Ne içersiniz?

0
277

Araştırmalar gösteriyor ki hayatımız tehlikede. Yok öyle savaş, terör gibi faktörlerden bahsetmiyorum. Savaş ve terörden uzak yaşayan şanslı insanların bile hayatı tehlikede. Nasıl mı? Dünya sağlık örgütü’nun verdiği muhtelif konulardaki raporlara bakarsak eğer sağlığımızla oynanıyor.

Türkiye’de insanlar çeşme suyunu içmeye yıllar oldu. Kanalizasyon, sanayi atıkları, plastikler şehir şebekesine karıştığı için, yıllardır Türk halkı marketlerden aldığı, damacanalar veya daha küçük şişe içindeki suları tüketirler. Buna para dayanmayacağı için doğal olarak plastik şişelerdeki sulara talim ederler. Yani çeşme suyunu içmeye cesaret edemezler. Bu da kişilerin en doğal hakkıdır. Ancak sağlık için tehlikeli olduğunu düşündükleri çeşme suyundan kaçınan insanlar kendilerini ne kadar koruyabiliyorlar? Zira marketlerden alınan suların da sağlığımız için ne kadar güvenli olduğunu bilemiyoruz. Halk, zaman zaman yapılan, plastik şişelerin içindeki suyun temizlik oranı ve ph dengesini ölçme testleri sonuçlarına göre, almak istedikleri su markalarını seçiyor.

Tabi her sene farklı markalar ve farklı sesler yükselir, bazı su markaları bu açıklamalara itiraz eder vs.
Şimdi daha farklı bir durumla karşı karşıyayız. Sadece şişenin içindeki suyun kalitesi değil sorun suya karışan plastik oranından söz ediliyor.
Plastiğin dünyayı ve insan vücuduna verdiği zarar o kadar çok ki saymakla bitmez. Bugüne kadar ben bile ne kadar çok plastik içmişimdir diye düşünüyorum hesaplayamazdım. Üstelik almanyaya geldiğimden beri de çeşme sularını kaynatarak içiyorum ki plastik şişelerden uzak durayım diye. Yağmur olan bir bölgede doğal termal sularının olduğu yerlerde yaşıyoruz ama yine de çeşmeden gelen suyun da ne olduğunu pek bilemiyoruz. O yüzden kaynatarak içiyorum. Mineralleride doğal maden sularını cam şişelerde alarak bir nebze vücuduma girmesini sağlıyorum. Ama suyun bu kadar bol olduğu bir yerde bile insan güven içinde su içemeyecek seni anlamı kaldı yaşamanın? Öyle değil mi? Kanakana içtiğimiz suyun içinde kaç santim plastik parçacıkları var, ne kadar kanalizasyon karışmış, zehirli atık oranı ne diye düşünmek zor oluyor. Önemli markaların çoğu birer açıklama yaparak kendini savundu. Bir tek Amerikadaki Pepsi co’nun açıklaması dikkatimi çekti. Açıklamayı biz değil, Amerikan sağlık örgütü yapsın diyor. Bu bana biraz özgüven gibi geldi, demekki ürünlerine güveniyorlar ve kendilerini savunma pozisyonuna geçmiyorlar. Ya da bilemiyorum içlerinde hangileri en iyiler? Siz olsanız be içersiniz?

Şimdi Dünya sağlık örgütü bu konuya el atıyor. Ancak işleyen süreç öyle yavaş ki ve geçmişte, eğer doğruysa o kadar çok plastik vücudumuza girmiş ki, Allah acısın bize. Sanırım kimseden fayda yok bakın başınızın çaresine.

RAPÇİ -İMAM HATİPLİ

Çiftlik bank’ı kuran genç rapçi, imam hatip mezunu ve overlokcu bir profil var karşımızda. Mehmet Aydın isimli bu şahıs bir oyun kurmuş aslında ve İşler ciddiye binince de orada burada bir kaç sucuk vs. yaptırmış, üstüne de çiftlikbank etiketi yapıştırıp birkaç markette satmışlar. Yakalanan eşi de dolandırıcıların tüm detaylarını anlatıyor. Her şeyi aklımı aldı da bir bankanın sahibi diye ortaya çıkan bir insana bakıp araştırıp bu nasıl bir şey diye düşünmez mi? Ben bu çocuğun fotoğrafını ilk gördüğümde, öyle banka sahibi ya da CEO gibi bir şey göremedim. İnandırıcı değil bir kere nasıl kanarsınız anlamış değilim hani kandığınız insan inandırıcı olur. Ama şeytan çok ortalıkta onlar kandırıkçı mutlaka bir taraftada kananlar olacak işte. Korkarım gittiği Uruguay’da da bir çiftlik bank kurarak benzer şeyler yapar.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz