Ölürken Susmak Serbest mi Zeytin Dalında?

0
100

Ağaçlar ayakta ölürmüş, onuruyla eğilmeden ölenler gibi… Kirlenen, zehirlenen hayatlar, çevreler gibi… Güç zehirlenmesine kapılıp; bir yandan zeytin dalı uzatırken, diğer yandan zeytin ağacını kesmesi gibi…

Bugün;

Ben size doğayı, çevreyi;

Yazma demiyorum… Yaz… ma

Konuşma demiyorum… Konuş… ma

Unutma!

Susmak sessizlik… Huzur verici… Çok ses, kafa ağrıtıcı… Zeytin dalları uzatıyorum bak sana… Yeni kesilmiş, ölürken bile sessiz, suskun ve barışçıl…

Kırmayın beni şimdi… Kırgınlıklarım başkadır benim… Konuşmayın, yazmayın; canlanır sonra önyargılarım…

Bir gün;

Niye konuştun? Konuşmayacaksın…

Başka gün;

Niye sustun? Susmayacaksın…

Konuşsan… Konuştun… 

Konuşmasan… Konuşmadın…

Demeyeceksin…

Bir türlü ayar tutturamıyorsun, demeyeceksin… 

Zeytin dalımı geri çevirmeyeceksin…

Kesmeyeceksin sözümü, zeytin ağacımı…

Hayallerim ve gerçeklerim başka olsa da, başkadır benim dünyam; ailemde, kentimde, dünyamda…

Dünyanın birçok yerinde ormanlar ve meyve veren ağaçlar birer birer yok ediliyor. Ne için ve neden? 

Ağaçlar sessiz, ölürken bile…

Susmak, serbest onlara… Acaba?

Çevremizdeki tüm kirliliklerin baş sorumlusu insan… 

Sesi olanlar insan, susturup öldürenler de insan…

Doğanın en büyük katili insan… 

Doğa susarsa, her şey susar…

Çevre gününde, ne kadar duyarlı olduğumuzu göstermek için kampanyalar düzenleriz, çevre temizliği günü gibi etkinliklerle ne kadar duyarlı olduğumuzu gösterme yarışına gireriz…  Hava kirliliği, deniz kirliliği, çevre kirliliği, düşünce kirliliği, orman kirliliği ve diğer tüm kirliliklerin baş sorumlusu sanki insanlar değil gibi… Birimiz kirletiyor, diğerimiz temizlemeye çalışıyor…

Son yıllarda zeytin ağaçlarının katliamını yurdumuzun birçok yerinden duymaktayız, Manisa, Antalya gibi… 

1950 yıllarında Akdeniz ve Ege sahillerinde ‘Delice’adı verilen aşılanmamış zeytin ağaçlarını kökünden sökülerek, Avrupa’ya götürülerek, karşılığında meyvesiz ağaçlar(kavak, çam) ABD bize verdi. Kavak ağaçları alerji hastalıkları, çam ağaçlarının kozalakları yandığında da metrelerce uzağa fırlayarak tehlike saçabilmekte… Çam, kavak ağaçları yerine ZEYTİN ağaçları dikelim, zeytin ağaçlarını yok etmeye çalışanlara rağmen…

Bugün;

Bir yanda katledilen zeytin ağaçları… 

Bir yanda da zeytin ağaçlarını kurtarmaya çalışan gönüllüler…

Zeytin ağacının güzelliği ve kutsallığı; Yunan mitolojisinin bir yerinde, “…Athena zeytin ağacından bir dal kırıp Poseidon’a verir, aralarındaki düşmanlık zeytin ağacının rakipsiz güzelliği karşısında yok olur. O günden sonra Athena’nın ismi Atina kentine verilir.

“Düşmana zeytin dalı uzatmak” deyimi de neredeyse tüm dillere tam da bu mitten gelmiştir.

Çünkü zeytin ağacı, düşmanınızın dahi kıyamayacağı güzellikte ve kutsallıktadır.” 

Öyleyse, güzelliği ve kutsallığı olan… Zeytinimize… Ormanımıza… Vatanımıza sahip çıkalım… Atatürk’ün dediği gibi, “Ormansız bir yurt, vatan değildir.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz