RAMAZAN’DA KALP SAĞLIĞINA DİKKAT

0
8

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümünde görev yapan Prof. Dr. Erkan İriz, Ramazan ayında kalp sağlığına nasıl dikkat edilmesi gerektiği ile ilgili gazetemize konuştu.

Esma ALTIN/ANKARA

Ramazan ayındaki beslenme şekillerine göre kalp sağlığımız nasıl korumamız gerektiği konusunda vatandaşlara tavsiyelerde bulunan Kalp ve Damar Cerrahi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkan İriz, özellikle kalp rahatsızlığı olup ilaç kullanımında neler yapılması gerektiği hakkında önemli bilgiler paylaştı. İriz: “Yaş ilerledikçe böbrek fonksiyonlarında bozulmalar başladığı için iftar ve sahurda yeterli sıvı gıdalar ve su alımına dikkat etmeleri oldukça önemlidir. Hastalara mutlaka ilaçlarını alacakları iftar ve sahur vakitlerinin belirlenmesi gerekliliği anlatılmalıdır. gün içinde birden fazla kullanılan ilaçların 12 saat arayla kullanımı gerekiyorsa, bu durumu hastaların doktorlarıyla konuşmaları ve ona göre oruç tutmaya karar vermeleri gerekir.” dedi.

- Reklam -

Prof. Dr. Erkan İriz

‘SAHURU ATLAMAYIN’

İftarda tüketilen gıdaların önemi ile birlikte mutlaka sahurun yapılması gerektiğine dikkat çeken İriz sözlerine şöyle devam etti; “Oruç tutarken yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterin, tek seferde fazla yemek yerine, iftardan sonra aralıklı ve her seferinde küçük porsiyonlar şeklinde beslenin, yemeklerinizi yavaş yavaş ve iyice çiğneyerek tüketin. İftar sırasında aşırı yemek yemek başta kalp hastalarında olmak üzere sağlıklı kişilerde de başta mide-bağırsak sorunları olmak üzere birçok soruna neden olabilir, mutlaka sahur öğününüzü atlamayın.”

Oruç tutan yaşlılarımıza bu süreci nasıl geçirmeleri hakkında önerilerde bulunan İriz şunları aktardı; “Yaşlı olup hiçbir sağlık problemi ve kronik hastalığı olmayan yaşlılar iftar ve sahurda beslenme önerilerine uyarak oruç tutabilirler. Ancak yaş ilerledikçe böbrek fonksiyonlarında bozulmalar başladığı için iftar ve sahurda yeterli sıvı gıdalar ve su alımına dikkat etmeleri oldukça önemlidir. Sahursuz oruç tutmamaları çok önemlidir. Sıvı tercihinde çay, kahve, gazlı içecekler gibi idrar artırıcı etkinliği olan ve vücuttan fazla su atılmasına neden olan içeceklerden çok su, maden suyu, ayran, komposto gibi sıvıların daha fazla tüketilmesini öneriyorum. İftar ile sahur arasında az fakat sık beslenilmesi, en az 1,5-2 litre su tüketerek, iftar ile sahur arasının iyi değerlendirilmesi önemlidir. Kronik hastalıkları olan yaşlılar doktorlarına danışmadan oruç tutmamalıdırlar.”

‘CİDDİ RAHATSIZLIKLARDA ORUÇ TUTULMAMALI’

Kalp rahatsızlıkları açısından oruç tutmanın vatandaşlarda ne gibi etkileri olabileceği ile ilgili konuşan İriz şunları kaydetti; “Kalp hastalıkları çok geniş bir yelpaze, tedavisi yapılmış koroner arter hastaları iftar ve sahurda ilaçlarını düzenli almak, sıvı alımına dikkat etmek, iftar ve sahur arasında aşırı fazla ve bol yağlı beslenmemek koşuluyla oruç tutabilirler.  Ancak Kalp yetmezliği tedavisi gören ve özellikle idrar söktürcü ilaç alan bütün kalp hastalarının oruç tutmaları sakıncalar yaratabilir. Bu çeşit hastaların oruç tutmadan önce doktorlarına danışmaları uygundur. Bir diğer kalp hastalığı grubu ise kan sulandırıcı Coumadin vb. kullanmak zorunda olan kalp kapak hastaları ve kalp ritim bozukluğu olanlardır. Bu hastaların oruç tutmaları doğru değildir.

İlaç kullanımın doktor gözetimi altında düzenli alınması gerektiğine vurgu yapan İriz şunları belirtti; “Hastalara mutlaka ilaçlarını alacakları iftar ve sahur vakitlerinin belirlenmesi gerekliliği anlatılmalıdır. Günde tek doz kullanılan ilaçlarda kullanıma bağlı bir problem olmaz. Ancak gün içinde birden fazla kullanılan ilaçların 12 saat arayla kullanımı gerekiyorsa, bu durumu hastaların doktorlarıyla konuşmaları ve ona göre oruç tutmaya karar vermeleri gerekir. Bazen de ilaçlarını aksatan ve iftar ile sahur arasında sıkıntılı olarak acil servislere gelen hastalar ile karşılaşmaktayız. Ramazanda en sık acile geliş sebebi kalp krizi riskidir.” 

YAPILAN HATALARA DİKKAT ÇEKTİ

Uzun süren açlık sonrası oturulan iftar sofralarında yapılan hatalara açıklık getiren İriz şunları söyledi; “İftarda kan şekeri çok düşük olduğundan kısa sürede çok miktarda besin tüketme isteği doğmaktadır. Yapılan en büyük hatalardan birisi de çok hızlı bir şekilde, çok yüksek miktarda ağır olan besinleri tüketmektir. Çok hızlı yemek yendiğinde bu süre zarfında fazla miktarda, enerjisi yüksek besinler yenilir ve bu durum hem sağlık açısından risk oluşturabilir hem de ilerleyen günlerde kilo alımına zemin hazırlayabilir.”

İftardan sonra yürüyüş yapılmasının altını çizen İriz; “Sadece kalp hastaları değil herkesin, iftar sonrası yürümesi çok faydalıdır. Ancak günümüzde malum Covid-19 pandemisi sebebi ile gece sokağa çıkma yasakları vardır. Bu nedenle eğer mümkünse kurallara uyarak dışarda site içinde, müstakil evin bahçesinde, vb. mümkün değilse ev içinde yürüyüş yapılabilir. Yürüyüş yapılması mide bağırsak sindirimine katkıda bulunduğu gibi iftar sonrası görülen gaz ve hazımsızlık olaylarını giderebilir. Ayrıca hafta içi sahurdan sonra sokağa çıkma yasakları kalktığı için sahur sonrası da yürüyüş yapılabilir.” ifadelerini kullandı.

‘SAĞLIK AÇISINDAN ORUÇ ÇOK FAYDALI’

Oruç tutmanın beslenme kurallarına uygun yapıldığı takdirde yararlı olduğunu vurgulayan İriz şunları ifade etti; “Oruç tutmanın sağlık açısından oldukça fazla yararları vardır. Bu yarar iftar ve sahurda beslenme kurallarına uyarak oluşur. Metabolizma, gün içerisinde tüketilen gıdaları hazmetmekle uğraştığı için vücudumuzun savunma ve bağışıklık sistemi zayıflar. Oruç sırasında sindirime ayrılan zaman azaldığı için, iftar ve sahurda dengeli ve sağlıklı beslenmeyle mide ve bağırsaklar bu süreçte dinlenerek kendini yeniler. Özellikle durmaksızın çalışan karaciğerin dinlenmesine olanak sağlayan oruç, kan içerisinde yer alan akyuvarların da performansıyla vücudumuzdaki her organı ayrı ayrı dinlendirir ve hastalıklara karşı direnç sağlar. Oruç tuttuğunuzda, vücuttaki hücreler otofaji adı verilen hücresel bir işlemi başlatır. Bu işlem, hücrelerin parçalanması ve zaman içerisinde hücrelerde oluşan ölü ya da işlevsiz proteinlerin atılmasını sağlar. Otofaji oranının artması kanser ve alzheimer gibi hastalıklara yakalanma riskini azaltır. Oruç, kalp sağlığını destekleyen faktörlerden iyi kolesterol olarak bilinen HDL kolesterolü arttırırken, kötü kolesterol olan LDL ve trigliserid oranlarında düşüşe yardımcı olmaktadır. Yapılan bir araştırmada orucun yağ ve şeker metabolizmasında rol alan ve kalp hastalıkları ve kalp krizine karşı koruyan bir hormon olan Adiponektin’in seviyesini arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır.”

Bir anda yemek yemenin kalpte ani yüklenmelere neden olur mu sorusunu yanıtlayan İriz şunları söyledi; “Aşırı fazla ve aşırı ağır yemekler tüketmemek koşuluyla kalp için herhangi bir yüklenme olmaz. Ayrıca sıvı alımına dikkat etmek, günde ortalama en az 2-2,5 litre yani 12-14 su bardağı su içmeye, bununla birlikte Ramazan ayında sıvı ihtiyacını da karşılayacak ayran, taze sıkılmış meyve-sebze suları, sade soda vb. sık sık tüketmeye özen gösterilmelidir.”

Son olarak sağlıklı insanların da oruç tutarken bazı yanlışlar yaptıklarına dikkat çeken İriz; “Aşırı yağlı ve fazla besin alımı sağlıklı insanlar için de bir sorun. Unutmayalım ki, Ramazan ayında iftar-sahur arasında acile en fazla başvuru sebeplerinden biri de kalp krizidir. Bu hastaların birçoğuna daha önceden kalp hastalığı teşhisi konulmamıştır. Uygun olmayan beslenme herkes için Ramazan ayında bir risktir. Onun için iftar-sahur arasında az az ve sık sık beslenerek, yeterli sıvı alımına dikkat ederek, aşırı yağlı ve ağır yiyeceklerden uzak durarak beslenmeliyiz.” şeklinde konuştu.

- Reklam -