Afrin harekatı beklendiği gibi başladı. Askerimize Silahlı kuvvetlerimize güveniyoruz. Bu harekat en kısa zamanda başarıyla sonlanacaktır.

15 Temmuz darbesinden sonra Türk Ordusunun kolu bacağı kesildi diye şımarıklık yapanlar cevaplarını en ağır şekilde alacaklardır.
Bu harekat elzemdi, nitekim dost düşman bu konuda hemfikir. Özellikle uluslararası camiadan bu defa cırtlak sesler gelmedi, birçok ülke sınırlarımızı korumanın meşru hakkımız olduğunu söyledi. Tabi ABD bu birçok ülke arasında yok. Dün stratejik ortak olan ABD ne yazık ki bugün terör örgütleri ile beraber. Çeşitli yerlere –terör ve şiddete yataklık ettikleri- gerekçesiyle giren ABD, bu defa kendisi PKK terörüne yataklık ediyor.
Afrin ile ilgili bir fikir birliğinden söz ederken buna HDP ve uzantılarını dahil etmiyorum. Daha Türk silahlı kuvvetleri Afrin’e adım atmadan barış kisvesi giymiş HDP uzantıları harekete geçtiler. 170 HDP’li sözde aydın bir bildiri yayınlayarak barış çağrısında bulundu. PKK bombaları patlatırken, güneydoğuyu silahla doldururken bebek, çocuk kadın ayrımı yapmadan öldürürken bu vatandaşların aklına hiç barış gelmiyordu. Barışı her zaman olduğu gibi silahlar PKK’ya çevrilince akıllarına getiriyorlar. Onun için de bu millet hiçbir zaman bu aydın güruhuna inanmadı. Çünkü milletin kıblesi ile onların kıblesi hiç bir olmadı.
Bugün terörle mücadele gittikçe zorlaşmaktadır. Bunun nedeni artık terör örgütlerinin de devletlerin elinde bulunan silahlara sahip olmasıdır. PKK/PYD’nin uçak hariç her türlü silahı var. Silahlı kuvvetlerin envanterinde hangi silahlar varsa PKK’nın elinde de aynı silahlar var. Bu millete karşı olan, bu kutsal vatanı bize çok gören kim varsa PKK’nın eline silah vererek amacına ulaşmaya çalışıyor. Dolayısıyla silahlı kuvvetlerimiz düne göre daha temkinli daha dikkatli hareket etmek zorunda.
PKK’nın kanton yapılanmaları HDP ve uzantılarının Türkiye’de yaptıkları barış, kardeşlik, bir arada yaşama gibi söylemlerinin ne kadar riyakarca olduğunu gösterdi. PKK bu bölgelerde önce etnik, sonra ideolojik temizlik yaptı. Önce Kürt olmayanları sürdü, ardından Kürt olmakla birlikte PKK çizgisini benimsenmeyenleri kovdu. PKK, hakim olduğu bölgelerde sadece PKK’lı olanlara hayat hakkı tanıyor, diğerlerini insandan bile saymıyor.
Aslında, bu noktaya gelineceği önceden belliydi, Türkiye’ye göç ettirilen Suriyeliler bizi uyandırmalıydı. Bölgede Kürt olmayan veya Kürt olmakla birlikte ateist, Marksist, inançsız olmayan unsurlar Türkiye’ye sürülerek bu bölgede PKK’ya bir alan açıldı. Bölge insansızlaştırılarak PKK devletinin alt yapısı hazırlandı. Ta o zaman işin bu noktaya varacağı belliydi. Türkiye’nin yaptığı müdahale geç de olsa doğrudur. Afrin süreci Afrin’le sınırlı kalmamalıdır. Mutlaka Fırat’ın doğusuna da uzanmalıdır. Milli varlığımızı tehdit bakımından Fırat’ın doğusu ile batısı arasında fark yoktur. Batı’ya müdahale edilerek bir PKK devletinin yolu kesilmemiş sadece Akdeniz’e uzanma hedefleri inkıtaya uğratılmıştır. Hedef PKK devletini yok etmek, Türkiye’ye yönelik terör ve bölücülük tehdidini bertaraf etmek olmalıdır. Askeri, milleti ve siyaseti ile Türkiye’nin bunu yapabilecek güce sahip olduğuna inanıyorum. Yeter ki ortak akılla hareket edelim, aşamayacağımız engel, yenemeyeceğimiz güç yoktur. Askerimize başarılar, milletimize sabırlar diliyorum.

Önceki İçerikSınıra bir iki!
Sonraki İçerikMamak’ta Geri dönüşüm her mahallede
Selçuk Özdağ
Çalışma hayatına 1987 yılında başlayan Selçuk Özdağ milletvekili seçildiği 2011 yılına kadar çeşitli kurumlarda çalıştı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkanı olarak görevlendirilmiştir. Selçuk Özdağ’ın yayınlanmış 5 adet kitabı ve çok sayıda makalesi mevcuttur. Huriye Özdağ ile evli olan Doç. Dr. Selçuk Özdağ, iki kız çocuğu babasıdır. Sonsöz Gazetesi'nde yazılarını takip edebilirsiniz!

FACEBOOK YORUMLARI