Geçen hafta sonu Ak Parti ve MHP Genel Başkanlarının yaptıkları konuşma ve açıklamalar 31 Mart Yerel Seçimlerinde hem ittifak yapacaklarını hem de diğer partilere karşı nasıl bir strateji ile davranacaklarını ortaya koydu.

“Bizim dışımızdakiler şer ittifakıdır. Millet ittifakı şer ittifakıdır. Bunlar PKK ve FETÖ desteğini alarak ülke için beka sorunu oluşturacaklardır. Bunlara değil, memleketin bekası için ekonomi ne durumda olursa olsun bize oy verin!” şeklinde özetlenebilecek söylemde bulunan Genel Başkanların tüm konuşmalarını dinlemeniz veya okumanızda yarar var. Ben sizin için çok kısa, vurucu alıntılar yapayım. MHP Genel Başkanı şöyle dedi örneğin;
“CHP, FETÖ’nün kuluçkası haline geldiğine yanmamış, Türkiye muhaliflerinin gözdesi olmuştur. Birbirinin sırtından geçinen, aynı projede buluşan dört siyasi parti Millet İttifakı çatısı altında bir araya gelmişlerdir. Sizin neyiniz milleti temsil etmektedir ki, ittifakınız millet olsun? Millet değil, zillet; millet değil, illet çatısı FETÖ harcıyla örülmüştür.”
Ak Parti Genel Başkanı da aynı zamanda Cumhurbaşkanı olduğunu unutup şöyle diyebildi;

“Ana muhalefetin de içinde olduğu malum ittifak, Kandil’den aldıkları icazetle bir araya geldi. Milletim o teröristleri nasıl çukurlara gömdüyse, zillet ittifakını da öyle sandığa gömecek. Zira bu malum ittifakın içerisinde vatanseverliğe karşı, milliyetperverliğe karşı ne ararsanız var. Hele hele terör örgütünün içinde olduğu böyle bir ittifaktan milli ittifak çıkar mı? Terör örgütünün destek verdiği oluşumun içinden vatanseverlik çıkar mı? İşte bugün bazı medya yayınlarında da gördüğünüz gibi çocukları dağlara kaçırıp Kandil’de onlara neler uygulandığını görüyoruz. 31 Mart’ta milletim teröristleri nasıl çukurlara gömdüyse ve şimdi de sandığa gömecek.”
Yukarıdaki kısa alıntılar dahi Cumhur İttifakının stratejisini net olarak gösteriyor. Daha önceki seçimlerde yaptıklarını bir kere daha tekrarlayarak ülkenin “beka sorunu”na oynuyorlar. Ekonomik krizin sebebini bile muhalefete yıkmayı, vatandaşın gerçekte kendilerine yönelik öfkesini muhalefete yönlendirmeyi amaçlıyorlar.

Peki, millet buna inanır mı?
Hiç kimse inanmaz.
Sadece hafta sonu yapıldığı gibi söylem olarak kalırsa hiç kimse inanmaz.
Peki, neden söylüyorlar, nasıl inananlar olacak?
Çok tekrar eder, medyalarında ciddi görüntülü adamlara çok sık tekrar ettirirler ve bazı olaylar bu söylemi destekler gösterilirse ve yine kötü olaylar yaşarsak, örneğin şehit cenazeleri gelir, bombalamalar olur ise inanırlar… Toplum yine korkar, pısar, sığınacak bir güç arar ise amaçlarına ulaşırlar…

Tüm toplum hedef değil zaten. Küsen, ekonomik kriz nedeniyle uzaklaşan, çeşitli sebeplerle gerçekleri bu defa gören kendilerine önceden oy vermiş yüzde 51’lik kesim hedef kitleleri… Tekrar bir kutuplaşma, gerginlik yaratılırsa -ki toplum buna çok hazır durumda, amaç hasıl olur.
Kaçan, uzaklaşan kesimi kolaylıkla ikna edilebilir görüyorlar toplumu rahatsız edecek olayları kullanırlarsa…
Bu kadar basit…

Olayları iktidar çıkaracaktır demiyorum dikkat edin. Olayların çıkması için gizli, kötü niyetle uğraşan, kullanılabilir güç mü yok?
Toplum dediğimiz düşünen bir varlık değildir, sonuçta yönetilebilen, yönlendirilebilen bir organizmadır… Peki, tüm bunlar karşısında muhalefet ne yapabilir, ne yapacak?
Mutlaka bu açık seçim stratejisi karşısında yapacakları ve yapmayı düşündükleri vardır. Onu da gelecek yazımda anlatayım.

FACEBOOK YORUMLARI

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.