Pandemi sürecinde birçok insanın işsiz kaldığını ve ekonomik sıkıntılarla uğraştığını ifade eden Karabulut ortaya çıkan ekonomik sıkıntıların insanları depresyona ittiğine dikkat çekti.

Tüm dünyayı etkisi altına korona virüsü birçok insanı psikolojik olarak derinden etkiledi. Bu süreçte psikolojik olarak en çok etkilenen grup olan çocuklar ve yaşlılar için de evde kalınan süreçte yapılması gerekenleri sıralayarak önerilerde bulunan Psikolog Seren Karabulut korona virüsünün ortaya çıkardığı psikolojik etkileri gazetemize anlattı. Karabulut’un açıklamaları şu şekilde:

Korona virüsü güvenlik algısının azalmasına neden oldu

Tüm dünyayı etkisi altına alan korona virüsünün insanların dünyaya olan güvenin azalmasına neden olduğunu ifade eden Karabulut “Korona virüs son zamanlarda birçok ülkenin toplumunu etkileyen bir virüs haline geldi. Dünyada olduğu gibi Türkiye’nin de gündemi korona virüsü. Korona virüsünün tüm dünyayı etkiliyor olması güvenlik algısının azalmasına neden oldu. Normal zamanda biz insanlar olarak dünyayı çok güvenilir bir alan olarak görüyorduk. Bu virüs ile beraber aslında o güvenlik alanımızın sarsılması ile karşı karşıya kaldık. Çünkü algımızda bir değişiklik yaşandı. Algımızda yaşanan değişikle beraber insanlar dünyayı güvenilir bir alan olarak görmemeye başladı. Korona virüsü şüphe duygusunu uyaran bir virüs olarak karşımıza çıktı. Bu durum toplumu olumsuz etkilemenin yanısıra yaşamsal olarak da bizlerde işlevsellik azalmasına sebep oldu. Virüsün ülkeler arasında yaygınlığının artması toplum üzerinde oluşan korkunun artması ile beraber felaket senaryolarının artmasına neden oldu. Virüs düşüncelerimizi oldukça olumsuz bir şekilde etkiledi.” dedi.

Sosyal medya paylaşımları insanları olumsuz etkiledi

Sosyal medya da doğruluğu tartışılan bilgilerin insanları olumsuz etkilediğini belirten Karabulut “Sosyal medya da yapılan olumsuz içerikli paylaşımlar ölüm, hastalık ve güvensizlik duygusunun insanlar arasında yaygınlaşarak bizim o algımızın daha da tetiklenmesine sebep oldu. Sosyal medya paylaşımları nedeniyle çok fazla doğru ya da yanlış bilgiye maruz kaldık. Bu bilgiler de bizlerde bilgi kirliliği oluşmasına neden oldu. Sosyal medyada ya da internette gördüğümüz her bilgi doğru değildir. Biz çok fazla bilgiye maruz kalarak olumsuzluklar yaşadık. Olumsuzluklar virüsün tehdit algısı ile pekişmesiyle ortaya bir mağduriyet çıktı. Bizim bu süreçte yapmamız gereken en önemli şeylerden bir tanesi en azından sosyal medya kullanımını sınırlandırmak olacaktır. Sosyal medyayı takip etmeyi seviyorsak eğer sadece güvenilir, bilginin doğru olduğuna inandığımız kaynakları takip etmeliyiz. Bu bilgilerin kaynağının da Sağlık Bakanlığı olup olmadığına dikkat etmeliyiz.” diye konuştu.

Günümüzü korona virüsünü araştırarak geçirmemeliyiz

Günlük yaşantımız da korona virüsü ilgili bilgi ve paylaşımları düşünerek geçirmemiz gerektiği konusunda vatandaşları uyaran Karabulut “Günlük yaşantımızı devam ettirirken günümüzü korona virüsünün etkilerini araştırarak ya da düşünerek geçirmemeliyiz. Gün içinde sürekli olarak bugün kaç kişi öldü, kaç kişi iyileşti, nelere sebep oldu diye araştırmalarda bulunursak bu bizde psikolojik olarak da işlevsel olarak da olumsuz etkilere sebep olur. Bilindiği üzere o etkiler psikolojik olarak bakıldığında bağışıklık sistemi üzerinde de etkili oluyor. Her ateşimiz çıktığında acaba virüs mü bulaştı ya da her bulantı hissettiğimizde acaba virüs taşıyıcısı mıyım diye diye düşünürsek kaygımız gittikçe pekişir ve bedenimiz üzerinde kaygılara, ataklara sebep olabilir. Genel olarak tüm toplumun içerisinde yaygınlaşan bu kaygılar korkularımız artmasına neden olabilir. Her bireyin korku eşiği ve bir olay karşısında ki bakış açısı farklılık gösterir. Kimi insanlar bunu daha çok gündemine almışken kimi insanlar da uzak kalır. Bütün bunların dışında gündemine alıp normalleştirmeye de çalışabiliriz. Üç aşamadan söz edebiliriz. Çok gündemine alan, çok uzak kalan ya da normalleştiren toplum. Bizim burada yapmamız gereken şey normalleştiren bir toplum olmaktır. Normalleştirmeden aşırı gündemimize almak bizleri olumsuzluğa iterken çok uzak kalmamız da bizleri olumsuzluklara itecektir. Bizim burada normalleştirerek davranmamız gerekiyor. Bu virüsü normal olarak kabul edelim. Herkesin bu süreci yaşadığını kabul edelim. Virüs bütün dünyayı etkisi altına alan bir süreci insanlara yaşatıyor. Virüs sürecini sadece bizim yaşamadığımızı tüm ülkelerin yaşadığını kabul edersek, farkına varırsak daha çabuk kabul edebiliriz. Sonuç olarak yaşamın bir parçası olarak kabul edersek daha az psikolojik olarak etkileneceğiz.” şeklinde konuştu.

Ekonomik bunalımlar depresyonları ortaya çıkardı

Pandemi sürecinde ortaya çıkan ekonomik sıkıntıların insanları depresyona ittiğine dikkat çeken Karabulut “Korona virüsü sürecinde korku ve kaygılar yaşam alanımızı çok fazla sınırlandırdı. Dünya olarak asosyal bir durumla karşı karşıyayız. Bu süreç insanlarda artık ilgisizlik, istek kaybı ya da öz bakımda azalma gibi durumlara etki edebiliyor. Birçok insan bu süreçte iş yerlerine gidemedi. Çoğu kişi evinde çalışmalara devam ederken birçok kişi içinde süreç maddi ve manevi kayba neden oldu. Ekonomik bunalımlar depresyonların ortaya çıkmasına neden oldu.” İfadelerini kullandı.

Krizi fırsata çevirmeliyiz

Sosyal izolasyonun sağlanması gereken bu günlerde kendine zaman ayıramayan vatandaşların kendisine vakit ayırabileceğini belirten Karabulut “Normalleşme sürecini kabul ederken diğer taraftan da krizi fırsata çevirebilmemiz gerekmektedir. Krizi nasıl fırsata çevirebiliriz diye kendimize sorduğumuzda kendine vakit ayıramayan vatandaşlarımız bu süreçte kendilerine zaman ayırabilirler. Ertelediğimiz işler varsa eğer onları yapabiliriz. Bu kadar evde vakit geçiriyorken neler yapabilirim, yaptıklarımı daha çok nasıl geliştirebilirim gibi etkinliklerde bulunmalıyız. Çok okumak istediğimiz ama zaman bulamadığımız için okuyamadığımız bir kitabı bu süreçte evimizde kalırken okuyabiliriz. Hobi edinmek istediğimiz bir alan varsa bu süreçte yine bu hobinin alanını oluşturarak onu yapabiliriz. Bu süreçte yine müzik ile ilgiliysek bir enstrüman çalmayı öğrenebiliriz. Kısacası şu zamana kadar yapmak istediğimiz ancak vakit bulamadığımız için yapamadığımız birçok şeyi evde kalmak zorunda olduğumuz bu süreçte yapabiliriz. Kendimize yapmak istediklerimizin bir listesini oluşturarak başlayabiliriz.” dedi.

Korona virüsünün etkilediği çocuklar için ailelere öneriler

Korona virüsünün en çok çocukları etkilediğini ifade eden Karabulut “Gelecek kaygısı, korkusu, şüphesi içeren virüs salgını toplumu olumsuz etkilemenin yanı sıra en çok çocukları olumsuz bir şekilde etkiledi. Çocuklarda soyut ve somut diye adlandırılan iki dönem bulunmaktadır. Çocuklar 0-12 yaş döneminde soyut dönemi pek anlamlandıramazlar. Beş duyu organımızla göremediğimiz, dokunamadığımız, hissedemediğimiz bir olguyu çocukların anlamlandırması zordur. Çocuklar anlamlandıramadıkları durumlarda daha çok kaygı yaşarlar. Toplum böylesine bir kaygı yaşarken çocuğumuzu bu kaygıdan uzak tutarsak ya da onun bilmesine engel olursak çocuk hırçınlaşabilir. Hırçınlaşma durumu çocukların davranışlarına da yansıyabilir. Çocuk burada önemsenmediğini, değer verilmediğini, kendisine yalan söylediğini düşünebiliriz. Biz bu tarz durumlarda öncelikle konu ile ilgili olarak çocuğumuzu tamamen uzakta tutmamalıyız. Tamamen gündemine de almamalıyız.

Çocukların iç dünyasını anlamaya anlamlandırmaya yardımcı olan en etkili yöntem oyunlar ve oyuncaklarıdır ya da uygulamalı etkinliklerdir. Örneğin masal veya hikaye kitapları okuyarak da bir şeyleri onlarla özdeşleştirebiliriz. Oyunlarla, oyuncaklarla, kuklalarla bu süreci onlara anlatmaya çalışabiliriz. Korona virüsünü çocuğun bildiği başka bir hastalıkla da anlatabiliriz. Örneğin grip bulaşıcı bir hastalık. Gripten yola çıkarak bulaşıcı bir hastalık yaşadığımızı çocuklarımıza anlatabiliriz. Sosyal izolasyonun ne demek olduğunu, bu dönemde pandemi sürecinin nasıl oluştuğunu bu şekilde etkinliklerle oyunlarla çocuklarımıza anlatabiliriz. Birçok yerde bulunan hikaye kitapları ile de çocuklarımıza yine bu hastalığı anlatabiliriz. Psikologlardan bir destek alınabilir.

Çocuklarımızla evde sosyal izolasyonu sağlarken etkinlik sayısını arttırabiliriz. Çocuğumuzun kendisini iyi hissedebileceği etkinlikleri arttırabiliriz. Örneğin evde beraberken bir puzzle yapmak, oyun oynamak, evde pasta yapmak çocuğun gibi etkinlikler çocuklarımızın bu süreçte rahatlamasına yardımcı olacaktır. Çocuklar uzun süre dışarı çıkamadığı için duygularını dışa vuramıyor olabilir. Çocuklarımızın duygularını dışa vurabilmesi için yardımcı olacağımız şeyler yapabiliriz. Çocukların duygularını tanımlamamıza yardımcı olan en etkili şeylerden birisi oyun oynamalarıdır.” diyerek önerilerde bulundu.

Yaşlı vatandaşlar için öneriler

Korona virüsünden en çok etkilenen kesimlerden birisi olan yaşlılar için de önerilerde bulunan Karabulut “Yaşlılar daha çok doğa ile iç içe olmayı seven bireylerdir. Pandemi sürecinde doğadan çok fazla uzak kalma durumuna maruz kaldılar. Uzun süre boyunca evlerinde kendilerini dışlanmış hissettiler. İnsan yaşlandığı zaman bağışıklık gücü biraz daha zayıf oluyor. Yaşlılar bunun önlemi olarak bunu görmeli. Olumsuz bir süreç gibi görünse de evde durmanın olumlu olduğunu unutmamalılar. Yaşlılar evdeyken doğadan uzak kalmış olabilirler ama hayali bir şekilde doğada gezinti yapabilirler. Meditasyon programları ile evlerinde daha huzurlu bir şekilde bu süreci geçirebilirler.
Yaşlı vatandaşlarımız gözlerini kapatarak kendilerini huzurlu hissettikleri bir deniz kenarı ya da göl kenarını ziyaret edebilirler. Oradaki sesleri dinlemeye çalışarak huzuru hissetmeye çalışabilirler. Aslında o ortamda olmasak bile hayali olarak o huzur bulduğumuz ortamları ziyaret edebiliriz. Bunları belki kendi yöntemlerimiz ile yapamayabiliriz bundan dolayı internet üzerinde ücretsiz olarak yayımlanan meditasyon programlarından yararlanabiliriz. Bu süreçte yaşlı vatandaşlarımız sevdiklerinden de uzak kalmak zorunda kaldı. Sevdiklerine karşı duyduğu özlemi görüntülü aramalar ile bir nebze de olsa azaltabilirler.

Korona virüsü sadece bir bireyi değil tüm dünyayı etkisi altına aldı. Bizim bunu kabul etmemiz gerekiyor. Kabul etmediğimiz sürece virüsle başa çıkamayız. Öncelikle kabul edelim ve bunun farkına varalım. Tedbirlerimizi alalım ve ruhumuzu besleyelim.” diyerek sözlerine son verdi.

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz