Dakikada 20 kişi yerinden oluyor. Dünya’da 113 kişiden biri mülteci. Türkiye’de ise 28 kişiden biri mülteci konumunda yer alıyor. Suriye krizinin 8’inci yılında 106 bini sivil olmak üzere toplamda 353 bin kişi hayatını kaybetti.

Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü ile Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği’nin(SGDD-ASAM) işbirliğinde düzenlendi. “Medyada Göç ve Mülteciler Konferansı” İstanbul’da gerçekleşti. Konferansta, Birleşmiş Milletler’den gelen uzmanların moderatörlüğünde duayen gazeteciler, medyada göç konusunun nasıl ele alındığını ve mültecilerin nasıl temsil edildiklerini tartıştılar. 

Mültecilerin görünürlüğünün artmasıyla, günümüzde vatandaş-mülteci çatışması daha çok söz edilir bir hale geldiğinden önümüzdeki dönemde mültecilerin negatif içeriklerle haberlere konu olmalarının toplumsal karışıklıklara yol açma tehlikesi bulunuyor. Konferansta, Türkiye’de vatandaşların mülteci algısı üzerindeki en büyük etkiyi yazılı ve görsel basının oluşturduğu düşüncesinden hareketle, göç ve göçmen haklarına ilişkin yasal çerçeve hakkında yerel ve ulusal basında farkındalık yaratılması amaçlanıyor.

Seminerde özellikle çocuğun her yerde çocuk olduğu ve çocuğun dilinin, dininin, ırkının olmadığı vurgusu yapıldı.

Medyada Göç ve Mülteciler Konferansı 3 oturum şeklinde gerçekleştirildi. Oturumlardan önce Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü Genel Müdürü Mehmet Akarca ve SGDD Yönetim Kurulu Başkanı Ali Gitmez ve SGDD Genel Koordinatörü İbrahim Vurgun Kavlak konuşma yaptı.

Açılış konuşmalarının ardından 3 oturumda gerçekleşen seminerde Türkiye Foto Muhabirleri Derneği Başkanı Rıza Özel, Reuters’dan Murad Sezer, Gazeteci Mark Micallef, Jiji Press’den Vehbi Baş, NTV’den Mete Çubukçu, Al Araby TV’den Adnan Aldaher, EuroAcademic EASC Başkanı Mustafa Ulusoy, Kültür Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Bora Bayraktar ve NEW-TR Haber’den Mohammad Abdi söz aldı.

AMACIMIZ ALGIYI DEĞİŞTİRMEK

Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) Yönetim Kurulu Başkanı
Prof. Dr. Ali Gitmez, ” Basın mensuplarıyla bugüne kadar toplanamamış olmamız gecikmiş olduğumuz bir durum. Basın mensuplarıyla bir araya gelmemiz bugüne kadar yapmış olduğumuz en iyi işlerdi ve bu 6 ay içinde sonuçlarını almaya başladık.

Bu seminerlerden sonra yayınların göçmenlerle, mültecilerle ilgili arttığını görüyoruz. Basında ve siyasette mültecilerle ilgili kırılma noktaları oldu. İlk kırılma noktası Aylan bebeğin ölümü oldu.

Bu toplantının temel amacı en çok da yerel basının mülteciler ile ilgili algılarını değiştirmektir. Dünyanın en kalabalık caddelerinden İstiklal Caddesi’nde neredeyse Türkçe konuşulmuyor. Mülteciler içimizde büyük çoğunluk olmuş ve giderek Türk vatandaşı olma yolunda ilerliyorlar. Böyle bir durumda onları dışlamak çok yanlış olur.

Seminerle başladığımız 2017 Eylül ayından önceki olumsuz tutumun yumuşamasında Kasım ayından sonra belirli bir ilerleme olduğunu görüyoruz. Henüz çok inandırıcı istatistikler olmasa da cesaret verici bir durum” dedi.

TOPLANTILARDAN OLUMLU SONUÇLAR ALDIK

Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürü Mehmet Akarca, ” Bu toplantılardan çok olumlu sonuçlar aldığımızı söylemeliyiz. Özellikle yerel basında daha fazla yer aldığımızı görüyoruz.

Dünyada 70 milyon insan yerinden yurdundan ayrılmış durumda bunlardan 20 milyonu mülteci durumda. 

Bu bir yanan ateş ve gazeteciler bu ateşi daha iyi fark ediyor. Bir insanın yanına canından başka bir şey alamayıp yerinden yurdundan ayrılması ne kadar acı verici bir durum. Burada Türkiye ön plana çıkıyor. Bazı ülkeler gibi onların yerinde yurdunda gözümüz yok bizim derdimiz onların can sağlığı.

Türkiye her zaman zorda kalana yardım etmiş, mazluma kolunu, kanadını açmış sinesine basmıştır. Göç akımının başladığı günden bugüne Avrupa 4 milyar dolar yapacağı yardım konusunda düşünürken, ülkemiz 40 milyar dolar harcadı.

Mültecilerin içinde de art niyetliler var ancak bunu tamamına mal edemeyiz. Türkiye, Türkiye’ye yakışanı yapıyor” ifadelerinde bulundu

MÜLTECİLERİN YÜZDE 6’SI KAMPLARDA

SGDD Genel Koordinatörü İbrahim Vurgun Kavlak, ” 3 milyon 547 bin 194 Suriyeli’nin yüzde 6’sı kamplarda kalmakta. Mültecilerle eskiden AFAD ilgileniyordu şu an SGDD’ye devredildi. 400 binden fazla Irak’tan, Afganistan’dan gelenler var.

Ocak ayında 11 bin 500 Suriyeli olmayan Afgan ve Iraklılar var. Bu rakam Ocak- Şubat ayı toplamında 20 bine ulaşmış durumda. Bu rakam 35 yıl içindeki en yüksek rakam. Şu an için bir yavaşlama olsa da yaz aylarında yeniden bir hareketlenme olabilir. Avrupa Birliği’ne göre kabul antlaşmasından dolayı azalma olsa da bu yılda rakamların yükselmesini bekliyoruz” dedi. 

Sözlerine devam eden Kavlak, “Dakikada 20 kişi yerinden oluyor. Dünya’da 113 kişiden biri mülteci. Türkiye’de de 28 kişiden biri mülteci konumunda yer alıyor. Suriye krizinin 8’inci yılında 106 bin kişi sivil olmak üzere toplamda 353 bin kişi hayatını kaybetti.

Türkiye ise neredeyse bir ülke nüfusu kadar mülteciyi bünyesinde barındırıyor.

Mülteciler için eskiden sağlık ve barınma ön plandayken şu an sosyal uyum ön planda yer alıyor. İletişim ne kadar sağlıklıysa iki tarafta birbirini o kadar iyi anlayabiliyor. Suriyelilerin yüzde 60’ı savaş biter ve iyi bir yönetim olursa dönerim diyor” ifadelerinde bulundu.

BİR FOTOĞRAF HER ŞEYİ DEĞİŞTİREBİLİR

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Dış İlişkiler ve Enformasyon Müdürü ve Sözcüsü Selin Ünal’ın moderatörlüğünü yaptığı oturumda ise ‘Göç Konusunda Farkındalığın Oluşturulmasında Medyanın Rolü’ başlığı altında gazetecilere söz verildi.

Türkiye Foto Muhabirleri Derneği Başkanı Rıza Özel, “Bir fotoğraf her şeyi değiştirebilir. Foto muhabirler dünyada tarihin tanıkları olarak tanımlanır.” 

Reuters’dan Murad Sezer, ” Medya büyük bir güç ancak tıkandığımız bir nokta var. Medya evet etkili ama bunun süresi oldukça kısıtlı, bir ya da iki gün kadar. Ne yaparsak yapalım, ne kadar etkili olursa olsun bir yerden sonra ilerleyemiyoruz.

Ben gazetecilerinde, sivil toplum kuruluşlarınında ellerinden geleni yaptıklarına inanıyorum. Bu noktadan sonra biraz da toplumlara iş düşüyor. Toplumu nasıl eğitebiliriz buna bakmalıyız.

Tıkanmamızın en büyük nedeni dijital dünya ve sosyal medya. Eskiden fotoğrafların ömrü çok daha uzundu. İnsanlar artık bir film gibi olayları seyrediyor, tepki göstermiyor.

Türkiye’de özellikle yerel basında araştırmacı gazetecilik yok. Yerel gazetelerde, ulusal gazetelerde işsizlik oranlarının mültecilerden dolayı arttığı söyleniyor. Rakamlar yok, sadece biriyle görüşülüyor ve böyle bir kanıya varılıyor. Ayrıca ucuza çalıştırılan tecavüze uğrayan mültecilerin haberi yapılıyor mu? Hayır. Tek taraflı olmamak gerek, yanlış bir algı oluşturup bir hatayı bir topluma mal etmek yanlış bir davranış olur” dedi.

Gazeteci Mark Micallef’de mülteciler hakkında yanlış algının oluşturulmasını eleştirdi. Micallef oluşturulan bir algı üzerinden toplumun değerlendirilmesinin çok yanlış olduğunu ifade etti.

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu Toplumsal Cinsiyet Uzmanı Bora Özbek’in moderatörlüğünde gerçekleşen “Mültecilerin Toplumsal Kabulü Sürecine Medyanın Etkisi” oturumuna Jiji Press’den Vehbi Baş, NTV’den Mete Çubukçu, Al Araby TV’den Adnan Aldaher katıldı.

MEDYADA YENİ BİR DÖNEM

İlk söz hakkı gazeteci-yazar Mete Çubukçu’ya verildi. Çubukçu, ” Kariyerimin büyük bir bölümü kriz noktalarında geçti. 2011 yılına kadar olaylara hep farklı açılardan baktık. 2011 yılından sonra konunun öznesi biz olduk. Dünyanın en zor olayı kendi ülkenizi terk edip başka bir ülkede yaşamaktır. Bu durumu yaşamayan bilemez.

Suriye iç savaşı nedeniyle ülkemize göç eden mültecilere hep geri dönecekler gözüyle baktık ancak savaş bitmedi ve mülteciler geri dönmedi. Durum böyle olunca medyada hazırlıksız yakalandı. Kişisel kanaatim ve hissettiğim medyada yeni bir döneme geçiş yapıyoruz. Mülteciler geldiği zaman zorluklar yaşadık ancak asıl zorluklar şimdi başlıyor.

Hem kendimizi eğitmemiz hem de toplumu eğitmemiz gerekiyor. Çünkü artık göç yok mülteciler artık bu toplumda yaşayacaklar ve bu topluma entegre olacaklar. Nefret söyleminin önüne geçmeliyiz ve bu konuda çalışmalar yapmalıyız. Tarihte toplumlarla yaşadığımız sıkıntılar bizde kötü algılara yol açtı. Bu toplumsal algıları yıkmalıyız. Odaklanmamız gereken nokta onların gelmek zorunda kaldıkları için gelmeleri, toplumumuza bunu anlatmalıyız.

MEDYA DEVLETLERİN POLİTİKALARINI BİLE DEĞİŞTİREBİLİR

Jiji Press’ten Vehbi Baş, ” Mülteciler başta misafir olarak kabul edildi ancak kalıcı oldukları anlaşılınca olumsuz düşünceler yayılmaya başladı. Onların Türkiye’de ki entegrasyona dahil olmaları toplumumuzda iş kaygısına, devlet işlerinde aksamalar yaşanacağı algısına yol açtı. Bu tarz problemler devletin geliştireceği politikalarla çözülecektir. Bu konuda medyaya da çok iş düşüyor. Medya toplumun algısını yönetebiliyor hatta devletlerin politikalarını bile değiştirebiliyor. 

Al Araby Tv Adnan Aldaher, “Türkiye’de insanların bir bölümü Suriyeli görünce ön yargılı davranıyor. Ben Türkiye’de yaşadığım için Türkçeyi çok iyi biliyorum ancak insanlar Suriyeli olduğumu öğrenince bana ön yargıyla yaklaşıyorlar. Mesela ben çalışım kazandım ve kendime bir araba aldım. Arabaya bindiğimi görenler devlet artık size arabada mı alıyor? Sorusunu sordular. Bu mümkün mü? İşte bu algıyı değiştirmeliyiz” dedi.”

GÖÇ KÖTÜ VEYA AYIP DEĞİLDİR!

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu İletişim Bölümü Başkanı Sema Hosta moderatörlüğünde gerçekleşen ‘Göçmenlerin Toplumsal Uyum Sürecinde Medya Nasıl Rol Alabilir?” oturumunda EuroAcademic EASC Başkanı Mustafa Ulusoy, Kültür Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Bora Bayraktar ve NEW-TR Haber’den Mohammad Abdi yer aldı.

Oturumda ilk sözü Yrd. Doç. Dr. Bora Bayraktar aldı. Bayraktar, ” Her Türk vatandaşı gibi bende bu akım başlayınca tedirgin oldum. Ne zaman ki kamplarda çocuklarla göz göze geldim o zaman mültecilerin ne hissettiğini anladım. Haber yaparken hiç bir zaman empatiyi elden bırakmamak gerekir. Mülteci haberi yaparken gerçeği yansıtmalısınız. Mültecilerin haklarını da çiğnememeniz gerek. Bazen iyi bir haber yakalayalım diye agresif olabiliyoruz, bu duruma dikkat etmeliyiz” dedi. 

EuroAcademic EASC Başkanı Mustafa Ulusoy, ” Göç kötü veya ayıp değildir. Bu geçmişte de vardı, günümüzde de var. Sorun insanlık onuruna yakışmayacak şekilde yaşanmasıdır. İnsan onuru çerçevesinde saygılı olmalıyız.

Avrupa Birliği 28 ülke bir göç politikası üretemedi. Sadece çeşitli ülkeler bazında antlaşmalar yapıldı. Herhangi bir politika yok sadece Avrupa’nın çaresizliği var. Bu konuda Türkiye’yi tebrik etmemiz gerekir.

Ne yazık ki Belçika göçmen sorunlarını siyasete alet ediyor. Belçika’da durum bu kadar vahim. Avrupa’da orta direk medya yokluğu yaşanıyor. Belçika’da göçmen sorunları popülist gazetecilerin ve siyasetçilerin en büyük malzemesi oluyor” ifadelerinde bulundu.

Son olarak söz alan NEW-TR Haber’den Mohammad Abdi, ” Suriye’den Türkiye’ye büyük bir göç dalgası oldu. Neredeyse bir ülke nüfusu kadar insan geldi. Bu insanlar savaşın içinden geliyor. Tabi bu durum çeşitli sorunlara yol açıyor. Türkiye’ye göç dalgasıyla gelenler arasında Suriye rejiminin ajanları da var. Bu ajanlar Suriyeliler üzerinden negatif algı oluşturmak istediler ancak başarılı olamadılar. Medya konusuna gelecek olursak bir basın elçisi olmalı” diyerek sözlerini noktaladı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz