ÖSÖB-DER BAŞKANI KILINÇ: ÖZEL SEKTÖRDE ÇALIŞAN ÖĞRETMENLERİMİZİN HAKLARINI KORUMAYI VE İYİLEŞTİRMEYİ AMAÇLADIK

0
18

Özel sektörde çalışan öğretmenleri tek bir çatı altında toplamak, ekonomik, özlük haklarını korumak ve savunmak amacı ile kurulan Özel Sektör Öğretmenleri Birlikteliği Derneği (ÖSÖB-DER)’nin  Yönetim Kurulu Başkanı Şahin Kılınç, dernek hakkında bilgi verdi.

Esma ALTIN/ANKARA

Özel sektörde çalışan öğretmenlerin haklarını savunmak ve onları tek bir çatı altında toplamak amacı ile kurulan ÖSÖB-DER’in Yönetim Kurulu Başkanı Şahin Kılınç, derneğin çalışmaları hakkında bilgi verdi. Kılınç: “Derneğimiz; kısaca özel sektörde çalışan öğretmenlerimizin özlük ekonomik ve sosyal haklarının iyileştirilmesi ve korunmasını amaçlamaktadır. Yaklaşık 9 ay önce İstanbul’da kuruldu ve kısa zamanda 1900’ü aşan üye sayısına sahip olmayı başardı. Her gün onlarca öğretmenimiz derneğimize üye olmak için başvuruda bulunmaktadır.” dedi.

- Reklam -

‘ÖZEL SEKTÖRDE ÇALIŞAN ÖĞRETMENLERİMİZ KORUMAYI AMAÇLADIK’

Branşı Matematik öğretmenliği olan ve 13 yıldan beri öğretmenlik mesleğini icra eden Kılınç, derneğin kuruluş amacını anlattı ve sözlerine şöyle devam etti; “Bilindiği gibi ülkemizde özel öğretim kurumlarında yaşanılan sorunlar en az 40-45 sene öncelerine dayanmaktadır, belki de daha fazla. Bu bilgiye meşhur Hababam Sınıfı dizisinden yola çıkarak rahatlıkla ulaşabilirsiniz. 1970’li yıllarda çekilen bu dizi de tüccar zihniyetinde olan bir müdür ile öğretmenlik yapmaya çalışan idealist eğitimciler arasındaki çekişmeye sahne olur ve eğitime vurulan darbe gözler önüne serilir. Sektör çalışanı öğretmenlerin yaşadığı zorluklar gözler önüne serilir. Anlaşılan o ki o dönemlerden bu yana özel sektörde çalışan öğretmenlerimizin haklarını savunan herhangi bir Sivil Toplum Kuruluşu (STK) olmamıştır. Derneğimiz; kısaca özel sektörde çalışan öğretmenlerimizin özlük ekonomik ve sosyal haklarının iyileştirilmesi ve korunmasını amaçlamaktadır. Yaklaşık 9 ay önce İstanbul’da kuruldu ve kısa zamanda 1900’ü aşan üye sayısına sahip olmayı başardı. Her gün onlarca öğretmenimiz derneğimize üye olmak için başvuruda bulunmaktadır.”

Derneğin herhangi bir kurum, kuruluş ya da illegal bir yapılanma ile hiçbir şekilde alakasının olmadığına özellikle dikkat çeken Kılınç şunları kaydetti; “ Derneğimiz üyelerine her konuda hukuk desteği sağlamakta ayrıca çeşitli sosyal ve dayanışma etkinlikleri ile birlikteliğin gücünü hissettirmektedir. Ayrıca belirtmekte fayda görüyorum; derneğimizin herhangi bir siyasi ya da cemaat benzeri yapılar ile hiçbir bağlantısı yoktur. Tamamen bağımsız bir öğretmen hareketidir. Dernek üyeliği tüm vatandaşlarımıza tanınan anayasal haktır. Meslek saygınlığımızın artmasını amaçlayan derneğimize tüm öğretmenlerimizi üye olmaya davet ediyorum.

‘SIKINTILARIMIZ PANDEMİ İLE DAYANILMAZ NOKTALARA ULAŞTI’

Genel olarak uzun zamandan sıkıntılar yaşamalarına ek olarak pandeminin de eklenmesinin kendilerini dernek kurmaya daha çok ittiğini belirten Kılınç şunları söyledi; “Özel öğretim kurumlarında yaklaşık olarak 400 bin öğretmenimiz çalışmaktadır. Günümüze kadar bu alanda çalışan öğretmenlerimizin haklarını savunacak herhangi bir STK ne yazık ki kurulmadı. Belki de bu yüzden meslek saygınlığımızın giderek kaybolması kaçınılmaz hale geldi. Yasalarda bizleri güvence altına alan kanun maddeleri yok denecek kadar az. Sektörde çalışan öğretmenlerimiz çok iyi bilirler ki yaşadığımız sıkıntılar pandemiyle beraber dayanılmaz noktalara ulaştı ve derneğimiz kuruldu, diyebiliriz.”

Özel sektörde çalışan öğretmenlerin sıkıntılarından bahseden Kılınç şunları aktardı; “Bizler kanunlarda işçi olarak görülüyoruz ancak süreli sözleşme ile çalışıyor olmamız temel işçi haklarından yararlanmamızın önüne geçmektedir. Bu anlamda iş güvencesi temel hükümlerinden yararlanamıyoruz. 1 yıllık süreli sözleşme ile istihdam ediliyor oluşumuz neticesinde her türlü dayatmaya boyun eğmek zorunda kalmaktayız. Temel haklarımızı isterken bile sene sonu sözleşmemizin yenilenmeme tehdidi ile karşılaşıp mobinglere maruz bırakılıyoruz. Hatta bazı işverenler kendi aralarında kurmuş oldukları platformlarda hakkını isteyen öğretmenleri ‘bu öğretmenle çalışılmaz’ şeklinde fişlemeye çalıştıklarını sektörde bilmeyen öğretmenimiz yoktur.”

Ekonomik anlamda yaşanan sıkıntılara da değinen Kılınç; “Kanunlar ile bizlere tanınan ‘eğitim öğretim yılına hazırlık ödeneği, Agi ödeneği, ek mesai ödeneği vb.’ maaş dışı ödenmesi gereken tüm ödenekler sektörde çoğu kurumda öğretmenin maaşı içinde gösterilir ve ek olarak ödenmez. Ayrıca maaşların bir kısmının elden ödenmesi ile birçok kurumda öğretmenimizin sigorta primleri tam yatırılmaz. Kanunlarda özlük haklarımızı iş ve genel SGK kanunlarında aramamız gerektiği söylenir ancak ceza ve yetki konusunda 657 memurlar kanuna tabi tutulmuşuzdur. Yani özlük hakkına gelince işçi görünümlü ancak işçi hakları kadar hakları tanınmamış, yetki sorumluluk konusunda memuruz.” ifadelerini kullandı.

PANDEMİNİN ETKİLERİNİ DİLE GETİRDİ

Öğretmen olarak pandemi sürecinde en çok yara alan özel sektör çalışanları arasına girdiklerini vurgulayan Kılınç şunları belirtti; “Pandemide neredeyse tüm kurumlar öğretmen maaşının büyük kısmını kısa çalışma ödeneği ile devletten sağladı. Kısa çalışma ödeneği alan öğretmenimin sigorta primi çok az yattı ya da hiç yatmadı. Bu dönemde kısa çalışma ödeneği aldık ama tam çalıştık. Böylece kurum sahipleri öğretmen maaşını devlete yüklerken devletin kısa çalışma ödeneği uygulamasını suistimal ederek haksız zenginleşirken öğretmenin de sigorta primi kaybına neden oldular ve bunları velilerimizden tam ödeme aldıkları halde yaptılar. Benim çevremdeki birçok kurum sahibi pandemide 2’nci ve 3’üncü şubelerini açarak arabalarının modellerini yükselttiler.”

Bir başka önemli noktaya değinen Kılınç; “Ayrıca pandemide Beden Eğitimi, müzik, resim vb. derslerimiz değersizleştirilerek uzaktan eğitimde bu derslere ihtiyaç yok şeklinde düşünülerek öğretmenlerimiz ücretsiz izne çıkarıldı ya da sözleşmesi yenilenmedi.” dedi.

‘TÜM ÖĞRETMENLERİN EŞİT HAKLARA SAHİP OLMASINI İSTİYORUZ’

Özel sektörde çalışan öğretmenlerin kadrolu devlet öğretmenleri karşısında aynı statüde olmayı talep ettiklerini söyleyen Kılınç şunları dile getirdi; “Biz ÖSÖB-DER olarak tüm öğretmenlerin eşit özlük haklarına sahip olduğu ortak bir ‘Öğretmen Meslek Kanunu’ na tabi tutulması gerektiğini düşünmekteyiz. Bu sayede atanma sorunu ortadan kalkacak, isteyen öğretmen devlette isteyen özelde görev alabilecektir. Öğretmenlik mesleğinin onuruna yakışır bir meslek tanımı ve statüsü ile tüm öğretmenlerin saygınlığı toplum genelinde hissedilir hale getirilmelidir.”

Özel sektörün maddi olarak durumunu göz önünde bulundurarak bir değerlendirme yapan Kılınç şunları aktardı; “Çalışma Bakanlığı’nın hazırladığı kalkınma raporlarında ülkemiz öğretmenleri dünya genelinde satın alma paritesi göz önünde bulundurulduğunda Meksika ve Şili’den sonra sondan 3’üncü sırada yer almaktadır. Bu durum ataması yapılmış öğretmenlerimiz için geçerlidir. Özel sektörde çalışan öğretmenlerimizin ise kariyer hedefi atanmaktır.”

‘TOPLU TAŞIMADA İNDİRİM UYGULAMASI İÇİN ÇALIŞAMLAR YÜRÜTÜYORUZ’

Özel sektörde çalışan öğretmenlerin de toplu taşıma araçlarından indirimli olarak yararlanması için görüşmeler yaptıkları ve ilk olarak Ankara’dan başladıklarını ifade eden Kılınç şunları söyledi; “Bazı illerimizde özel sektörde çalışan öğretmenlerimiz toplu taşıma araçlarından indirimli yararlanabiliyor iken bazı illerimizde ne yazık ki bu uygulama mevcut değil. Biz ÖSÖB-DER olarak öncelikle bu indirimin uygulandığı illerimizin belediye birimlerinde ilgili noktalara ‘indirimin kabul edildiği belediye meclis kararlarına’ ulaştık. Emsal oluşturması açısından bu kararları indirimin uygulanmadığı illerimizin belediyelerinde ilgili noktalara ileterek bu illerde de indirim taleplerine başladık. İlk çalışmamız Ankara’da oldu. İzmir, Kayseri gibi bazı illerimizde çalışmalara başladık. Bizlere gelen talepler doğrultusunda tüm illerimizde özel sektörde çalışan öğretmenlerimizin bu indirimden yararlanmasını hedefliyoruz. Ayrıca kurs merkezlerinde çalışan öğretmenlerimiz ne yazık ki bu indirimlerden yararlanamıyor. Milli Eğitim Bakanlığı’na bu talebimizi iletmek için çalışmalara başladık.”

Son olarak pandemi nedeni ile eğitim-öğretim sürecinin uzaktan eğitime dönüşmesinin öğretmenler için ne gibi sıkıntılara yol açtığından söz eden Kılınç; “Uzaktan eğitim süreci öncelikle bazı kesimlerde öğretmenin evden ders anlattığını ,eskiye nazaran daha rahat ettiği gibi bir algı oluşturduysa da bu son derece yanlış bir düşüncenin eseridir. Öğretmenlerimiz öncelikle okul imkanları ile sağlanması gereken eğitim-öğretim araç ve gereçlerini evlerinde kendi imkanlarıyla sağlamak zorunda kaldı. Zaten oldukça düşük kazançlarla çalışan öğretmenlerimiz tablet, internet gibi ihtiyaçları kendi dar bütçelerinden karşılamak zorunda kaldı. Saatlerce tablet ya da bilgisayar başında ders anlatmanın zorluğunu herhalde bir tek öğretmen bilir. Bir süre sonra gözlerinizi açamaz hale geliyorsunuz. Evde küçük çocuğu olan öğretmenlerimiz ise neredeyse bir eliyle çocuğuna bakarken diğer eliyle ders anlattı. Üzülerek söylemek zorundayım ki Mersin’de bir öğretmenimiz online ders anlattığı sırada küçük çocuğunun balkondan düşmesine engel olamadı ve yavrumuz hayatını kaybetti. Bizler ne kadar anlatsak da öğretmenlerimizin süreçte çektiği sıkıntıları eksiksiz anlatmamız mümkün olmayacaktır.” şeklinde yaşanan zorluklara dikkat çekti.         

- Reklam -