NUREDDİN NEBATİ TİYATROYU BİTİRDİ

0
147
- Reklam -

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin ekonomistler ile yapmış olduğu toplantıdan sızan bilgilere göre “Merkez Bankası bağımsızlığı diyeceksiniz ama yok öyle bir şey… Siyasetçi olarak biz sorumluyuz. Faiz artmayacak artık, bunu unutun!” demiş. Bu güne kadar da bu söze herhangi bir yalanlama, ya da tekzip gelmedi demek ki önemli miktarda bir gerçeklik payı olduğunu düşünebiliriz

Bu noktada ben Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’ye aferin diyor ve tiyatroyu bitirdiği için teşekkür ediyorum.

Ülkemizde bir süredir Merkez Bankasının bağımsızlığına dair bir tiyatro oynanmaktaydı, artık perde inmiş ve bu tiyatro bitmiştir, Merkez Bankasının siyasetin emrinde olduğu kesinleşmiştir, bunu bilmek bence iyi bir şey çünkü bunu bildiğimizde ve bu konuda belirsizlik ortadan kalktığında ekonomik konularda öngörülerde bulunmak çok daha kolay olacaktır.

- Reklam -

Konuşmasında Nureddin Nebati, yüzde 36’lık enflasyonun altında kredi faizi oranlarıyla kredi kullanımı yapıldığını, yüzde 14’lük Merkez Bankası faizine bakılmadığını söyleyerek “politika faizini önemsizleştirdik” demiş.

Katılımcılardan biri dayanamayıp şöyle sormuş; “Politika faizi ne için var öyleyse?”

Bakan Nebati ise “TCMB bağımsızlığı diyeceksiniz yok öyle bir şey. Siyasetçi olarak biz sorumluyuz. Faiz artmayacak artık, bunu unutun” diyerek yanıtlamış.

Ayrıca, “Faiz sebep enflasyon sonuç; zaman bizi haklı çıkartıyor” diye de eklemiş. Sanırım % 50’ye dayanan TÜİK enflasyon verilerini unutmuş olmalı.

Arkadaşın ekonomist olmadığını biliyoruz, bu yüzden de ekonomi tarihinden ve merkez bankacılığının nasıl ve neden böyle geliştiğinden bihaber olmasında şaşılacak bir şey yok.

Bu makaleyi elbette okumayacak, lakin onun sözleri ekonomi ve merkez bankacılığı konusunda bilgisi olmayan sokaktaki vatandaşa anlamlı gelebilir; evet merkez bankası neden bağımsız olsun, merkez bankası neden bir kamusal kurum olmasın diye düşünebilirler ben bu soruya kısaca cevap vereyim.

Bakınız uzun zamandır altın ve gümüş paralar yerine kullanılan kâğıt paralar çok ciddi bir zaaftan muzdariptir. Bu kâğıt paraların kendi başına hiç bir değeri yoktur.

Kâğıt paralar ilk başlarda bir altın ya da gümüş rezervi karşılığında basılıyordu. Bu dönemlerde en önemli sorun piyasaların karşılıksız para basılmadığı konusunda ikna edilmesiydi, kâğıt paraya güven oluşturabilmek, bu paranın kabul edilmesini sağlayabilmek için güven artırıcı, şeffaflık sağlayıcı önlemler geliştirilmesi gerekiyordu. İşte merkez bankalarının bağımsızlığı ve özel kuruluşlar olması bu yüzden bir strateji olarak ortaya çıktı. Para hükümet emri ile basılıyor olsa dahi bunun piyasanın önemli aktörlerinin de ortak olduğu özel bir bankaya taşere edilmesi ve her şeyin bunların bilgisi ve şahitliği dâhilinde yapılması bu güveni ve şeffaflığı tesis edebilmek için mantıklı bir yoldu. İşte bu yüzden para basma hakkı devletin tekelinde olsa bile devletler parayı özel bankalara bastırır, Türkiye’de de Amerika’da da durum böyledir hem Fed ve hem de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bu yüzden özel birer bankadır.

Özellikle 1970’lerde Bretton Woods sisteminin çökmesinden sonra bütün kâğıt paraların kıymetli bir madene olan çıpası ortadan kalktı ve tüm kâğıt paralar serbestçe dalgalanmaya bırakıldı. Bu sistem kâğıt paraları değeri tamamen dolaşımdaki miktarına ve basma hakkına sahip bulunan otoritenin itibarına bağlı bir tür devlet senedine dönüştürdü.

Para ile yapılan işlemler özellikle de geleceğe yönelik birikim ve ödeme işlemlerinde bir kâğıt paranın ödeme aracı olarak kabul görebilmesi için o kâğıt paranın dolaşımdaki miktarının popülist politikalara para yetiştirmek için artmayacağından emin olmanız gerekir. Oysa politikacılar özellikle de seçilmek zorunda olan politikacılar popülist harcamalar yapmayı, bu harcamaları da vergi salarak değil para basarak karşılamayı çok sever. İşte tam da bu noktada Merkez Bankalarının politikacıların paranın değerini eritecek politikalarına direnebilmesi ve paranın değerini koruyacak stratejileri bağımsızca uygulayabilmesi gerekir.

Siz merkez bankalarını bağımlı hale getirir ve politikacıların emrine verirseniz olacak olan o paranın özellikle birikim ve geleceğe yönelik işlemlerde geçmemesi olacaktır. Bu durumu gören ekonominin aktörleri ellerine bu para geçtiği anda bunu derhal başka para birimleri ile değiştirmeye çalışacaklar, sonuçta siz geçmeyen bir para birimine sahip olacaksınız demektir.

Nebati beyin itirafından sonra olacak olan Türk Lirasından kaçışın hızlanması, Türk Lirasının değer kaybı ve dolarizasyonun artması olacaktır

- Reklam -

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz