Merkez sınıfta kaldı

0
163

Merkez Bankası (MB) gecelik borçlanma faiz oranlarını yine artırdı. Son iki üç yıldır sürekli yapılan artışlara rağmen ne enflasyonda ne döviz kurlarında ne bir gerileme var ne de bir iyileşme, istikrar. Bu görüntü tam bir başarısızlıktır. Banka “sıkı para politikalarında” sınıfta kalmıştır.

Biz; MB’ın bu faiz oranlarını “dostlar alışverişte görsün” misali binde 25 ile 50 arasında artıracağını günler öncesinden yazmıştık. Banka bizi mahcup etmediği gibi “seçim var, ne olur olmaz bir de Haziran’daki toplantıda faizle uğraşmayayım” diye bir de 25 puan eklemiş.
Sonuçta ne oldu? Değişen bir şey var mı? Piyasalar olumlu tepki verdi mi? Hayır. “Atılan taş kurbağa ürkütmedi” sözünü hatırlatırcasına etkisiz bir hamle olarak kayda geçti, bir şeyin değişmeyeceği görüldü. “Efendim bakın kurlar oynamadı” denilirse yanlışlık olur. Beklenen; kurların hızla ve kalıcı olarak şöyle gümbür gümbür gerilemesiydi. Tam tersi yeni oynaklıklar kapıda bekliyor. O zaman ne yapılacak?
Kurlar; en kısa vadede Cumhurbaşkanı adaylarını bekliyor. Özellikle muhalefetin adayı veya adayları piyasalar için belirleyici olacak. Gelecek ay yine Türkiye’yi yakından ilgilendiren yurt dışı kaynaklı kararlar piyasaları yeniden oluşturacak. Nisan ayı enflasyon oranları “değişen bir şey yok” diyen sıcak paracılar için yeni bir kaçış bahanesi olacak. Buna bir de seçim karmaşası eklenecek.

Meşhur ”jeopolitik riskleri” anmıyoruz bile çünkü birazdan yine bir tweet, bir füze atılır, bir açıklama yapılır, dışarıdan uyarı niteliğinde bir değerlendirme gelir, ortalık karışır. ABD-Rusya; ABD-Çin gerginliklerinde yeni gerilmeler an meselesi.
Banka, hükümet kanadından “gereğini yapar” sözlü desteği ile hareket etmiş. Demek verilen “artırma izni” bu kadarmış. Bazılarının da kalkıp “aslan Merkez, bak iktidarın baskılara boğun eğmedi, bildiğini okudu” demeleri de anlamsız kalıyor.
Biz faiz lobisini savunmuyoruz ama artık ekonominin gereği her türlü lobinin üzerine çıktı. Bundan sonra kredilerin de mevduatında faiz oranları artacak. Buna bağlı olarak kurlar kendine yeni dengeler bulacak. Bekle ki gelsin 24 Haziran. Bir şey değişmeyecek, bari işler bu tarihten sonra kötüye gitmesin.

ADAYLIK PARASI

Yeni düzenlemelere göre, Cumhurbaşkanı adayları, seçime girmeleri için yeterli imza, grup kararları vesaire engelleri geçtikten sonra bir de Maliye’ye 131 bin lira adaylık ücreti yatıracaklarmış. Üstüne üstlük kazansalar da kaybetseler de bu para Hazine’ye gelir yazılacakmış, iadesi yok. Bu tutar en üst devlet memuru olan Başbakanlık Müsteşarının yıllık gelirine bakılarak bulunmuş. İyi iş, bırakın, bu parayı bulan aday olsun. Şu zor günler de iyi bir kaynak olur.

Şaka bir yana, buna gerek var mı? Tamam, milletvekili adayları partilerine destek ve gelir sağlamak için adaylık başvurularında para ödeyebilirler ama ya Cumhurbaşkanı adayları? Seçilen, her vatandaşın Cumhurbaşkanı, ülkeyi temsil ediyor. Her şeyi paraya bağlamak, bir ön seçim gibi “parayı getir, aday ol” şeklindeki yaklaşım; yapılacak böylesine önemli seçimin ve makamın değerini yıpratıyor.

Memlekette kaç kişi partilerin desteğini almadan, bir çırpıda yüz bin imza bulmadan nasıl başvuruda bulunacak ki? Haa, “önüne gelen aday olmasın” deniliyorsa, o zaman seçme ve seçilme hakkı ne olacak? Bırakın olsunlar, belki aralarından hiç umulmadık bir isim çıkar, işin rengi değişir.

Bu vakitten sonra bu konu değişmeyeceğine göre bazıları heveslerini milletvekilliği saklasınlar. Altı yüz koltuk için ön binlerce aday adayı parti kapılarında şimdiden sıraya girdiler bile.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz