Melih Gökçek’e yapılanlar

1226

Neler yapıldığını gerek yazılı basında ve gerekse görsellerden izliyoruz. Eski bir belediye başkanı olarak, Melih Gökçek’e görülen revayı hoş karşılamadığımı, benim gibi çoğu kişinin de aynı düşünceyi taşıdıklarını konuşmalarımız sırasında gözlemlediğimi belirtmek isterim.

Melih Gökçek’e yapılanlar görülen revayı hoş karşılamadığımı, benim gibi çoğu kişinin de aynı düşünceyi taşıdıklarını gözlemledim.

YAPMAK ZOR, YIKMAK KOLAYDIR

Bir eser ortaya koymaya çalışan kişi her yönüyle iyi niyet taşır. Zira o eser yapan, yaptıran kişinin adıyla anılır. Bir Ankapark Projesi’ne milyonlar harcanmış, bu tüyü bitmemiş yetimlerin hakkıdır. %75’i bitmiş bir projeyi durdurmak kolaycılıktır, önemli olan yapmaktır.

İmrahor Vadisi Projesi başkente yakışır bir düzenlemedir. Gerçekleşmesi halinde Ankara’nın güney çehresini tamamen değiştirir ve bir eser ortaya çıkar. Bir zamanlar Sayın Gökçek’in karşısında el pençe duranlar, şimdilerde yelpazenin hangi yanındalar diye de merak ediyorum.

Belediye önündeki fıskiyenin kırılmasının bile basında dile getirilmesi etik mi, değil mi? Hiç de etik olmasa gerek. Sayın Melih Gökçek ile hiçbir yakınlığım yoktur, hatta bir caddenin adı dolayısıyla mahkemelik olmuşluğum da vardır. Ama yiğidi öldürürken hakkını teslim etmek diye de bir atasözümüz vardır, bunu da unutmamak gerekir.

Melih Gökçek’in en çok beğendiğim bir davranışı vardı geçmişte. Fransa Devlet eski Başkanı Sarkozy Türkiye ziyaretinde ağzında sakızla uçaktan inmiş, giderken de ağzından sakızı hiç eksik etmemişti. Gökçek de onu sakız çiğneyerek uğurlayarak haddini bildirmişti.

TAŞ YAKINDAN GELİRMİŞ

Ne güzel bir atasözüdür “Taş yakından gelir.” Sayın Melih Gökçek görevdeyken etrafında fır dönenler, “Emrin olur” diyenler, gözünün içine bakanlardan bazıları şimdi hangi söylem içerisindedirler bilemeyiz! Bu devran hep böyledir zaten…

Sayın Gökçek’i sevmeyebilir, partisine de oy vermemiş olabilirsiniz. Gökçek, hiç mi güzel eserlere imza atmadı? Hep oturdu mu? Güzel yaptıklarını alkışlamzasanız da hiç olmazsa kötülememek gerekmez mi? 23 yıllık emeğin hiç mi hatırı yoktur? Eksinin yanı sıra bir de artı kavramı vardır, vicdanlar teraziyi doğru tartarsa mesele kalmaz da ah o vicdan, ah o terazi kaldı mı?