Öztrak: Saldırıları lanetliyoruz

0
69

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak Ankara’da gazetecilerin saldırıya uğraması ve gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Esma ALTIN/ANKARA

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak son günlerde yaşanan olaylara ilişkin açıklamalarda bulundu. Öztrak: “Mafya artıkları ve çeteler, siyasetçilere, gazetecilere olmadık tehditler savuruyor.” dedi.

SALDIRILARI LANETLEDİ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bazı siyasiler ve basın mensuplarına yapılan saldırıları, demokrasiye bir darbe olarak değerlendiren Öztrak; “Devlet krizinin zirve yaptığı son yıllarda, Türkiye’nin göbeğinde, başkentimizde, ana muhalefet partisi liderine linç girişiminde bulunuluyor. Mafya artıkları ve çeteler, siyasetçilere, gazetecilere olmadık tehditler savuruyor.  Geçtiğimiz günlerde uzaktan kumandalı çeteler, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ’a, basın mensupları; Orhan Uğuroğlu ile Afşin Hatipoğlu’na saldırdılar. Aynı günler içinde gerçekleştirilen ve organize olduğu açıkça belli olan bu saldırıların amacı; demokrasimizin, basın özgürlüğünün ve siyasetin özgürce yapılmasının önünü kesmektir. Bu yaşadıklarımız sıradan olaylar değildir. Demokrasiye darbedir, terördür. Bunlar vakayı adiyeden değildir. Biz bu saldırıları lanetliyoruz. Failleri bir an önce yakalanarak, yargıya teslim edilmesini, yargının da hızla gereğini yapmasını bekliyoruz.” dedi.  

İnsan sağlığını tehlikeye düşüren  Korona Virüs salgını ve ülkemize getirilen aşılar ile ilgili hükümete yönelik eleştirilerde bulunan Öztrak şunları ifade etti; “Ülkemizde insanlarımızın canını tehlikeye atan, bir diğer önemli tehdit ise salgın. Salgın da çok kötü yönetildi.  Salgının yükü fedakâr sağlık çalışanlarımızın omuzlarında kaldı. Yüzlerce sağlık çalışanımızı kaybettik. Aşı süreci de çok kötü yönetiliyor. Aşıda tüm dünya zamana karşı yarışıyor. Bazı ülkeler nüfusunun yüzde 20’sini aşıladı bile. Ama biz bu yarışta maalesef çok geride kaldık.”

Aşının sadece tek bir kaynaktan edinilmesini eleştiren Öztrak; “Tüm dünya hükümetleri aşılamadaki yarışı görerek, yurttaşlarına pek çok farklı kaynaktan aşı tedarik etti. İktidar ise sadece Çin’den yani tek bir kaynaktan, o da topu topu 3 milyon doz aşı getirmiş gözüküyor. Yani gelen aşı sadece 1,5 milyon yurttaşımıza yetecek kadar. Maalesef ne yeterince aşı bağlantısı ne de aşı çeşitlendirmesi yapılabildi. Neden yapılmadı? Para mı yoktu? Planlama mı yapılamadı? Gelen aşılar için kaç para verildi? Bunları bilmiyoruz. Alman aşısının gelip gelmeyeceği konusunda, hükümetin kafası hala karışık. Bakan ‘Anlaşmayı yaptık’ dedi.  Sayın Erdoğan ‘Nihai kararı henüz vermedik’ dedi. Salgına karşı toplumsal bağışıklık kazanmamız için, nüfusun en az yüzde 60’ını aşılamak gerekiyor. Yani, 4,5 milyon Suriyeli ile beraber, en az 105 milyon doz aşıya ihtiyaç var. Peki, gelen ne kadar?  Sadece 3 milyon doz. Geriye kalan 102 milyon doz aşı ne zaman gelecek? Onu kimse bilmiyor. Hükümet de bilmiyor. Oysa Sağlık Bakanı geçtiğimiz Aralık ayının başında ‘Aralık ayında 10 milyon, ama muhtemelen 20 milyon temin etmiş olacağız. Ocak ayında 20 milyon, Şubat ayında ise 10 milyon doz aşı temin etmiş olacağız’ diyordu. Ocak ayının ortasını geçtik. Yaklaşık 40 milyon doz aşının şu ana kadar gelmiş olması gerekiyordu. Geldi mi? Hayır. Gelen çok sınırlı sayıda aşının ilk aşamada sağlık çalışanlarına, bakım evlerinde kalanlara, 85 yaş üzerinden başlayarak, 65 yaş ve üstü olanlara yapılacağı söylendi. Ama aşı konusunda herkesin gönlünü rahat tutacağı bir aşılama takvimi hala ortada yok.” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da aşı olacağına değinen Öztrak şunları aktardı; “Sayın Genel Başkanımız, ‘Vatandaş Kemal Kılıçdaroğlu’ olarak mutlaka aşı olacağını ifade etti.  Ama önceliğin sağlık çalışanlarının aşılanması olduğunu da söyledi.  Genel Başkanımızın ve partimizin düşüncesi, eldeki sınırlı sayıdaki aşının önce sağlık çalışanları için kullanılmasıdır.”

‘EKONOMİ ENTÜBE’

Korona Virüs salgının da etkisiyle ülkenin büyük bir ekonomik buhran içine girdiğini belirten Öztrak sözlerine şöyle devam etti; “Cumhuriyet tarihimizin en ağır buhranlarından birini yaşıyoruz. Ekonomimiz entübe. Çiftçilerimiz entübe.  Emekçilerimiz entübe.  Esnaflarımız entübe. Cumhuriyet Halk Partisi Ekonomi Masası olarak, Ankara’nın Polatlı ilçesindeydik. Esnaflarımızla,  çiftçilerimizle, üreticilerimizle bir araya geldik. Türkiye’de hangi sorun varsa Polatlı’da da o var. Polatlı’da esnaf çok dertli.  Esnaflarımız ‘sicil affı’ istiyor. Bankalardan ve Esnaf Kefalet’ten alınan kredilerin, faizsiz ertelenmesini talep ediyor. Esnafımız; ‘Bana göstermelik değil, yeterli destek ver’ diyor. Polatlı demek aynı zamanda tarım demek, besicilik demek. Besici haykırıyor; ‘7 bin – 7 bin 500 liraya aldığım hayvana, yıl boyunca 5-6 bin liralık yem veriyorum. Buna karşın karkas etin kilosunu 33 liradan satıyorum. Ettiğim masraf 13 bin lira.  Elime bir hayvandan geçen para 10 bin lira. Ben nasıl ayakta kalacağım’ diyor. Besicilerimiz artık usanmış,  köylerini terk ediyor. Polatlı, ülkemizin soğan üretiminde en önemli merkezlerinden biri. Sezonda 1 lira 40 kuruşu gören soğan,  şimdi 70 kuruşlara kadar düşmüş. Fiyat, üreticinin maliyetini karşılamıyor. Bir çiftçimiz, ‘Kilosuna 90 kuruş masraf ettiğim soğan, 70 kuruşa satılıyor’ diye şikâyet ediyor. Lokantalar kapanınca, turizm sekteye uğrayınca soğan talebinde de ciddi düşüş yaşanmış. Bir başka çiftçimiz; ‘İki yıl önce Mısır’dan çöpe atılacak soğanları getirdiler. Getirdikleri paranın da altına sattılar. Tarım Kredi görev zararı yazdı. Bugün biz zararımızı nereye yazalım?’ diye Tarım Bakanı’na soruyor.”

İhracata yönelik yapılan kısıtlamaların üreticileri zor durumda bıraktığını savunan Öztrak şunları ifade etti; “Depocular geçen dönemde getirilen ihracat kısıtlamasının kendilerini köşeye sıkıştırdığını anlatıyor. ‘Tek kurtuluşumuz ihracat’ diyor. Soğan ucuz ama taşıma maliyetleri alıp başını gitmiş. Binlerce dolarlık konteyner fiyatları soğan ihracatını engelliyor. Yurtdışına mal göndermek pahalı da,

yurt içine mal göndermek ucuz mu? Hayır. Şoförler Odası özellikle İstanbul’a gönderecekleri mallardaki yol ve köprü geçiş paralarından muzdarip. Mazot fiyatları da almış başını gitmiş. İstanbul’a kimse mal götürmek istemiyor. Kamyoncu esnafı acil olarak mazotta ÖTV kalksın istiyor. Belediyemiz nohutta yaptığı destek alımlarıyla, Ankara’da nohut üreticisini tüccarın tahakkümünden kurtarmış. Rahat bir nefes aldırmış. CHP umut olmuş. Polatlı’da bir üreticimizin söyledikleri, Türkiye’de son iki yıldır yaşadığımız devlet krizinin en güzel özetiydi. Üreticimiz şunu diyor; ‘Adalet mülkün temelidir. Adalet yoksa her şey çöker kardeşim. Siz düzgün kurallar koyun, biz uyarız. Biz Kral istemiyoruz. Kural istiyoruz.’ Üretici sonuna kadar haklı. Kuralın olduğu yerde öngörülebilirlik olur. Öngörülebilirliğin olduğu yerde güven olur. Güven olan yerde yatırım olur, üretim olur.”

CHP olarak ekonomi ile ilgili kendilerince bir yol belirlediklerine dikkat çeken Öztrak; “Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bizim parolamız bellidir; ‘Kendi ülkemizde, kendi toprağımızda, kendi çiftçilerimizle üretim!’ Biz çiftçimizi ve tarımı koruyacağız. Tarımsal üretimi planlı yapacağız. Derde derman olacak desteklerle, çiftçimizin yanında olacağız. Üretici tarlasına tohumu atarken ürününü kaça satacağını bilecek.” dedi.

TURİZM SEKTÖRÜNDE YAŞANANLARA DEĞİNDİ

Turizm sektöründe yaşanan sekteyi de gündeme getiren Öztrak şunlara değindi; “Ortalık satılık otel ilanından geçilmiyor. Gazeteler ‘Beş Yıldızlı İflas’ diye başlık atıyor. Bankalar turizmin merkezi Antalya’yı takibe almış. Turizm sektörü çığ gibi artan borçların gölgesinde. Sadece Antalya’daki otellerin bankalara borcu,  6 milyar 700 milyon dolara ulaşmış. Turizmciler, banka borçlarının yeniden yapılandırılmasını istiyor. Turizm deyince Turizm ve Seyahat Acentalarını unutmamak gerekir. Otellerimiz turizmin çiçek bahçesiyse seyahat acentalarımız, o bahçenin arılarıdır.  2020’de bahçede çiçekler açmadı. Arılar da bal yapamadı. Belki 2021’de çiçekler yeniden açacak ama hükümet bir şeyler yapmazsa ortada bal yapacak arı kalmayacak.  Önümüzdeki yıllarda turizm sektörü felç olacak. Bu soğan üreticisinden hediyelik eşyacısına, lokantacısından garsonuna, esnafı, sanayiciyi herkesi etkileyecek.”

Çarşı-Pazar fiyatlarına da dikkat çeken Öztrak, hayat pahalılığıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Öztrak: “Dertler derya olmuş, vatandaşlarımız da birer sandal. Vatandaşlarımız dert deryasında devrilip, batmamaya, ayakta kalmaya uğraşıyor. Hayat pahalılığı milletimizi inim inim inletiyor. TÜİK’in enflasyonuyla, çarşı pazarın enflasyonu arasındaki makas ikiye katlanmış. İzahı olmayan şeylerin mizahı olur. Ülkemiz ‘kara mizah’ ülkesi oldu. Raflarda ayçiçek yağı artık tek taş pırlanta muamelesi görüyor. Gençlerimiz tek taş pırlantayı bırakıp 5 litrelik ayçiçek yağıyla evlilik teklifi yapmaya başlamış. Ama üretici dernekleri ham maddedeki son fiyat artışlarının raf fiyatlarına henüz yansımadığını söylüyor. Maliyetlerdeki artışa bağlı olarak sıvı yağa yüzde 20 yeni zam geleceği söyleniyor. Yine market raflarında bir litrelik pastörize sütün fiyatı 8 liraya dayandı. Karton yumurtanın fiyatı tavuğun fiyatını geçti. Millet öğün atlayarak ayakta durmaya çalışıyor.” ifadelerini kullandı.

2023 HEDEFLERİNİN DEĞİŞTİĞİNİ İDDİA ETTİ

AK Parti’nin 2011 yılında ortaya koyduğu ‘2023 Hedefleri’ artık çok değiştiğini iddia eden Öztrak, iktidara şu soruları yöneltti; “2011 seçimlerinden önce meydan meydan dolaşıp anlattığınız, Devletin Kalkınma Planlarına bile koydurduğunuz bir ‘2023 Hedefleri’ vardı. Onlar ne oldu? Hala çıkıp, ‘2023 hedeflerine ulaşacağız’ diyorsunuz da, o hedeflerin ne olduğunu artık neden söyleyemiyorsunuz?  Bundan 10 yıl önce millete; ‘2023’te 2 trilyon dolar milli gelir’ vadediyordunuz. Şimdi altına imza attığınız Orta Vadeli Program’da, ‘2023’te milli gelir 875 milyar dolar olacak’ diyorsunuz. 2 trilyon dolarlık milli gelir hedefine ne oldu? Bundan 10 yıl önce aynı meydanlarda ‘2023’te kişi başına milli gelir 25 bin dolar olacak” diyordunuz. Şimdi, ‘Ancak 10 bin dolar olur’ diyorsunuz. Aradaki 15 bin dolarlık fark nereye gitti?  Ama bir hedefi de ikiye katladınız. ‘2023’te işsizliği yüzde 5’e düşüreceğiz’ diyordunuz. Şimdi ‘Yüzde 11 olacak’ diyorsunuz. Size soruyoruz; alametifarikanız olan ‘2023 Hedefleri’ ne oldu?”

Ülkenin bütçe dengesinde bozulmaların olduğunu iddia eden Öztrak; “2020’de 139 milyar lira olması hedeflenen bütçe açığı, 173 milyar lira oldu. Ama Bakan, ‘2020 yılı bütçe açığımız hedeflenen 239 milyar liranın altında, 173 milyar lira olarak gerçekleşti. 66 milyarlık tasarruf sağladık’ diye övünüyor. Sayın Bakan; Devlet Planlama Teşkilatı kökenlidir. Bütçe hedefi nedir, program gerçekleşme tahmini nedir bilir. Bu ifadeyi yadırgadığımı belirtmek isterim. TBMM’den geçen bütçe hedeflerine göre, bütçede bırakın tasarruf yapılmayı, 34 milyar lira daha fazla açık verilmiştir. Bu açık için de daha fazla borçlanmak zorunda kalınmıştır. Sayın Bakanı uyarmak da bizim görevimiz. Bütçe gerçekleşmesinin iki ay önceki tahminin altında kalmasının nedeni vergi gelirlerindeki hormonlu artıştır. Ucuz krediyle öne çekilen araba ve ev satışlarının yol açtığı vergi artışının, bu yıl da tekrarlanması imkanı kalmamıştır. Bankaların borç verecek mecali kalmadı. Faizler aldı başını gitti. Hesabınızı bu yıl ona göre yapın. Yine 2020’de, 66 milyon lira fazla vermesi hedeflenen faiz dışı denge, 38 milyar 780 milyon lira açık verdi.  Faiz dışı bütçe dengesi son iki yıldır üst üste açık veriyor. Böyle bir durumla 1993’den bu yana karşılaşmadık. Son iki yıldır faiz ödemek için de borçlanmak zorunda kalıyoruz. Yine son iki yıldır ‘ikiz açık’ sorunu dediğimiz, hem ‘dış açık’ hem de ‘iç açık’ sorunuyla karşı karşıyayız.” dedi.

Bütçedeki açıkların sadece Korona Virüs salgını nedeniyle oluşmadığını iddia eden Öztrak şunları dile getirdi; “Salgın nedeniyle böyle bir tabloyla karşılaştık desek, bütçeden verilen doğru dürüst bir destek de yok. Bize benzer ekonomiler içinde vatandaşına bütçeden en az destek veren ekonomilerden birisi Türkiye. 2020 bütçesinden verilen karşılıksız gelir desteği, topu topu 6,4 milyar lira. Millete destek yerine, borç verdiler. Salgın dönemindeyiz. Milletin evinde internet yok,  çoluğunun çocuğunun tableti yok, bilgisayarı yok. Çocuklar uzaktan eğitim alamıyor.”