Mimarlığın resimli romanını yapıldı …

0
69

Her fani biraz mimardır üst başlığı altında Onur Kutluoğlu ve Umut Şumnu’nun senaryosunu yazdığı ve Onur Kutluoğlu’nun resimlediği Opera’nın Hayaleti adlı grafik roman’dan (yapanlar 2001 yılından itibaren kitapçılarda kategori olarak tanımını kullanmaya başladığı deyimle grafik roman diyor ama düpedüz bizim zamanımızdan kalma resimli roman) yola koyularak önce Mimarlık üzerine güzellemeler yapalım sonra kitap özeline ineriz. AB’nin kabul ettiği üç asal meslek doktorluk, avukatlık içinde mimarlık adı üstünde tek yapıcı, yaratıcı olanıdır.

Mimar çok boyutlu kavrar dünyayı. İnsanları mutlu edecek türden yaşanabilir çevreler yaratma mesleği ve sanatı “mimarlık” çok keyifli fakat o kadar da zor ve ciddi bir iştir.. Hani her lafın başı ”kadın, kumar ve mimar.. bu üç zararlıdan sakınacaksınız” derler ya. Mimar eli değen işlerin pahalı olacağına inananlarsa “Para kadınla, kumarda ya da mimarla yenir” diye düşünürler ya…Yanıt Le Corbusier’den geliyor ”Proje yalnızca mimarı için pahalıdır”. Malum ünlü alaylı mimar(akademik tahsili yoktur)hayatta ki ilk mesleki kazığını 1948’de İzmir’de yemiştir. İzmir için üç yıl çalışarak yeşili bol ve kentsel alanları çok güzel değerlendiren bir plan hazırlamış ve fakat projesi “proje alanlarının uygun olmayışı ve finansman sorunları” gerekçeleriyle rafa kaldırılmıştı. Bugünkü Mustafa Kemal Sahil Bulvarını yıllarca önce çizmiş ama parasını alamamıştı üstat. Le Corbusier çizimleri kadar, belki daha da fazla meslek yazılarıyla Dünya Mimarlığının esin kaynağı olagelmiş, ”Modular” el kitabı olmuştur. Tek fakat çok adam, Rönesans adamı Leonardo’da hayatı boyunca sayısız defter tuttu. Net sayı hâlâ tam olarak bilinmiyor. Bu defterlerden derlenen çalışmalarının en büyüleyici olanları bir araya getirerek Leonardo’nun zihninin derinliklerini nefes kesici bir ustalıkla ortaya koyduğu kendi notları ve hassas çizimleri, onun akıl dünyasına dalmak isteyen okurlarla LEONARDO’nun DEFTERLERİ kitabında buluşturulmuş.. Bu kitapta bir yerde grafik belgesel sayılabilir.

Apartman.press tarafından hazırlanan İlk Mimarlık Tarihi Grafik Romanı: “Opera’nın Hayaleti” Şevki Balmumcu’nun Sergi Evi yapısı merkezinde erken dönem Cumhuriyet Mimarlığının sancıları ve modernist bir mimar olarak Şevki Balmumcu’nun meslek hayatının hikayesi. Sergi Evi ile “büyük anlatıyı” aktaran hikaye, Şevki Balmumcu özelinde ise “büyük anlatının” mimarın hayatında nasıl kırılmalara yol açtığını konu ediyor. Üç farklı dönemin, farklı katmanlar ve renklerle simgelendiği eserin tasarımı da dikkate değer.

Opera’nın Hayaleti adlı grafik romandan görsel. Panellerde Sergi Evi ve Opera Binası’na ait detay ve görüntüler var. Kimi karelerde üst üste veya yan yana gelen kolajlar, sadece mimari değişimi değil; zaman içindeki atlamaları da belirginleştirip Balmumcu’nun hikayesinin farklı dönemlerini ve katmanlarını berraklaştırıyor. Opera’nın Hayaleti’nde Mimar Şevki Balmumcutarafından tasarlanan ve 1934 yılında inşası tamamlanan Ankara Sergi Evi’nin, 1948 yılında Ankara Opera Binası’na dönüştürülmesi ve bu dönüşüm ile Şevki Balmumcu’nun hayatında başlayan buhranlı dönem konu edilmiştir. Türkiye mimarlık tarihinde 1930’lardan 1940’lara geçişin anlatımında sıkça kullanılan bu örnek, kurmaca anlatı unsurları ile bir grafik romana dönüştürülmüştür. Böylece mimarlık tarihi yazımına alternatif bir anlatı yöntemi aranmış ve bu hikâyenin daha çok insanla buluşması amaçlanmıştır. Grafik romanın ilk bölümünde Şevki Balmumcu’nun aslında hiç ziyaret etmediği Opera binasında geçen kurmaca bir anlatı yer alır. İkinci bölüm ise bu anlatıya ilişkin detaylı tarihsel açıklamaların bulunduğu metinlerden oluşmaktadır. Opera’nın Hayaletini edinmek için lab.kovan.institute adresini ziyaret edebilirsiniz..
Kovan Enstitüsü / Sertifika no:48623