Otonom araçlar geliyor

0
9
- Reklam -

Yoğun pandemi ve Türkiye’nin iç bunaltan gündeminden biraz uzaklaşıp teknolojide küresel ölçekte ortaya çıkan yeni gelişmelere ve trendlere bir göz atmak sanırım herkese iyi gelecektir.

Bundan sadece birkaç yüz yıl kadar önce kimyasal enerjiyi harekete çeviren motorların keşfi ile birlikte ulaşım modelinde artık yeni bir döneme girilmişti. Teknoloji literatüründe kimyasal, elektrik, nükleer enerji gibi bir enerji formunu mekanik enerjiye çeviren makineye motor denir. Motorların keşfi sanayi devrimini de doğurmuştu, motorlar sayesinde insanlar makineler kullanarak sınai üretim olarak tanımlanan seri ve kitlesel üretim yapabilmeyi de başarmıştı.

Motorların kullanıldığı en önemli alanlardan biri de ulaşım sektörü olmuştur. İlk başlarda insanlar sadece binek hayvanları ve yahut insan gücü ya da yelken, kürek gibi basit makineleri kullanarak ulaşım ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlardı.

- Reklam -

Buhar makinesinin keşfi ile birlikte kimyasal enerjiyi harekete dönüştürebilen uygarlık birden bire ulaşımda çok ama çok büyük bir aşama kaydetti. Buhar makinesi önce gemilere ve sonra da trenlere uygulanınca çok büyük miktarlarda yük ve insan bir yerden bir yere eskiden imkansız olan hızlarda ulaştırılabildi. Bu teknolojiyi icat edip kullanabilen toplumlar diğer toplumlara göre çok büyük bir güç ve zenginlik elde edebildiler.

Buhar makineleri aslında oldukça verimsiz araçlardı, büyük ve hantal yapıları çok büyük miktarda yakıt ve su taşıma ihtiyaçları yüzünden küçük, pratik ve bireysel araçlara yerleştirilmeye pek uygun olmuyordu.

Geçtiğimiz yüzyılın başında içten yanmalı, patlamalı motorların bulunması ile birlikte bu yeni teknoloji dünyayı bir kere daha değiştirdi. Sonrasını hepimiz biliyoruz otomobiller, otobüsler, kamyonlar, traktörler ve uçaklar ancak bu teknoloji sayesinde yapılabildi, günlük hayatımıza girdi ve insanlığın hizmetinde yaygın olarak kullanılabildi.

Geçmişin bu kısa özetinden sonra, artık yeni bir devrimin başlarında olduğumuzu söyleyerek, geleceğe yönelik beklenen gelişme ve trendlere odaklanabiliriz.

Kesinlikle iddia edebilirim ki ulaşımın geleceği artık otonom araçlarda olacaktır. Kimyasal enerjinin hareket enerjisine çevrilmesi ile ulaşımın asli unsuru haline gelen araçlar eskiden ancak insanlar tarafından kontrol edilebiliyor ve her halükarda bir yerden bir yere insanlar tarafından sürülerek götürülebiliyordu.

Bilgisayar ve iletişim teknolojisindeki gelişmeler kimyasal enerji ya da elektrik enerjisi kullanarak hareket edebilen araçların artık insana gereksinim duymadan, kendi başına hareket edebilmesine olanak sağlamaktadır.

Üstelik bilgisayar ve iletişim teknolojileri bu araçların insani hata ve zaaflardan ari olmasını da sağlayacaktır. Bu gün kullanılan teknolojide, insani kusurlar yüzünden meydana gelen kazalarda her yıl bir milyondan fazla insan ölmekte, çok daha fazlası yaralanmakta ve milyarlarca dolarlık maddi kayıp meydana gelmektedir. Bu elbette kabul edilebilir bir durum değildir.

Dünya da elektrikli ve otonom araçlara yönelik çok büyük bir devrimin başlangıcı yaşanıyor. Bu güne kadar sektörde Alan Musk’ın Tesla markası bir öncü olarak görülüyordu. Reuters’a konuşan kaynaklara göre ABD’li teknoloji devi Apple 2024 yılı itibariyle otonom ve elektrikli araç üretmeyi planlıyor. Apple’ın kendi batarya teknolojisi ile hem maliyetleri düşürüp hem de araç menzilini de artırmak istediğini belirtiyor. 200 milyar dolar nakit varlığa sahip Apple’ın sektöre girmesiyle otonom sürüş teknolojilerine sahip otomobil üretiminde rekabetin kızışacağını söylemek için elbette bir kahin olmaya gerek yok.

Bir başka bilişim devi Google’un otonom araç teknolojisi geliştiren kuruluşu Waymo da sektördeki rekabetin önemli oyuncularından. 2019’un başından itibaren Waymo araçları 9,76 milyon kilometre test sürüşü yaptılar, yani dünyayı yaklaşık 250 kere dolandılar ve hiçbir ölümlü kazaya karışmadılar.

Apple’ın sektöre girişi elbette sadece Tesla’ya ve Google değil, geleneksel otomobil üreticilerine de bir tehdit oluşturmaktadır. Geleneksel otomobil üreticileri bu yeni dijital devrimi yakalayamazlarsa sektörden silinme riski ile karşı karşıya kalacaklardır.

Bu yeni devrim ile birlikte sadece otomobillerin yapısal özellikleri değişmeyecek, toplumun otomobilleri kullanma biçimi de değişecek.

Herkesin çoğu zaman garajda yatan, yahut da kaldırımlara park etmiş duran bir arabaya sahip olmasına, böyle bir yatırım yapmasına gerek olmayacak. Çok yakın bir gelecekte ihtiyaç duyduğumuz anda akıllı telefonumuzdan çağıracağımız bir otonom araç gelip bizi alıp, istediğimiz yere ulaştıracak ve sonra başka bir çağrıya yanıt verebilecek.

Bu şekilde trafiği, kentleri, yolları ve hatta kaldırımları işgal eden araç kalabalıkları ortadan kalkacak, çok daha az miktardaki araç ile toplumun ulaşım ihtiyacı çok daha büyük bir verimlilikle karşılanmış olacak. Bu bizleri elbette kapıda park etmiş otomobillere yatırım yapmaktan ve kullanmasak dahi ödemek zorunda olduğumuz sigorta, vergi vb masraflardan da kurtaracak.

Yeni teknolojinin en büyük kazanımlarından biri de bugünkü teknolojide benzin, gaz ya da mazot yakıp havaya zehirli egzoz gazları salan araçlar ortadan kalkıp, yerini elektrikli otonom araçlara bırakınca çok daha sağlıklı ve yaşanabilir kentlere kavuşmamız olacaktır.

Gelecek geliyor bizde bu geleceği yakalamak için çaba göstermeli ve bu devrimi kaçırmamalıyız diyorum.

- Reklam -