Ön lisansı bitirip, bunu lisans eğitimi ile tamamlamak isteyen, on binlerce kişi mağduriyetlerinin giderilmesi için gözleri ve kulakları Yüksek Öğretim Kurulu’nda (YÖK).Ön lisans bitirenlere belli bir döneme kadar verilen hakkın, söz konusu dönem dışındakilere verilmemesi, çok sayıda mağdur yaratmış bulunuyor.

Bu hakkın ellerinden alındığını savunan söz konusu insanlar, Anayasa’mım eşitlik ilkesine uygun olarak, kendilerine de gerek mesleklerinde ilerleyebilmek ve gerekse de, eğitimlerini daha üst düzeylere çıkarabilmek için önlerine konulan engellerin kaldırılması taleplerinde bulunuyorlar.
Mağdurlar, ‘Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) 03.08.2015 yılında uygulamış olduğu Sağlık Alanında Lisans Tamamlama programına başvuru yapabilme şartı olarak 19 Kasım 2014 tarihinden önce mezun olan adayların bu haktan yararlandığı, 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 başvurularında dahi 19 Kasım 2014 tarihinde mezun olma şartı devam etmiştir. Her yıl mezun olanları mağdur etmeye devam eden bir uygulamadır’ yaklaşımında bulunuyorlar.

Karara itiraz ‘Alımlar Ön Lisans diploma notu ortalaması baz alınarak yapıldığı halde mezuniyet tarihi ayrımına şartı devam etmektedir ‘, şeklinde sürüyor. Kendilerine haklarının verilmesini isteyen YÖK mağdurlarının istekleri şu şekilde dile getiriliyor. ‘
YÖK’ün Sağlık Alanında Lisans Tamamlama başvuru şartında ilgili bölümlerden Ön Lisans mezunu olma koşulu vardır. Bu koşul istenilen bölümlerden sonradan mezun olunabilmesi mümkün olup, geçmişteki bir duruma müdahale edilemeyeceğinden mezuniyet tarihinin değiştirebilmesi imkânsızdır.

Anayasanın “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42’nci maddesinde “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz”,
Yükseköğretime giriş ve yerleştirme” başlıklı 45/a maddesi “Yükseköğretim kurumlarına giriş ve yerleştirme işlemleri imkân ve fırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri almak kaydıyla, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslara göre yapılır.”
2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 10,1 “Yükseköğretim Kurulunun görevleri” başlıklı 7’nci maddesinin 10.1.1 (h) bendi “Üniversitelerin her eğitim – öğretim programına kabul edeceği öğrenci sayısı önerilerini inceleyerek kapasitelerini tespit etmek insan gücü planlaması, kurumların kapasiteleri ve öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda ortaöğretimdeki yönlendirme esaslarını da dikkate alarak öğrencilerin seçilmesi ve kabul edilmesi ile ilgili esasları tespit etmek,”
10.1.2 (ı) bendi ise “Yükseköğretim kurumlarında ve bu kurumlara girişte imkân ve fırsat eşitliği sağlayacak önlemleri almak”, YÖK mezuniyet şartı nedeniyle fırsat eşitliğini sağlamayıp, kendi kanununa dair aykırı uygulamada bulunmuştur.

Milli Eğitim Temel Kanunu 4. Maddesinde; “Eğitim kurumları dil, ırk, cinsiyet ve din ayrımı gözetmeksizin herkese açıktır. Eğitimde hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.”
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine (AİHS) Ek 1 No’lu Protokolün 2’nci maddesinde “Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz.”,
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 21. maddesinin 2.fıkrasında, herkesin ülkesinin kamu hizmetlerinden eşit olarak yararlanma hakkı olduğu, Beyannamenin 26. maddesinin 1. fıkrasında herkesin eğitim hakkına sahip olduğu, yükseköğretimin, yeteneklerine göre herkese tam bir eşitlikle açık olması gerektiği”,
Birleşmiş Milletler “İnsan Haklarının Geliştirilmesi ve Korunması için Kurulan Ulusal Kuruluşların Statüsüne İlişkin İlkeler/Paris Prensipleri ’nin Ulusal kuruluşların yetkileri ve görevlerini düzenleyen ilk bölümünün 3’üncü maddesi “Ulusal kuruluşlar… Hükümete, parlamentoya ve diğer ilgili bütün organlara, bunların talebi üzerine veya kendi inisiyatifleriyle, insan haklarının geliştirilmesi ve korunmasına ilişkin konularda görüş bildirir, tavsiyelerde bulunur, öneriler ve raporlar sunar …İnsan haklarının korunması ve yaygınlaştırılması konusundaki yasama ve yürütme hükümleri ile yargının düzenlenmesiyle ilgili hükümler bu amaçla ilgili olarak ulusal kuruluşlar, yürürlükteki yasaları, mevzuatı ve yasa tasarıları ile yasa önerilerini incelerler ve metinlerin, insan haklarının temel ilkeleriyle uyumlu hale getirilmeleri için uygun gördükleri tavsiyeleri yaparlar gerek gördükleri takdirde, yeni yasaların kabul edilmesini, yürürlükteki yasaların uyumlu hale getirilmesini ve idari önlemlerin alınmasını veya değiştirilmesini tavsiye ederler…”,

Anayasa Mahkemesinin 24.06.2015 tarihli ve E:2012/1281 sayılı kararına göre “Ölçülülük ilkesi, “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik”, öngörülen müdahalenin, ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, “Gereklilik”, ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını, yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, “Orantılılık” ise, bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.”,

Anayasa Mahkemesinin 21.01.2015 tarihli ve E: 2013/9660 sayılı kararına göre “…önlemin temelini oluşturan meşru amaç karşısında, bireye düşen fedakârlığın ağırlığının göz önünde bulundurulması ve gözetilen genel yararın gerekleri ile bireyin temel hakkının korunması arasında adil bir dengenin kurulup kurulmadığının belirlenmesi zorunludur. Anayasa’nın 13. Maddesi vasıtasıyla bu denge Anayasa’da yer alan tüm temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması hususunda geçerlidir…
Sınırlamada öngörülen meşru amaç ile sınırlandırma aracı arasında orantısızlık bulunmamalı, sınırlandırma ile ulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlandırılan bireyin kaybı arasında adil bir denge kurulmasına özen gösterilmelidir.”,

AİHM, Ashingdane davasında “bir hakka müdahale eden idari işlemde kullanılan araçlar ile gerçekleştirilmek istenen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi”ni kararında ölçü olarak almış, söz konusu orantılılık ilkesini Sporrong ve Lönnroth-İsveç kararında “toplumun genel yararının gerekleri ile bireyin temel haklarının korunmasının gerekleri arasında adil denge” şeklinde ifade etmiştir. Buna göre bireye “aşırı külfet” yüklenmesi halinde, gerekli denge kurulamayacaktır. (Prof. Dr. Osman DOĞRU-Dr. Atilla Nalbant, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi Açıklama ve Önemli Kararlar (2. Cilt), Yargıtay Başkanlığı, Ankara, 2013, s. 659.),

YÖK not ortalamasını adil denge olarak sağlaması gerekir iken, mezuniyet tarihinin değiştirilememesinden adil denge mümkün olmamaktadır. )
Ayrımcılık yasağının ihlal edilip edilmediğini değerlendirmek için öncelikle ayrımcılığa neden olduğu iddia edilen işlemin, eylemin ya da eylemsizliğin amacı ile sonucu arasındaki ilişkiye bakmak gerekmektedir. AİHM’e göre, bir muameledeki farklılık, “objektif ve makul bir gerekçeye sahip değilse” ya da “meşru bir amaç” izlenmemişse ayrımcılık söz konusudur. (Abdulaziz, Cabales and Balkandali, paragraf:72) (YÖK mezuniyet tarihi şartı uygulamasıyla tarafsız davranmamıştır.)
Resmi Gazete de yürürlüğe giren her kanun geçmişe yönelik mi olacak? Binlerce mezun başvuru yapamadı. Bu durum her sene mağdur sayısı da artmaktadır.

FACEBOOK YORUMLARI

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.