Pollyanna, Amerikalı yazar Eleanor H. Porter’in 1913’te yayımlanan ünlü çocuk romanının adı.

Romanda, yetim kaldığı için teyzesinin yanına sığınan Pollyanna’nın, yani hayat dolu sevimli çocuğun, en olumsuz olaylar karşısında bile sevinilecek, mutlu olunacak bir taraf bulması anlatılır.

Örneğin, teyzesi onu cezalandırmak için çatı katına kilitlediğinde, oradan görünen manzaranın harika olduğunu düşünerek cezayı ödüle çevirir. Yine, teyzesinin yemeği hizmetçi ile yeme cezası vermesi karşısında da memnun olur, sadece süt ve ekmekten oluşan o yemeği neşeli bir ziyafete dönüştürür.

Her koşulda iyimser olmayı başarabilmeyi zamanla çevresine de öğretir.

Roman, toplumlar üzerinde o kadar etkili olur ki, pek çok dilde aşırı iyimser olma hali “Pollyannacılık” terimiyle tanımlanır.

++

Ne dersiniz, Pollyanna bugün Türkiye’de olsaydı, koronavirüs salgını karşısında o meşhur iyimserliğiyle acaba şunları söyler miydi?

-Sokağa çıkma konusunda getirilen sınırlamalar trafik kazalarını büyük ölçüde azalttı, bir çok insanın hayatı kurtuldu.

-Cinayet ve yaralama olaylarında büyük düşüş meydana geldi. Çünkü kısmi sokağa çıkma yasağı, insanların birbirleriyle karşılaşıp şu ya da bu nedenle sürtüşmelerini en az düzeye indirdi.

-Sürekli saçlarını boyatanlar yasaklar nedeniyle kuaföre gidemez oldu. Böylece o boyaların kanserojen etkilerinden kurtuldular. Aynı şekilde güzellik salonlarının kapanması da botoks gibi sağlığa zararlı uygulamaları engelledi.

-Her karşılaşmada el sıkışıp şapur şupur öpüşmek ortadan kalktı. Bunun sonucu insanlar sadece koronadan değil diğer salgın hastalıklardan da korunmaya başladılar.

-Toplumun önemli bir kısmı sağlık personelinden memnun değildi. Salgın dolayısıyla gösterdikleri çaba bu algıyı değiştirdi; onları hastalarını kurtarmak için kendilerini feda etmeye hazır kahramanlar haline getirdi.

-Salgının doğanın dengesinin bozulması yüzünden başladığı gerçeği insanların kafasına dank etti. Bu alanda daha duyarlı davranılması konusunda bir görüş birliği oluştu.

-Belediye otobüsleri, halk otobüsleri, dolmuşlar, metrolar hiçbir zaman bu kadar temiz olmamıştı.

-Restoran, cafe, bar, kahvehane işletmecileri ve çalışanlarının gece ve gündüzleri belli değildi. Çok yoğun bir çalışma temposu içindeydiler. Evde kalma zorunluluğu onların hayatlarında da yeni bir sayfa açılmasını sağladı, belki de ilk kez bu kadar uzun süre evlerinde çoluk çocuk bir arada olma fırsatı buldular.

-Devlet başkanları ve bakanlar büyük masraflar yaparak sık sık yurt dışı seyahatlere çıkıyorlardı. Salgın sırasında iptal edilen seyahatler ve başlatılan video konferanslar uluslar arası ilişkilerin yeni enstrümanı oldu.

-Hayatın güzelliği ve anlamı yediden yetmişe herkesçe daha iyi anlaşıldı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz