“MİKROSKOPİK GÖRÜNTÜLERDEN YAĞLIBOYA SANAT ESERİNE”

0
164
- Reklam -

Medikal Estetik Uzmanı Dr. Tekin Yıldırım, mikrofotografi yöntemi ile elde edilen fotoğraflardan yola çıkarak hazırladığı “Mikrodünyadan Yansımalar İçsel Yolculuk” adlı resim sergisini sanatseverlerle buluşturdu.

ESMA ALTIN– Medikal Estetik Uzmanı Dr. Tekin Yıldırım, mikroskobik ortamda tamamen tıbbi kesitlerden oluşturularak elde edilen fotoğrafları yağlı boya tuvale aktararak hazırladığı “Mikrodünyadan Yansımalar İçsel Yolculuk” adlı sergisini sanatseverlerle buluşturdu. Görüntülerin kendinde yarattığı hislerden yola çıkarak tuvale aktarmaya ve resmetmeye başladığını belirten Yıldırım; “Onları içsel dünyamda şekillendirip tuvale aktarıyorum. Yani enteresan resimlerden enteresan yorumlar ortaya çıkıyor diyebilirim. 25 adetlik bir seri bu. Bu sergiye tam 5 yıldır hazırlanıyorum. Bu fikir aslında tesadüfen gelişti. Bir biyolog arkadaşım mikroskopta çektiği fotoğraflardan söz etti bana. Bunları genelde de tıbbi kesitlerden elde ettiğini söyledi. B12 tabletten tutun da aklınıza gelebilecek her şeyi kristalize edip lamberasına koyup polarize filtrelerden geçirip boyayıp çeşitli görüntüler elde ediyor. Bunların bir kısmını da bana servis etti. Ben de onları yorumlayarak yağlı boyaya aktardım. “ dedi.
‘MİKROSKOPİK GÖRÜNTÜLERDEN SANAT ESERİNE’
Sanata olan ilgisinin çocukluk yıllarından geldiğini dile getiren Yıldırım, şunları anlattı; “Medikal estetik uzmanıyım. Ozon tedavisi ve akupunktur üzerine çalışıyorum. Sanatla da yakından ilgim var. Resim ve müzik konusunda özellikle birtakım çalışmalar yapıyorum. Aileden müziğe ve resme karşı bir yetenek var ama daha çok müzik ile ilgililer. Abilerim ve kardeşlerim değişik enstrümanlar çalarlar. Bağlama, ud çalanlar, akordiyon çalan bir kardeşim var, yeğenlerim de yine müzikle ilgileniyorlar. Resim ailemizde daha çok benimle ön plana çıktı. Sanat yeteneği genlerden de geçiyor. Resim ile çocukluk yıllarımdan beri ilgileniyorum. Çocukluğumdan beri çok severek ve keyif alarak uğraştığım bir sanat dalı. Ankara’ya geldiğimde Yaşar Çallı, Çiğdem Çallı gibi profesyonel hocalar ile birlikte çalıştım. Daha sonra kendi tarzımı belirleyip o yolda ilerlemeye başladım.”
Şu anki resim sergisi hakkında bilgi veren Yıldırım, mikroskobik görüntülerden elde edilen fotoğrafları yorumlayarak tuvale aktardığını ve ortaya enteresan bir çalışma çıktığını ifade ederek sözlerine şöyle devam etti; “Şu anki sergimin konusu enteresan. Mikrodünya diyoruz. Burada mikrofotografi yöntemi ile elde edilmiş görselleri yağlı boya ile tuval üzerine yorumluyorum. Onları içsel dünyamda şekillendirip tuvale aktarıyorum. Yani enteresan resimlerden enteresan yorumlar ortaya çıkıyor diyebilirim. 25 adetlik bir seri bu. Bu sergiye tam 5 yıldır hazırlanıyorum. Bu fikir aslında tesadüfen gelişti. Bir biyolog arkadaşım mikroskopta çektiği fotoğraflardan söz etti bana. Bunları genelde de tıbbi kesitlerden elde ettiğini söyledi. B12 tabletten tutun da aklınıza gelebilecek her şeyi kristalize edip lamberasına koyup polarize filtrelerden geçirip boyayıp çeşitli görüntüler elde ediyor. Bunların bir kısmını da bana servis etti. Ben de onları yorumlayarak yağlı boyaya aktardım.”
‘HER RESMİN KENDİNE AİT BİR ADI VAR’
Resimlerine, ilk bakışta kendisine neleri çağrıştırdığına ve tamamen kendi içsel duygularına kapılarak farklı isimler verdiğini kaydeden Yıldırım, şunları söyledi; “Resimleri yaparken bu resim bende daha çok neyi çağrıştırıyor, insanlar bu resme baktığında ne göreceklerdir, tabi herkes baktığında farklı şeyler görecektir ama benim aklıma resimlerime isim vermek geldiğinde, çalışmalarım esnasında da az çok kafamda şekillendiriyordum zaten. Bitirdikten sonrası hepsini tek tek önüme koyup ben bu resmi yaparken şunu düşünmüştüm, aklımda bu geçmişti, bu isim uygundur dediğim oldu. Şahmeran, Şaman, Su yolu, Kızılderililer, Saltanat, Dönüşüm, Mistik vs. resmi yaptığımda o ilk görüntünün bende yarattığı anlam ile koyduğum isimler.”
Resim ile ilgili başka projeleri de olduğuna değinen Yıldırım, şunları ekledi; “Değişik çalışma gruplarım da var. Daha sonra memleketim Kars ile ilgili bir resim sergisi düşünüyorum. Yine 25-30 resim yapmayı planlıyorum. Bir kısmını yaptım. Kars’ı, kar görüntüsünü, Kars Kalesi’ni, Kars’ın dokusunu, florasını, insanını tablolarıma aktaracağım.”
‘SANATIN TEDAVİ EDİCİ BİR ETKİSİ VAR’
Her bireyin bir şekilde sanatı hayatlarının içinde barındırmaları gerektiğini ve herhangi bir sanat dalını uğraş edinmelerinin sağlık açısından da önemini vurgulayan Yıldırım, şunları dile getirdi; “Pandemi dönemi insanlar için bir zaman yarattı, aslında insanların hobilerini ortaya çıkarması için güzel bir fırsattı. Ama bana göre böyle bir kısıtlamaya gerek yok. Bütün insanlar sanatın herhangi bir, iki ya da üç dalıyla ilgilenmeli, nelere ilgileri varsa üzerine gitsinler. İlla ki resim ya da müzik yapmak zorunda değiller. Resimleri yorumlayabilirler. Hangi konuda yetenekleri varsa bence o konuya yönelsinler, vakit ayırsınlar. Özellikle çocukluk yaşlarından itibaren bütün bireyler sanata yönlendirilmeli diye düşünüyorum. Çünkü sanatın ciddi tedavi edici etkisi var. Bir hekim olarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Resim yapan bir insan günlük streslerinden, yaşamın getirdiği sıkıntılardan uzaklaşıp değişik bir dünyaya dalıyor, değişik şeyler üretiyor. Antidepresan yutmaya gerek yok. Eğlenceli iki şarkı dinlediğinizde, bir şeyler karaladığınızda, resim yaptığınızda zaten kendi terapiniz kendiniz yapmış oluyorsunuz. Tabii burada ailenin de katkısı çok önemli. Aileler çocuklarında sanata karşı bir yetenek gördüklerinde onu örtbas etmesinler, onu açığa çıkarmaya çalışsınlar. Örneğin; benim ailem de doktor olmamı istedi, sanatçı olmamı istemediler. Resim yine yaparsın, müzik istersen yine şarkı söylersin ama bir mesleğin olsun dediler. Kendi çaplarında haklı olabilirler ama şu an düşündüğümde hiç tıp ile uğraşmadan direkt sanat ile uğraşsaydım belki çok daha iyi işler çıkaracaktım.”
Son olarak müzikle de yakından ilgili olduğunu ve bu alanda yaptığı çalışmalardan söz eden Yıldırım; “Müzikte vurmalı çalgılar ile ilgileniyorum. Çocukluk yıllarımdan beri yapıyorum. Halk dansları oynadım. Ama artık yaş itibariyle halk danslarını pek idare edemiyorum. Ama şimdi de sahne çalışmalarım, stüdyo çalışmalarım var. Genelde halk müziği eserlerini yorumluyorum. Sanat müziği de okuduğum oluyor. Korolara katılıyorum. Yılda bir kez de, pandemi dolayısıyla sekteye uğradı ama Yenimahalle Belediyesi Yıldız Kenter Salonunda konserler veriyorum. Müziğe de ayrı bir bağlılığım var. Bu kadar işin arasında vakit ayırmaya çalışıyorum. Hem mesleğimi icra ediyorum hem resim yapıyorum hem müzik yapıyorum ama bunlar beni yormuyor.” şeklinde konuştu.

- Reklam -