ÖZTRAK: BUNUN ADI EKONOMİ YÖNETMEK DEĞİL

0
138

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, 20 Aralık gecesinde yaşanan döviz kurundaki ani düşüşe ilişkin açıklamalarda bulundu.

ESMA ALTIN- CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, 20 Aralık geçesinde döviz kurunda yaşanan ani düşüşe ilişkin açıklamalarda bulundu. Doların bir andan 18 liradan 11 liraya düşüşünün normal bir durum olmadığını kaydeden Öztrak, bu durumu millete karşı yapılmış bir kumpas olarak nitelendirdi. Öztrak: “20 Aralık gecesi ile bu ülkede acımasız bir servet transferine, görülmemiş bir ‘finansal kumpasa’ şahit olduk. Bu kumpasın mağduru millettir. Milletin feryadı arşa yükseliyor. Partimize şikâyet yağıyor. Milletimiz kendisini koruyup kollasın diye seçtiği hükümetin kendisine kumpas kurmasını hazmedemiyor.” dedi.
’24 GÜNDE 44 DEVÜLASYON’
20 Aralık akşamında dövizde yaşanan büyük dalgalanma ile vatandaşların büyük bir mağduriyet yaşadığını belirten Öztrak, şu eleştirilerde bulundu; “20 Aralık gecesi ile bu ülkede acımasız bir servet transferine, görülmemiş bir ‘finansal kumpasa’ şahit olduk. Bu kumpasın mağduru millettir. Milletin feryadı arşa yükseliyor. Partimize şikâyet yağıyor. Milletimiz kendisini koruyup kollasın diye seçtiği hükümetin; kendisine kumpas kurmasını hazmedemiyor. Bir yurttaşımızın bize gönderdiği bir mektupta şunlar yer alıyor: ‘Ben İzmir’de yaşayan basit bir esnafım. Hayatımı her şarta rağmen, borç harç idare etmeye çalışıyorum. Ancak artık idare edilemeyecek noktaya geldik. Paramız düzenli olarak değer kaybederken, yapılan açıklamaların herhangi bir anlamı yokken, 17 Aralık tarihine kadar düzelmesini bekleyerek, Türk Lirası’nda tuttuk. Bu noktadan sonra ise elimizde, avucumuzda olan tüm paramızı, ortağım ve komşum olan esnafla birlikte, VİOP hesabına yatırdık. Şimdiye kadar Çin modeli, ucuz TL’nin rekabetçi yapısı, nas gibi bahanelerle dövizi pompaladılar, paramızın değerini kaybetmemek için bize başka bir seçenek bırakmadılar. Ayın 20’si akşamında ise gizli gizli bir karar alıp, Merkez Bankası’nın arka kapısından döviz bozdurarak, dövizi düşürmeyi başardılar. Şimdi kimsenin ağzından, Çin, ucuz TL, Nas gibi şeyler çıkmıyor. Ancak Bakan nasıl küçük yatırımcıyı silkelediğini anlatıyor. Ben ve arkadaşım hesabıma 20 bin Lira yüklemiştik. Şu anda eksi 32 bin Lira var. Son birikimimizdi bu. Bakan Bey bizi ‘küçük yatırımcı’ olarak görüyor. Ancak biz küçük yatırımcı değil, hayatını idame ettirmeye çalışan vatandaşlarız.’ Bakan açık açık; ‘Büyük finansörler, bu işin bir şekilde döneceğini bilir. Ama çarpılan kim oldu? Küçük yatırımcılar. Şimdi kara kara düşünüyorlar’ dedi. Doğru mu? Doğru. Peki, küçük yatırımcıları korumakla görevli olan bakan, görevini neden yapmadı?”
Son bir ayda dolarda yaşanan yükselmenin hızına dikkat çeken Öztrak, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yapılan her açıklamanın bu yükselişi tetiklediğini iddia ederek sözlerine şöyle devam etti; “Doların 8 lira 31 kuruşlardan, 10 liraya gelmesi, 49 gün sürdü. Ama aynı doların 10 liradan 18 liralara gelmesi, sadece 24 gün sürdü. Sadece 24 günde yüzde 44 devalüasyon. Dolar 10 lirayı geçti. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmalarıyla, doların ateşini harladıkça harladı. 22 Kasımda: ‘Kurdaki rekabet gücü istihdamda artışa yol açar’ dedi. Dolar yükseldi. 26 Kasımda; ‘Faiz düşecek’ dedi. Dolar yükseldi. 29 Kasımda; ‘Faiz sebep, enflasyon neticedir’ dedi. Dolar yükseldi. 30 Kasımda; ‘Faizi düşürüyoruz, enflasyonun da düştüğünü göreceğiz’ dedi. Dolar yükseldi. 1 Aralıkta; ‘Kur dediğin bugün çıkar, yarın düşer’ dedi. Dolar yükseldi. 3 Aralıkta; ‘Çin gibi büyüyeceğiz’ dediği basına yansıdı. Dolar yükseldi. 6 Aralıkta; ‘Faiz yerine üretime dayalı anlayışı hayata geçireceğiz’ dedi. Dolar yükseldi. 8 Aralıkta; ‘Faiz politikasıyla kuru da, enflasyonu da aşağı çekeceğiz’ dedi. Dolar yükseldi. 10 Aralıkta ise: Kuran-ı Kerim’den ayetler okumaya başladı. ‘Allah sizi açlıkla, mallardan ve ürünlerden eksiltmekle sınar, sabredin’ dedi. Dolar yükseldi. 18 Aralıkta; ‘Faiz zengini daha zengin yapar’ dedi. Dolar yükseldi. 19 Aralıkta da; ‘Ben nas ne gerektiriyorsa onu yaparım’ diye noktaladı. Dolar yine yükseldi. Dolar kuru 3 ayda, 8 lira 30 kuruşlardan, 18 lira 30 kuruşlara fırladı. Hazine’nin borçlanma faizi de 17’lerden 23’lere sıçradı.”


‘VATANDAŞ DÖVİZ SATMAMIŞ, AKSİNE DÖVİZ ALMIŞ’
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 20 Aralık akşamı kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamanın etkisine değinen Öztrak, şunları ifade etti; “ 20 Aralık 2021 akşamı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kabine sonrası ekranlara çıktı: ‘Döviz garantili TL mevduat vereceğiz. Döviz getirisi mevduattan fazla olursa arasındaki farkı Hazine’den karşılayacağız’ deyiverdi. Türkçe meali; ‘Bugüne kadar her yerde ‘faize karşıyım’ dedim. Her açıklamamla doların tansiyonunu yükselttim. Yaptıklarıma Çin modeli diye kılıf uydurmaya çalıştım. Şimdi gidecek yol bitti. Türk Lirası’na Dolar üzerinden faiz örtüsü giydiriyoruz’ dedi. 20 Aralık finansal kumpasının görünen yüzü döviz garantili TL mevduattı. Bununla uluslararası para çevrelerine, ‘Ben faizle uğraşmaktan vazgeçtim, Dolara teslim oldum’ mesajı verildi. Yetmedi aynı konuşmada, ‘Sermaye hareketleri serbest kalacak’ taahhüdü de verildi. Vatandaş için ise ‘kur garantili vadeli mevduat’, ‘ipteki cambaz’ olarak kullanıldı. Aynı gece bir kamu bankasının genel müdürü, televizyon ekranlarından ‘Bu gece Cumhurbaşkanımızın açıklamalarından sonra, 1 milyar dolar bozduruldu’ diye açıklama yaptı. Ertesi gün özel bir bankanın genel müdürü el yükseltti, ‘1 milyar 750 milyon dolar bozduruldu’ dedi. Bakan Nebati birkaç gün sonra televizyondaydı. 20 Aralık gecesi, 1 milyar doların vatandaşlar tarafından satıldığını iddia etti.”
Ancak bilanço verilerine göre durumun tam tersi olduğunu açıklayan Öztrak, şunları kaydetti; “Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)’nun günlük verilerinin ve Merkez Bankası bilançosunun açıklanmasıyla, gerçek bütün çıplaklığıyla ortaya çıktı. BDDK verilerine göre 20 Aralıktan, 21 Aralık tarihine kadar, vatandaş döviz satmamış. Aksine döviz almış. Bankalarda gerçek kişilere ait döviz tevdiat hesapları 218 milyon dolar artmış. Merkez Bankası’nın günlük analitik bilançosuna göre, 20 ve 21 Aralık’ta, hiçbir müdahale açıklaması yapılmadan, Merkez Bankası’nın arka kapısından 7 milyar dolar satılmış. 22 Aralık’ta satılan dolarlar da dikkate alınırsa, Merkez Bankasının 9 milyar dolar sattığını, bu işin uzmanları söylüyor. Yetmez, Merkez Bankası’nın arka kapısından aldıkları dahil, kamu bankalarının aynı günlerde, toplam 20 milyar dolara yakın döviz sattığı ifade ediliyor. Şimdi soruyoruz:18 liradan doları kim sattı, 11 liradan kim topladı?”
‘OLACAKLAR ÖNCEDEN HABER ALINMIŞ’
Amerikalı bir finans şirketinin 18 Aralıkta müşterilerine gönderdi bir mektup ile 20 Aralık akşamı olacaklardan önceden haberdar ettiğini iddia eden öztrak, şunları söyledi; “Merkez bankası ve kamu bankalarının yüklü döviz satışlarıyla, algoritmik emirler tetiklenerek Dolar kuru 18 liralardan, 11 liralara kadar hızla çekildi. 21 Aralık sabahı, televizyona çıkarılan bir banka genel müdürü, kurdaki hızlı çözülüşü bu işlemlere bağladı. Küresel piyasalarda manipülasyon sicili oldukça kabarık olan, 2019’da da ülkemiz döviz piyasasında, Manipülasyon yapma iddiasıyla, SPK ve BDDK tarafından soruşturmaya tabi tutulan, Amerikalı bir şirket var. Bu Amerikalı finans şirketi, 18 Aralık tarihinde müşterilerine bir mektup yazıyor. ‘Türk Lirası için, yeni algoritma emri almayacağını’ söylüyor. ‘Eski emirlerin de, en kısa sürede iptal edilmesi’ tavsiyesini, müşterilerine iletiyor. Anlaşılan bu kurum, İki gün sonra olacakları haber almış, müşterilerini önceden uyarıyor. Bu finans şirketi, bu bilgiye nasıl ulaşabildi?
Aynı şirkete, BDDK 21 Aralık 2021 tarihinde, kurul kararıyla, ‘Türkiye’de danışmanlık yapma’ iznini neden verdi veya daha doğrusu, neyin karşılığında verdi? 21 Aralık sabahı da saat 9.25’de, piyasanın açılmasına sadece 5 dakika varken, Borsa İstanbul’a ilginç bir talep geldi. Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasasında, döviz ve altın vadeli işlem sözleşmelerinde, alt fiyat limitinin yüzde 10’dan, yüzde 80’e çıkarılması istendi. Bu büyüklükte bir alt limit değişikliği, Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası tarihinde yok. Böyle bir değişikliğe, hangi değerlendirmeyle karar verildi? Alt limit yüzde 80’e yükseltildikten sonra, Aralık ve Ocak kontratlarında, çok düşük kurlardan işlemleri kimler geçti? Buradaki alış emirlerini kimler verdi? Bunlar hangi kurumlardır? Bu işlemler neden daha sonra iptal edildi. Bu iptalin gerekçesi nedir? Taraflara etkisi ne olmuştur? Bu işlemler neticesinde ne kadarlık bir, ‘Teminat çağrısı’ yapılmıştır? Bu sorulara hükümetin cevap vermesi lazım. Ne yazık ki bu kumpasın VİOP bacağında da, pek çok yatırımcı mağdur edildi.”
