O 90 kuruş çok önemli…

0
59

O 90 kuruş var ya o 90 kuruş işte o çok önemli. Mübarekler sanki asgari ücreti hesaplarken kuyumcu terazisinde tartmış da hesaplamış gibi sonuna birde 90 kuruş ilave etmişler…

Haa o 90 kuruş ile bir simit alamazsın, lakin o ayrı mesele elbette. Vallahi güleriz ağlanacak halimize.

Adamların fikri de belli zikri de, illa bir algı operasyonu yürütecekler, bakın ne kadar titiz çalıştık, kuruşuna kadar hesap ettik diyecekler.

Sonuçta lafı uzatmayayım Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk tarafından açıklanan 2021 yılında uygulanacak asgari ücret bekar bir işçi için brüt 3 bin 577 TL 50 kuruş, net 2.825 lira 90 kuruş oldu…

Bu artış ile asgari ücrete yüzde 21.56 oranında zam yapıldı. Enflasyonu yüzde 14 açıklayıp sonra da biz üste yüzde 7 de refah payı verdik diye de çıkıp övünüyorlar…

Eeeee tabi, TÜİK verilerini ciddiye alır da enflasyon oranına inanırsan böyle bir açıklama yaparken yüzün de kızarmaz, boynunu eğer birde çıkar övünürsün.

Hatırlatmak isterim 6 Aralık tarihli “Asgari ücret ne olmalı” adlı makalemde:

“Türkiye’de Asgari ücret belirlenirken göz önünde tutulan en önemli ilke 01.08.2004 tarihli, 25540 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Asgari Ücret Yönetmeliğinde belirtilmiştir. Buna göre asgari ücret dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ile benzeri sebeplere dayalı hiçbir etkenden dolayı ayrım yapılmaksızın belirlenmelidir.

Aynı yönetmelikte Komisyon, ücretin belirlenmesinde; ülkenin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik durumu, ücretliler geçinme indekslerini, bu indeksler yoksa geçinme indekslerini, fiilen ödenmekte olan ücretlerin genel durumunu ve geçim şartlarını göz önünde bulundurur, denmektedir.

Şimdi bütün bu imzalanan anlaşmalar ve konulan prensiplere uyulacak olsa Türkiye’de asgari ücretin en az beş bin Türk Lirası olması gerekmez mi?

Peki bu seviyede bir asgari ücret tespit edilebilir mi? Elbette hayır baksanıza işçi temsilcileri bile korka korka ancak üç bin lirayı telaffuz edebiliyorlar.

Patron kârına bakar, devlet idare-i maslahata ve aman ortalık karışmasın der sendika temsilcileri, iktidarı kızdırıp sıcak makam odalarından, lüküs makam araçlarından olmanın korkusu ile uyar oğlu olur. Sonuçta işçi, emekçi taifesi yarı aç yarı tok mezarda emekli olana kadar çalışmak zorunda kalır. Bu seferde komisyon toplantısından farklı bir tablo çıkmasını beklememek gerekir.” demiştim, tam da dediğim gibi olmadı mı?

Daha 2021 yıl başı bile gelmedi, 2.825 lira 90 kuruş ile geçinmek mümkün değil, yarı aç yarı tok sürünürsün ancak…

Şimdiden söyleyeyim 2021 yılı yüksek enflasyonun etkili olacağı bir yıl olacak, para pul seviyesine düşecek ve bu ücret çok kısa bir sürede eriyip gidecek ve hepten aç biilaç yaşamaya mahkum olacak emekçiler.

Patronlar hiç utanmadan yabancı yatırımcılara “gel arkadaş gel, batan geminin malları bunlar; ucuz emek burada” tiradları eşliğinde adeta bir köle tüccarı edasıyla seslenirken bakanın bu seviyede bir ücret açıklaması açıkçası utanç vericidir.

Peki yapacak ne var?

İşçiler kendilerini uyutan, haklarını savunmayan sarı sendikalarda değil gerçek sendikaların çatısı altında örgütlenecek, örgütlü emeğin gücünü kullanarak hakkını sonuna kadar arayacak bunun başka yolu, yordamı yoktur.

Atalarımız “ağlamayan bebeye meme verilmez” dememiş mi? Sen hakkını aramaz, sormazsan kim sana hakkını, hukukunu, emeğinin karşılığını verir?

Utanmadan “ucuz emek burada” pazarlamacılığı yapan işveren örgütleri, neden ücretlerin çok yüksek olduğu ihracat devi Almanya, Fransa, Hollanda gibi ülkeleri örnek almaz da emeğin barbarca sömürüldüğü Hindistan, Çin ya da Afrika ülkeleri ile kıyaslar Türkiye’yi asla anlamak mümkün değildir.

Bütün bu olan biten Türkiye’yi emperyalist sömürgeye açma güdüsü ile hareket eden siyasetin bir sonucu değil midir? Peki artık işçi taifesi neden hala bu siyasanın peşinde koşturup, bu siyasetten medet ummaktadır diye sorup sorgulamak gerekmiyor mu?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz