DİJİTAL ŞİDDET, KADINLAR, GENÇLER ve GELİNCİK MERKEZİ… (1)

İnsan soyu, şiddeti yoğunlaştırdıkça, kullanılan araçları çoğalttıkça, şiddetin yaşandığı alanları genişleterek yaygınlaştırdıkça, şiddetin başlıkları, isimleri ve tanımları da çoğalıyor.

Bilim insanlarının, yazarların ve uzmanların makale ve kitap sayıları, ozanların  şiirleri de. Ağıtlar, hıçkırıklar ve haykırışlar da, kırsal ve kentsel  yerleşim yeri ayırımı yapmaksızın belirtmeliyiz ki evlerden doğaya yayılıyor.

Doğa…İnsanların hayvanlara, hayvanların birbirlerine yaptıkları şiddetin  yankılarını hayal edebiliyor musunuz? Hayvan avlayanların  ve avcılık diye bir sporu uyduranların vahşiliklerini nasıl algılıyor  acaba, iyi yürekli insanlar? Bu “iyiler”, ne zaman engelleyecekler, kimilerinin avcı, benim gibilerin “iyileştirilmesi” gerekenler diye tanımladığı insanları?

Türkiye ve Dünya, bireysel silahsızlanmayı mutlaka sağlamalı, sağlamalı da, ülkelerin silahlanması, silahlanmanın uzaya, gezegenlere taşınması çılgınlığına, bu satırları okuyanlar ne diyor acaba?

Şiddeti değil de, sevgiyi yaysak yerin üstünde, sevgiyi taşısak uzaya, gezegenlere, havayı, suyu ve toprağı cehenneme çevireceğimize, yaşarken görsek cenneti ülkemizde, Dünya’da ve uzayda, takvimi yeniden oluştursak ve insanın tarihini değil, “İnsanlık Tarihini” başlatsak, yeni bir sıfırdan.

Sevgiyi, bir erkeğin bir kadına, bir kadının bir erkeği duyduğu aşkın birazcık dışında bıraksak, ancak, yine de aşkı, sevgi ile canlı tutsak…Canlı cansız varlıklara yakışan, sevgi ile yaşamak değil mi? Belki de Dünyanın ve Evrenin kuruluşunun, canlı veya cansız dediğimiz varlıkların  nedenidir sevgi.

TRT’de, 2000 yılına doğru Gençlik Programına katkı vermeye çalıştığım dönemde, yayında sıkça şöyle derdim.

“Bir gün gelecek, insanlar yine ağlayarak doğacak, ancak mutluluk içinde gülerek ölecek.” Neden olmasın…

İyi insanlar, bu konuda umudu çoğaltacak gönüllü çabalarını sürdürüyorlar.

Ankara Barosu’ndaki iyi insanlar, gönüllü avukatlar, gönüllü hukukçular, toplumdaki diğer gönüllü iyilere yüreklerini, kollarını ve salonlarını açarak.

İnsan hakları, kadın hakları, çocuk hakları, çevre hakları, hayvan hakları, adalet, cumhuriyet, demokrasi  ve daha birçok alanı ilgilendiren ana konularda merkezler ve kurullar oluşturarak, sevginin egemen olduğu bir dünya için katkı koymaya çalışıyor Ankara Barosu. Çok yoğun ve sorunlu avukatlık mesleği yanında, ülkenin ve Dünyanın konuları ve sorunları ile ilgilenen, sevgi ve dostluk dolu gerçek “İnsanlık Tarihinin” başlamasına katkı koymaya çalışan, evim Türkiye’deki, hatta Dünya’daki gönüllü avukatları alınlarından öpüyorum.

Ankara Barosu Gelincik Merkezi, 2 Nisan 2024 Salı günü, 13. Kuruluş yıldönümü nedeniyle Türkiye Barolar Birliği’nde, “Dijital Şiddet” konulu bir söyleşi  düzenledi.

Ankara Barosu Gelincik Merkezi Başkanı, Av. Nazlı Özlem Atmaca’nın yönlendirdiği söyleşiye, Araştırmacı yazar ve bilişimci Orhan Toker, tiyatro sanatçısı Nazife Aksoy, Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Fatma Senem Güngör ile TOBB ETÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Olgun Değirmenci konuşmacı olarak katıldılar.

Ankara Barosu Yönetim Kurulu üyesi Av. Zeynep Tepegöz, dijital şiddette en çok kadınların ve gençlerin hedef olduğunu belirterek, açılışta yaptığı konuşmasına  şunları da ekledi.

“Hakaret, tehdit ve küfür, kadınların ve gençlerin dijital şiddet yolu ile gördükleri şiddet çeşitlerinden bazıları. Türkiye kadın mezarlığı haline geldi. Ancak, Gelincik Merkezi olarak, binlerce kadının, gencin ve çocuğun gördüğü şiddete karşı mücadele ediyoruz ve etmeyi sürdüreceğiz. Umutluyuz.”

Ankara Barosu Başkanı Av. Mustafa Köroğlu da konuşmasında, şiddet sarmalında, kararlılıkla sevmeyi, sevgi iklimine katkıda bulunmayı hedeflediklerini, Cumhuriyetin kazanımlarına karşın erkek egemen bir toplumda sevgi iklimini yaratmanın zor olduğunu, ancak gönüllü avukatlar olarak umutla çalıştıklarını, çok yol aldıklarını, sevginin, bir eylem olduğunda gerçek anlamına kavuşabileceğini söyledi.

Ankara Barosu Başkanı Av. Mustafa Köroğlu,  sözlerine şunu da ekledi.

“Yaşananlar konusunda sessiz kalmamalı, olayların üstünü örtmeye çalışmamalıyız. Cesur olmalıyız.”   

Türkiye Barolar Birliği   Başkanı Av. Ramiz Erinç Sağkan konuşmasında şunları dile getirdi.

“Gelincik Merkezi’nin kuruluşunda, o zamanın Ankara Barosu Başkanı olarak imzamın bulunmasından onur duyuyorum. Gelincik Merkezi, sadece kadınlara fayda sağlamıyor, erkeklere de çok şeyler öğretiyor.

Kadına yönelik şiddetin son bulması için yaptığımız çalışmalarda, kadınların ne bir adım gerisinde, ne bir adım önündeyiz, tam yanlarındayız.”

            Şiddetsiz Toplum Derneği Başkanı, Sonsöz Gazetesi ve Sonsöz İnternet Haber Sitesi yazarı olarak izlediğim söyleşide, ayrıca, Şiddetsiz Toplum Derneği Genel Sekreteri Azime Arıkan da katılımcılar arasında yer aldı.

            Gelecek yazıda, konuşmacıların sözlerine, özet olarak değinmeye çalışacağım.

DİJİTAL ŞİDDET, KADINLAR, GENÇLER ve GELİNCİK MERKEZİ… (1)

           

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Rıza SÜMER - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sonsöz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sonsöz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sonsöz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sonsöz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.