Marş basmıyor

1
81

Direksiyon başına geçip kontak anahtarını çevirdiğinizde, duyacağınız en tatsız ses bir iki gır gır yaptıktan sonra çalışmayan motorun sesidir. Böyle bir durumda ya akünüz boşalmıştır, yahut da benzin deponuz.

Bu olaya marş basmıyor denir, büyük olasılıkla ya akü boşalmıştır ya da benzin bitmiştir. Akü boşaldıysa sorun nispeten daha kolay çözülür bulursun etraftan bir iki kişi arabayı az, biraz ittirirsin ya da salarsın yokuş aşağı ikinci viteste vurdurdun mu arabayı marş alır, motor çalışır. Benzin bittiyse çözüm daha zordur elde bidon en yakın benzinciye kadar yürüyüp, bidonu doldurur döner depoyu takviye edersin, elbette cebinde paran varsa…

Dünya ekonomisinde de bu aralar benzer bir durum yaşanıyor, marş basmıyor motor çalışmıyor! Merkez Bankalarının elde bidon takviye ettikleri yakıt yetmiyor, vurdurmayı deniyorlar motor gene de çalışmıyor.

Bunun sebebi sorunun aküden ya da yakıt eksikliğinden kaynaklanmaması sorun hem farklı bir yerde ve hem de daha ciddi ve yapısal.

Öncelikle şu andaki ana sorun ekonomi kaynaklı değil, sağlık kaynaklı.

İnsanlar ölüm ya da hastalık korkusu ile tüm faaliyetlerini minumum düzeye indirmiş, mümkünse evden bile çıkmıyorlar. Tarih boyunca talebin bu kadar hızlı ve radikal bir şekilde daraldığı, tüketimin bu kadar büyük bir şiddetle düştüğü hemen hemen hiç görülmemiştir.

İnsanlar haksız mı? Elbette haklılar, salgın artarak devam ediyor, insanlık tarihinin kadim çağlarından kalma karanlık hatıralar belleklerde su üstüne çıkıyor, insanların yüreğine korku salıyor. Kim hastahanelere düşüp tüplere bağlı, soluk almakta zorlanarak yaşamayı kolayca göze alabilir ve kim basit bir grip denilen bu hastalık yüzünden dünyadan göçüp gitmek ister ki?

İnsanları korkarak tedbirli davrandığı için suçlamamız son derecede yersiz ve anlamsızdır.

Tam tersine insanlar korkmalı ve tedbirli davranmalıdır ki salgın sağlık sistemini çökertip daha büyük bir faciaya yol açmasın.

Covid 19 pandemisi kaynaklı ölüm sayısı 1 milyona vaka sayısı ise 20 milyona dayanmışken korkmamak mümkün müdür? Amerika Birleşik Devletleri başkanı Donald Trump gibi bazı politikacılar yaz aylarının salgını durduracağını iddia etmişti oysa Hindistan gibi en sıcak coğrafyalarda bile salgın her gün yeni rekorlar kırarak büyümeye ve yayılmaya devam ediyor.

Tüm insanlığın böylesine dehşete kapıldığı bir ortamda küresel sağlık sisteminin en üstünden son derecede korkutucu bir açıklama geldi. Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Dr. Ghebreyesus, DSÖ ve Dünya Bankasının ortak bir kurumu olan Küresel Hazırlık İzleme Kurulu’nun, Covid-19 salgını izleme raporunun açıklandığı etkinlikte konuştu, salgının, dünyanın pek çok ülkesinde sağlık sistemleri, ekonomiler ve toplumları altüst ettiğini vurgulayan Dr. Ghebreyesus, ayrıca salgının pek çok kişinin yaşamına ve geçim kaynaklarına mal olduğuna dikkati çekti.

Dr. Ghebreyesus, “Gelişmiş sağlık sistemlerine ve güçlü ekonomilere sahip ülkeler bile bunalmış durumda ancak başarılı olan ülkelerin çoğu SARS, MERS, H1N1, Ebola ve diğerleri gibi önceki salgınlardan ders almış olanlar.” diye konuştu.

“Bu ne en son salgın ne de en son küresel acil sağlık durumu olmayacak” uyarısında bulunan Dr. Ghebreyesus, gelecekteki salgınların önüne geçilebilmesi için “doğru siyasi ve finansal yatırımlar” yapılması çağrısı yaptı. Dr. Ghebreyesus, böylelikle gelecek nesillerin salgın tehlikelerinden korunabileceğini söyledi.

Dr. Ghebreyesus, insanlığın tedbir almadığı ve beklediği her günün yeni bir hastalık, iklim değişliği veya doğa felaketinin habercisi olduğu görüşünü savunarak, “Bir sonraki acil sağlık durumunun ne olacağını bilmiyoruz ama bunun geleceğini biliyoruz. Hazırlıklı olmalıyız. Bu korku tellallığı değil, bir eylem çağrısıdır. Tüm bu zorlukların üstesinden gelmek için gerekli araçlara ve bilgi birikimine sahibiz. Bu küresel tehditlerle ancak birlikte dayanışma içinde ve uzun vadeli iş birliğiyle mücadele edebiliriz.” uyarısında bulundu.

Açıkçası ben de Dr. Ghebreyesus ile aynı fikirdeyim, bu salgın insanlığın yüzleştiği ne ilk ve nede son yaşamı tehdit eden doğal fenomen, geçmişte bir çokları ile yüzleşildi, gelecekte de bir çokları ile yüzleşilecek.

İnsanlığın yapması gereken eldeki kaynakları başta salgın hastalıklar olmak üzere insanlığı tehdit eden doğal fenomenleri etkisiz hale getirecek şekilde kullanmaktır. Takdir edersiniz ki bu bir siyasi ve ekonomik tercihler bütünüdür, önceliğimizi neye vereceğimiz ile ilgilidir. Başta insan v finansman kaynakları olmak üzere elimizdeki tüm kaynakları önceliğimizi bu tip doğal tehditleri etkisiz kılacak şekilde değerlendirmeliyiz. Yoksa marş niye basmıyor diye kafamızı kaşır dururuz.

1 Yorum

  1. Bence artık arabayı (kapitalizm) değiştirme zamanı çoktan geldi geçiyor. Aşırı benzin tüketen, ikide birde durup kriz çıkartan, gittiği yolun çevresini kirletip berbat eden bu arabayı (tüketim politikaları) en kısa zamanda değiştirip, çevreci, enerjisini güneş veya yenilebilir kaynaklardan alan, çevreyi kirletmeyen ve zero karbon üreten araçlara (Politikalara) geçmek gereklidir. Aksi takdirede zaten araba bizi ölüme götürecek. Saygılarımla..

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz