ÖZTRAK: PARAMIZIN DEĞERİ DOLAR VE EURO KARŞISINDA GÜNEŞ GÖRMÜŞ KAR GİBİ ERİDİ

0
14

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, ülke ekonomisi ve ekonomi politikaları hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Esma ALTIN/ANKARA

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, ülke ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gün gittikçe artan bir hayat pahalılığı olduğunu iddia eden Öztrak; “Geçtiğimiz yıllarda suçlu soğan ve patates depolarıydı. Hal esnafıydı. Bu yıl ki suçlu ise ilkin zincir marketler oldu. Bugün bu ülkede marketler, 18 ay vadeli market kredisi dağıtmaya başladıysa, millet etini, sütünü, meyvesini, sebzesini, ununu, şekerini market kredisiyle alma noktasına geldiyse, marketler mal satabilmek için modern veresiyeye başladıysa bunun tek sorumlusu vardır. Enflasyon uçtu, işsizlik şaha kalktı, paramızın değeri dolar ve euro karşısında güneş görmüş kar gibi eridi.” diye konuştu.

- Reklam -

‘PARAMIZIN DEĞERİ DOLAR VE EURO KARŞISINDA GÜNEŞ GÖRMÜŞ KAR GİBİ ERİDİ’

CHP olarak ülkeyi ekonomik anlamda layık olduğu seviyeye getireceklerini savunan Öztrak, ülkede var olduğunu iddia ettiği hayat pahalılığı ve özellikle Türk Lirasının büyük değer kaybetmesine ilişkin konuştu ve şunları söyledi; “Hafta sonu Abant’ta yaptığımız toplantılarda, milletvekillerimiz bu buhrandan nasıl çıkacağımızı, milletimizi rahatlatmak için neler yapacağımızı, sahadaki gözlemlerimizi Genel Başkanımızla istişare etti. Hep beraber gördük ki, Cumhuriyet Halk Partisi hem moral olarak hem de program ve projeleriyle iktidara hazırdır. Biz büyük bir heyecanla, istekle ve kararlılıkla, demokrasiden, özgürlükten yana dostlarımızla beraber milletimizin hizmetine, her bir ferdinin derdine derman olmaya ve güzel ülkemizi Dünyada hak ettiği yere getirmeye talibiz.  Geçtiğimiz yıllarda suçlu soğan ve patates depolarıydı. Hal esnafıydı. Bu yıl ki suçlu ise ilkin zincir marketler oldu. Bugün bu ülkede marketler,18 ay vadeli market kredisi dağıtmaya başladıysa, millet etini, sütünü, meyvesini, sebzesini, ununu, şekerini market kredisiyle alma noktasına geldiyse, marketler mal satabilmek için modern veresiyeye başladıysa bunun tek sorumlusu vardır. Enflasyon uçtu, işsizlik şaha kalktı, paramızın değeri dolar ve avro karşısında güneş görmüş kar gibi eridi. 1 Ocak 2005’de, paradan 6 sıfır attıklarında 100 lira ile 75 dolar alıyorduk. 100 liralık banknot, 1 Ocak 2009 tarihinde tedavüle girdi. Vatandaşın günlük hayatta en çok kullandığı banknot bu. 2 Ocak 2009’da bu 100 lirayla, 66 dolar alır hale geldik. Bugün aynı 100 lirayla,  ancak 11 dolar alabiliyoruz. 100 liranın dolar karşısındaki satın alma gücü 12 yılda, 55 dolar erimiş.”

Bir ülkenin ekonomisinin istikrarlı olması için parasal değerinin olması gerektiğini savunan Öztrak sözlerine şöyle devam etti; “Bir ülkenin parasının değeri, o ekonominin barometresidir. İstikrarlı ekonomilerin, istikrarlı parası olur.  İstikrarlı ekonomilerde paranın gücü vardır. Onuru vardır, haysiyeti vardır. 2009’un Eylül ayında, yani 12 yıl önce 100 lirayla; 440 tane yumurta alabiliyorduk, şimdi 97 tane alabiliyoruz. 114 kilo domates alabiliyorduk, şimdi 21 kilo alabiliyoruz. 101 kilo patates alabiliyorduk, şimdi 33 kilo alabiliyoruz.103 kilo kuru soğan alabiliyorduk, şimdi 43 kilo alabiliyoruz. 52 paket makarna alabiliyorduk, şimdi 15 paket alabiliyoruz. 31 kilo nohut alabiliyorduk, şimdi 8 kilo alabiliyoruz. 21 litre Ayçiçek yağı alabiliyorduk, şimdi 5 litre alabiliyoruz. 17 kilo tavuk eti alabiliyorduk, şimdi 5 kilo alabiliyoruz. Hâsılı 100 lira ilk çıktığında aldığımız pirinci, makarnayı, Eti, yumurtayı, yağı bugün fileye atmaya kalksak, artık bu elimdeki 100 lira yetişmiyor. Yanına bir 100’lük banknot daha, yetmez bir 100 daha, o da yetmez bir 100 lira daha. Bunlar da yetmiyor.  Yanına iki tane de 20 liralık banknot gerekiyor. Bu da TÜİK’in marketine göre. Çarşıya, pazara bu banknotlar da yetmez.”

Son bir yılda üretici ve tüketici fiyat artışlarının TÜİK ve Enflasyon Araştırma Grubu’nun verdiği sonuçlara göre farklılık gösterdiğini belirten Öztrak şunları kaydetti; “TÜİK ’in makyajlı rakamlarına göre, son bir yılda tüketici fiyatları yüzde 19,6 üretici fiyatları da yüzde 44 artmış. Enflasyon Araştırma Grubuna göre ise, tüketici enflasyonu son bir yılda yüzde 45’e dayanmış. TÜİK ’le aradaki makas 2 kattan fazla.”

HAYAT PAHALILIĞININ NEDENİ, BORÇ İLE ŞİŞİRİLEN EKONOMİDİR’

Kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte vatandaşların enerji, yakıt masrafının artacağını belirten Öztrak, yapılan zamlar ile vatandaşlara büyük bir yükün yüklendiğini iddia ederek şunları dile getirdi; “Önümüz kış ve enerji zamları yağmur gibi yağmaya başladı. Doğalgaz son bir yılda yüzde 20 zam gördü.  Elektrik fiyatları son bir yılda yüzde 29 arttı. Yeni zamlar da yolda. Sayın Genel Başkanımız şirketleri açıkça uyardı. Varsa bir sıkıntınız, bunu millete yansıtmayın. Millet zaten perişan. Zamlı elektrik faturalarının altından artık vatandaş kalkamaz. Yine TÜİK ’e göre son bir yılda,  benzine yüzde 16,  LPG’ye yüzde 27, mazota yüzde 23 zam geldi. Bunlar da vergiler düşürülerek makyajlanmış zamlar. Ama eşel mobil sistemi artık iflasın eşiğinde. Akaryakıtta zamların büyüğü heybede. Bu zamları zincir marketler yapmıyor.”

Türk Lirasında yaşanan ciddi değer kaybının fiyat etiketlerine halen yansımadığını ancak yansıdığında ise vatandaşların yine ekonomik anlamda büyük bir sıkıntıya gireceğini savunan Öztrak şunları ifade etti; “Pandemide indirilen vergi oranları da yeniden arttı. Bunlar da fiyat etiketlerine yansıyacak. Mutfaklar, sofralar yangın yeri. Millet market raflarına, pazar tezgâhlarına yaklaşamıyor. Hayat pahalılığının nedeni üretimle büyüyen değil, borçla şişirilen ekonomidir. Gelirle değil krediyle pompalanan tüketimdir. Bu nedenle azan cari açıktır. Hayat pahalılığının sebebi; faiz sebep, enflasyon sonuç zırvasıyla, Türk Lirasının değerinin pul edilmesidir.”

