Neden nükleer karşıtı olunur?

72

1970’lu yılların başıydı… Hürriyet Gazetesi Avrupa baskılarında ofset sistemine geçmişti…

Ama gazete her gün İstanbul’da tipo sistemiyle hazırlanıyordu…

Yani yazılar entertip makinelerinde kurşun satırlar halinde diziliyor ve mürettipler tarafından ve sayfa sekteleri tarafından hazırlanan mizanpaja uyarak, sayfa haline getiriliyordu…

Sonra bu sayfalardan prova baskısı alınıyor ve tiponun ofsete dönüştürebilmesi için için ilk adım atılmış oluyordu…

Ofset teknolojisinin en önemli getirisi renkli fotoğraf kullanabilme imkânıydı… Ama bu çok dikkatli yapılması gereken ve en ufak hataya bile izin vermeyen bir süreç gerektiriyordu…

Sonra işin en önemli safhasına geliniyordu… Her sayfanın filminin çekilmesiydi bu…

Renkli sayfaların işi ise daha da zordu… Fotoğraflar için renk ayırımı yapılması gerekiyordu…

En son iş ise her sayfanın tek tek filminin çekilmesiydi ve bu çok özel bir kamera sayesinde yapılıyordu…

Önünde dikey duran bir platformu vardı kameranın… Filmi çekilecek sayfalar buraya tutturuluyordu… Renkli sayfaların filmini çekmek ise çok daha zordu… Bir milimetrelik ufacık bir kayma bile, renkli fotoğrafların canına okuyacak hatalara neden olabilirdi…

Kameranın arka tarafında ise gazete sayfası genişliğinde ve kocaman bir film kutusu vardı… Metrelerce uzunlukta film bunun içinde bulunuyordu…

Çekilen filmler, her sabah uçakla ve bir kuryenin eşliğinde Frankfurt’a yollanıyordu… Burada filmler, web-ofset baskı makinesine takılacak kalıplara aktarılıyor, birkaç prova ve zorunlu ayardan sonra da baskıya geçiliyordu…

Sistem Hürriyet için bu gurur vasıtasıydı… Sırf bunun için, o kamera bina girişindeki asma katta, bir camekânın arkasına konulmuştu… Yani her gelenin rahatlıkla görmesi hedeflenmişti…

İskandinav Ülkeleri Temsilcisi olduğum günlerde, bir için İstanbul’a gelmiştim… Tam kameranın önünden geçerken, birden donup kalıverdim… Çünkü kameranın arkasındaki o kocaman film kutusunun çevresi, dikenli tellerle çevrilmişti…

Üst kata çıkar çıkmaz önüme gelene bunun nedenini sordum tabii…

Gülerek anlattılar…

Gece görev yapan temizlikçiler, “bu kutuda ne var acaba?” diye meraklanmışlar iyice, sonunda içlerinden biri kendini tutamayıp kutuyu açıvermiş… Ve bir gazete sayfası eninde metrelerce film yanmış… Dikenli teller, bir daha böyle bir şey olmasın diye alınan bir önlenmiş…

Tüm bunları neden yazdım biliyor musunuz..?

Çünkü bunu her hatırlayınca, içimi korku sarıyor… Ya nükleer santralde çalışan biri, “burada ne var acaba” diye meraklanıp yanma odasının kapısını açarsa..?