KRİTİK YIL:2024

Türkiye 2024 yılına yüklü bir gündemle girdi. 16 milyon emeklinin 8 milyonuna 7 bin 500 lira olan emekli maaşları 10 bin liraya RTE’nin müjdesi ile çıkarıldı. İşçilerin, çiftçilerin, esnafın, yaşlı ve geçlerin çözümlenmeyen sorunları uç verdi. Bu yüklü gündemlerin altında halkın kurtulması olanaksız görünüyor. Muhalefet partilerinin TBMM’nde getirmiş oldukları teklif ve öneriler Cumhur İttifakı tarafından oylamada reddediliyor. Vurgulamak isterim ki; yurt dışında ve yurt içinde saldırılar çeşitlendi ve yoğunlaştı. Cumhur İttifakı dışındaki partileri birlikteliği sağlayamıyor.  İktidar partisinin ortakları çok merkezli ve apaçık beşinci kol güdümlü yol haritasında muhalefet partilerini terör ile suçluyorlar. Halkı ikiye bölüyorlar. Seçimlerde kamuoyunu yönlendirmek için tüm politik-psikolojik ve siyaset sosyolojisi temelli propaganda türlerini kullanmak toplumsal çatışmaları artırıyor.

İç ve dış kaynaklı operasyonların birbirinden ayrı olmadığı bir gerçektir.  Üstelik ülke çıkarlarını, ulusal birliği korumak için karşı propaganda olanağından yoksun bulunuyoruz.  Örnek vermek gerekirse, 2003’te AB’ye uyum için Milli Güvenlik Kurulu yapısını değiştiren yasayla “psikolojik harekât”a son verildi. Türkiye çok tehlikeli iç-dış karıştırmalara karşı korunaksız hale geldi. Maraş kıyımı ile 500’den fazla insanın vahşice öldürülmesi, Madımak’ta 35 kişinin yakılması, Çorum faciası, Ankara Garı önünde 103 insanın öldürülmesi (2015), FETÖ kalkışmasında yüzlerce şehit verilmesi, yurtdışında öldürülen çok sayıda MİT görevlisi (Kozmik oda gizleri FETÖ-ABD’ye!), süren aydın cinayetleri, yoksullaştırılan on milyonlar... Bunların hepsini bu toplum yaşadı. 2024 yılının sonunda kutlanması gereken Adalet ve Demokrasi Haftası 31’incisi kutlanmadı. Anayasa gibi demokrasi de rafa kalkmış, adalet desen iktidar yaptırımlarıyla gezmeye gitmiş… Temenni edilir ki işlenen cinayetler son bulsun, işleyen-işletenler açığa çıkarılsın. Devletin birincil yükümlülüğü yurttaşın can ve mal güvenliğini sağlamaktır. Gelelim işin bir başka yönüne, RTE Dev bir iktidar aygıtı kurdu. Bu aygıtın adı İletişim Başkanlığı’dır. Bu kurum neredeyse tümüyle politiğe ve yandaş olup ulusal kimlik ve işlevden çok uzaktır. Yaptığı yayınları benzetmek gerekirse, neredeyse Goebbels propaganda birimine benziyor. Dezenformasyon Yasası ile basının ifade özgürlüğünü dahi yok sayabiliyor. Olacak iş mi?

Üstelik sayısal (dijital) çağın olanakları çok sayıda ücretli trol ile kullanılmakta ve“oldukça” başarılı (!) olunmaktadır. Ay’a dört şeritli otoyol ve 2023’te“sert” iniş yapılması (ta 1968’de, ilk idi!), “nas”sın tıkanan ekonomiyi gizlemek için siyasete alet edilmesi, şükür istemi, hatta “fiyatları Allah’ın belirlemesi”!  Bu işlere bir yurttaş olarak ne dersiniz? Siyaset bilimi açısından Türkiye çok ilginç bir “laboratuar ülkeye”, ulus ise kobaya dönüştürüldü. Machiavelli’nin düş gücünü çok aşan kurgular dayatılmaktadır.  Bu neden Türkiye’de bir korku karanlığı yaratıldı ve gerilim çok yükseldi. Ekonominin dikişleri sökülmüş, kumaşlar yeni dikiş tutmuyor ve 2024’te iyileşme beklenmediği gibi toplumsal umutlarda yok edildi.

Bu nedenle RTE; yeni yılda vatandaşlardan destek istedi. Mayısa dek en az yüzde 70 enflasyonu AKP=RTE kabul ve itiraf etmektedir. Asgari ücret genel geçer kılındı ve birkaç ay içinde açlık sınırı altında kalacaktır. Borçların çevrilmesi ve yatırım ortamının sürmesi için gerekli 250 milyar dolar ufukta yoktur! Giderek yoksullaştırılan on milyonların yedekleri de tükendi.
Ama senaryolar yaşama geçirilirken temel kaldıraçları ve “gündem oyunları”. İktidarın aynıdır. AYM’nin işlevsizleştirilmesi, Anıtkabir’de laik düzene küfür ve şeriat naraları, Galata mitinginde hilafet çığlıkları, bir kadın doçentin (?) “seküler hilafet” zırvası, Riyad’da yapılamayan GS-FB maçı... Hiçbiri rastlantı değildir. Tümü üst-dış akıl kurgusunda AKP’nin Dezenformasyon Yasası İskender’in kılıcı gibi; iktidar eliyle her oyun serbest ancak bunlara karşı çıkmak ve halka tuzağı anlatmak dezenformasyon! Yaman, rezil bir kurgu...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mazhar Eylem Şimşek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sonsöz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sonsöz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sonsöz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sonsöz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.