Fiyat artışlarının bir diğer sebebinin de tarımda üretimin azalması olduğunu iddia eden Öztrak, şunları belirtti; “Yine bugün fahiş fiyat artışları oluyorsa, sebebi tarladan sofraya kadar gıda güvencesini sağlayacak, bir gıda ve tarım politikasının olmamasıdır. Bugün çiftçi tarlasına küstüyse sorumlusu kim? Bugün, 120 litrelik bir traktör deposu geçen yıla göre, 164 lira daha pahalıya doluyor. Son bir yılda, DAP gübre yüzde 142, ÜRE gübre yüzde 120 zam gördü. Bu maliyetlerle çiftçi tarlası ile tohumu nasıl buluşturacak? Ülkede gübre bulunmuyor. Kısa vadede, Ürünü değil, girdiyi ithal et. Çiftçiye tarlasına atacak gübre bul. Şimdi döviz kurları şahlanınca, girdi fiyatları da şaha kalkıyor. Ürün fiyatları ise, girdi fiyatlarına yetişemiyor. 2002’de 1 ton buğday satan çiftçi,  923 kilo gübre alıyordu. Bugün ancak 438 kilo gübre alabiliyor. Ekim öncesi gübre atmak, çiftçilerimiz için artık küçük bir servet. Çiftçi gübre atsa maliyeti artacak, fiyatlar yukarı gidecek. Gübre atmazsa verim düşecek, fiyatlar yine yukarı gidecek. Ciddi bir üretim planlamasıyla, doğru dürüst desteklerle, tarım sektörüne stratejik önem vererek biz tüm bu sorunları çözeceğiz. Biz hazırız. Planlarımız, projelerimiz hazır. Artık seçimin gününü, vaktini, saatini bekliyoruz.”

‘MERSİN’DE ÜRETİLECEK ELEKTRİĞİN SAHİBİ RUSYA’

Mersin’de yapılan nükleer elektrik santralini de gündemine alan Öztrak, buradan üretilecek elektrik kullanımında Türkiye’nin sadece müşteri olacağını iddia ederek; “Mersin’de nükleer santral yapıldı da ne oldu? Yapılan santralin de,  burada üretilecek elektriğin de sahibi Rusya. Türkiye sadece üretilen elektriğe müşteri. Hem de ne müşteri. Buradaki elektriğe 15 yıl boyunca kilovat saati, 12.35 sentten alım garantisi verdik. Dünyanın en pahalı elektrik enerjisini kullanacağız. Şimdi bundan iki tane daha yapılması gündeme gelmiş. Bu Türkiye’nin boynuna vurulacak,  büyük bir ekonomik kapitülasyondur. Son sözümüz milletimize. Umutsuzluğa yer yok. Ülkemiz büyük bir ülke. Milletimiz büyük bir millet. Ülke iyi yönetilirse her sorunun çözümü var. Biz ilk seçimde işbaşına geleceğiz. Millet rahat bir nefes alacak.  Büyük bir kucaklaşma olacak. Endişeler son bulacak. Artık kimse bu milletin fertlerini bölüp, parçalamayacak.  Bağımsız yargı olacak.  Özgür medya olacak. Birinci sınıf bir demokrasi olacak.  Herkes canından, malından, geleceğinden emin olacak. Herkesi kucaklayan tarafsız bir Cumhurbaşkanı olacak. Devlet yönetiminde liyakat olacak. İstişare olacak. Borçla değil, üreterek büyüyeceğiz. Bu topraklarda dijital devrimin önünü açacağız. Gençlerimizin karşısında değil, yanında olacağız. Eğitimde fırsat eşitliğini yeniden sağlayacağız. Dünyayla yarışacak bir ekonomi için, üreticilerimizin rakibi değil, dostu olacağız.  Tarımda yeniden kendi kendine yeten bir ülke olacağız. Büyürken kimseyi geride bırakmayacağız. Herkesin aşı olacak, işi olacak. Çokça kazanıp, hakça bölüşeceğimiz bir Türkiye olacak. Büyürken, enflasyonu, borcu büyütmeyeceğiz. Yeşil Mutabakata uyum sağlayacağız. Derelerimize, ormanlarımıza, dağımıza, taşımıza, kurdumuza, kuşumuza gözümüz gibi bakacağız.  Yurtta sulh cihanda sulh ilkesine dayanan milli ve onurlu bir dış politikamız olacak. Kısacası, biz işbaşına geldiğimizde, memlekette hayat bayram olacak. Biz hazırız. Milletimiz hazır.” şeklinde konuştu.

- Reklam -