Panik yapma değil ikna etme vakti!

40

İçişleri Bakanlığı, görevden aldığı CHP’li Ataşehir Belediye Başkanı’nın İmar Kanunu’na muhalefet ettiğini, Devlet İhale Kanunu’na aykırı davrandığını öne sürüyor, Oda Kule 1, Oda Kule 2, Erguvan Park ve Buz Rezidans yapımlarında muvazaalı işlemler gerçekleştirdiğini savunuyor.

Bakanlığın önemli iddialarından bir diğeri de Başkan’ın yakın akrabalarının, ekonomik durumlarına uygun olmayan şekilde ciddi miktarda gayrimenkul edinmesi.
++
Bunlar önemli iddialardır ve yanıtı, “İktidara pabuç bırakmayız… Yok öyle yağma!… Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı Man Adası belgeleri sonrası CHP’ye yönelik bir susturma operasyonu yapılmak isteniyor… Hodri meydan” diye verilemez.
Görevden alınan belediye başkanı düzenleyeceği basın toplantısıyla elindeki tüm belgeleri, şayet varsa mahkeme kararlarını ortaya koymalı, iddiaları çürütmeye çalışmalı, hatta uluslararası bir denetim kuruluşunun hakemliğini peşinen kabul ettiğini açıklamalıdır.
CHP Meclis grubuna düşen görev ise, görevden alınmayla ilgili bir Meclis araştırma komisyonu kurulmasını istemek olmalıdır.
Bunun aksine takınılacak tavırlar, konuyu sert demeçlerle, suçlamalarla geçiştirmeye çalışmak zihinlerde oluşan “acaba” sorusunu güçlendirmekten başka işe yaramaz.
BU KADAR ÖFKEYE
HİÇ GEREK YOKTU
ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması karşısında elbette tepki göstermeliyiz.
Ama bunun daha özenli, dikkatli bir dille yapılması gerekmez mi?
“İsrail terör devletidir”, “Çocuk katili devlettir”, “İşgalcidir ve yağmacıdır” şeklinde dile getirilen öfke Türkiye ile İsrail arasında sadece bugünü değil geleceği de ipotek altına alıyor, iki ülkeyi adeta birbirinin yüzüne bakamaz noktaya getiriyor.
Son Kudüs gerilimini başlatanın İsrail değil ABD olduğunu da unutmamalıyız.
ABD, “Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdık” dediğinde İsrail, “Hayır biz bu kararı tanımıyoruz” diyebilir miydi?
++
Bakın, geçmişte Suriye Devlet Başkanı Esad’a da sert sözlerle yüklenmiştik.
Bugün, Esad’ın merkezi iktidarının tüm Suriye’de egemen olmasını, yeni devletler ve devletçikler oluşmasına izin vermemesini isteyecek duruma gelmedik mi?
Devletler duyguyla değil gerçeklerin ışığında yönetilmelidir.