• Haberler
  • Yazarlar
Ana Sayfa Yazarlar Politik gazetecilik bana göre değil

Politik gazetecilik bana göre değil

-

İlginç tesadüftür ki Çanakkale’nin yıldönümünde, Afrin’e Türk bayrağı çekildi. Batıdan bu kez daha yüksek sesle Türkiye’ye “Afrin’den çık” sesleri yükseldi. Bir Alman gazeteci arkadaş beni aradı, “toplanıyoruz Afrin için, sen de gel” dedi.

Ben bunun gazetecilikle ilgisinin olmadığını söyledim, bu işin Alman gazetecilerinin ya da halkıyla da ilintili olmadığını, politik eylemlere karşı olduğumu ve onların bu protestolarının da gazetecilikle bir ilgisi olmadığını söyledim. Bir kez daha şaşırdım ki burada gazeteciler resmen politik atak yapıyorlar ve bu normalmiş gibi davranıyorlar. Ben katılmayınca bu yeni tanıdığım arkadaş bana, “Erdoğan’a karşı olduğumu sandığını, yanıldığını” söyleyip hızla telefonu kapattı. Ben ise, elimdeki telefona bir süre bakakaldım. Yorumu size bırakıyorum.

Bunca yıl haberde çalıştım, ekranların en popüler yüzü olduğum günlerde bile bazı partilerden gelen siyasete katılma tekliflerine sıcak bakmadım. Hiç bir partinin organizasyonunda profesyonellik dışında, yer almadım. Eğitim, seminer vs gibi tekliflerini hep ücret karşılığı yaptım veya ücretsiz yapmadım. Benim bir dünya görüşüm yok muydu? Elbette vardı ve hâlâ var. Ancak bunu ekrandan veya sütunlardan bariz biçimde yansıtmaktan hep kaçındım. Sebebi ise, bir gazetecinin apolitik ama gerçeğin peşinde, bir duruş sergilemesiydi. Ne yandaş oldum, ne hain. Yalan yanlış ve ya yanlı yazmaktan ise hiç yazmamayı tercih etiğim günler oldu. Ancak bir gazetecinin politik duruş sergilediğinde güvenilirliğini yitirdiği kanaatindeyim. Sadece bir kesimin tek bir tarafın gazetecisi ve ya habercisi olunduğu inancındayım. Ben her zaman her kesime haber yapıp herkesin haber almasından yanayım. Şu ve ya bu kesimin mitinglerinde veya protestolarında gösteri yapmaktan hoşlanmıyorum. Ama benim de dokunulmazlarım var tabii. Bunlar çevre katliamı, kadına, çocuğa ve hayvanlara yapılan şiddet eylemleri, taciz-tecavüz ve cinayetlerdir. İster solcu ister sağcı tapsın bu konulardaki hassasiyetim politikanın önüne geçer, gazeteciliğimin gereklerinden biri olmasa da bir insanlık görevi okarak görürüm. Ama bir gazeteci olarak nasıl Alman ordusunu veya Alman hükümetinin aldığı kararları eleştirmek için sokağa çıkmaz, protesto gösterisi yapamazsam buradaki gazeteci arkadaşların da, PKK ve YPG yi legal bir ordu gibi görüp desteklemesini doğru bulmuyorum. Bu benim Erdoğan’cı olup olmadığımla değil, politikayı işime karıştırmamamla ilgilidir. Yoksa bu sütunlarda, yıllardır her yerde, gördüğüm yanlışları, hakaret edip, aşağılamadan yazmaya çalışıyorum. Geçenlerde Angela Merkel’i yazdığımda, Merkel’ci mi olmuş oluyorum? Hayır, bana ne kadının şahsiyetinden vs, ben, ortadoğu, daha önemlisi, dünyanın böylesine kritik bir döneminde, Almanya’da tüm bu süreçleri görmüş tecrübeli bir politikacı olmasını tercih ediyorum. Daha önce de belirttiğim gibi yeni seçilmiş birisinin böylesine kritik bir süreçte başa gelip, fevri kararlarla, ortalığı daha fazla karıştırmasından çekinirim. SPD’nin başında şu an Schröder olsaydı yine aynı şeyleri yazardım. Çünkü belli bir dönemi arkasında bırakmış, Türkiye ve dünya hakkında belli bir tecrübesi olan bir politikacı olarak, Avusturya’nın heyecanlı ve tecrübesiz genç cumhurbaşkanı gibi saçma sapan davranışlar sergilemez diye. Birisi SPD eski genel başkanı, diğeri ise SOD’nin tam karşıtı olan CDU’nun genel başkanı. Bu benim partiler üstü düşündüğümü göstergesi değil midir?
Ben iyice fark ettim ki buradaki gazetecilerin kafası karışık maalesef yanlılar. Böylesine güzel, kocaman bir ülkenin gazetecilerin kafasının karışık olması ve hatta tamamen Türkiye karşıtı olmaları da hiç iyi bir şey değil.

Gelelim Suriye’ye. Afrin eskiden de Türk toprağıydı diye orayı işgal etmek gibi bir durum söz konusu değil. Ancak terör örgütlerinin oradan Türkiye’ye sızdıkları çok açık ve net, son beş yıldır artan bir şekilde. Oradaki halkın öldürülmesinden bahsedilirken bunun gerçeği yansıtmadığını bir gazeteci olarak da söyleyebilirim. Eğer Türk ordusu oradaki halkı öldürüyor olsaydı zaten en başta ben buradan karşı çıkardım. Eğer sosyal medyada dolaşırsanız halkın Türk askerlerine nasıl yaklaştığını daha net gördünüz. Çocukların Türk askeri tarafından katledildiğinden bahseden gazeteci arkadaşlarıma da şunları söylemek isterim; elimde birkaç video var ki görüntülerde küçük çocukların Türk askerlerinden aldıkları yemekleri keyifle yedikleri, hiç çekinmeden tankların önüne çıkıp yiyecek istemeleri, Türk askerinden korkmadıklarını çünkü korkacak bir şey yapmadıklarını ve hatta Türk askeri oraya gidene kadar nasıl kötü bir hayat yaşadıklarını gösterir. Eğer biraz araştırırsanız bu tarz videolar o kadar çok ki giden arkadaşlardan da bazılarıyla konuştuğum zaman halkın Türk askerinden rahatsız olmadığını tam tersi YPG’nin onları göçe zorladığını öğreniyorum. Şeyhosman diye birisi çıkıpta bundan sonra vur kaç yöntemiyle Türk askerine karşı savaşacaklarını söylemişler. Yani dünyada baş edilmesi en güç savaştır bu. Ancak yeni bir şey söyleme bir Şeyh Osman denen din (!) adamı. Kürt teröristler yıllardır bunu yapmakta ya Türkiye’de yaşayan bir birey olarak hepimiz hatta Türk ordusu buna çok alışkın. yani zaten farklı bir şey yapmadılar ki yıllardır vur-kaç! Üstelik kendi Kürt çocuklarını öldürerek karşı tarafın üstüne yıktıkları da oldu. 1989’da Diyarbakır’a gönüllü olarak görev yapmaya gittiğimde pek çok haber yaptım. Oranın gerçeğini biraz olsun bilirim. Rahmetli Hayri Kozakçıoğlu tahsis edilen helikopterle basın mensuplarını olay yerine gönderirdi. Bir kez ben de gittim yerdeki kundak bebeklerin alnındaki koca delikleri hiç unutmuyorum. Anne Türkçe ağlarken büyük çocuklardan bir tanesi Türkçe anlattı, “Pekeke gece gelip yemeğimizi ekmeğimizi istedi, babam vermedi, “asker yarın bulur beni, kızar” dedi, onlarda “vermezsen yarına kalmazsın şimdi vururum dedi ve kardeşlerimizi vurdu” demişti. Bir ara küçük çocuğa tekrar sordum nasıl olduğunu işte o günden beri kimse bana PKK, halkını savunuyor demesin. Yinede ne Afrin harekatının goygoyculuğunu yaparım ne de YPG’nin. Dediğim gibi siyasetten uzak olduğum kadar terörden de uzak ve temizlenmiş bir dünya istiyorum. Tüm güney sınırlarının temizlenmesi ve güvenliğinin sağlanması Türk halkı için en doğru olanıdır. Ülkede barındırılan 3-4 milyon Suriye’linin de güvenliğinin sağlanarak bir an önce geldikleri topraklara geri dönmelerinden yanayım. Herkes kendi ülkesinde bir şeyler yapmayı denemeli. Bugün Çanakkale deyip geçmemek lazım çok şehit kanı var topraklarda. Sorarım Alman gazeteci arkadaşıma, tıpkı bugün ingiliz, Çin, Alman’ın YPG saflarında Suriye’de ne işi var? Amerika’nın orada ne işi var, sınırlarından binlerce bir ötede? Ta Avusturalya’dan gelen Anzak askerinin ne işi vardı Çanakkale’de o halde?

- Reklam -
Önceki İçerikDerbiler
Sonraki İçerikPiyasalar döviz hesaplarını bekliyor
Rana Elik
Rana Elikhttps://sonsoz.com.tr/
Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi-Müzik Eğitimi bölümünü bitirdi. İki yıl TRT de spikerlik yaptıktan sonra Türkiye'nin ilk özel televizyonu Star 1 tv ye transfer oldu. 1998 yılında Kanal 6'ya geçti,6 ay sonra Amerika'ya gitti ve bir yıl süresince mesleki eğitimler ve kurslara katıldı. Daha sonra tv8, ETV, Kral TV, Kanal T, Kanal 34 televizyonlarında ana haber bültenlerini sundu, haber programlarını hazırladı ve yöneticilik yaptı.

Güncel Haberler

Danıştay’ın Son Kararı İle Naylon Fatura Yaygınlaşır Endişesi!

Vergi inceleme elemanları tarafından mükelleflerin defter ve belgelerin incelenmek için istemeleri halinde mükellefler vergi ödevleri gereği ibraz etmek zorundadırlar.

Türk tipi başkanlık sistemi

Özellikle yandaş basın, Tayyip Erdoğan için BAŞKAN sıfatını kullanmaya devam ediyor. Ben şahsen CUMHURBAŞKANI sıfatının daha uygun olduğunu düşünüyorum.

Bilgi çağı nedir?

Dünya gezegeninde yaşayan canlılar arasında hiç şüphe yoktur ki insan en gelişmiş türdür ve gezegendeki canlı türleri arasında piramidin en üst basamağında yer almaktadır.

Kefere Sarraf ve Eski Kudüs Kadısındaki Alacağı

1808 yılının Eylül ayı. İstanbul sarrâflarından (banker) bir gayrımüslim, eski Kudüs kadısı Paşmakçızâde Nâkid Efendi’ye verdiği 4.280 kuruş alacağını bir türlü tahsil edemiyordu.

Dünyaca ünlü modele dudak uçuklatan hediye

Dünyaca ünlü rapçi Travis Scott, geçtiğimiz gün 22'nci yaşını kutlayan sevgilisi Kylie Jenner'a dudak şeklinde bir kolye hediye etti.

Türkiye’nin son 119 yıllık istatistikleriyle deprem gerçeği

Türkiye'de son 119 yılda meydana gelen ve resmi kayıtlara göre 86 bin 456 kişinin hayatını kaybettiği depremler, yıkıcı etkiyi gözler önüne seriyor.

Bu Haberler Kaçmaz

Bunları da beğenebilirsinBenzer Haberler
Tavsiye Ederiz