Memlekette mutlu insan sayısı hızla düşüyor. Bu kadar ekonomik sorun karşısında zaten farklı bir sonuç beklenemezdi.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2018 yılı yaşam memnuniyeti araştırmasına göre her iki kişiden biri mutsuz ve bu giderek artıyor.

Geçen yıl mutlu olduğunu söyleyen bireylerin oranı, bir önceki yıla göre yaklaşık beş puan düşerek yüzde 53.4’e geriledi. Mutluluk oranı erkeklerde yüzde 53.6’dan yüzde 49.6’ya, kadınlarda ise yüzde 62.4’den yüzde 57’ye indi.

Yaş grubuna bakılınca, 65 yaş üstü her 10 yaşlıdan altısı mutlu. En mutsuz olanlar ise 45-46 yaş grubunda olanlar. Bunları 5-24 yaş grubu izliyor. Başka bir deyişle gençler ve orta yaş grubu bir hayli mutsuzluk içinde.

Evli bireylerin, evli olmayanlara göre daha mutlu. Bunlardan evli erkeklerin yüzde 51,6’sının, evli kadınların ise yüzde 60,7’si mutlularmış.

Eğitim durumuna göre; en yüksek mutluluk oranı, yüzde 59 ile bir okul bitirmeyenlerde. Okumazsan anlamazsan mutlu olur tabii.

Vatandaş mutluluğu ailelerinde buluyor. Her dört vatandaştan üçü mutluğun kaynağı olarak ailesini görüyor.

Diğer mutluluk kaynağını sağlığa bağlıyorlar. Demek ki sağlık yerinde ise gersi boş. Sevgi, başarı, para ve iş çok az kişiyi mutlu ediyor.

Mutluluk araştırmasında en çok neden memnunsunuz diye sorulması tuhaf olsa da, cevap verenlerden yüzde 75,2 ile asayiş hizmetlerinden, yüzde 74,8 ile ulaştırma, yüzde 70,4 ile sağlık, yüzde63,1 ile Sosyal Güvenlik Kurumu, yüzde 56,7 ile eğitim, yüzde 56,3 ile adli hizmetlerden memnun.

Diğerlerini bilmeyiz ama binlerce davanın bir türlü sonuçlanmadığı hatta yıllara yayıldığı, kimi yörelerde hakim savcı bulunamazken adli hizmetlerden memnunuz demek tartışılabilir.

Her şeye rağmen yine de her on kişiden yedisi gelecekten umutlu.
Peki ya geri kalanlar? Onlar neden gelecekten umut kesmişler veya umutlarını neden kaybetmişler? Ya da bir yıl içinde yaklaşık 2 milyon insan neden mutsuzlar kervanına katılmış?

GEÇİLEMEYEN TÜMSEK

Geçen yılın Ağustos ayında başlayan ekonomik sıkıntılar değişik tanımlarla konuşuluyoruz. Kimine göre kriz, kime göre dar boğaz.

Bunlar arasında en ilginç tanımı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu yapıyor.

Hisarcıklıoğlu, ekonomide yaşananları “tümseğe” benzetiyor ve “biz bu tümseği aşarız” diyor. Ne zamandan beri? Aylardır.

Arkadaş bu tümsek nasıl bir şeymiş ki bir türlü geçemiyoruz? Sanırsınız tümseğe değil dağlara takılmışız.

Şunu da ekleyelim: Acaba şu anda önemli olan tümseği mi aşmak mı yoksa tümseği oluşturan nedenleri mi ortadan kaldırmak? Aksi takdirde gittiğimiz yolda daha büyük tümseklerle dolacak.

Tümseği geçemezsek ne olur? Patinaj yapıp dururuz her 10 yılda bir olduğu gibi.

FACEBOOK YORUMLARI

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.