Ne oldu Fahrettin Bey?

0
36

Covid-19 pandemisi ile ilgili Sağlık Bakanı Fahrettin Kocanın gerçek ve doğru bilgileri paylaşmadığını kamuoyuna açık olarak dile getiren Türk Tabipler Birliği neredeyse terör örgütü ilan edilmiş ve bu çerçevede açıklama yapan bilim insanları vatan haini olarak yaftalanmıştı…

Yandaş basında bu isimler linç ediliyor, haklarında denmedik laf, atılmadık iftira bırakılmıyordu…

Ne oldu?

Sonuçta Sağlık Bakanı Fahrettin Koca gerçek rakamları açıklamak zorunda kaldı ve tüm açıklığı ile görüldü ki Türk Tabipler Birliği doğru söylüyor, görevini yerine getiriyor ve Türk vatandaşlarına hakikatleri anlatıyormuş…

Şimdi bu bilim insanlarından özür dileyecek misiniz çok merak ediyorum…

Böyle bir skandal demokratik bir ülkede yaşansa bakan hatasını kabul eder özür diler ve istifa ederdi, koltuğuna yapışıp da istifa etmemeye kalksa görevinden “affedilirdi”…

Maazallah bu skandalı bir bakan Japonya’da yaşasa hiç durmaz Harakiri yaparak intihar ederdi…

Bizdeyse bir şey olmaz en kötüsü “kandırıldık Allah affetsin” der yola devam ederler…

Şahsım ve okuyucularım adına başta Türk Tabipler Birliği yönetimi ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu olmak üzere İktidara boyun eğmeyerek bu gerçeğin ortaya çıkması için çabalayan bilime, gerçeklere ve vatandaşlarımıza saygılı tüm kurum ve kişileri kutluyorum.

Sağlık Bakanı Fahrettin bey unutmasın gerçeklerin eninde sonunda ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır, gerçekleri bir süre saklamak mümkün olsa dahi eninde sonunda ortaya çıkarlar, demedi demeyin…

Evet artık gerçekler konuşulmaya başladığına göre ben bu salgının ekonomi üzerindeki gerçek etkisinden de bahsetmeye başlayabilirim.

Ne yazık ki ülkemizde sadece vaka sayısı değil işsiz sayısı ve enflasyon oranı gibi verilerde de gerçekler saklanmaktadır.

Gerçekleri bilmeden sorunu doğru anlayarak çözüm bulmamız mümkün değildir. Eminim ki eğer Fahrettin bey işin en başından beri gerçekleri paylaşsaydı bu hastalığın ne kadar yaygın ve öldürücü olduğunu halkımıza doğru dürüst anlatabilseydi insanlarımız çok daha tedbirli olur temizlik, maske ve mesafe kurallarına çok daha hassas bir şekilde uyarlardı.

Biz hastalıkla mücadelede çok başarılıyız, sağlık sistemimiz mükemmel propagandası yapabilmek için verileri gizlemek sonuçta salgının kontrolden çıkmasına yol açmıştır.

Bütün Halk Sağlığı Uzmanları en az 15 – 20 gün tam karantina uygulanmadan bu salgını kontrol altına almak hiçbir şekilde mümkün değildir diyorlar.

İktidar ise ekonomi tıkırında kriz mıriz yok diyor, lakin 15 – 20 gün karantina ilan edip ülkeyi kapamanın ve ekonomiyi durdurmanın yüküne katlanabilecek mali gücün olmadığının da farkında.

Dahası krizin başından beri iktidar bazı alacakları ötelemek ve kredi alımını kolaylaştırmak dışında bir çok gelişmiş, zengin devletin yaptığı gibi ciddi ele avuca gelir nakdi bir yardım da yapabilmiş değil, peki neden? Çünkü ekonomik gücü yok…

Kasanın tam takır, hatta ekside olduğunu anca öğrenen saray yönetimi işsizlik, borçluluk, enflasyon gibi diğer ekonomik göstergelerden haberdar mıdır bilmiyorum. Fakat artık gerçekleri açıkça konuşmanın ve her ne tedbir almak gerekiyorsa biran önce almanın vakti gelmiş bulunmaktadır.

Eğer bu gün tedbir almakta gecikilirse yarın sorunun çözümü çok daha zor olacak ve çok daha ağır bedeller ödenmek zorunda kalınacaktır.

Deve kuşu gibi kafayı kuma gömüp, gerçekleri görmezden gelmenin kimseye bir faydası yoktur.

Türk ekonomisi ağır bir dış borç ve döviz krizine doğru gitmektedir, pandemi koşulları bu süreci hem hızlandırmış ve hem de derinleştirmiştir.

Dış borcun ödenebilmesi için cari fazla vermek ve döviz kazanmak gerekmektedir, bunun başka yolu yoktur. Türk ekonomisi çok uzun yıllardır bunu başaramamaktadır.

Dış borç krizleri iç borç krizlerine benzemez, ek vergi salarak, tasarruf ederek ve gerekirse para basarak bu sorunu çözemezsiniz. Dış borç krizlerini çözebilmek için döviz harcamalarınızı azaltmanız, döviz gelirlerinizi arttırmanız ve cari fazla vermeniz gerekir.

Türk ekonomisi için bu çok zor bir ödevdir, bunu başarabilmek için sadece yurt içinde değil yurt dışında da itibar gören, saygı duyulan, güvenilen bir yönetim gerekir. Çözüm aramaya bu noktadan başlanmazsa sonuç alınamaz, demedi demeyin…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz