Müjde

0
73

Sayın Erdoğan, katıldığı Ankara Başkent Organize Sanayi Bölgesi’ndeki Kalyon Güneş Teknolojileri Fabrikası Açılış Töreni’nde “Cuma günü tüm milletimize bir müjdeyi vermekle karşı karşıya olacağımızı tahmin ediyor ve buna inanıyorum. Bu müjdenin hayalleri, rüyası içindeyiz. Cuma günü, Türkiye’de, yeni bir dönemin açılacağına da şimdiden inanıyorum.” diyerek kamuoyunca ciddi bir merak uyandırmıştı.

Bugün Cuma, bu müjdenin ne olduğunu kendi ağzından dinleyeceğiz, lakin daha önceden ABD’li ekonomi kanalı Bloomberg News, Türkiye’nin Karadeniz’de bir enerji kaynağı keşfettiğini duyurdu. Karadeniz’de bir süredir yapılan doğal gaz arama çalışmalarının olumlu sonuçlandığını belirten kanal, sözkonusu kaynağın doğal gaz olduğunu ileri sürdü. Piyasalarda da yoğun olarak Erdoğan’ın bahsettiği müjdenin bu haber olduğu konuşuluyor.

Bloomberg haberi iki yetkiliye dayandırdı, fakat kaynakların isimlerini açıklamadı. Kaynaklar, Erdoğan’ın “Cuma günü bir müjde vereceği” şeklindeki açıklamasının ardından konuşmuştu.

Bilindiği üzere Türkiye, 2017’den bu yana Karadeniz’de Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na ait “Barbaros Hayrettin Paşa” sismik arama gemisiyle enerji kaynakları arama faaliyetlerini sürdürüyor.

Reuters’a konuşan bir yetkili ise biri “ciddi büyüklükte” olmak üzere Karadeniz’de iki bölgede enerji kaynağı bulunduğunu belirtti.

Erdoğan’ın “Cuma günü bir müjde vereceğiz” açıklaması hakkında CNN Türk’te yayınlanan Ahmet Hakan’ın sunduğu ‘Tarafsız Bölge’ programında konuşan ve

Son zamanlarda Cumhur ittifakına verdiği destek ile dikkatleri çeken Vatan Partisi Genel Başkanı Perinçek; Cumayı beklemeden programda müjdeler açıklanmış oldu. Sayın Cumhurbaşkanımıza bırakalım müjdeyi ama verilen bilgiler, Zonguldak açıklarında hidrokarbon yatakları, doğalgaz bulunduğunu son bir iki gün içerisinde biz de öğrendik. Ama Sayın Cumhurbaşkanımız müjdesini kendisi verecektir, o müjdenin ne olduğu konusunda izin verirseniz bir açıklama yapmayalım.” dedi.

Bu haber bir müjdemidir, elbette bir müjdedir, Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığı had safhada iken kendine ait coğrafyada bir hidrakarbon kaynağı keşfetmesi, bu sorununu çözebilmesi ya da hafifletebilmesi açısından son derecede faydalı olacaktır.

Umut ederim ki bu gün sayın Erdoğan’ın paylaşacağı haber bu yönde olur ve Türkiye’nin kendi coğrafyasında ciddi bir rezerv bulunduğunu içerir.

Bizim milletimiz Musul ve Kerküğün alınamamasına da atıfda bulunarak “ah bir petrolümüz olsaydı” söylemini içeren sohbetleri çok büyük sıklıkla yapar, lakin bol bol petrolü ya da doğal gazı olan İran, Irak, Libya, Venezüella ve hatta Rusya gibi ülkelerde yaşanan vahim boyuttaki sorun ve sıkıntıları hep görmezden gelir, petrol ve gazımız olsaydı kurtulurduk hayalleri kurar.

Bakınız dünya tarihinde refaha erişen ya da halk tabiri ile “yırtan” toplumların hemen hepsi doğal kaynakları olduğu için değil, rasyonel akıl ve bilimsel metodu kullanabilen yönetimleri olduğu için kurtulmuşlardır.

Japonya ve Almanya en iyi örneklerdir Rusya sahip olduğu onca doğal kaynağa rağmen halkına bir refah toplumu yaratamazken, Almanya ya da Japonya doğal kaynak fakiri olmalarına rağmen halkları için birer refah toplumu yaratabilmişlerdir.

Sadece petrol ve gaz rezervlerine sahip olan toplumlara değil altın, gümüş ya da elmas gibi kıymetli madenlere sahip olan Afrika devletlerine de bakınız, sahip oldukları bunca doğal zenginliklere rağmen halkları fakir, sefalet ve yoksulluk içinde, şiddet dolu bir toplumsal iklimde debeleniyorlar, sadece yönetimi elinde tutan bir avuç oligark krallar gibi yaşıyor.

Aynı şeyi Suudi Arabistan başta olmak üzere orta doğuda bulunan antidemokratik devletler içinde söylemek mümkün, evet zenginler mi zenginler ve lakin asla kalkınmış değiller! Zenginler var, fakat kadınlar başta olmak üzere halklarının çoğu siyasi, medeni ve ekonomik haklardan mahrum, kişilerin servet ve zenginliğinin bir kişinin iki dudağı arasında olduğunu da Suudi Arabistan’da yaşanan son olaylarda ve tasfiye operasyonlarında görmedik mi.

Unutmamak gerekir ki nakdi değeri büyük olan doğal kaynaklar çok kolayca oligarkların ya da diktatöryal yönetimlerin finansmanında kullanılarak, ülke halkları için son derecede olumsuz sonuçlara da neden olabilmektedirler.

Sonuç olarak bir ülke için doğal kaynaklara sahip olmak elbette büyük bir avantajdır, önemlidir, fakat çok daha önemlisi bu avantajı Norveç vb. ülkelerde olduğu gibi kalkınma ve halkının refahı için doğru yönde kulanabilecek, aklın ve bilimin yolunda yürüyen demokrasiye bağlı şeffaf yönetimlerdir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz