İKİ ÖNEMLİ BAKANLIK

Her ülkenin kendi bakanlıkları önemlidir. Pek tabii ki Türkiye’nin her bakanlığı da önemlidir. Ama bakanlıkların içinde iki bakanlık vardır ki bu bakanlıklar daha da önemlidir. Bu bakanlıklardan biri Milli Savunma Bakanlığı, diğeri ise Milli Eğitim Bakanlığı’dır. Milli Savunma Bakanlığı ülkeyi tüm düşmanlarına karşı koruyacak, Milli Eğitim Bakanlığı ise Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’ni emanet ettiği gençleri, çağdaş uygarlık seviyesinde yetiştirecektir.

Bu yüzden Atatürk, Eğitimin Birliği Yasası’nı (Tevhidi Tedrisat Kanunu) yürürlüğe koymuştur. 1950 yılında iktidara gelen Adnan Menderes ve ekibi Eğitimin Birliği Yasası’nı hiç ettiler. Şimdi günümüze dönelim. AKP iktidarı 23’üncü yılına girdi. Bütün kurum ve kuruluşlara kendilerine cemaat ve tarikat diyen örgütlenmeler tarafından parsellendi. Bu anlamda şu soruyu sormak gerekir.

Türkiye’de savunma ve eğitim niçin ulusaldır?

Çünkü Türkiye iki savaş ile kuruldu. Birisi Ulusal Kurtuluş Savaşı, diğeri Atatürk’ün önderliğinde Devrimci Kültür Savaşı…
Bu nedenle 40’a yakın 400 kolu olan tarikatlara ve cemaatlere asla izin verilemez. RTE ve ekibi Fetullah Cemaati’ne pirim verdi. Türkiye faturasını çok ağır ödüyor. Halen Fetullahcılar toplanıyor. Ceza ve tutuk evlerine dolduruluyor.
Ya öteki tarikat ve cemaatler ne olacak?

Gelelim asıl konuya… Milli Savunma Bakanı’nın ve Milli Eğitim Bakanı’nın son günlerdeki açıklamaları, ülkenin varlığının bekasına ilişkin tehditler içeren tarikat ve cemaat sorunlarını gündeme getirmiştir. Her iki bakanın açıklamaları da Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığına, bağımsızlığına, Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti kimliğine karşı bir tehdidin, büyük bir tehlikenin varlığına işaret ediyordu.

Oysaki Osmanlı Devleti’nin topraklarını paylaşmak isteyen emperyalist devletler, Atatürk’ün önderliğinde Ulusal Bağımsızlık Savaşı ve Lozan’la büyük darbe aldılar. Ama şimdi hangi noktadayız? Atatürkçü Düşünce Sistemi, Cumhuriyet karşıtlığını, tarikatlar ve cemaatler emperyalistlerin desteği ile din ve ırk ayrımcılığı üzerinden yeniden fışkırdı.
Fettullah Gülen darbesi başarıya ulaşsaydı. İran’ı istila edence şeriatçı devlet düzeninin aynısı Türkiye’de uygulamaya konulacaktı.

Osmanlı döneminde dünyada birçok devlet Endüstri Devrimi’ni gerçekleştirirken, Tarım Devrimi döneminde patinaj yapan dünya imparatorluğu Osmanlı Devleti idi. Emperyalist devletler tarafından “Hasta Adam” diye niteleniyordu.
Tarihi incelersek emperyalistler tarafından Osmanlı’nın nasıl parçalanacağı ve bölüşüleceği, tarihe “Doğu Sorunu” olarak geçmişti.

Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğindeki Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın İsmet İnönü dahil 18 altın adamı, Türkiye’nin tarihini ve yazgısını değiştirmiş, Osmanlı topraklarından emperyalistleri kovarak Türkiye Cumhuriyetini kurmuşlardı. Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğindeki bu Cumhuriyet, geç kalmış olan ulusallaşma sürecini, Harf Devrimi, Dil Devrimi, Tarih Devrimi, Kıyafet Devrimi, Saat ve Ölçü Devrimi, Medeni Kanun, Laiklik, okuryazarlık seferberliği gibi, hukuk ve eğitim atılımlarıyla başlatmış ve millet bilincinden yoksun Osmanlı Toplumu’nu, millet bilincine sahip olan Türkiye Cumhuriyeti Toplumu’na dönüştürmüştür. Eğitim ve Milli Savunma bakanlıklarında tarikatlara ve cemaat örgütlenmelerine kapılar açılmıştır. Bu hatadan dönülmesi için bir gazeteci olarak iktidarı ve öteki yetkilileri uyarıyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mazhar Eylem Şimşek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sonsöz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sonsöz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sonsöz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sonsöz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.