DOÇ. Dr. Murat Çağ, obezite cerrahisinin kalıcı kilo verilmesini sağlayarak kişinin sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemesine önemli katkıda bulunduğunu belirterek, “Tedavide yöntem kişiye özel olarak belirlenmelidir” dedi.

Obezite hastalığını yenmek için uzun süre uygulanan bilinçsiz diyetler, yarım bırakılan egzersizler fazla kiloların katlanarak geri dönmesine yol açıyor. Obezite cerrahisi ise kalıcı kilo verilmesini sağlayarak kişinin sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemesine önemli katkıda bulunuyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Obezite Tanı ve Tedavi Merkezi’nden Doç. Dr. Murat Çağ, obezite cerrahisinde yöntemin kişiye özel olarak belirlenmesi gerektiğinin altını çizerek konu ile ilgili önemli bilgiler verdi.

OBEZİTE CERRAHİSİNDE HAZIRLIK DÖNEMİ

Cerrahi öncesi bir hazırlık dönemi olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Murat Çağ, bir dahiliye, gastroenteroloji, endokrinoloji uzmanının hastayı değerlendirmesi gerektiğini belirtti. Doç. Dr. Murat Çağ, “Obezite cerrahisi öncesinde hasta mutlaka bir hazırlık dönemi geçirmelidir. Hazırlık döneminde multisipliner bir değerlendirme şarttır. Örneğin, midede fıtık var mı, yok mu, hastanın cinsiyeti, obeziteye eşlik eden hastalıklar belirlenmeli ona göre cerrahi yöntemi seçilmelidir. Vücut kitle indeksi yüksek, kalp hastalığı olan kişilerde tüp mide ameliyatı seçilip hastaların hızlıca ayağa kaldırılması hedeflenir. Eğer istenirse ikinci ameliyat yapılır. Bunun yanında hastanın daha önce bu tür bir cerrahi geçirip geçirmediğine bakılmalı; ona göre yöntem belirlenmelidir” diye konuştu.

“HIZLICA KİLO ALMAK ÖLÜME GÖTÜREBİLİR”

‘Vücut kitle indeksi 35’in üzerinde olan bir hasta ne kadar diyet uygularsa uygulasın verdiği kiloyu geri alır’ diyen Doç. Dr. Murat Çağ, “Hiçbir diyet sonsuza kadar başarılı değildir. Ancak cerrahi yöntemlerin başarılı olması için doğru hastada doğru yöntemin uygulanması ve hastanın kontrol sürecine uyması gerekir. Bunun yanında ameliyat için hızlıca kilo aldırılan hastaların vücutlarında komplikasyonların oluşabildiği, ameliyat olmak için kısa sürede kilo almış birinin vücudunda proteinlerin azaldığı ve bunun iyileşmeyi uzattığı asla unutulmamalıdır. Ameliyat olmak için belirli vücut kitle indeksine çok kısa sürede ulaşan kişilerin operasyonlarının başarısız sonuçlandığı ve ölüme kadar gidilebildiği atlanmamalıdır” ifadelerini kullandı.

MİDE KELEPÇESİ ARTIK TARİH OLDU

Mide kelepçesi ve mide bandı olarak tanımlanan uygulamaların artık rağbet görmediğini vurgulayan Doç. Dr. Çağ şöyle devam etti:

“Obezite cerrahisinde yöntemler cinsiyet, kilo, hastalık, yaş, kadınlarda ileride hamile kalınıp kalınmayacağına göre değişiklik gösteriyor. Obezite tedavisinde kullanılan cerrahi yöntemleri tüp mide, mide bypass cerrahisi, mini gastrik bypass, duodenal switch. Tüp mide ameliyatı ile midenin soru işaretinin üst kısmı çıkarılır, mide ünlem işaretine benzer bir hal alır. Bu şekilde mide 100-150 ml arasındaki hacme sahip bir hale gelir. Ayrıca tüp mide ameliyatıyla çıkarılan kısımda leptin ve ghrelin hormonları vardır. Bu hormonların bulunduğu yer alındığında iştah azalır, kilo kaybı kolay hale gelir.

“Mide bypass cerrahisinde ise mide bypass edilmez, ince bağırsaklar bypass edilir. Tüp mide kadar fazla uygulanan bir yöntemdir. Bu ameliyat ile mide hacmi küçültülürken, vücuda alınan gıdaların emilimini de etkileyerek vücuda faydalı olmadan atılmasını sağlamaktadır. Tüp mide ameliyatlarından sonra direkt olarak spor yapılması önerilirken, bu ameliyatlarda spor yapılmasa da zayıflanabilir.

“Mini gastrik bypass yönteminde uzun bir mide tüpü oluşturulduktan, ince bağırsak parçası mide birleştirilir. Ameliyat süresi daha kısa ve maliyeti daha az olmasına karşın, tip 2 diyabeti geçirme ve zayıflama etkisi başarılıdır. Ayrıca bu yöntemde hastaların bağırsak hareketleri eski haline hızlıca dönmektedir. Yöntemle yenilen gıdaların miktarı azalırken, bir kısmı emilmeden dışarı atılır. Bu da tüm obezite ameliyatları gibi diyet, egzersiz ile kilo vermeyenlerde uygulanır. Roux-en-Y Gastrik Bypass olarak da bilinen bu yöntem diyabet üzerinde çok etkilidir ancak bu ameliyat hamile kalmak isteyen hastalarda uygulanmamaktadır. Çünkü bu yöntemde karın içi anatomi değiştirilmektedir. Bu yöntemde yağlarla birlikte B9, B12 gibi vitaminler de kaybolmaktadır. Ayrıca hamilelikle birlikte büyüyen rahim, ameliyatta atılan dikiş geçişleriyle ilgili sorunlar çıkarırken komplikasyon sebebi olabilir.

“Duodenal switch yönteminde gastrik bypass gibi, hem kısıtlayıcı, hem de emilimi azaltıcı etkileri olan ameliyatlardandır. Duodenal Switch de çok yüksek vücut kitle indeksine sahip diyabetik hastalara önerilmektedir. Bu ameliyat ile çok büyük bir kitle kaybına ulaşılmaktadır. Yöntemin uygulandığı hastaların bir süre daha hastanede kalmaları gerekmektedir. Bu ameliyat sonrasında çok fazla ishal görülebilmektedir. Bu nedenle hastalara öncelikle kilo verip vermek istemedikleri sorulduktan sonra bu yan etkilerin de anlatılması gerekmektedir.”

FACEBOOK YORUMLARI

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.