Merkeze partili başkan

0
100

Cumartesi sabaha karşı saat 3’de yapılan bu atamama bize saray yönetiminin Türkiye’nin yaşamakta olduğu ekonomik krizin nedenlerine dair derin bir yanılgı içinde olduğunu, krizin nedenini hiçbir şekilde idrak edemediğini göstermektedir.

Çağdaş ekonomilerde, ekonomiye güven duyulmasını sağlayan en önemli ilkelerden biri Merkez bankalarının bağımsızlığıdır. Merkez bankasının bağımsızlığını ortadan kaldıracak, siyasileştirecek uygulamalar güven bunalımını arttıracak ve bu bankanın bastığı paranın değerini düşürecek eylemlerdir.

Herkes artık açık ve net olarak korkmadan söylüyor; Türk ekonomisinde en büyük sorun otoriterleşen tek adam yönetimine duyulan güvensizlikten ve bu yönetim tarafından uygulanan son derecede yanlış ekonomi politikalarından kaynaklanmaktadır.

Saray yönetimi bir önceki Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’yı “dediğimi yapmıyor, sözümü dinlemiyor” diyerek görevden almıştı. Sözünü dinleyeceğini düşündüğü Murat Uysal’ı bu göreve atayan saray kısa bir süre sonra ani bir kararla, görev süresi dolmadan Uysal’ı da görevden alarak AKP’li bir politikacıyı Merkez Bankası başkanı olarak atadı.

Bu atama Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın bağımsızlığını ortadan kaldıracak, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nı tamamen siyasileştirecek son derecede yanlış bir atamadır, piyasaların bu atamaya epeyce olumsuz tepki vereceği de ortadadır.

Uysal’ın niye görevden alındığına dair net ve şeffaf bir açıklama yapılmadı, biliyoruz ki faizleri indirin talimatını yerine getirmediği için bu talimatı yerine getirmek üzere atanmış ve son toplantıya kadar da faizleri indirmişti. Son toplantıda ise faizler 200 baz puan ya da 2 tam puan arttırıldı, Uysal bu yüzden mi görevden alındı? Meçhul… Yoksa sarayın dediğini yapıp, faizleri indirdiği için kurlar kontrolden çıkınca oluşan tepkileri yatıştırmak üzere kurban mı verildi? Bunu da bilmiyoruz…

Netice itibari ile saray iktidarı ekonomik başarısızlık karşısında ilk kurbanını verdi, bunun devamının gelmesini bekliyorduk, damat beyin Instagram’da yapmış olduğu bir paylaşım yaşanan başarısızlığın ikinci kurbanını da aldığını düşündürmektedir.

Bu satırların yazıldığı saate kadar damat beyin sosyal medya üzerinden yayınladığı istifa mesajı resmi olarak ne doğrulandı ve ne de yalanlandı. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Saray derin bir sessizlik içinde, çıt yok…

Bahse konu mesaj sosyal medyaya ilk düştüğü zaman acaba damat beyin hesabını hackerler ele mi geçirdi diye bir tereddüt oluşmuştu. Olay taze iken bu kabul edilebilir bir itiraz olurdu, lakin bunca saat geçip bir açıklama ya da yalanlama olmadığına göre artık bu mesajın gerçek olduğunu kabul etmemiz gerekmektedir.

“At izinin it izine karıştığı, Hak ile batılı ayırt etmenin zorlaştığı böyle çetin bir zamanda bizlerin samimiyetine inanarak dua eden her bir vatandaşımızdan Rabbim razı olsun” diyerek sitemkar ifadeler ile istifa ettiği açıklayan damat beyin mektubunun şifrelerini çözmek sanırım epey bir zaman alacak. Örneğin at izinin it izine karıştığı söylemi ile Demokrat Parti eski Genel Başkanı Süleyman Soylu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli kastedilmiş olabilir mi? Malum Demokrat partinin sembolü kırat, kurt ise MHP’nin simgesidir ve siyasi İslamcıların kurt sembolünü değersizleştirmek için it tabirini kullandıklarını da biliyoruz. Devlet Bahçeli’nin Süleyman Soylu’ya doğrudan destek verdiği biliniyor. AKP içinde Soylu, Albayrak kavgasının yaşandığı ise çok uzun zamandır konuşuluyor. Peki bu istifa mektubunda bahse konu olan Hak kim, batıl kim, ya da kimler tarafından temsil ediliyor? Bu da meçhul..

Sonuç olarak damadın bir saray kavgasına mı kurban gittiği, yoksa başarısız ekonomi yönetiminin ve ciddiyetsiz söylemlerinin bedelini mi ödediği meçhul.

Belki de Süleyman Soylu’nun yaptığı gibi önce istifa et sonra güçlenerek geri dön stratejisini uyguluyordur, izleyip göreceğiz.

Lakin hafta sonu yaşanan bu iki olay Biden kasırgası yaklaşırken ekonomi yönetiminde çok ciddi bir başı bozukluğun, kaosun ve kargaşanın yaşandığının açık ve net bir ispatıdır. Bu kasırgaya böyle bir yönetim ile yakalanmak Türkiye Cumhuriyet’i için son derecede büyük bir talihsizlik ve yaşamsal bir tehdittir.

Daha önce bir çok defa damat beyin görevden alınıp yerine piyasaların güven duyacağı, inanacağı ve ciddiye alacağı, liyakat ehli bir ismin atanması gerektiğini söylemiştim, yazmıştım, çizmiştim. Umarım bu istifa kabul görür, Hazine ve Maliye Bakanlığına Liyakat ehli, piyasaların güveneceği bir isim atanır ve içinde bulunduğumuz krizi kontrol altına alabilmek için gerekli ilk adım atılmış olur, biraz da olsa zaman kazanılır.

Bu ilk adım yeterli midir? Elbette hayır, kesinlikle yeterli değildir. Bu tek adam rejiminde bakanlar atanmış danışmanlar statüsündedir, siyasi ve hukuki olarak bir yetkileri yoktur. Gel dendiğinde gelirler, git dendiğinde giderler hükûmet üyesi olarak ciddi bir ağırlık taşımazlar.

Bu yüzden bu sistem varken kimin bakan olarak atandığı ciddi bir önem taşımaz, hiçbir bakan tek adama karşı doğru bildiğini savunup, uygulayamaz.

İşte tam da bu yüzden asli değişmesi gereken bu tek adam rejimidir. Bu rejim değişmeden Cumhurbaşkanı bile değişse piyasaların güveni kazanılamaz, demedi demeyin…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz