Üretim demek bilgi ve beceri demektir, insan doğada hazır olarak bulunan nesneleri toplayıp tüketmekten, ihtiyacı olan şeyleri üretip tüketme evresine bilgi biriktirip, becerilerini arttırarak geçebilmiştir.

İnsanı bu gezegendeki diğer canlılardan ayıran en önemli özelliği bilgi edinme, kaydetme ve aktarmada gösterdiği hayret verici başarı ve kompleksliktir.

Bitki ve hayvanları evcilleştirerek tarım yapmak da elbette bir miktar bilgi gerektirir, lakin sınai ürünler yapmak ise çok daha fazla ve kompleks bir bilgi birikimine ihtiyaç duyar.

Her sınai ürün mutlak bir şekilde teknoloji ve tasarım içerir, en başarılı tasarımı ve en gelişmiş teknolojiyi içeren ürünler ise küresel ölçekte büyük talep, görür herkes bu ürünlere sahip olmak ve bu ürünleri kullanmak ister ve bu yüzden de bu ürünler marka olur.

Türk milleti son iki yüz yıldır çok büyük ve derin bir ekonomik kriz içindedir, bırakın küresel ölçekte talep görecek sınai bir ürünler üretmeyi, kendi milletimizin ihtiyaçlarını karşılayabilecek miktarda ve nitelikte sınai ürünler dahi üretmekte yetersiziz, bu yüzden de devamlı olarak dış ticaret açığı veriyor ve ithalata bağımlı oluyoruz. Bakınız son iki yüz yılda ne Osmanlı devrinde ve nede Cumhuriyet döneminde yaratabildiğimiz tek bir küresel marka dahi yoktur.

Bunu olguyu gözlemlemek çok kolay etrafınıza bakınız kullandığınız sınai ürünlerden yüzde kaçı Türk malı ve Türk markası? Eminim çok azıdır, Türk malı sandığınız bir çok ürünün de ya ham ve ara maddeleri ithaldir ya da lisanslı üretimdir.

Sınai bir ürün üretebilmek için teknoloji ve tasarım bilgisinin mutlak gerek şart olduğunu belirtmiştim, teknoloji bilgisi oluşturabilmek için bilimsel ve tasarım yaratabilmek içinse sanatsal eğitim olmazsa olmazdır.

İşte OECD tarafından 79 ülkeden 15 yaş grubu 10 milyondan fazla öğrencinin katılımıyla yapılan Pisa testi sonuçları bu noktada küresel bir gösterge olarak çok büyük bir önem taşıyor.

Son test sonuçlarına göre Türkiye’nin 2003- 2018 arasında bir miktarda olsa gelişme gösterdiği görülüyor. 2015 yılındaki Pisa testinde 72 ülke arasında; fende 51. matematikte 48. okuduğunu anlamada 49. sırada olan Türk öğrenciler okuduğunu anlamada 49. sıradan 40. sıraya, matematikte 48. sıradan 42. sıraya ve fen bilimlerinde de 51. sıradan 39. sıraya çıktı. Türkiye, halihazırda OECD ülkeleri ortalamasının dört basamak kadar altında görünüyor.

Pisa testinde 1. sırayı Çinli, 2. sırayı Singapurlu, 3. sırayı Macao (Çin), 4. sırayı Hong Kong (Çin) ve 5. sırayı Estonyalı öğrenciler aldı.

İlk dört sıranın uzak doğulu öğrenciler tarafından alınması yükselen Çin ve Asya dalgasını göstermesi açısından çok önemli bir olgudur.

ABD’li öğrenciler 13. İngiliz öğrenciler ise 14. sırayı aldı.

Eğitim en temelde geçmiş nesillerden gelen yahut da başka toplumlardan edinilen bilgileri yeni nesillere aktarmanın en organize şeklidir. Eğitim başarısı üretim başarısının temelidir, bir ekonomide çağdaş üretim fonksiyonunun gerektirdiği bilgi, beceri ve nitelikte insan gücünüz yoksa diğer ekonomiler ile rekabet edebilecek ve katma değer yaratabilecek bir üretim yapamazsınız!

Türk eğitim sistemi biat kültürüne hizmet eden, fazlası ile ideolojik ve ezberci özellikler taşır. Milli eğitim sistemi yaratıcılığa, özgür düşünceye, meraka, sorgulama ve araştırmaya hemen hemen hiç alan açmaz. Daha da kötüsü bu testte sosyo-ekonomik olarak avantajlı yüzde 10’luk dilimdeki öğrencilerin daha başarılı olduğu da gözlemlendi. Oysa ki bir eğitim sistemi toplumun en yetenekli, en çalışkan, en zeki çocuklarını bulup özel olarak eğitmek üzerine kurulu olmalıdır sosyo-ekonomik durumu iyi olan çocukların diğer çocukları ezmesi elemine etmesi kabul edilemez bir olgudur.

İktidarın bu test sonuçlarını da dikkate almasını ve eğitim politikalarına ona göre yön vermesini umut ediyorum.

Facebook Yorumları

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz