Rekor kırmak bizim işimiz

126

Hamdolsun ekonomide kırılmadık rekor kalmadı. Cari açıklar, iç ve dış borçlar, döviz kurları, işsizlik, enflasyon ne varsa hepsi rekordan rekora koşuyor. Hani, “rekor kırmak bizim işimiz” sözüne yakışırcasına.

Verilen mesajlara bakılınca 40 gün içinde ekonomide hiçbir yapısal, kalıcı, gidişatı toparlayan ya da dur diyen bir düzenleme filân yapılmayacak, yeni rekorlar kırmaya devam edeceğiz ve. İnceldiği yerden kopsun misali doludizgin gidiyoruz. Toslayacak yeni duvarlar arıyoruz.
Şimdi 25 Haziran ve sonrasına senaryolar yazlıyor, seçimlerde her şey normal gidecek, bugünkü yönetim “güven tazeleyip” iş başı yapacakmış gibi planlar yapılıyor. Neymiş efendim, 25 Haziran sabahı güneş yükselirken bir çırpıda faizler düşecek, bununla birlikte ekonomi rayına girecekmiş.
Hayali bile güzel ama bu arada, son bir yılda yaşananlar ne olacak? Yani benzine mazota yapılan zamlar geri mi alınacak, dolar 3 liraya mı inecek?
Geçmişe bakalım, örneğin 1991 yılında Başbakanlığa 7. defa gelen Süleyman Demirel 500 günlük bir program uygulamıştı. Yani neredeyse bir buçuk yıl. Bir şeyler yapılıyor zannedildi, ekonomi daha da bozuldu, ardı ardına krizler çıktı, em sonunda 21 Şubat’ 2001’de film koptu.
Bu günler için benzeri bir program uygulamaya koyulsa da uygulanamaz, AKP bu yapılanmayla hiçbir sonuç alamaz.En büyük nedeni güven sorunu. “Herkes beni dinleyecek, ben ne dersem o” havasıyla hiçbir yere varılmayacağı açık. En azından geçen haftaya bakalım. Ekonomi ile ilgili Saray’da toplantı üzerine toplantı yapıldı, “aman önemli kararlar çıkacak” denildi, dolar geriledi. Sonra bakıldı ki hiçbir şey olmayacak, kurla yine tırmanışa geçti. Sadece geçen Cuma günü 4.22’den alınan 100 dolar 15 lira prim yaptı. Ne güzel değil mi? Gel de bu yönetime alkış tutma!
SÖYLENTİLER
Bir ülke ekonomisini yıkan sadece dengelerin bozulması değildir. En başta, söylentiler, dedikodular da büyük rol oynar. Fısıltı halinde kulaktan kulağa yayılan sözlere gün geliyor inanılıyor. Palavra diye yazmadık ama bazı meslektaşlarımız yazınca biz paylaşalım dedik.
Söylentilerin en başında döviz hesaplarına müdahale geliyor.
Neymiş, döviz hesapları bir gecede ucuzundan liraya çevrilecekmiş, hesabı olanlara lira üzerimden ödeme yapılacakmış, günlük döviz alıp satmaya sınırlar getirilecekmiş. Bunun üzerine vatandaş da harıl harıl bankalardaki paralarını çekiyormuş, çekmeyenler de yurt dışına çıkarıyormuş. Diğer bir konuşulan da eğer başkanlık ilk turda belli olmazsa ikinci tur yapılmayacakmış.
Bu tür söylentileri çıkaranlara ve buna inanlara gülüp geçmek içimizden geliyor ama ya olursa? Olur mu olur. Burası Türkiye.
25 Haziran sabahı nasıl kararlar alınabilir ki faizlerin enflasyonun düşmesi için? Hadi onu da ilk biz yazalım, ne de olsa ortalık söylentilerden geçilmiyor.
En radikalinden IMF’ye gidersiniz, 30 milyar dolar ucuz para çekersiniz, bütçeyi denkleştirmek için yatırımları durdurursunuz, kurları dondurursunuz, tüm sosyal yardımları kesersiniz, devlet tasarrufa geçer, ücretler dondurulur, emekli maaşlarından kesinti yapılır, ne kadar beleş devlet hizmeti varsa paraya bağlanır, vesaire. Böylece para bollaşır, faizler düşer. Sonra da vur patlasın çal oyasın. Bu da başkanlık sisteminin vatandaşa armağanı olur. Vatandaş da “başkası olsa onlar da aynısını yapacaktı” der, kendini avutur. Olur mu olur, yalandan kim olmuş.
YALANCI ÇIKTIK
Yalan deyince, geçen ay sonunda, doların 4.10’lara zıplamasıyla akaryakıta 27 Nisan gecesi zam yapılacağını iddia etmiştik ve zam yapılmazsa yalancı olmayı kabul edeceğimizi belirmiştik. Bu durum 2,5 hafta sürdü, dayanamadılar, biz yalancı kalmayalım diye bastılar akaryakıta zamma. Hem de en kallâvisinden. Benzin Ankara 6.25 lira oldu.
Diyoruz ya rekor kırmak bu hükümetin işi. Bundan sonraki akaryakıt zamlarını merak ediyorsanız hesap basit Bir doları 1,4 ile çarpın, alın size benzinin fiyatı. 25 Haziran sonrasında sekiz lira olursa şaşırmayın, bugünlere şükredin.
Bu zamlara hayırlı bakıp ağzınızı ve orucunuzu bozmayın.