Medikalciler isyanda

0
83

Tıbbi Malzeme Üreticileri ve Sanayicileri Derneği, tıbbi cihaz ve medikal şirketlerinden istenen kamu ve üniversite hastanelerinin borcunun yüzde 25’inden feragat edilmesi talebini kabul etmenin hiçbir şekilde mümkün olmadığını açıklamış bulunuyor.

Tıbbi cihaz ve medikal şirketlerinin aylardır devletten alacaklarını tahsil edemediği, son olarak kamu otoritelerinin şirketlerden alacaklarının dörtte birinden feragat etmesini istedikleri geçtiğimiz günlerde basına yansımıştı.

Alacaklılar tarafından Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerce 17 aydır, üniversite hastanelerince ise 36 aydır şirketlere ödeme yapılmadığı da belirtilmişti.

Yahu bu nasıl bir düzen?

Bütün dünyada devlet en güvenilir kurum, devletten olan alacak en kesin ve ödenmesi yüzde yüz olan alacak değil midir?

Öyle üç beş gün de değil, bir yıldan fazla hatta üç yıla kadar varan süreler ile ödemeyi yapmamak; hangi hukuka, hangi insafa, hangi vicdana sığar?

Kanunların devleti korumasını fırsat bilerek gücü istismar etmek, piyasayı sömürmek yarın öbür gün bu kurumların başına çorap örmez mi?

İktidar bu firmaları batırmak, iflas ettirmek istiyorsa söylesin de bari insanlar hiç uğraşmasınlar, başlarını daha fazla belaya sokmasınlar, dükkanı kapatıp gitsinler.

Hem borcunu ödememek ve hem de borçta tenzilat talep etmek, dahası talep etmeyi de bırakın devlet gücünü kullanarak bunu dayatmak ciddi bir devlete yakışır mı?

Yaşanan ve kronikleşen bu borç krizi üzerine Yeniçağ gazetesinden Orhan Uğuroğlu’na bir açıklama gönderen Tıbbi Malzeme Üreticileri ve Sanayicileri Derneği bu durumu son derecede açık ve net olarak izah etmiş ve neticede “Alacaklar tahsil edilinceye kadar Kamu ve Üniversite hastanelerine ortopedi ve omurga cerrahisi alan grubunda tıbbi cihaz temin etmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır” diye son bir uyarı yapmış bulunmaktadır.

Konuştuğu zaman mangalda kül bırakmayan, ekonomimiz şöyle güçlü, böyle zenginiz diye anlatıp duran damat bey devletten alacaklı olan bu firmalara neredeyse üç yıldır borçlarını niye ödemediklerine çıkıp bir cevap vermeli değil midir?

Daha geçenlerde de Amerika Birleşik Devletleri Türkiye Büyükelçisi David Satterfield, Türkiye’nin ABD’li ilaç şirketlerine borcunu ödememesi durumunda şirketlerin Türkiye’ye ilaç satmayı durdurabileceğini açıklamadı mı?

Bu mudur başarılı tıkır tıkır işleyen sağlık sistemi?

Devlet müflis tüccar gibi sağa sola borç takar mı?

İşin daha da kötüsü devletin borçlanma ve ödemelerde hukuka ve bütçe disiplinine uygun davranmadığını düşünüyorum. Maalesef kamu acaba ödeme yaparken yandaş, yandaş olmayan gibi bir ayrım da yapıyor olabilir mi diye insanın aklına gelmiyor da değil.

İhaleyi kazanan malı ya da hizmeti veren kişi yandaşsa söz verildiği günde ödeme alıyor değilse sallanıyorsa yandaş olmayan bir firmaların makul bir teklif yapıp, doğru fiyat vererek ihaleyi alması nasıl mümkün olabilir? Böyle bir tavır piyasada yandaş firmalara çok büyük bir avantaj sağlamaz mı?

İşin açığı bu şartlarda ihaleye teklif verirken ödemenin ne zaman yapılacağı konusu fiyatın oluşumunda en önemli etken değil midir?

Kurduğu ilişkiler ile ödemeyi gününde alacağını bilen bir firmanın teklifi ödeme günü hakkında endişeleri olan bir firmadan her halükarda daha düşük kalmaz mı?

Ödemelerde ortaya çıkan bu durum kamu ihale sisteminde çok ciddi bir kayırmacılık, istismar ve hatta yolsuzluk kaynağı değil midir?

Kamu tarafından yaratılan ödeme sorunları elbette ki tıbbi cihaz ve medikal sektörü ile de sınırlı değil mesela devlet tüm taleplere rağmen parasal hacmi 200 milyar liraya yaklaşan KDV alacaklarını ödememekte de direniyor, sallıyor ve zamana yayarak enflasyon karşısında erimesini sağlıyor. Bu da son derecede haksız bir uygulama değil midir?

Netice olarak atalarımızın “alacağına şahin, vereceğine karga” sözü bir kez daha doğru çıkmaktadır.

Oysa bir devlet için ciddiyet, itibar ve saygınlık sözünde durması ile ölçülmez mi?