‘BUNUN ADI EKONOMİ YÖNETMEK DEĞİL’
Türkiye ekonomisinde şimdiye kadar böyle bir tablo ile karşı karşıya gelinmediğini ve bu şekilde bir ekonomi yönetimin olmadığını iddia eden Öztrak, şunları ekledi; “Bunun adı ekonomi yönetmek değildir. Bunun adı milleti teşekkül halinde çarpmaktır. Cumhurbaşkanı Erdoğan önce, ‘Faiz sebep, enflasyon sonuç’ diyerek Döviz kurlarını yükseltti. Buna; ‘Rekabetçi kur’, ‘Çin modeli’ diye kulplar taktı. Ama sonunda, Türk Lirası mevduata dolar kumaşından faiz elbisesi giydirdi. Kur riskini milletin hazinesine yükledi. Tarihimizde ilk defa özel bankaların faizine devlet garantisi verildi. Şimdi soruyoruz: Faize dolar elbisesi giydirmekle bu iş çözülebiliyorsa, Cumhurbaşkanı Erdoğan neden dolar kurunun 18 liralara çıkmasını bekledi? Son 20-25 günde neden Dolardaki ateşin üstüne sürekli benzin döktü? ABD’li bir finans kuruluşuna ayın 21’inde, ‘Türkiye’de danışmanlık yapma izni’ neyin karşılığında verildi? Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası’nda, alt işlem limitlerini kim, hangi gerekçeyle, yüzde 10’dan, yüzde 80’e çekti? Hukuk devleti kurallarının işlediği herhangi bir ülkede, şu sorduğumuz sorulara konu ettiğimiz işlemlerin binde biri yapılsa, yapanların sıfatına bakılmaksızın, çok ağır bedeller ödetilir. Milletin gasbedilen hakkına, hukukuna, Türkiye Büyük Millet Meclisi derhal vaziyet etmelidir. Bu konuların araştırılması için, TBMM’ye verdiğimiz önergemize, tüm milletvekillerinin destek vermesini bekliyoruz.”
Döviz kurunun hala dalgalandığını ve 11 liranın altına düşmediğini, Eylül ayından bu yana yüzde 26 devülasyon yaşandığını kaydeden Öztrak; “Pazartesi açıklandı; reel kesim güveni dipte. Arşa çıkan fiyatlar da, hayat pahalılığı da düşmüyor. Enflasyon memuru, emekliyi, işçiyi, çiftçiyi, esnafı ezmeye devam ediyor. Emeklilerimiz nefes almakta zorlanıyor. Emeklilerimiz ayakta kalmak için aylıklarında ciddi bir düzeltme bekliyor. Memurlarımız da aynı durumda. Hükümet bir yandan marketlere fiyatları indirin diyerek sopa gösterirken, diğer yandan, kendisi akaryakıt fiyatlarında indirim yapmıyor. Dolar çıkarken milletin cüzdanını boşaltan akaryakıt fiyatı, Dolar düşerken de ÖTV’ye dönüşüyor. Bu arada geçen gün yaptığım açıklamada Hazine’nin, ‘Kur Korumalı TL Vadeli Mevduatlar’ için yayımladığı, Uygulama Esaslarının hukuki hiçbir değeri olmadığını söyledim. Bürokratlara buna dayanarak imza atarken, bir değil, on değil, yüz değil, bin kez düşünmelerini tavsiye ettim. Şimdi oradaki arkadaşlardan duyuyorum ki, Hazine’de yeni bir düzenleme hazırlığı var. Hazine, bankalara ödeyeceği faizi, nakit olarak değil, ‘Özel Tertip Devlet İç Borçlanma Senetleriyle’ yapacakmış. Bankanın mevduat faizine kefil olan Hazine, Devlet İç Borçlanma Senedinin faizine de milleti kefil yapacak. Bir kez daha uyarıyoruz. Hazine’ye bir saatli bomba yerleştiriliyor. Bu bombanın patlaması mukadderat. Yapılan işin sonu da çıkmaz sokaktır.” şeklinde konuştu.

- Reklam -
- Reklam -