Öztrak: Devlet krizi ve buhran var

0
45

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak ekonomi, liyakat ve devlet yönetimi hakkında hükümete eleştirilerde bulundu.

Esma ALTIN/ANKARA

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Enflasyon, ekonomi, devlet yönetimi ve liyakat konularında hükümeti eleştiren Öztrak; “Derinleşen devlet krizi ve buhran var.” dedi.

‘TERÖR İNSANLIĞA KARŞI BİR SUÇTUR’

Hafta sonu Somali’de Türk şirketine yönelik gerçekleştirilen terör saldırısında hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dileyerek sözlerine başlayan Öztrak şunlara vurgu yaptı; “Hafta sonunda, Somali’de bir Türk firmasına yapılan bombalı terör saldırısında, hayatını kaybedenler oldu. Yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralananlara acil şifalar dileyerek sözlerime başlamak istiyorum. Terör insanlığa karşı bir suçtur.”

Gündemlerinde ekonomi ve kamuda yaşanan liyakatsizlikler olduğunu ifade eden Öztrak sözlerine şöyle devam etti; “Toplantımızın gündeminde, açıklanan enflasyon verileri, milleti bunaltan hayat pahalılığı, ağırlaşan ekonomik kriz, kamudaki liyakatsiz atamalar, derinleşen devlet krizi ve buhran vardı. Yine Elazığ’da hafta sonunda gerçekleşen deprem nedeniyle, tüm Elazığlılara geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Geçtiğimiz yıl Elazığ’da bir deprem acısı yaşadık.  Aradan geçen bir yılda depremzedelerle ilgili tedbirleri yerinde incelemek üzere, Genel Başkan Yardımcımız Ali Öztunç başkanlığında, 30 milletvekilimiz bu hafta Elazığ’a hareket edecekler.”

Toplumun kutuplaştırıldığına dikkat çeken Öztrak şunları aktardı; “İktidar siyasetinin, iki temel ayağının bu yıl da süreceği anlaşıldı. İlki, milletin refahını değil borcunu artır, ikincisi, milleti ortadan ikiye böl, böylece borçla, nefretle, kinle, milletin fakirliğini ve yarın korkusunu yönet. Oysa, bu toprakların hamurunda kin ve nefret yoktur. Bu toprakların hamurunda; ‘Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil’ diyen Yunus Emre vardır.  ‘Bağış, kine merhemdir’ diyen Mevlana vardır.  ‘Yolumuz, ilim irfan ve insanlık sevgisi üzeredir’ diyen Hacı Bektaş-ı Veli vardır. ‘Kalbini, kapını, alnını açık tut’ diyen Ahi Evran vardır. Siyasette mücadele, münakaşa, rekabet olur. Sonunda; milletin meseleleri, istişareyle, müzakereyle çözülür. Ama kin, nefret ve gözü dönmüşlük. Bu topraklara, bu toprakların öz kültürüne yabancıdır.”

‘KİMSE İNANMAZ’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözleri üzerinden eleştirilerde bulunan Öztrak şunlara değindi; “Cumhuriyetimiz; ‘Millet erkek ve kadından oluşur. Mümkün müdür ki, toplumun yarısı toprağa zincirlerle bağlıyken diğer kısmı semaya yükselebilsin?’ diyen, büyük bir liderin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kuruldu. Bana oy vermeyen, benim partimde siyaset yapmayan kadın, ‘vitrin mankenidir’ diyen bu zihniyet şimdi çıkmış, 2021 yılında reform yapacağını söylüyor. Bu kafayla yapılacak reforma da, uygulamaya da kimse inanmaz. Kadın cinayetleri son yıllarda katlanarak arttıysa, nedenleri işte bu zihniyette aranmalıdır. Son 12 yılda, 3 bin 485 kadın cinayete kurban gitti. Şüpheli kadın ölümleri bu rakama dahil değil. Kadını ‘vitrin mankeni’ olarak görenler, bu dışlayıcı dilin sahipleri, kadın cinayetlerini engellemek için tedbir alır mı, alabilir mi? Almadığı gibi, kendi imzaladığı, kadına, çocuğa yönelik her türlü şiddeti engellemeye yönelik esasları içeren, ‘İstanbul Sözleşmesi’ni’ bile tartışmaya açtı. Biz bir kez daha söyleyelim; kendinize gelin, ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun. Hiçbir kadın, vitrin süsü değildir. Kadın, erkek eşittir. Siyaset yapmak, kadın-erkek herkesin hakkıdır. Biz şimdi Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan,  Ak Parti Genel Başkanı’nın, cuma namazı çıkışında gönlünü kırdığı, bu ülkenin tüm kadınlarından, samimi bir özür dilemesini, helallik istemesini bekliyoruz.”

LİYAKATA DEĞİNDİ

Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan Rektör’ün partili olduğunu iddia eden Öztrak şunları söyledi; “Bilim yuvası olması gereken üniversitelerde, yetkili kurullarda seçilip seçilmediğine bakmadan liyakati değil sadakati dikkate alıp, Rektörlük makamına oturtulan eski milletvekilleri, milletvekili adayları bulunuyor. İşte milletimizin, sizin vitrininizde gördüğü bunlar Sayın Erdoğan. Milletimizin bu vitrine verdiği not da belli, ilk sandıkta size yerinizi gösterecek, bu vitrini değiştirecek.”

Milletin gündeminin işsizlik olduğuna dikkat çeken Öztrak şunları aktardı; “Oysa milletin gündemi belli; bu ülkenin insanı işsizlikle boğuşuyor. Yoksullukla boğuşuyor. Pazar tezgâhlarındaki artıklardan, günlük rızkını çıkarmaya çalışan yüzbinlerce yurttaşımız var. Çalışıyor göründüğü halde iş başında olmayanlarla beraber, işsizlerimizin sayısı 12 milyonu aşıyor. Gençlerin bu ülkede bir hayat kurma umudu bitmiş. İşsizler perişan, çalışanlar da yoksulluğun pençesinde. Asgari ücret ortalama ücret olmuş. Millete açlık sınırında yoksulluk sınırının kat kat altında, bir asgari ücret layık görülüyor. Ülke yabancı yatırımcı için hukukun üstünlüğüyle, teknolojik alt yapısıyla cazibe merkezi olamıyor.  1,5 milyar Avroluk Wolksvagen yatırımı ülkeden kaçıyor. Bunu gören Sanayi Bakanı, ‘kaybeden volkswagen olur’ diye teselli ederken; Cumhurbaşkanlığı’nın Yatırım Ofisi, uluslararası yatırımcıya suna suna, ‘uygun maliyetli iş gücü’ sunuyor. Çok açık söylüyorum; bu ülkenin çalışanları, sefalet ücretine mahkûm edilemez. Bu hükümetle yokluk ve hayat pahalılığı olağan hale geldi. Memlekette kuraklık var ama, doğalgaz, elektrik, köprü, otoyol, zamlar sağanak oldu yağıyor. Elinizi attığınız her yer ateş pahası. Dünyanın en pahalı köprü ve otoyolları bizde. İstanbul’dan İzmir’e uçakla gitmek, İstanbul’dan İzmir’e otoyoldan gitmekten daha ucuz hale gelmiş.”

‘DAĞLAR KADAR FARK VAR’

Açıklanan enflasyon rakamlarının inanılır olmadığını savunan Öztrak sözlerine şöyle devam etti; “Türk Lirasının kur sepeti karşısında yüzde 24 değer kaybettiği, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bilançosunun yüzde 27 büyüdüğü; para arzının yüzde 37 genişlediği bir yılda; enflasyonun yüzde 14,6’da kaldığına kim inanır?  Bağımsız ekonomistlerden oluşan, Enflasyon Araştırma Grubu Aralık enflasyonun yüzde 4,1, 2020 enflasyonun ise yüzde 36,7 olduğunu açıkladı. TÜİK enflasyonuyla, ekonomistlerin hesapladığı enflasyon arasında dağlar kadar fark var. Şimdi çıkmışlar memura ve memur emeklisine, vere vere yüzde 7,36 zam veriyorlar. İşçi ve esnaf emeklilerine verdikleri zam ise sadece yüzde 8,36. Çok açık söylüyorum. Bu kul hakkı yemenin daniskasıdır. Bir yandan köprü ücretlerine yüzde 26 zam yapacaksınız. Millet geçmese de köprü ve otoyol için, vergilerden ödenecek garanti ücretlerini dolara avroya endeksleyeceksiniz. Memura ve emeklinin maaşına gelince komik zamlar vereceksiniz. Asgari ücreti de 3 bin 100 lira bile yapmayacaksınız. Enflasyon rakamlarını makyajlayarak, milletin çoluğunun çocuğunun rızkına, maaşına el uzatan bir iktidar iki cihanda da iflah olmaz. Gerçek enflasyonun yüzde 14,6’dan çok daha yüksek olduğunu, vatandaşlarımız iliklerine kadar hissediyor.”

Pazar fiyatlarına da değinen Öztrak mutfak masraflarının arttığını savundu. Öztrak: “Kış aylarındayız. Son bir yılda, kışın mutfakta en çok tüketilen karnabahar’ın fiyatı yüzde 101, ıspanağın fiyatı yüzde 84, yumurtanın fiyatı yüzde 82, portakalın fiyatı yüzde 71, pırasanın fiyatı yüzde 64 artmış. Ama memura emekliye yüzde 7, yüzde 8 zam insaf. TÜİK’in makyajlı rakamlarıyla bile, dünya üzerinde en yüksek enflasyona sahip 15 ülke arasına girdik. Avrupa’daki en yüksek enflasyon da bizde. Enflasyonda aynı ligde yer aldığımız ekonomiler: Liberya, Nijerya, Etiyopya, Zambiya, Kongo. 2020 için açıklanan enflasyonla, OVP ’nin yüzde 10,5’lik enflasyon tahmini de çöktü. Tahminden yüzde 39 saptı. Bunun hesabını kim verecek? Peki, bu çöken enflasyon tahminiyle hazırlanan bütçeye kim inanacak? Milletimiz 2021’e; yüksek enflasyonun yanı sıra, düşük büyüme, gerileyen milli gelir, yüksek cari açık, yüksek dış borç yükü, yüksek bütçe açığı, eksi bakiye veren döviz rezervleri, yüksek faiz, aşırı dalgalanan döviz kurlarıyla girdi. Ekonomide kötü yönetimin faturası, askıda ekmek olarak vatandaşın sırtına yükleniyor. Yönetenlerin hataları cebimizi boşaltıyor.” dedi.

AŞIYA DİKKAT ÇEKTİ

Çin Halk Cumhuriyeti’nden alınan Covid-19 aşılarına da dikkat çeken Öztrak, aşıların geç gelmesini hatırlattı. Öztrak: “Çin aşısı 11 Aralık’ta gelecek dendi. Gelemedi. Şuydu, buydu derken, aşının gelmesi Aralık sonunu buldu. Gelen aşılar da tek kaynaktan. Yani Çin’den. Aşıda kaynak ülke çeşitlendirmesini bile yapamadılar. Yerli aşı Nisan sonuna yetişecek diyorlardı. Şimdi o tarihi ağızlarına bile almıyorlar. Onun yerine şimdi Rusya ile ortak aşı üretmekten bahsediyorlar. Kafalar karışık. Ama bu arada dünyada 50 ülke vatandaşlarını aşılamaya başladı. Aşısız geçen her gün, insani kayıplarımızı daha da artırıyor. Bu arada mutasyona uğramış virüslerin uğradığı 33 ülkeden biri de Türkiye oldu. Aşıda geç kalmanın ekonomik maliyeti var. İhracatta, turizmde, rakiplerimiz aşılamada bizden önde koşarsa, elimizdeki pazarları korumak giderek zorlaşır.” dedi.Hükümetin artık millete bir şey veremediğini ifade eden Öztrak sözlerine şöyle devam etti; “Bu ülke büyük bir ülke, milletimiz en büyük zorlukların üstesinden gelmiş büyük bir millet. Hiç şüphe yok ki, bu ülkenin vatandaşları, dünyada muasır medeniyetlerin vatandaşlarına sunduğu hizmetlerin çok ötesinde, her şeyin en iyisine, en güzeline layık. Ama bu yönetimle olmuyor. Çünkü artık köhneleşen, kokuşan, çürüyen metal yorgunu bu hükümetin millete verebileceği bir şey yok. Bunun mevcut iktidarı sevmek ya da sevmemekle alakası yok. İşte yaşadıklarımız ortada. Bu ülke özellikle son iki yıldır yönetilmiyor, adeta savruluyor. Biz yarını, salgın sonrası yeni dünyayı, Türkiye’nin yeni normallerde hangi rolleri oynayacağını, üretim teknolojilerini, otomasyon ve istihdam politikalarını Refah Devleti 3.0 tartışmalarını konuşmalıyız. Yüzümüzü yarına dönmeliyiz. Bu ülkenin suni gündemlerle kaybedecek bir dakikası bile yok. Zaman ve fırsatlar, bu yeni dönemde coşkun bir nehir gibi akıp geçiyor. Türkiye olarak acilen stratejimizi belirlememiz gerekiyor. Adaleti ve demokrasiyi ayağa kaldırmamız, üretim ekonomisini yükseltmemiz, refahı hakça paylaşmamız, ekonomik, mali ve çevresel sürdürülebilirliği sağlayarak hızlı büyümeyi kalıcı kılmamız gerekiyor. Biz bunu yapabiliriz. 2021; Cumhuriyet Halk Partisi’nin, bu ülkede hakka, hukuka, adalete inanan, demokrasiden yana olanlarla birlikte iktidara yürüyeceği, bir yıl olacak. Milletimiz büyük bir sabırsızlıkla beklediği sandıkta, iktidar ve ortaklarına, notunu verecek, evlerine gönderecek. Milletimiz hazır, biz hazırız.”