Nasreddin Hoca fıkrası gibi rezerv

0
88

Nasreddin Hocanın adamın birine külliyetli miktarda borcu varmış, zamanında ödeyememiş adam da gelmiş kapıya dayanmış, birazda hiddetle “Hoca hoca, borcunu ne zaman ödeyeceksin diye sormuş”

Nasreddin Hoca gülümseyerek “Yahu, sen hiç merak etme borcumu en kısa zamanda ödeyeceğim, şimdi hemen çarşıya varıp diken alacağım, sonra onları koyunların geçtiği yerlere dikeceğim. Koyunlar oradan geçerken yünleri dikenlere takılacak, ben yünleri toplayacağım, sonra onları eğireceğim, ip yapıp pazarda satacağım ve borcumu ödeyeceğim” demiş.

Adam dayanamayıp gülünce de hoca cevabı yapıştırmış: “Hazır parayı gördün gülüyorsun dimi köftehor.”

Bu fıkrayı şimdi niye mi anlattım? Anlattım çünkü Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak katıldığı canlı yayında döviz rezervleri tartışmalarına yönelik bir soru üzerine, “Doğal gaz keşfi, bu bir rezerv midir? Aynı zamanda Merkez Bankası gibi bir rezervdir. Türkiye, bir Merkez Bankası rezervi kadar sistemine bir rezerv daha eklemiştir.” dedi.

Açıkçası kendisini tebrik etmek lazım, damat bey Merkez Bankası rezervleri ile doğal gaz ya da başka bir kaynağa ait rezervleri eşleştirerek dünyada ve merkez bankacılığında yeni bir çığır açmış, yeni bir dönem başlatmış bulunmaktadır.

Tartışmayı bu noktaya çekerek, Merkez bankası rezervlerinin ekside olduğuna yönelik iddiayı cevaplamaktan da ustalıkla kaçınmış bulunduğu ise elbette dikkatli gözlerden kaçmamıştır.

Hakikate gelirsek, doğal kaynaklara sahip olmak elbetteki bir ülkenin zenginliği ve refahı için büyük bir avantajdır. Fakat unutmamak gerekir ki doğal kaynaklar akıllıca kullanılmaz ise bırak zenginlik getirmeyi, ülkenin perişan olmasına dahi yol açabilir. Venezüella, Libya, Irak, İran, Nijerya ya da Sierra Leone gibi devletler sahip oldukları son derecede zengin doğal kaynaklara rağmen bırak zengin olmayı ve refaha ulaşmayı, ülkelerinde barış ve asayişi korumaktan bile aciz bir hale düşmüşlerdir.

Yakın geçmişte SSCB hemen her türlü son derecede zengin doğal kaynağa sahip olmasına rağmen, ekonomik sisteminin çökmesini, iflas edip morotoryum ilan etmek zorunda kalmasını ve ülkenin parçalanmasını engelleyebilmiş midir?

Hemen hemen hiçbir zengin doğal kaynak rezervine sahip olmayan Japonya, Almanya ve Kore gibi ülkeler ise tam bir refah toplumu yaratmamışlar mıdır?

Unutmayınız; bir ülkenin güç, refah ve zenginliğini sahip olduğu doğal kaynaklar değil kullanmayı becerebildiği “akıl” seviyesi belirler.

Diğer yandan damat beyin katıldığı canlı yayında bu doğalgaz keşfinin bu kadar parlatılması ile ilgili baklayı ağzından çıkardığını ise aşağıdaki satırlardan anlıyoruz:

“Bu son süreç gerek TPAO ve gerek BOTAŞ’ı farklı bir lige çıkaracak. Önümüzdeki yakın süreçte bu keşiflerin gelişmesiyle birlikte gerek TPAO, gerek BOTAŞ’ın bilançoları önce yurt içi, sonra yurt dışı olabilir, halka arz sürecinin de önünü açacak. Türkiye ve dünyanın en büyük, en değerli şirketleri olabilecek bilançoya kavuşarak bunun da önünü açacak. Bunların da altyapısını hazırlayacağız. Halka arz olacak, şirketlere ortak olacak vatandaşlarımız. Yurt dışı yabancı yatırımcılar daha büyük ilgi gösterecek. Aramacılık ve sondajcılık noktasında TPAO lisansları ve varlıklarıyla zaten bir yola giriyor. Gaz noktasında BOTAŞ bölgenin en büyük dağıtım ve iletim altyapısı. Şimdi bu iki firmamızı bölgesel pazarlarda önemli oyuncu olacak lige taşıyacak. Bu iki firmamız dünya çapında bir THY, belki THY’den daha büyük olabilecek kapasiteye sahip. Bunlar Türkiye’nin markaları. Bunlarla ilgili güzel haberleri yakında duyacağız inşallah.”

Anlaşılan bu iki kamu şirketini de özelleştirmeyi kafaya koymuşlar, gaz keşif haberinin bu kadar parlatılmasının arkasında yatan hedef buymuş.

Şimdiden söyleyeyim bir gaz rezervinin bulunması ve bunun ekonomik değerinin saptanması çok ciddi bir fizibilite çalışması gerektirir.

Önce rezervi ve çıkarılabilir rezervi bulup, bilimsel ve tarafsız uzmanlar tarafından onaylatmak gerekir. Sonra çıkarma, iletme ve arıtma masrafları ile ilgili çok detaylı bir maliyet analizi çalışması yapılması gerekir. Bulunan rezervin ekonomik değeri doğal olarak rezervin miktarının piyasa fiyatı ile çarpılması ve buunacak değerden maliyetlerin düşülmesi ile bulunur. Lakin bu günkü piyasa fiyatını bilmek de yetmez, önümüzdeki 20 ila 30 yıllık dönemi kapsayan gelecekteki fiyatı da doğru olarak öngörmeniz gerekir. Bu öngörü özellikle de derin deniz sondajları gibi yüksek maliyetli operasyonlar için çok daha önemlidir.

Vatandaş kolayca gaza gelebilir de enerji piyasasına yatırım yapacak şirketleri ikna etmek o kadar da kolay değildir, önlerine net, şeffaf ve güvenilir bilgi koymak gerekir.

Doğru hesap yapılmaz ise sonra evdeki hesap çarşıya uymaz, operasyon zarar yazar bu zararı da millet pahalı doğal gaz kullanarak öder, demedi demeyin.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz