Damlaya damlaya göl olur derler. Bu hem mecaz anlamada böyle, hem de gerçek anlamda böyle. Üst üste küçük birikimler toplanınca, birikiyor ve bu sürekli hale gelince de büyük bir yekûn oluşturuyor.

Çevrenin korunması, insanlığın türünü sürdürebilmesi için gerekli ve zorunlu unsurlardan biridir. Bütün insanlığı yakından ilgilendirmektedir. İçinde yaşadığımız eko sistem bir düzen olduğu gibi bir besin zincirini veya bir olguyu ifade edebilmektedir. Mevsimlerin değişmesi, buzulların erimesi, gaz salınımı gibi doğayı etkileyen her şey içerisinde yaşadığımız dünyayı ve bir bütün olarak canlı türlerini yakından ilgilendirmektedir.

Hani,2019 yılında gündeme gelen ve çarşıda pazarda alış veriş yaptığımızda içine koyup taşıma yaptığımız poşet çantalar tartışması vardı. Ne olacak canım 25 kuruş değil mi, deyip unuttuğumuz ve yıl boyunca parasını ödeyerek kullandığımız naylon poşetler. Bu, halisane duygularla çevreyi korumak ve doğada yok olma süresi uzunca yılları alan, hatta hiç yok olmayan, çevreye zarar veren bir madde olarak basında yer alan ve halkın gündemine getirilen bir konu idi.

Plastikler hayatımızda hep olacak ama doğada yok olmuyorlar bu da bir gerçek. Çevre kirliliğine neden olurken aynı zamanda canlı türünün yaşamını zorlaştıran maddelerdir. Marketler temel gıda maddelerinin( peynir, et, sebze vb. gibi.)  dışındaki maddeler için kullanıcılar veya tüketiciler alış-verişte, taşımak için poşet alırlarsa, buna bir ücret ödeyeceklerdir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, çevrenin korunması ve poşet kullanımı azaltmak amacıyla çarşı pazarda kullanılan poşetlerin parayla satılmasını kararlaştırdı. Paranın toplanmasını da satıcıların beyannameye vermesine bağlayarak, kurumlar vergisi mükelleflerinin her ay, gelir vergisi mükelleflerinin üç ayda bir beyan edecekleri, beyanname ile satışlarını beyan etmelerini ve bunun üzerinden bir vergi ödenmesini kararlaştırdı.

Kullanıcıların ve tüketicilerin Marketlerden temel gıda maddelerinin( peynir, et, sebze vb. gibi.)  dışındaki maddeler için alış-verişte yaptıklarında taşımak için poşet alımlarının azaltılmasını amaçlamaktadır.

Bakanlık açıklamalarına göre pay tutarı sadece, poşet bedelinin 25 kuruş, buna ilişkin zorunlu giderlerin de 10 kuruştan fazla olduğu durumda 15 kuruş/adet oluyor. Poşet ücretinin 25 kuruş, zorunlu giderlerin 10 kuruştan daha az olduğu, örneğin 8 kuruş olduğu durumda, pay tutarı 17 kuruş/adet olarak hesaplanıyor. Poşet bedelinin 25 kuruştan daha yüksek olduğu durumlarda da poşet ücreti ile maliyet arasındaki farkın pay olarak ödeneceği anlaşılıyor. Bu maliyetin içerisinde tabi ki nihai tüketiciden alınan Katma Değer Vergisi de olacaktır. 

Bu uygulama kanunun ilk çıktığı günden beri çok tartışılmaktadır. Çevre kirliliğini oluşturan poşetin, mademki çevreyi kirlettiğini düşünüyorsunuz, bunun tamamen kaldırılarak yerine muadili olan başka araçların kullanılmasının yaygınlaştırılması gerekirdi diye itiraz eden çevreler yaygın olarak bu düşünceyi öne sürdüler.

Değişik ülkelerde bu uygulamaların, poşetten para alınması yönünde değil de, çevreye zarar veren poşetlerin tamamen yasaklanması gerektiğini ısrarla savundular. 

Bu uygulamanın esasının çevreyi kirleten poşettin yasaklanmasından ziyade, bütçede gittikçe artan açıkların kapatılması olduğu çeşitli akademik çevrelerde ve tüketici örgütlerinde dile getirildi.

Bu poşet vergisi olarak halkın dilinde olan, kullanıcı ve nihai tüketiciden alının verginin tutarı ne kadar oldu. Amaçlanan fayda sağlanmış ve azalarak ortadan kalkmaya yaklaşmış mı veya yerine doğaya dost alternatif kullanım araçları geliştirilerek ve teşvik edilerek, ortaya çıkan ihtiyaç karşılanmış mı?

Paralı poşetin bir yıllık kazanç bilançosu, Çevre Bakanı Murat Kurum’un,  CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in yazılı soru önergesine verdiği yanıta, geçen yılın tamamında, Poşet için halkın cebinden toplam 369 milyon 468 bin TL para çıkmıştır.  Poşetten gelen bu paranın 221 milyon 681 bin lirası Çevre Bakanlığı’na katkı payı, yaklaşık 56 milyon 159 bin lirası da Maliye’ye vergi olarak ödenmiştir.  Geriye kalan 91 milyon 628 bin lira da poşeti alıp satan marketlerin kasasına girmiştir.

 Sonuçta, 25 kuruşluk poşetten devlet toplamda 277 milyon 840 bin lira, marketler de 91,6 milyon lira kazanmıştır. Devlet şirketlerin kasasına giren tutardan KDV ve Kurum ve Gelir vergisi olarak tekrar bir vergi alacaktır.

Dolaylı vergilerle, yeterince gelir elde edemeyen halkın, asgari ücretin yoksulluk sınırı altında belirlendiği ülkemizde ekmeğinden, aşından eksiltilerek, 25 kuruş deyip geçtiğimiz poşetten elde edilen kazanç ve ödenen vergilerde göstermektedir ki,

halkın cebinden çıkan sürekli bir tüketim vergisi olarak yerini almıştır.

Yine devlet cepteki kuş, daldaki kuştan daha iyidir anlayışı ile halkın cebine dokunmaktan çekinmemiştir. Alternatifler yaratılarak, tamamen yasaklansın diyenler bir nebzede olsa haklı çıkmışlardır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz