BAKLAYI ÇIKARDI

Kimi siyasetçiler ağızlarında gizledikleri laf baklasını uzun çıkarmazlar. Zamanın gelmesini beklerler. RTE’de; uzun süredir ağzında tuttuğu baklayı 2024 yılının Şubat ayının ilk haftası içinde çıkardı:

Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı “Diyanet Akademisi”nin ilk mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada bir yandan “mezun”lara İslam’ın cihatçı anlayışıyla görev yapmalarını tavsiye eder, hatta emrederken öte yandan da Cumhuriyetimizin 100 senedir ayakta tutmaya çalıştığı “laikliği” tam olarak “cehalet” diye tanımladı.


Laikliği “cehalet” olarak tanımlamak Atatürk İlke ve Devrimlerine düşmanlık değil mi? Diyanet Akademisi kurulmasına olanak tanıyan yasaya olumlu oy veren CHP milletvekilleri ile onları yönlendiren Kemal Kılıçdaroğlu’nun kulakları çınlasın!
Ayrıca mezun olanlara RTE, “Milli bünyemize tehdit teşkil eden bu cehalet karanlığını yırtıp atacağınıza inanıyorum. İslam’ın hayata dair kurallarının bütününü temsil eden şeriata düşmanlık, esasında dinin bizatihi kendisine husumettir (düşmanlıktır)” diyor.


Şu laflara bak! Bunlar söylenecek laflar mı?
Uzun yıllardır dilinin altında tuttuğu baklalar sadece bunlar değildir.
Laiklik karıştı yeni değildir.
Diyor ki: “Tutturmuşlar, laiklik elden gidiyor. Bu millet istedikten sonra tabii gidecek yahu! Sen bunun önüne geçemezsin ki. Millete rağmen yürümez zaten” dediğini unutmadık.


Şu lafa bak! Bir başka konuşmasında diyor ki: “Hem laik hem Müslüman olunmaz. Ya Müslüman olacaksın ya laik. İkisi bir arada ters mıknatıs yapar.
Ben Müslüman’ım diyenin tekrar yanına gelip bir de aynı zamanda ‘laik’im demesi mümkün değil. Niye? Çünkü Müslüman’ın yaratıcısı Allah, kesin hâkimiyet sahibidir.‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ koskoca bir yalan! Egemenlik kayıtsız şartsız Allah’ındır” bu laflarda RTE’nin ağzından çıkan baklalardır.


Halkı Atatürk ve silah arkadaşlarına karşı kışkırtmak değil mi?
Aynen Irak ve Suriye’nin Hizbullah terör örgütünden ve diğer terör örgütlerinden çektiği gibi Cezayir’de geçmişte, saldırgan bir İslamcı terör örgütünün kanlı eylemlerinden çok çekmişti. İslam ülkelerinde insanlar kendi ülkeleri adına endişelenmişlerdi.

Anlaşılan o tarihte Erdoğan’a da sormuşlar. Ağzından çıkardığı bakla şu:
“‘ Türkiye Cezayir olur mu’ diye soruyorlar. Biz hazmettire hazmettire geliyoruz Allah’ın izniyle. Bu düzenin koruyucusu olamayız. Mümkün değil.”
Eğitimin Birliği Yasası’nı yerle bir eden RTE ve ekibidir.
Laik Cumhuriyeti yıkma konusundaki kararlılığını bakın nasıl izah ediyor:
“Bizim inandığımız doğru, yani ‘Milli Görüş’ zaman ve mekâna göre değişmeyen doğrunun adıdır. Ben şahsen zamana ve zemine göre değişmeyen doğrunun hayata hâkim kılınması yolunda gerekirse papaz elbisesi giymeye hazırım.”
“Diyanet Akademisi”nin ilk mezuniyet töreninde RTE, Türkiye’yi 23 yılda, şeriatı artık açıkça ilan edecek zemine getirdiğine inanıyor. “laik” Cumhuriyete açıkça savaş ilan etti.


Öte yandan RTE’nin Atatürk ve İsmet İnönü’nün adını vermeden- “iki ayyaş” diye söz ettiğini anımsarsak, mezuniyet töreninde söylediklerinde hayret verici bir taraf bulmak zordur.
Cumhur İttifakı’nın vazgeçilmez unsurları olan partiler RTE’nin ağzından çıkan bu baklalara sessizliklerini sürdürüyorlar. Bu partiler AKP’nin vazgeçilmez parti olduğunu sanıyorlar.


AKP’nin getirdiği ve uygulamaya koyduğu şeri devlet düzenin destekçisi oluyorlar.
Ama muhalefet partilerine ne oluyor? Benim asıl kafamı karıştıran Ulusal Bağımsızlık Savaşı’nı veren Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Mustafa Kemal Atatürk’ün kurmuş olduğu Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüm bu olaylar ve söylemler karşısında uzun süredir devam eden sessizliğini ısrarla sürdürüyor olmasıdır.


Atatürk İlke ve Devrimlerini savunan demokratik kitle örgütleri, bu yasa ve hukuk dışı AKP Genel Başkanı RTE’nin söylemlerinin karşısına demokratik yollarla dikilmeleri gerekmiyor mu?
RTE ve Bahçeli zaten Anayasa’yı ve Anayasa Mahkemesi’ni ortadan kaldırdılar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mazhar Eylem Şimşek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sonsöz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sonsöz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sonsöz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sonsöz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.