebilir bir model geliştirdiklerini ifade etti.</p>

<h3><strong>90 ton atık ekonomiye kazandırıldı</strong></h3>

<p>Girişimin çevresel etkilerine de değinen Kayır, “2,5 yıl içinde 90 ton kahve posasını ekonomiye kazandırdık. Bu sayede yaklaşık 36 ton plastik kullanımını engelledik ve 150 ton karbon eşdeğeri emisyon azaltımı sağladık” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kahve atıklarının döngüsel ekonomiye kazandırılmasıyla hem çevresel etkilerin azaltıldığını hem de sürdürülebilir üretimin desteklendiğini belirten Kayır, geliştirilen yöntemle şirketlerin plastik kullanımını yüzde 40’a kadar düşürebildiklerini sözlerine ekledi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Istanbul, Teknoloji</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/kahve-posasi-atiktan-degere-donusuyor</guid>
      <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 11:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/kahve-1.jpg" type="image/jpeg" length="51414"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TAYFUN ve SOM Füzelerinde Seri Üretim Devam Ediyor]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/tayfun-ve-som-fuzelerinde-seri-uretim-devam-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/tayfun-ve-som-fuzelerinde-seri-uretim-devam-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk savunma sanayisinin lider füze, roket ve mühimmat üreticisi ROKETSAN tarafından geliştirilen TAYFUN Balistik Füzesi ve SOM Seyir Füzesi'nin seri üretim ve teslimatları planlanan şekilde devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> ROKETSAN'ın NSosyal hesabından yapılan paylaşımda, 'Üretimden teslimata, sahadaki gücümüz TAYFUN, SOM. Silahlı Kuvvetlerimizin caydırıcı gücü TAYFUN Balistik Füzemizin ve SOM Seyir Füzemizin seri üretim ve teslimatları planlandığı şekilde devam ediyor. Aziz milletimizin güven ve refahı için çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz.' ifadesine yer verildi.</p>

<p>ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de mutlak caydırıcılığın sahada olduğunu belirterek, 'Tasarımdan üretime, her aşamasında Türk mühendisliğinin imzasını taşıyan sistemlerimizin seri üretim ve teslimatlarını sürdürüyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>TAYFUN füzesi, derinlikteki hedeflerde etki yaratacak, güvenilirlik seviyesi yüksek bir füze sistemi olarak geliştirildi. Atışa hazır hale gelme süresinin kısa olması ve ateş gücünün süratle kaydırılabilmesi, lojistik kolaylıklar ve harekat esnekliği sağlıyor. Bunun yanı sıra küresel konumlama sistemi karıştırmalarına karşı elektronik harp dayanımı da yüksek seviyede bulunuyor.</p>

<p>TAYFUN, seyir hızı sayesinde hava savunma sistemi tehditlerinden etkilenmiyor</p>

<p>TAYFUN, hipersonik seviyelere ulaşan seyir hızı sayesinde hava savunma sistemi tehditlerinden etkilenmiyor ve yüksek vuruş hassasiyetiyle istenmeyen hasar durumlarının önüne geçiyor.</p>

<p>Türkiye'nin en uzun menzilli ve milli imkanlarla üretilen balistik füzesi unvanını taşıyan TAYFUN, hava savunma füze sistemleri, yumuşak zırhlı ve zırhsız silah sistemleri, komuta kontrol merkezleri, askeri uçak hangarları, kritik askeri tesisler ve stratejik hedeflere karşı etkili oluyor.</p>

<p>SOM ise muharebe sahası derinliklerinde yoğun bir şekilde korunan kara ve hareketli deniz hedeflerine karşı, hava savunma füze sistemlerinin menzili dışında, havadan karaya/satha kullanılan seyir füzesi olarak görev yapıyor.</p>

<p>Menzili 250 kilometre olan, çeşitli harp başlıkları ve donanımlardan konfigürasyonları bulunan SOM, insanlı ve insansız hava platformlarıyla kullanılabiliyor.</p>

<p>SOM, sabit kara hedefleri, su üstü hedefler, stratejik hedefler, sığınaklar, hava savunma bataryaları ve gemilere karşı etkinlik sağlıyor.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Istanbul, Teknoloji</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/tayfun-ve-som-fuzelerinde-seri-uretim-devam-ediyor</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 07:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/agency/aa/tayfun-ve-som-fuzelerinde-seri-uretim-devam-ediyor.jpg" type="image/jpeg" length="90333"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzay ve Zamanın Efendisi: Einstein’ın Görelelik Devrimi]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/uzay-ve-zamanin-efendisi-einsteinin-gorelelik-devrimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/uzay-ve-zamanin-efendisi-einsteinin-gorelelik-devrimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihte bugün, ünlü fizikçi Albert Einstein 'Görelelik Kuramı'nı yayınladı. Gelin birlikte bu kurama yakından bakalım.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tam 121 yıl önce bu dönemlerde, İsviçre’nin Bern kentindeki bir patent ofisinde sıradan bir memur olarak çalışan genç Albert Einstein, insanlığın evrene bakışını kökten değiştirecek olan o devasa fikrin tohumlarını atıyordu.</p>

<p>Newton’un sarsılmaz sanılan mutlak zaman ve mutlak uzay kavramlarını yerle bir eden <strong>Görelelik Kuramı</strong>, bugün kuantum fiziğinden GPS teknolojilerine kadar modern dünyanın her noktasında hüküm sürmeye devam ediyor.</p>

<h2><strong>BİR PATENT MEMURUNUN DÜŞLERİ</strong></h2>

<p>1905 yılı, fizik tarihinde <strong>"Annus Mirabilis"</strong> (Mucize Yıl) olarak bilinir. 26 yaşındaki Einstein, akademik dünyadan dışlanmış bir şekilde patent başvurularını incelerken boş vakitlerinde teorik fizik üzerine kafa yoruyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Görelelik Kuramı 2" class="detail-photo img-fluid" height="1188" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/gorelelik-kurami-2.jpg" width="960" /></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>Neden Keşfetti?</strong> Einstein, ışığın doğasına takıntılıydı. Klasik fizik, bir trenin hızının üzerine fırlatılan bir topun hızının ekleneceğini söylüyordu. Ancak James Clerk Maxwell’in elektromanyetik denklemleri, ışık hızının her zaman sabit (yaklaşık 300.000 km/s) olduğunu fısıldıyordu. Einstein bu çelişkiyi çözmek için şu radikal soruyu sordu: <em>"Eğer ışık hızı değişmiyorsa, değişen şey ne olmalı?"</em></li>
 <li><strong>Yanıt:</strong> Cevap sarsıcıydı; değişen şey <strong>zaman</strong> ve <strong>uzay</strong> idi.</li>
</ul>

<h2><strong>ÖZEL VE GENEL GÖRELELİK</strong></h2>

<p>Einstein, devrimini iki aşamada tamamladı:</p>

<h3><strong>Özel Görelelik (1905)</strong></h3>

<p>Işık hızına yaklaştıkça zamanın yavaşladığını (<strong>zaman genişlemesi</strong>) ve nesnelerin boyunun kısaldığını kanıtladı. Işık hızı evrensel bir hız sınırıydı ve hiçbir şey bu hızı aşamazdı.</p>

<h3><strong>Genel Görelelik (1915)</strong></h3>

<p>Einstein burada kütleçekimini yeniden tanımladı. Kütleçekimi gizemli bir kuvvet değil, devasa nesnelerin (yıldızlar, gezegenler) uzay-zaman dokusunu bükmesiydi. Bunu, gergin bir çarşafın ortasına bırakılan ağır bir bowling topunun çarşafı çukurlaştırmasına benzetebiliriz.</p>

<h2><strong>E = mc^2</strong></h2>

<p>Dünyanın en meşhur denklemi olan bu formül, Özel Görelelik Kuramı'nın bir sonucudur.</p>

<p><img alt="Görelelik Kuramı 1" class="detail-photo img-fluid" height="237" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/gorelelik-kurami-1.jpg" width="622" /></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>E (Enerji):</strong> Bir sistemin toplam enerjisi.</li>
 <li><strong>m (Kütle):</strong> Maddenin miktarı.</li>
 <li><strong>c (Işık Hızı):</strong> Sabit bir sayı (299.792.458 m/s).</li>
</ul>

<p><strong>Kısaca Anlamı:</strong> Kütle ve enerji aslında aynı şeyin farklı formlarıdır. Küçücük bir madde miktarı (m), ışık hızının karesi (c^2) gibi devasa bir sayıyla çarpıldığında ortaya inanılmaz bir enerji çıkar. Bu formül, güneşin nasıl parladığından atom bombasının yıkıcı gücüne kadar her şeyi açıklar.</p>

<h2><strong>AZ BİLİNENLER</strong></h2>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>"Güneş Tutulmasıyla Gelen Şöhret"</strong>: Einstein kuramını yayımladığında dünya pek oralı olmamıştı. Ancak 1919 yılındaki güneş tutulması sırasında, yıldız ışığının Güneş'in kütlesi tarafından büküldüğü (Einstein'ın öngördüğü gibi) kanıtlanınca, Einstein bir gecede dünya starı oldu.</li>
 <li><strong>Nobel Şaşkınlığı:</strong> Einstein, dünyayı değiştiren Görelelik Kuramı ile değil, 1921 yılında <strong>Fotoelektrik Etki</strong> üzerine yaptığı çalışmayla Nobel Fizik Ödülü'nü kazandı. Kurul o dönemde Görelelik Kuramı'nı hala çok tartışmalı buluyordu.</li>
 <li><strong>Beyni Çalındı:</strong> 1955'te öldüğünde, otopsiyi yapan doktor Thomas Harvey, Einstein'ın beynini ailesinden izinsiz alarak bir kavanozda saklamış ve üzerinde yıllarca gizli çalışmalar yapmıştır.</li>
 <li><strong>Zaman Yolculuğu:</strong> Görelelik Kuramı, teorik olarak geleceğe gitmenin mümkün olduğunu söyler. Çok hızlı hareket eden bir astronot için zaman dünyadakilere göre daha yavaş akar.</li>
</ul>

<h2><strong>TARİHSEL ÖNEMİ</strong></h2>

<p>Görelelik Kuramı sadece kağıt üzerinde bir matematik değil, günlük hayatın merkezindedir:</p>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li><strong>GPS Teknolojisi:</strong> Uydular ışık hızına yakın ve dünyadan uzak oldukları için zaman onlarda farklı akar. Eğer Einstein’ın formülleriyle düzeltme yapılmasaydı, telefonunuzdaki navigasyon günde yaklaşık 10 kilometre sapma yapardı.</li>
 <li><strong>Karadelikler:</strong> Genel Görelelik, uzay-zamanın sonsuz büküldüğü karadeliklerin varlığını öngördü.</li>
 <li><strong>Büyük Patlama:</strong> Evrenin genişlediği ve bir başlangıcı olduğu fikri bu kuramın denklemlerinden doğdu.</li>
</ol>

<p>Einstein, evrenin Tanrı tarafından oynanan bir zar oyunu olmadığını savunmuş, ancak kuramıyla bize hayal bile edemeyeceğimiz kadar dinamik ve esnek bir gerçeklik bırakmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Teknoloji</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/uzay-ve-zamanin-efendisi-einsteinin-gorelelik-devrimi</guid>
      <pubDate>Fri, 20 Mar 2026 07:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/gorelelik-kurami-3.jpg" type="image/jpeg" length="98086"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gluten Alerjisi Gerçek mi?]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/gluten-alerjisi-gercek-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/gluten-alerjisi-gercek-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Herkes gluteni suçluyor ama bilim aynı fikirde değil. Yeni araştırmalara göre çoğu kişinin sorunu gluten değil, başka şeyler olabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda nereye baksak "glutensiz" ürünler, diyetler ve öneriler görüyoruz.  Pek çok kişi emek, makarna ya da hamur işi yediğinde şişkinlik, gaz ya da karın ağrısı yaşadığını söyleyip "ben glutene hassasım" diyor.</p>

<p><strong>Ama işin aslı düşündüğümüz kadar net değil.</strong></p>

<p>Dünyaca ünlü tıp dergisi <strong>The Lancet’te</strong> yayımlanan kapsamlı bir araştırma, bu konuda ezber bozacak sonuçlar ortaya koydu. Araştırmaya göre toplumda her 10 kişiden 1’i glutene hassas olduğunu düşünüyor.</p>

<p>Ancak kontrollü deneylerde gerçekten glutenden etkilenenlerin oranı sadece yüzde 2-3 civarında. Yani çoğu kişi aslında başka bir şeye tepki veriyor olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Görüntü 10-33" class="detail-photo img-fluid" height="237" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/goruntu-10-33.jpeg" width="486" /></p>

<p><strong>Peki o zaman sorun ne?</strong></p>

<p>Uzmanlara göre asıl şüpheli “FODMAP” adı verilen bazı karbonhidratlar. Bunlar bağırsakta zor sindiriliyor ve gaz, şişkinlik gibi şikayetlere yol açabiliyor. Üstelik bu maddeler çoğu zaman gluten içeren gıdalarla birlikte bulunduğu için suç direkt glutene kalıyor.</p>

<p><strong>Bir de işin psikolojik tarafı var.</strong></p>

<p>Araştırmalarda ilginç bir durum ortaya çıkıyor: Bazı insanlar gluten yediğini düşündüğünde, aslında gluten olmasa bile aynı belirtileri yaşıyor. Buna “nocebo etkisi” deniyor. Yani kişi “bu bana dokunacak” diye düşündüğü için gerçekten rahatsız hissediyor.</p>

<p>Öte yandan glutensiz ürünler artık dev bir pazar haline gelmiş durumda. Market rafları bu ürünlerle dolu, sosyal medyada sürekli öneriliyor. Bu da algıyı daha da güçlendiriyor.</p>

<p><strong>Ama uzmanlar uyarıyor:<br />
Her şişkinlik gluten demek değil.</strong></p>

<p>Gerçek gluten hastalığı yani çölyak oldukça net ve testlerle teşhis edilebilen bir durum. Onun dışında kalan vakalarda ise kesin bir test yok ve tanı genelde eleme yöntemiyle konuyor.</p>

<p>Kısacası, yaşanan şikayetler gerçek ama suçlu her zaman gluten olmayabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/gluten-alerjisi-gercek-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 13:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/goruntu-12-31.jpeg" type="image/jpeg" length="59202"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Parkinson Hastalarına Umut!]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/parkinson-hastalarina-yeni-t</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/parkinson-hastalarina-yeni-t" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Japonya’da Parkinson hastalığı için geliştirilen kök hücre temelli tedaviye resmi onay verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<article dir="auto" tabindex="-1">
<h3><strong>Kök hücreler dopamin üreten hücrelere dönüştürülüyor</strong></h3>

<p>Yeni tedavide sağlıklı donörlerden elde edilen iPS kök hücreleri laboratuvarda dopamin üreten nöron öncülerine dönüştürülüyor. Daha sonra bu hücreler cerrahi yöntemle hastanın beynine naklediliyor.</p>

<p>Parkinson hastalığında dopamin üreten sinir hücreleri zamanla kaybolduğu için titreme, hareketlerde yavaşlama ve denge sorunları ortaya çıkıyor. Mevcut ilaçlar genellikle bu belirtileri hafifletmeye yönelik olurken, kök hücre yaklaşımı doğrudan kaybedilen hücreleri yerine koymayı amaçlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Klinik çalışmalarda umut veren sonuçlar</strong></h3>

<p>Tedavinin geliştirilme süreci <strong>Kyoto Üniversitesi</strong> öncülüğünde yürütülen araştırmalara dayanıyor. İlk klinik çalışmalarda tedavi 7 hasta üzerinde denendi.</p>

<p>Araştırma sonuçlarına göre nakledilen hücrelerin beyinde yaşamaya devam ettiği, dopamin üretmeye başladığı ve bazı hastalarda motor becerilerde belirgin iyileşme görüldüğü bildirildi. Bu bulgular bilim dünyasının saygın yayınlarından <strong>Nature</strong> dergisinde yayımlandı.</p>

<h3><strong>Tedavi 2026 yazında hastalara sunulabilir</strong></h3>

<p>Japonya’da verilen onay “koşullu ve süre sınırlı” olarak tanımlanıyor. Bu sistem, tedavinin hastalara daha hızlı ulaşmasını sağlarken aynı zamanda pazar sonrası klinik çalışmalarla etkinliğin izlenmesini öngörüyor.</p>

<p>Yetkililer, tedavinin <strong>2026 yazından itibaren Japonya’da uygulanmaya başlanabileceğini</strong> belirtiyor.</p>

<h3><strong>Dünyada milyonlarca hastayı ilgilendiriyor</strong></h3>

<p>Parkinson hastalığının dünya genelinde yaklaşık <strong>10 milyon kişiyi etkilediği</strong> tahmin ediliyor. Bilim insanları, kök hücre temelli bu yaklaşımın başarılı olması halinde nörodejeneratif hastalıkların tedavisinde büyük bir değişimin kapısını aralayabileceğini ifade ediyor.</p>

<p><strong>Kaynak:</strong><br />
Sumitomo Pharma resmi duyurusu<br />
ScienceAlert<br />
Parkinson’s News Today</p>
</article></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/parkinson-hastalarina-yeni-t</guid>
      <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 11:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/goruntu-99.jpeg" type="image/jpeg" length="52350"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uykusuzluk Alzheimer’ı tetikliyor mu?]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/uykusuzluk-alzheimeri-tetikliyor-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/uykusuzluk-alzheimeri-tetikliyor-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanlarına göre uyku sırasında beyin, zararlı proteinleri temizliyor. Yetersiz uyku ise bu süreci bozarak Alzheimer riskini artırabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, uyku sırasında beynin adeta kendini temizlediğini ortaya koyan yeni bulgulara dikkat çekiyor. Yapılan araştırmalara göre, yeterli uyku alınmadığında beyinde biriken zararlı proteinler temizlenemiyor ve bu durum Alzheimer gibi nörolojik hastalıkların riskini artırabiliyor.</p>

<h3><strong>Beyin uyurken “temizlik” yapıyor</strong></h3>

<p>Bilim dünyasında <strong>“glimfatik sistem”</strong> olarak adlandırılan mekanizma, beyin sağlığında kritik rol oynuyor. Bu sistem, gün içinde biriken metabolik atıkları ve nörotoksik proteinleri temizlemekle görevli.</p>

<p>Araştırmalara göre uyku sırasında beyin hücreleri küçülüyor ve hücreler arasındaki boşluk yaklaşık <strong>yüzde 60 oranında genişliyor</strong>. Bu sayede beyin omurilik sıvısı (BOS), beyin dokusu içinde daha rahat dolaşarak zararlı maddeleri dışarı taşıyor.</p>

<p>Bu süreç, özellikle Alzheimer hastalığıyla ilişkilendirilen <strong>beta-amiloid proteinlerinin</strong> temizlenmesinde önemli rol oynuyor.</p>

<p><img alt="Görüntü 16-25" class="detail-photo img-fluid" height="1264" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/goruntu-16-25.jpeg" width="3389" /></p>

<h3><strong>Beyinde ritmik dalgalar oluşuyor</strong></h3>

<p>2024 yılında <strong>Washington Üniversitesi</strong> araştırmacılarının yaptığı çalışmada, bu temizleme sürecinin nasıl gerçekleştiği daha ayrıntılı biçimde incelendi.</p>

<p>Araştırmaya göre nöronlar, uyku sırasında <strong>senkronize elektriksel sinyallerle ritmik dalgalar</strong> oluşturuyor. Bu dalgalar, beyin omurilik sıvısının beyin dokusuna doğru pompalanmasına yardımcı oluyor ve adeta bir “yıkama” mekanizması başlatıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fareler üzerinde yapılan deneylerde bu dalgalar baskılandığında temizleme sürecinin yavaşladığı, yapay olarak artırıldığında ise hızlandığı gözlemlendi.</p>

<p><img alt="Görüntü 18-22" class="detail-photo img-fluid" height="1934" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/goruntu-18-22.jpeg" width="3753" /></p>

<h3><strong>Yetersiz uyku risk oluşturabilir</strong></h3>

<p>Bilim insanları, düzenli ve kaliteli uykunun beyin sağlığı için hayati önem taşıdığını vurguluyor. Yetersiz uyku, beyindeki toksik proteinlerin birikmesine yol açarak <strong>Alzheimer ve diğer nörodejeneratif hastalıkların riskini artırabilir</strong>.</p>

<p>Uzmanlara göre yetişkinlerin her gece <strong>7 ila 9 saat kaliteli uyku</strong> alması, beynin doğal detoks mekanizmasının sağlıklı çalışmasına yardımcı oluyor.</p>

<p><strong>Kaynaklar:</strong><br />
Science: <a href="https://science.org/doi/10.1126/science.1241224" rel="noopener" target="_blank">https://science.org/doi/10.1126/science.1241224</a><br />
Nature: <a href="https://www.nature.com/articles/s41586-024-07108-6" rel="noopener" target="_blank">https://www.nature.com/articles/s41586-024-07108-6</a></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/uykusuzluk-alzheimeri-tetikliyor-mu</guid>
      <pubDate>Sun, 08 Mar 2026 10:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/goruntu-17-25.jpeg" type="image/jpeg" length="19725"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzun Yaşamın Kapısı Açıldı!]]></title>
      <link>https://sonsoz.com.tr/uzun-yasamin-kapisi-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://sonsoz.com.tr/uzun-yasamin-kapisi-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, çıplak köstebek faresinden alınan bir geni farelere aktararak yaşam süresini uzatmayı başardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim dünyasında dikkat çeken bir araştırma, insan ömrünü uzatmaya yönelik önemli bir keşfi gündeme getirdi. ABD’deki Rochester Üniversitesi araştırmacıları, olağanüstü uzun ömürleri ve kansere karşı dirençleriyle bilinen çıplak köstebek farelerinden bir uzun ömür genini laboratuvar farelerine aktardı.</p>

<p>Bilimsel dergi <strong>Nature</strong>’da yayımlanan çalışmaya göre, genetik aktarım yapılan farelerde sağlık göstergelerinde iyileşme ve yaşam süresinde artış gözlemlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Görüntü 10-29" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/goruntu-10-29.jpeg" width="1920" /></p>

<p>Araştırmanın merkezinde <strong>Hyaluronan sentaz 2 (HAS2)</strong> geni yer alıyor. Bu gen, iltihabı azaltan ve tümörlere karşı koruyucu etkileri olduğu bilinen yüksek molekül ağırlıklı hyaluronanın üretimini artırıyor. Bu jel benzeri madde, aynı zamanda doku bütünlüğünün korunmasına da katkı sağlıyor.</p>

<p>Deneylerde genetik olarak değiştirilmiş farelerde ortalama yaşam süresinin yaklaşık <strong>yüzde 4,4 oranında arttığı</strong> tespit edildi. Ayrıca hem kendiliğinden gelişen hem de deneysel olarak oluşturulan kanser vakalarında düşüş görüldü. Araştırmacılar, yaşlanma sürecinde görülen kronik iltihaplanmanın da azaldığını belirtti.</p>

<p><img alt="Görüntü 12-29" class="detail-photo img-fluid" height="1406" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/goruntu-12-29.jpeg" width="2500" /></p>

<p>Çalışmada ayrıca bağırsak bariyer fonksiyonunun yaşa bağlı bozulmalara karşı daha güçlü hale geldiği gözlemlendi. Bilim insanları, yüksek molekül ağırlıklı hyaluronanın yer altında yaşayan bazı memeli türlerinde bol miktarda bulunmasının, uzun ömürle bağlantılı evrimsel bir adaptasyon olabileceğini değerlendiriyor.</p>

<p>Araştırmanın yazarlarından <strong>Vera Gorbunova</strong>, bir sonraki hedeflerinin bu faydayı insanlara aktarabilecek yöntemler geliştirmek olduğunu belirtti.</p>

<p><img alt="Görüntü 14-28" class="detail-photo img-fluid" height="600" src="https://sonsozcomtr.teimg.com/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/goruntu-14-28.jpeg" width="1000" /></p>

<p>Bilim insanlarına göre bu çalışma, uzun ömürlü canlılardan elde edilen genetik özelliklerin yaşa bağlı hastalıklarla mücadelede kullanılabileceğini gösteren önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>Kaynak:</strong><br />
Nature dergisinde yayımlanan bilimsel çalışma<br />
<a href="https://nature.com/articles/s41586-023-06463-0" rel="noopener" target="_blank">https://nature.com/articles/s41586-023-06463-0</a></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Sağlık</category>
      <guid>https://sonsoz.com.tr/uzun-yasamin-kapisi-acildi</guid>
      <pubDate>Sun, 08 Mar 2026 10:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonsozcomtr.teimg.com/crop/1280x720/sonsoz-com-tr/uploads/2026/03/goruntu-13-22.jpeg" type="image/jpeg" length="38418"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
