Mustafa Kemal ezanlarla, kurbanlarla karşılandı

39

Tarih 27 Aralık 1919, günlerden Cumartesi. Mustafa Kemal önderliğinde memleketin bağımsızlığı ve yeni devlet kurulması hedefiyle oluşan “Heyet-i Temsiliye” dokuz günlük yolculuktan sonra Sivas’tan Ankara’ya vardı. O gün yaşananları heyet üyelerinden Mazhar Müfit şöyle anlatıyor:

“Sabahtan itibaren davullar ve zurnalarla bütün Ankara halkı karşılamaya hazırlanmıştı. Çankaya ve Dikmen tepelerinden güzel sesli hafızlar ezan ve sala okuyorlardı. Köylerden birçok atlı ve kağnı arabalarıyla binlerce halk Ankara’ya gelmiş; atlı alayı Hacı Bayram Camii’nin önünde toplanarak dini tören yapılmış; yedi yüz piyade, üç bin atlıdan teşekkül eden bir seymen alayını dervişler takip ediyordu.

Bunların arkasında bütün esnaf ve ondan sonra da okul öğrencileri yürüyorlar. Okul öğrencileri İstasyon Caddesi’ne, seymen alayının bir kısmı Dikmen bağlarına, bir kısmı Çankaya bağlarına, Kızılyokuş (bugünkü Dikmen Caddesi) eteklerine ve diğer bir kısmı da İstasyon yoluna dizilmişti. Jandarma ve yirmi kadar polis de burada idi. Halkın bir kısmı Namazgah tepesine, diğer kısmı Yenişehir’in bulunduğu yerlere ve İstasyon yoluna sıralanmışlardı.
Bu coşkulu karşılama Mustafa Kemal Paşa’yı çok duygulandırdı, Ali Fuat Paşa’nın “ Ankara’yı nasıl buldunuz Paşam?” sorusuna “cidden fevkalâde, tebrik ederim. Ankara hakikaten millî bir merkez haline gelmiş” dedi.

Biz tam, üçü on geçe Kızılyokuş’tan iniyorduk. Yolda Paşa’ya yetiştiğimizde Paşa, Rauf Bey’le beni otomobiline aldı. “yaşa” sesleri, alkışları arasında ilerledik.
Kızılyokuş’ta iki kurban kesildi, o zaman tamamen boş bir yer olan Yenişehir’de Salamon Efendi isminde bir zatın ahşap, küçük bir evi vardı. Oraya gelince seymenler tarafından bir dana kurban edildi. Karşılama heyeti ve memurlar burada idiler. Paşa otomobilden inerek hepsinin hatırını sordu ve ellerini sıktı. Daha ileride yedi yüz kadar zeybek kıyafetinde, ellerinde palalarla dizilmiş gençleri gördük. Paşa bunlara “Merhaba” diye selam verdi, onlarda “sağol” diye karşılık verdiler ve şöyle bir konuşma geçti:

Mustafa Kemal Paşa: Arkadaşlar, buraya niçin geldiniz?
Gençler: Millet yolunda kanımızı akıtmaya geldik. And olsun!
Mustafa Kemal Paşa: Var olunuz.

ÜŞÜYEN ÇOCUKLARI DÜŞÜNDÜ

Nihayet İstasyon yoluna sapıldı. Biraz sonra da kız ve erkek mektep talebeleri arasından geçerek tezahürat ve dualar arasında hükümet meydanına (şimdi B.M. Meclisi Müzesi önü) geldik. Yahya Galip Bey bir nutuk ile “hoş geldiniz” dedi ve hariciye memurlarından Fahrettin Bey heyecanlı bir nutuk söylemeye başladı. Hava güneşli idi, fakat kuru bir soğuk şiddetle ortalığı donduruyordu. Mustafa Kemal Paşa, orada dizilmiş olan kız talebelerin üşüdüklerini düşünerek, çocukların gitmelerini Vali Yahya Galip Bey’e söyledi.
Yahya Galip Bey, “Yalnız çocuklar değil, biz de donduk diyerek hatibe “Bey birader, biraz kısa kes, titriyoruz” dedi. Hatip de heyecandan zaten nutkun ilerisini getiremeyerek kesmeğe mecbur oldu. Sonra hükümet konağına girdik. Vali odasında bir müddet istirahatla çaylar içildi. Kolordu ziyaret edildi. Otomobillere binerek, bize tahsis edilen, şehrin dışındaki Ziraat Mektebine gittik”.

“HEYET-İ TEMSİLİYE’NİN
MERKEZİ ANKARA”

Aynı günün akşamında Mustafa Kemal Paşa tarafından tüm Milli Mücadele örgütlerine şu telgraf gönderilecekti:
“Sivas’tan Kayseri yoluyla Ankara’ya hareket eden Heyet-i Temsiliye güzergâhta ve Ankara’da, büyük milletimizin sıcak ve samimi tezahüratı vatanseverlik içinde bugün şehre geldi. Milletimizin gösterdiği bu birlik ve kararlılık örneği, memleketimizin geleceğine güven konusundaki inançları sarsılamaz bir şekilde güçlendirici niteliktedir. Şimdilik Heyet-i Temsiliye’nin merkezi Ankara’dadır. Saygılar sunarız Efendim! Heyet-i Temsiliye adına Mustafa Kemal.”
Mustafa Kemal yıllar sonra Ankaralılara hitaben o günleri şöyle dile getirecekti:
‘İstiklal Mücadelesi tarihinde Ankara namı en aziz bir mevkii muhafaza edecektir. Bazılarımız iktihamı (göğüs germeyi) hemen gayrimümkün zannedilen bu müşkülât (zorluk) karşısında sizler bir dakika tereddüt etmediniz. Üç sene mukaddem (önce) Sivas’tan Ankara’ya ayak bastığım zaman bir misalini geçen gün dahi göstermiş olduğunuz samimi ve kalbi tezahürat ile beni kollarınız arasına aldınız.
O zaman gösterdiğiniz bu vatani cesaret sayesinde ecnebi (yabancı) müdahalesiyle İstanbul’da kapatılmış olan Meclis-i Mebusan’ın daha vasi (geniş) bir salahiyet (yetki) ve şanı milliyet layık bir istiklal ile Ankara’da açmak mümkün oldu. Büyük Millet Meclisi sizin muhiti hamasetinizde biperva (korkusuzca) istiklal mücadelesine devam edebilmiştir. Binaenaleyh, Ankara, hemşerilerimizin bu istiklali vatan mücadelesinde ayrı bir hisse-i şerefi vardır.”

DİĞER GÜNLER

Mustafa Kemal 28 Aralık 1919 günü şehrin ileri gelenleri Ziraat Mektebi’ne davet ederek ülkenin siyasi ve askeri durumunu anlattı.
Aynı gün mesajların halka doğrudan anlatılması için Hakimiyet-i Milliye adıyla gazete çıkarılması kararlaştırıldı. Gazete, 10 Ocak 1920 tarihinden itibaren Recep Zühtü (Soyak) Bey’in yönetiminde yayın hayatına başladı, dönemin en önemli haber kaynağı durumuna geldi.
Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının Ankara’ya geldiği 27 Aralık 1919’dan 23 Nisan 1920’ye kadar 4 aylık sürede hemen her türlü masrafları, Ankaralıların finanse ettiği Mütafaa-i Hukuk Cemiyeti karşılandı
Ankara’nın savaş boyunca en fazla subay ve er şehit veren bir vilayet oldu.
O günlerden bugüne bu memleketi vatan yapanların ruhları şad olsun.
(Not: Yazı çeşitli kitap ve makalelerden derlenmiştir)